Hoca’nın vefasızlığı!..
Ve 4.5 yıldır niçin çoğunlukta Akaydın ile ilgili eleştirisel yazılar yazıyorum?
Eminim ki bu iki soruyu şahsım ile ilgili özellikle de CHP’liler arasında bir birlerine soran çok olmuştur.
Hala da vardır..
En kestirme cevap da, “AK Parti yanlısı olduğu içindir. Başka ne için olabilir ki” olmuştur.
Veya, “Yandaş basın çalışanı olduğundan” da denmiştir.
Hiç birisi..
Vefalı olmak yandaşlık ise ben yandaşım..
Ahde vefa olayı gütmek, haksızlıklara vefalılık yaparak göğüs germek yalakalık ise ben yalakayım.
Zamanında yediğim ekmeğin hala kursağımda durmakta olduğunu unutmamam.,
Evdeki eşim ve çocuklarımın geçimini temin ederken, tüm bu uğraşlarıma katkı koyanlara saygı göstermem, onlarla hala ilk günkü gibi sevgi duygularımla sarılıyor olmak yağdanlıksa ben yağdanlığım..
Gelelim asıl meseleye..
Sahi ya benim Mustafa Akaydın’dan ne alıp veremediğim var?
Öncelikle Akaydın’a kızdığımdan dolayı asla ve asla yazı yazmıyorum..
Bir gazeteci kızgınlığını kişinin haklarına girerek mi giderir ki?
Onun hakkında durmadan yazılar yazarak mı egosunu tatmin eder?
Şükürler olsun ki çeyrek asrı aşan meslek hayatım boyunca gazeteciliğimi kesinlikle kişiselleştirmedim, bundan sonra da kişiselleştirmeye niyetli değilim.
Ama nankör..
Vefa nedir bilmeyen..
Yapılan iyilikleri anında unutanlarla hep hesabım olmuştur..
Bundan sonra da olmaya devam edecektir..
Bana göre Mustafa Akaydın kendisini yeniden küllerinden doğuran kişi ve kişilere nankörlük etmiştir..
Ondandır kendisine yakın durmama nedenim..
Akaydın’ın Rektörlüğü bitmiş. Üniversiteler Birliği Başkanlığı sona ermiş. Ve yaşamının geri kalan kısmı için iki yolu var. Ya Genel Cerrahlığa geri dönüp, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde her doktor gibi işini yapacak. Ya da emekliliğini isteyip, evinde inzivaya çekilip torunları sevecek. İşte tam bu iki seçenek arasında gidip geldiği dönemde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal çıkıyor, kendisini Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapıyor. O da seçiliyor.
Peki sonra ne yapıyor Mustafa Akaydın?
Komplo ile Genel Başkan koltuğundan olan Baykal’ı en zor günlerinden birinde, cıscıplak soyacağından dem vurup, “Büyük ağabey” ismini takıyor..
Seçimde kendisi için geceli-gündüzlü çalışan Yıldıray Sapan’ı seçildikten sonra EKDAĞ Genel Müdürü yapıp mükafatlandırıyor, Sapan Milletvekili olup gitmesinin ardından düğün salonlarında bir birlerine bir tek silah çekmedikleri kalıyor.
4 yıllık Büyükşehir Belediye Başkanlığı süresince dış muhalefete kendilerini kalkan yapan.,
İç muhalefetlerde Akaydın’a karşı kendi göğüslerini geren Mustafa Yılmaz, Kadir Alkış ve Baki Çelik gibi yol arkadaşlarına aylardır tavır takınıp.,
Tüm zorluklara karşı el ele verdiği bu üç yoldaşının geçtiğimiz günlerde sona eren aday adaylığı baş vurusu yapmamalarına karşın, “Neden” diye bir tek cep mesajı dahi atmayan.,
Tüm bunların baş aktörü konumundaki nankör ve vefasız kişi için yaptıklarını ve söz verip yapamadıklarını yazmak benim gazetecilik görevim değil de ya ne?