Nürnberg ile Antalya arasındaki kuş uçuşu mesafe yaklaşık 2 bin 117 kilometre. Yaklaşık 3 saat 15 dakikalık bir uçuşun ardından kendinizi bambaşka bir coğrafyada buluyorsunuz. Ancak bazen kilometreler insanları birbirinden uzaklaştırmaya yetmiyor. Sabah fırtınada devrilen ağaçlar, öğleyin güneşli bir hava, ardından yağmurlu toprak kokusu.
Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin, Nürnberg’deki meslektaşlarıyla yıllardır sürdürdüğü dostluk ve kardeşlik bağları kapsamında gerçekleştirdiğimiz ziyarette bunun en güzel örneğini gördük. Yıllar önce kurulan bu dostluk köprüsü, yalnızca iki kurum arasında değil, iki şehir ve iki toplum arasında da güçlü bağlar oluşturmuş. Presseclub Nürnberg Yönetim Kurulu Üyesi Joachim Hauck’un engin bilgileri ve tarihi yalın anlatımları ile bilgilendik.
Almanya’nın Bavyera eyaletinin en önemli şehirlerinden biri olan Nürnberg, yaklaşık yarım milyon nüfusuyla tarih, sanayi ve teknoloji alanında güçlü bir merkez. Nüfusunun önemli bir bölümünü yabancılar oluşturuyor. Özellikle yıllar önce Anadolu’dan çalışmak ve çocuklarına daha iyi bir gelecek sunmak için gelen yurdum insanı, bugün bu şehrin ayrılmaz bir parçası haline gelmiş.
Mayıs ayının son gününde bu kente misafir olma fırsatı bulduk. Tarihi sokaklarında yürürken yüzlerce yıl öncesinin izlerini görmek mümkün. Taş binalar, düzenli caddeler, her köşesinde hissedilen disiplin, insanı daha çok masalsı bir evrene uçuran dünya ve insan emeği...
İlk bakışta biraz mesafeli görünen bu şehir, içine girdikçe bambaşka hikâyeler anlatıyor.
Nürnberg sokaklarında gezerken bazen bir selam duyuyorsunuz. Bir fırının önünde, market sırasında ya da bir parkta... O an kilometrelerce uzakta olsanız da memlekete biraz daha yakın hissediyorsunuz kendinizi.
Çay içecek bir yer ararken Trakyalı bir hemşehrinin sohbetine denk gelmek, Karşıyaka Çeşme logosunu görmek, Mevlana kebap, Urfa lahmacun, Mardin sumağına denk gelmek ve baklavacılarıyla karşılaşmak gurbet duygusunu bir anda ortadan kaldırıyor. Kendinizi Antalya’nın bir mahallesinde dolaşıyormuş gibi hissediyorsunuz.
Şehrin insanları naif, sakin ve zarif. Gösterişten uzak bir şıklık dikkat çekiyor. Pamuklu ve keten kıyafetler, telaşsız yürüyüşler, sessizlik içinde akan bir hayat...
Belki de en çok dikkatimi çeken şeylerden biri buydu; kimse yüksek sesle müzik dinlemiyor, trafikte korna sesine neredeyse rastlanmıyor. Her sokakta bisiklet yolları bulunuyor. Sokaklarda kurumuş bir yaprağın bile savrulmadığı bir düzen hâkim. Doğal yaşama dokunmamak adına ağaçlar ve yabani otlara kimyasal ilaçlama yapılmadığı için balın en lezzetlisinin burada olduğu söyleniyor. Pazar günleri ise marketler kapalı. Sokak hayvanları ya evlerde ya da barınaklarda. İnsanlara tüketmekten çok yaşamaya zaman ayırmaları gerektiği hatırlatılıyor.
Antalya Gazeteciler Cemiyeti olarak gerçekleştirdiğimiz bu ziyaret sırasında yalnızca bir şehri tanımadık. Aynı zamanda farklı kültürlerin birbirini anlayarak nasıl dostluk kurabileceğini de gördük. Gazeteciliğin evrensel dili, kilometreleri ortadan kaldırıyordu.
Ancak Nürnberg sadece düzenli sokaklardan ibaret değil. Bu şehir aynı zamanda tarihin en ağır yüklerinden birini de taşıyor.
Nazi dönemini anlatan müzeyi gezerken, savaşların yalnızca cephelerde yaşanmadığını bir kez daha anlıyorsunuz. Koridorlarda ilerledikçe insan vicdanının ne kadar büyük sınavlardan geçtiğini hissediyorsunuz.
Yaklaşık 340 çocuğun hayatını kurtaran kahraman bir kadının hikâyesi, henüz dokuz yaşındaki çocukların ellerine tutuşturulan süngüler, bir asır önce kullanılan kameralar, fotoğraf makineleri, ses kayıt cihazları ve mikrofonlar...
Her biri tarihin sessiz tanıkları olarak ziyaretçilerin karşısında duruyor.
O salonlarda dolaşırken savaşın sadece şehirleri değil, insanlığın ortak vicdanını da yaraladığını hissediyorsunuz. Milyonlarca insanın yaşadığı acılar, kayıplar ve zulüm tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor.
O duvarlar bana tek bir gerçeği fısıldıyordu:
“Barışın değeri, savaşın bıraktığı izler unutulmadığında anlaşılır.”
Nürnberg bugün modern, düzenli ve huzurlu bir Avrupa kenti olabilir. Ancak bu huzurun arkasında geçmişten alınmış büyük dersler yatıyor.
Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin yıllardır sürdürdüğü bu dostluk köprüsü de aslında bunun bir parçası. İnsanların birbirini tanıdığı, kültürlerin birbirine dokunduğu ve ön yargıların yerini dostluğun aldığı her adım, geleceğe bırakılmış değerli bir mirastır.
Bazen bir şehir size yalnızca gezilecek yerlerini değil, hayatı nasıl yaşamanız gerektiğini de öğretir.
Bu anlamlı ziyaretin gerçekleşmesine öncülük eden ve meslektaşlarımız arasındaki dostluk bağlarının güçlenmesine katkı sunan Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İdris Taş ve yönetim kurulu üyelerine teşekkürler.