II. Abdülhamid Han’ın Hal Fetvası’nda Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın Rolü -IV-

Abone Ol

Talat Paşa, bir grup silahlı askerle Şeyhulislam Mehmed Ziyaeddin Efendi ve Fetva Emini Nuri Efendi’yiMeclis’e götürmek için evlerine almaya gitti. Şeyhulislam idrarını tutamadığını söyleyip mazeret beyan edince öfkelenen Talat Paşa ‘Efendi, iş bu hâle geldikten sonra donuna da işesen ben seni zorla alıp götürürüm; ördeğini de al beraberinde gel’ deyip tehdit ve hakaret ederek onu Meclis’e getirdi. (Ali Fuat Türkgeldi, Görüp İşittiklerim, TTK, Ankara 1949, s.41)

Sultan Abdülhamid’in Mabeyn Başkatibi Ali Cevad Beyin, Ziya Şakir Soku ve Ali Fuat Türkgeldi’nin ifadelerine göre: ‘Mecliste Ahmed Rıza Bey’in odasında celp edilen/zorla getirilen mebusan, ilm-i fıkha intisabı olanlardan olup, bunlar evvelce birkaç fetva sureti tesvid eylemişlerdi (karalamışlardı). Odadakiler; Şeyhülislam Ziyaeddin Efendi, Ayan Reisi Said Paşa, Sadrazam Tevfik Paşa, Mebusan Reisi Ahmed Rıza, Ahmed Muhtar Paşa, Talat Bey, Abdurrahman Şeref Efendi, Ulemadan Mustafa Asım Efendi,Manastırlı İsmail Hakkı ve Elmalılı Muhammed Hamdi Efendi idi. Ahmed Rıza Bey, Nuri Efendi’ye ‘buyurunuz hoca efendi, masanın başına geçiniz de yazınız’ deyince Nuri Efendi ‘Ben yazamam, Mebusan-ı kiramdan bir ehil ve münasip bulunsun o yazsın, ben imza edeyim’ diye karşılık verdi. Hazirunbu konuda en ehil olarak Elmalılı’yı işaret edince Elmalılı çağırıldı ve daha önce üzerinde çalışılmış fetvanın son müsveddesini yazdı.

Kendisinden fetva metninin onaylanması isteği karşısında metni tasvip etmeyen Nuri Efendi’nin, “Fetvâîtası(Fetva verilmesi) bana âit değil, Şeyhulislâma aittir. Fetvâ emini yalnız müsveddesini yazar, Şeyhulislâm imza eder. Ben fetvâ emanetinden istifa etmiştim; istifayı sizin Kanun-ı Esasî’niz de kabul ediyor” demesi karşısında fetva müsveddesi elinde olan Elmalılı Muhammad Hamdi, “Bir ferd-i müslim size fetvâ emini sıfatiyle değil, memleketin ulemây-ı meşhûresinden bir zât sıfatiylemüracaat edip de bunun câiz olup olmadığını sorarsa cevab vermeğe şer’an mecbursunuz.” deyince, sözü yeniden ele alan Nuri Efendi, “Sen akıllı bir adama benziyorsun; hal’de şeâmet(uğursuzluk) vardır, bunu yapmayın! Rusya muharebesi esnasında (Sultan Abdülâziz’in hal’inden sonra) ben muhâcirîn-i islâmiye çocuklarını omuzlarımda taşıdım, omuzlarım çürüdü. Feragat teklif edin, belki nefsini azleder” diyerek mukabele etti. Devamında, ulemadan Mustafa Âsım Efendi’nin, “O halde fetvâ, feragat teklifi veya hal’ suretiyle iki şık üzerinde yazılırsa ne dersiniz?” sorusuna karşılık Nuri Efendi’nin, “Bu olur” diye cevap verdiğini ileten Ali Fuat Bey, bunun üzerine fetvanın müsveddesini kaleme alan Elmalılı Muhammed Hamdi Efendi’nin, metin üzerinde ufak bir değişiklik yaparak, ona “feragat teklifi veya hal’i” şıklarını eklediğini bildirmektedir.Ali Fuat Bey’in verdiği bilgileri tamamlayan Ahmet Rıza Bey ise, mebusların sabırsızlanması üzerine Fetva Emini Nuri Efendi’nin elini çabuk tutması yönündeki uyarılardan sonra nihayet razı edildiğini ifade etmektedir.

Nuri Efendi son şekli verilen fetvayı temize çekip imzaladı ve Şeyhülislam Ziyaeddin Efendi’ye verdi, o da fetvayı mühürleyerek Said Paşa’ya teslim etti. Ayan Reisi Said Paşa, zaten hal’ kararı verdikleri Abdülhamid Han’ın hal fetvasını Meclis’te okuyunca İttihat ve Terakki mebusları ‘Hal’ Hal’’ diye bağırmaya başladılar. Said Paşa, ‘Efendiler! Okunan fetva-yı şerife ve millet tarafından gösterilen arzu-yıumûmî gereğince Sultan Hamid-i Sânî’nin hilafet ve saltanatından hal’ine karar veriyor musunuz?’ dedi. Tereddütler olunca kabul edenlerin ayağa kalkması ihtar edildi. Ayağa kalkmayanları, Midhat Paşa silahına davranarak sert bir bakışla ikaz edince ayağa kalkmayanlarda kalktılar. Mecliste olan 274 milletvekilinden 273’ü ‘Evet’ diyerek şer’î bir fetva ilk defa oylanmış oldu.

Millet Meclisi,kararı padişaha bildirmek üzere ikisi Mebuslar Meclisi'nden, diğer ikisi de Âyandan olmak üzere dört kişilik bir kurul seçti. Bu kurulda Âyandan eski yaverlerden Arif Hikmet Paşa ile Ermeni Katolik Cemaatinden Aram Efendi, Draç mebuslarından Esat Paşa ile Selanik Yahudi Cemaati'nden Karasu Efendi vardı. Kurula Ermeni ve Yahudi üyelerin seçilmiş olması, ayrıca, Meşrutiyet'i duyurmak ve 31 Mart ayaklanmasını bastırmak için birlikte çalışmış olan Osmanlı birliğinin devam etmekte olduğunu göstermek maksadıyla yapılmıştı.

Aslında Abdülhamid'e tebliğ edilecek olan fetva değil,fetva üzerine Millet Meclisinin almış olduğu siyasal bir karar idi. Kurula,fetvanın müsveddesini yazan veya imzalayan ulema sınıfından kimsenin seçilmemiş olması, eskiden bu sınıfa ait olan hal’ hakkının, bundan böyle Millet Meclisi'ne geçmiş olduğunu göstermek içindi.