Hoca efendinin dilencileri!..
Markantalya ismiyle açılışı yapılan alışveriş merkezinin yerinde Otogar vardı. Doğusu’nda itfaiye müdürlüğü ve Fen İşleri’nin oto parkı.
Otobüs ile Antalya’ya gelen her kim olursa olsun yere ayak bastığı an, karşısına ilk çıkan kişi yada kişiler dilenciler olur.,
“Allah rızası için bir ekmek parası” diye elini açardı.
Hasan Subaşı, Antalya’nın altyapı seferberliğini başlatıp, bu kente otogar, toptancı hal, Atatürk Kültür Merkezi’nin yanı sıra, Belediye Başkanlığı döneminde sokak dilencileriyle çok mücadele etti.
Bekir Kumbul biyolojik arıtma ve Boğaçayı köprüsünü yaptı, geçmişten kalan borçları eritti, dilencileri o da unutmadı.
Menderes Türel’in yaptıklarını saymaya gerek var mı?
Sayarsak birileri fena halde bozuluyor da..
Bozulduğuyla kalsa sözümüz olmaz ama, Menderes Türel ismi geçtiği an tüyleri dikiliyor.
Türel döneminde ben sokakta gezen dilenci hatırlamıyorum.
Peki ya şimdi?
4.5 yıldır Antalya’nın dilenci sayısı her geçtiğimiz gün arttı. Artmaya da devam ediyor.
Son zamanlarda evinden çıkıp, arabasına binip, ilk durduğu kırmızı ışıkta kapısının dibinde biten dilenciye rastlamayan var mı?
Çok değil daha önceki gün, yaşı ya 25, yada 26-27. Antalyaspor kavşağında kırmızı ışıkta duruyorum. Karşıdan bir genç geliyor ve araç sürücülerine elini açıp, bir şeyler söyleyip, para istiyor. Sıra bana geldiğinde, “Ağabey kardeşimi okutuyorum. Allah rızası için bir katkı” diyordu.
Konu eğitim oldu mu, içim bitiyor.
“Kardeşin hangi okulda okuyor” diye soruyorum, Kepez bölgesinde bilmem ne lisesinin adını söylüyor.
“Gel arabaya bin. Seninle kırtasiyeye gidelim. Tüm ihtiyaçlarını ben alacağım” dememle yanımdan kaçarcasına uzaklaşıyor.
Sağlık Müdürlüğü kavşağına geliyorum yine kırmızı ışık ve mecburen duruyorum. Tam karşı istikametteki araçlara el açan bir yaşlı bayan belli ki sürücülere dileniyor.
Ben onu izlerken kapımın dibinde bu kez küçük bir çocuk elinde kağıt mendil, “Allah rızası için bir ekmek parası” demez mi?
Dilenci olayı kafama fena halde takılıyor.
Tamam, tabi ki insanlar yokluktan dileniyor. Yoksa kim ister ki sokakta insanlara el açıp, yardım istemeyi?.
Ama bu işi kendilerine meslek edinmiş olanların sayısı son zamanlarda Antalya’da o kadar çok arttı ki, sonu nereye gider bilinmez.
Gelin Selekler kavşağına. Geçin Cumhuriyet meydanı tarafına. İlerleyin Dönerciler çarşısına. 100.yıl, Yener Ulusoy Bulvarı ve Otogar kavşakları ona keza.
Kapalı yol desen resmen dilenci istilasına uğramış.
Bir de, “Ağabey Kırşehir’den geldim karnım aç. 2 liran var mı” diyene, “Genç adamsın çalışıp kazansana” cevabı verildiğinde, “İş var da biz mi çalışmıyoruz. Ne yani illa ki gasp mı yapılım” gibi tehditkâr kabarışlar var ki, insanın başı belaya girmesin.
Bu işler Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin görevi ama, var mı o görevi yerine getiren ki?
Antalyalı 4.5 yıl önceki Mustafa Akaydın tercihiyle yazık etti bu kentin önündeki en az 20 yılına.
Hiçbir şey yapmadığı gibi, kedi evi yaptım diye billboardlarda ilan etmediği kaldı.
Dolayısıyla Antalya’yı doğru dürüst yönetemeyen muhterem, Bütünşehir yasasıyla Gazipaşa’dan Kaş’a, Elmalı’dan Gündoğmuş’u mu yönetebilecek ki?