Antalya’nın ev sahipliği yapacağı 31. İklim Zirvesi (COP31) öncesinde bir açıklama yapan DEM Parti Antalya İl Eş Başkanı Selami Özyaşar, mevcut iklim politikalarını çarpıcı bir benzetme ile eleştirdi. Bir tren kazasında sorumluluğun yolculara yüklenmesinin absürtlüğüne değinen Özyaşar, iklim krizindeki asıl suçlunun halk değil, kontrolsüz kar hırsıyla hareket eden sermaye odakları olduğunu vurguladı.
Özyaşar, “Bir trende yol alırken, hız limitine uymayan makinist ve tren mürettebatının yaptığı kazanın bütün sorumluluğunu yolculara yüklemek ne kadar absürtse; ‘Siz bu kadar kalabalık olmasaydınız bu kaza yaşanmazdı’ demek ne kadar akıldışıysa, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek zirvenin yaklaşımı da böyledir” ifadelerini kullandı.
‘Kriz yönetimi’ oyunu
Uluslararası sermaye ve kapitalist devletlerin öncülüğünde yapılacak zirvenin temel amacının sorunu çözmek değil, krizi yönetmek olduğunu savunan Özyaşar, sistemin devamlılığı için gerçek sorumlulukların görünmez kılındığını söyledi. İklim krizinin ve doğa tahribatının kapitalist liberal politikaların doğrudan bir sonucu olduğunu ifade eden İl Eş Başkanı, bu sömürücü düzenle mücadele edilmeden doğanın korunamayacağının altını çizdi.
Türkiye hükümetinin zirveyi bir ‘Çevre hassasiyeti" olarak pazarlamasını eleştiren Özyaşar, gerçekte bu toplantının "trenin kompartımanında oturan yolcuları suçlayıp makinist ve ekibini aklamaktan" öte bir anlam taşımadığını iddia etti. Halkların İklim Zirvesi’nin bu süreçte doğru teşhisi koyduğunu ve güçlü bir alternatif inşa ettiğini belirten Selami Özyaşar, doğayı sermayeye teslim etmeyen bir karşı duruşun önemine değindi. DEM Parti olarak yaşamın metalaştırılmasına karşı her türlü mücadeleyi desteklediklerini belirten Özyaşar, ekoloji ile toplumsal barışın arasındaki kopmaz bağa dikkat çekti. Özyaşar sözlerini şöyle sürdürdü: "Bizler iklim meselesine, toplumsal barış kadar hayati bir önem atfediyoruz. Savaş politikalarının, rant düzeninin ve doğa talanının aynı sistemin ürünü olduğunu biliyoruz. Barış ne kadar yaşamsalsa, doğa ve iklim de o kadar yaşamsaldır. Demokratik bir toplum mücadelesi ile ekolojik yaşam mücadelesi birbirini tamamlayan iki temel mücadele hattıdır” şeklinde konuştu. Son olarak tüm çevreci hareketleri ve siyasi yapıları önyargılardan arınarak ortak bir ekolojik mücadeleye çağıran Özyaşar, DEM Parti’nin doğa konusundaki hassasiyetinin görmezden gelinmemesi gerektiğini hatırlattı. Toplumun vicdanı ve demokratik dinamiği olarak cesur ve örgütlü bir ses çıkarmanın en önemli sorumluluk olduğunu belirterek kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.