II. Abdülhamid Hân’a ‘…Yıldız burcunda ikâmet eden baykuş, insan kanı emmekten, öksüz yetimlere gözyaşı döktürmekten mütelezziz olan harîs (lezzet alan aç gözlü), …canavar..’ diyen Mahmud Şevket Paşa, bir gün önce II. Abdülhamid Han’a çektiği iki telgrafta;
‘Ordu-yıHümâyun’un Dersaadet’e vüsûlü münasebetiyle bir takım bedhâhân ordunun zât-ı şâhânelerini hal’ edeceği havadisini neşrediyor. Hâşâ sümme hâşâ ordu böyle bir şeyi asla kabul etmez. Bu bir bühtân-ı azîmedir (büyük bir iftiradır)…’
‘…Mücâzâttan tevahhuş eden bazı fesede ve erbâb-ı denâet (bozguncular ve alçak insanlar) tarafından kuvâ-yımezkûreningûyâ zât-ı hazret-i Pâdişâhîyi hal’ maksadıyla geldiği işâe edilmiş (yayılmış) ise de, bunu suret-i katiyedetekzib eyler (kesin olarak yalanlarım) …’ (Ali Cevad Bey Fezlekesi, İkinci Meşrutiyet’in İlanı Otuzbir Mart Hadisesi, Haz: Faik Reşit Unat, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1960, s. 90-91) ifadelerini kullanıyor, padişahın hal’ edilmesinin yalan ve iftira olduğunu ifade ediyor, ordunun asıl maksadını gizleyerek zaman kazanıyordu.
Halbuki anılarına bu yönde bilgiler ekleyen müelliflerden Ziya Şakir (Soku) Bey, Mahmut Şevket Paşa’nın daha Selanik’te bulunduğu günlerdeİttihat ve TarakkiCemiyeti ile arasında, Sultan Hamid’in hal’ine dair görüşmelerin yapıldığını bildirmektedir. (Ziya Şakir Soku, İttihat ve Terakki, Akıl Fikir Yayınları, İstanbul, Ekim 2014, c.2, s.301)
19 Nisan 1909 tarihinde İstanbul halkına hitaben Mustafa Kemal tarafından kaleme alınan 9 maddelik beyanname yayınlandı. Adını Mustafa Kemal’in verdiği ve bütün hareket planlarını hazırladığı ve Kurmay Başkanlığı’nı (en üst düzey sorumluluğunu) yaptığı Hareket Ordusu 23 Nisan gecesi dört koldan İstanbul’a girdi. Ordu İstanbul’a gireceği sırada Selanik İttihat-Terakki genel merkezi tarafından Mustafa Kemal, Hareket Ordusu kurmay başkanlığından alınarak yerine Enver Paşa atandı.(Atatürk’ün Not Defterleri, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Bşk., Genel Kurmay Basım Evi, Ankara 2004, s.4-20; Celal Bayar, Ben de Yazdım, Milli Mücadeleye Giriş, Baha Matbaası, İstanbul 1966, s. 80; Zekeriya Türkmen, ‘Hareket Ordusu’, TDV İslam Ansiklopedisi, 16. Cilt, s. 125-127) Beyazıt’taki Harbiye Nezareti binasını ele geçiren ordu ayrıca Taksim ve Taşkışla’da da çatıştıktan sonra Beyoğlu bölgesini ele geçirdi. Yıldız Sarayı kuşatıldı. 25 Nisan 1909’da Hareket Ordusu kumandanlığı tarafından hükümete danışılmadan İstanbul’da sıkıyönetim ilan edildi. Zira sıkıyönetim ilanı Kanun-i Esasi’nin 113. maddesine göre komutanlara değil hükümete aitti. İstanbul, Hareket Ordusu tarafından ele geçirildikten sonra Divan-ı Harb mahkemeleri kuruldu.
‘‘…Artık Yıldız Sarayı’nın harem-i hümâyun dairesinden başka her tarafını asker işgal etmiş ve içeride bulunanlar süngülü askerlerin muhafazası tahtında takım takım Mekteb-i Harbiye ve Daire-i Askeriye’ye sevk olunmuşlar…’’ (Ali Cevad Bey Fezlekesi, s. 100)
Mebusan Meclisi Başkanı Ahmed Rıza Bey hatıratında, Mahmud Şevket Paşa’nın yâverinin kendisini boşaltılmış bir eve götürdüğünü ve orada paşanın kendisine: ‘‘Yolda gelirken haber aldım. Mebusan ve Âyân, padişahın tahttan indirilmesini tartışıyorlarmış; ben emrimdeki askeri, Meşrutiyeti ve padişahı kaldırmak isteyenleri yola getireceğiz, padişahın ve ulusun canı tehlikede diyerek buraya getirdim. Tahttan indirmenin bizim taraftan olacağını askerim duyarsaisyan eder, mahvoluruz. Siz Âyânve Mebusan’a gizlice anlatınız; şimdilik ses çıkarmasınlar, bu işin tartışma zamanı geldiğini ben size haber veririm. Şimdi gidiyorum’ deyip gittiğini ve;
‘‘Mecliste Âyân üyeleri Mebuslar, gene ortak olarak toplanmışlardı. Said Paşa, başkanlık ediyordu. Ahmed Muhtar Paşa’yla birlikte Harbiye Nezâreti’ne gidip Mahmud Şevket Paşa’yla konuştuk. Duruma egemen olduğunu, tehlike kalmadığını, artık tahttan indirme konusunu tartışabileceğimizi söyledi.Dönüşte, Meclis’e bildirdik, hemen tartışıldı.’’ diye nakletmektedir. (Ahmed Rıza, Anılar, s.46-49; Bayar, 1966:339)
Darbeci askerin emriyle Yeşilköy’de toplanan ve II. Abdühamid’in hal’ine karar veren Meclis-i Millî azaları, asayiş sağlandıktan sonra 26 Nisan 1909 günü İstanbul’a dönerek ertesi gün Ayasofya civarındaki Meclis binasında iki tabur asker gölgesinde tekrar Meclis-i Umûmî-î Millî adı altında toplandı. Toplantıda Ayan Reisi Said Paşa’ya, Mahmud Şevket Paşa tarafından gönderilen şu gizli telgraf okundu:
‘‘Meclis-i Umûmi Milli Riyasetine;
Asker arasında, Sultan Hamid aleyhine şiddetli bir galeyan vardır. Bu bab da Meclisçe bir karar alınmasını ve neticenin tarafıma bildirilmesini talep ederim.’’ (Aykut Kansu, 1908 Devrimi, İletişim Yayınları, İstanbul 1995, s. 110; Bayar, 1966:38)
Meclis II. Abdülhamid’in hal’ine ikinci kez resmen karar verdi. Darbe yapan ve her yeri kuşatan ordunun emriyle Meslis’ten çıkartılan siyasi hal’ kararından sonra padişahın hal’ edildiği ile alakalı formalite evrak haline gelen ‘hal fetvası’ kaldı.