Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Kadın Kolları Başkanlığı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kapsamlı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. CHP Antalya İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Füsun Çevik tarafından okunan metinde; kadın cinayetleri, ekonomik kriz, bakım emeği sömürüsü ve İstanbul Sözleşmesi vurguları öne çıktı. Konuşmasına 1857’de New York’ta hayatını kaybeden 129 dokuma işçisi kadını anarak başlayan Çevik, Türkiye’deki mevcut tabloyu "karanlık bir düzen" olarak nitelendirdi. Çevik, "Şüpheli ölümlerin karanlıkta bırakıldığı, faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bir dönemdeyiz. Bizlere hayatta kalmayı bir lütuf gibi sunan bu düzen tesadüf değildir. Ancak kadın düşmanı politikalara karşı özgür ve eşit bir yaşamı örgütlemekten vazgeçmeyeceğiz" dedi.
‘Kadının doğal görevi değil’
Kadınların sadece şiddetle değil, derinleşen yoksulluk ve ‘görünmeyen emek sömürüsü’ ile de boğuştuğunu ifade eden Çevik, ev içi bakım hizmetlerine dikkat çekti: "Çocuk, yaşlı ve engelli bakımı kadınların 'doğal görevi' gibi dayatılıyor. Oysa bu kamusal bir sorumluluktur. Aynı işi yapan kadınların daha düşük ücret aldığı, terfilerde geri bırakıldığı bu adaletsiz düzen değişmelidir. Emeğimiz hakkımızdır, pazarlık konusu değildir." CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in liderliğinde toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesini sokaklara ve Meclis’e taşıdıklarını belirten Çevik, partisinin çözüm önerilerini ve kırmızı çizgilerini şu sözlerle özetledi; "Bizim yolumuz, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını pek çok Avrupa ülkesinden önce veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur. İstanbul Sözleşmesi’nden de 6284 sayılı kanunun etkin uygulanması talebimizden de vazgeçmiyoruz." Yerel yönetimlerin kadın istihdamını desteklemek için açtığı kreşlerin önemine değinen CHP Antalya İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Füsun Çevik, "Kreş, kadının çalışma hakkının teminatıdır. Çocuk bakımını sadece annenin omuzlarına yükleyen anlayışı reddediyoruz" ifadelerini kullandı. Açıklamasını "Yaşasın kadın dayanışması" sözleriyle tamamlayan Çevik, Türkiye’nin demokratikleşmesinin ancak kadınların özgürleşmesiyle mümkün olacağını vurgulayarak; "Son sözümüz net; çare eşitlikte, çare Cumhuriyet değerlerimizdedir" dedi.