İmamın isyanı!

Abone Ol

Camilerde her Cuma namazı sonrası vaazın ardından imamın ‘Kur’an Kursu, cami yapımı veya mevcut caminin elektrik, su borçları’ gibi gerekçelerle cemaatten yardım talebinde bulunmasından duyduğum rahatsızlığı yakın çevremdeki herkes bilir. Bu rahatsızlığı başkalarından da sıkça duyunca işin artık şirazesinden kaydığını anlamış ve geçtiğimiz günlerde de bunu bir iki yazıyla bu köşeden sizlerle paylaşmıştım. Olumlu birçok yorum aldığım bu köşe yazılarına, “Yahu kardeşim her şey bitti camiler, imamlar mı kaldı” diye bir iki küçük çaplı serzenişler/eleştiriler de aldım. Tabi eleştiri bizim işin doğasında var, olmalı da. Ancak son birkaç gündür sosyal medyada fenomen olan ve önceki gün de televizyonlarda ana habere konu olan bir imam hatibin isyan dolu açıklamaları, benim söz konusu köşe yazılarımdaki tespitlerimin ne kadar isabetli olduğunu ortaya koydu.

‘İmamın İsyanı’ başlığıyla önceki gün tüm haber kanallarında yer bulan ve halen sosyal medyada dolaşan imam hatibin açıklamalarını kaçırmış, görmemiş olanlar için yazıya döktüm. Hani okura bir hizmetimiz olsun babından…

İşte Diyanet’e bağlı 6 yıllık bir imam hatibin ağzından ticarethaneye, rant kapısına çevrilen camilerde yaşanan acı gerçekler…

“Adım Ebubekir Karsan. Sancaktepe Müftülüğü Yenidoğan Camii imam hatibiyim. Yaklaşık olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nda 6 yıldır imam hatip olarak görev yapmaktayım. Göreve başladığım andan itibaren hemen hemen her hafta Cuma günleri camilerde namaz sonrası para toplatmaktayız. Cami görevlileri, yani imam hatipler ve müezzinler bu yardımlarda organizatör olarak kullanılmakta. Halbuki biz imamların görevi sadece müftülüğümüzün bize tebliğ ettiği ‘yardım toplanacaktır’ emrini vaazlarımızda kürsülerimizden ilan etmektir. Fakat müftülüğümüzdeki personel ve amirler, sanki yardımları cami görevlilerinin toplaması ve teslim etmesi gibi bir görevi varmış gibi hareket etmekte ve yardım toplanmadığında sözlü olarak cami görevlilerini tehdit etmektedir. Toplanan yardımlar, cami dernekleri tarafından kesintiye uğramakta. Cami görevlileri yapılan kesintiye göz yummak zorunda kaldıkları için de idari personel ve amirler tarafından hırsızlıkla suçlanmaktadır. Dernekler tarafından yapılan kesintilere cami görevlileri olarak mani olmaya kalktığımızda ise dernek yöneticileri tarafından tehdit edilmekteyiz.

Cami görevlileri olarak derneklerin kestiği paranın hesabını soramadığımız gibi, camilerin bir eksiği olduğunda, bu eksiği derneklerden talep ettiğimizde ya hiç yapılmıyor veya yarım yapılıyor. Mahalle camilerinin değil belki ama merkezi camilerin aylık 50 bin 100 bin lira kira gelirleri var ve paraların nereye harcandığı meçhul. Kimse de hesabını soramıyor. Bunların yanında dernek yöneticileri, imam hatiplerin amirleri gibi davranmakta ve görevlilere zorluk çıkarmakta. Hizmetlerimize engel olmakta. Topladığımız paralar ise bir kısmı müftülük hesabına yatmakta, geri kalan ise derneklere kalmaktadır. Yardımların bir kısmının yattığı müftülük yatırılan yardımların ne miktarını, ne de nerelere harcandığını ilan etmemekte.

Şu kısmı açıkça ifade etmek gerekir ki; Ben bu zamana kadar ne Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ne de müftülüklerin yapılmış veya yapımına yardım etmiş olduğu Kur’an kursuna şahit olmadım. Şahit olana da şahit olmadım..

Biz imamlar ve müezzin kayyumlar olarak cemaatimizin bizlere güvenerek Allah rızası için yapmış olduğu yardımların hesabını yarın mahşerde vereceğimizi düşünüyorum. Camiler insanlara hizmet veren mekanlar olmaktan çıkmakta ve birilerine rant olmakta. İmamlar da bazı cemaat tarafından ‘paragöz hoca’ ithamlara maruz kalmakta. Halbuki camiler hizmet verilen mekanlardır. İnsanlar camilere gelirken maddi kaygı gütmemeli. Biz kürsülerden insanlara nasihatlar verdikten sonra vaazı yardım talebiyle bitirdiğimizde verdiğimiz nasihatlerin hiçbir inandırıcılığı kalmıyor. İnsanların iyi niyetle verdiği paralar doğru kişilerin eline geçmiyor. Ve peygamber makamı diye belirtilen imam hatiplik müessesesi de bu ranta alet oluyor. Ben bir imam hatip olarak sorumlu olduğumu düşünüyorum ve buradan kendisi de imam hatip olan sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın imam hatiplik müessesesine sahip çıkmasını umuyorum.