IMF’DEN KRİTİK UYARI

Abone Ol

Küresel ekonomi, son yıllarda pandemi, tedarik zinciri kırılmaları ve yüksek enflasyon gibi çoklu şokların etkisini henüz tam olarak üzerinden atamamışken, şimdi de Orta Doğu merkezli yeni bir riskle karşı karşıya. Uluslararası finans çevrelerinin en önemli referans kurumlarından biri olan Uluslararası Para Fonu (IMF), olası bir İran merkezli savaşın dünya ekonomisinde “kalıcı hasarlar” yaratabileceği yönünde dikkat çekici bir uyarıda bulundu. Kurumun değerlendirmeleri, sadece kısa vadeli dalgalanmalara değil, uzun vadeli yapısal bozulmalara işaret ediyor.

ENERJİ PİYASALARINDA KIRILMA RİSKİ

İran, küresel enerji arzında kritik bir konumda yer alıyor. Özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol ve doğalgaz sevkiyatı, dünya ticaretinin can damarlarından biri olarak kabul ediliyor. Bu dar geçit, küresel petrol arzının yaklaşık üçte birinin taşındığı bir güzergâh olması nedeniyle stratejik önemini her zaman koruyor.

Olası bir savaş senaryosunda, bu hattın kapanması ya da ciddi şekilde aksaması, enerji fiyatlarında ani ve sert yükselişlere yol açabilir. IMF’ye göre bu durum, 1970’lerde yaşanan petrol krizlerine benzer bir etki yaratabilir. Ancak bugünün farkı, küresel ekonominin daha kırılgan ve daha borçlu bir yapıya sahip olması. Bu da şokların etkisinin daha uzun süre hissedilmesi anlamına geliyor.

Enerji fiyatlarındaki artış, sadece petrol ithalatçısı ülkeleri değil, aynı zamanda üretim maliyetleri üzerinden tüm dünyayı etkileyecek bir zincirleme reaksiyonu tetikleyebilir. Sanayi üretimi, ulaştırma ve lojistik maliyetleri yükselirken, bu durum doğrudan tüketici fiyatlarına yansıyacaktır.

ENFLASYONDA YENİ DALGA TEHLİKESİ

Son yıllarda birçok ülkenin en büyük mücadele alanı olan enflasyon, İran savaşı senaryosuyla yeniden yükselişe geçebilir. IMF, enerji fiyatlarındaki artışın “ikinci tur etkiler” yaratarak enflasyonu kalıcı hale getirebileceğini vurguluyor.

Bu noktada merkez bankalarının işi daha da zorlaşacak. Özellikle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) gibi gelişmekte olan ülkelerin para otoriteleri hem büyümeyi desteklemek hem de fiyat istikrarını sağlamak arasında sıkışabilir. Faiz artırımları ekonomik aktiviteyi yavaşlatırken, faiz indirimleri ise enflasyonu daha da körükleyebilir.

Gelişmiş ülkelerde ise durum farklı bir ikilem yaratıyor. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB), enflasyonla mücadelede sıkı para politikalarını sürdürmek zorunda kalabilir. Bu da küresel likiditenin daralmasına ve finansman maliyetlerinin artmasına neden olabilir.

KÜRESEL TİCARET VE TEDARİK ZİNCİRLERİ

İran merkezli bir çatışma, sadece enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel ticaretin genel akışını da sekteye uğratabilir. Orta Doğu, Asya ile Avrupa arasında kritik bir lojistik köprü konumunda bulunuyor. Bu bölgedeki bir istikrarsızlık, deniz ve kara taşımacılığında ciddi aksamalara yol açabilir.

Pandemi döneminde yaşanan tedarik zinciri krizleri henüz tam anlamıyla çözülmemişken, yeni bir jeopolitik gerilim dalgası şirketleri daha temkinli ve maliyetli alternatiflere yönlendirebilir. Bu da “küreselleşmenin yavaşlaması” ya da daha bölgesel ticaret ağlarına geçiş gibi uzun vadeli yapısal değişimlere zemin hazırlayabilir.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER DAHA FAZLA ETKİLENECEK

IMF’nin analizine göre, İran savaşı en çok gelişmekte olan ekonomileri vuracak. Bu ülkeler, yüksek enerji ithalatı bağımlılığı, zayıf para birimleri ve sınırlı mali alanları nedeniyle şoklara karşı daha kırılgan bir yapı sergiliyor.

Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler, artan petrol ve doğalgaz fiyatları nedeniyle cari açıkta genişleme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Aynı zamanda kur üzerinde oluşabilecek baskı, enflasyonu daha da yukarı çekebilir. Bu durum, ekonomik istikrar açısından çift yönlü bir baskı anlamına geliyor.

FİNANSAL PİYASALARDA DALGALANMA

Savaş senaryoları, yatırımcı davranışlarını hızla değiştirir. Riskten kaçış eğilimi artarken, güvenli liman olarak görülen varlıklara yönelim hızlanır. Altın, ABD tahvilleri ve rezerv para birimleri bu süreçte değer kazanabilir.

Buna karşılık, gelişmekte olan ülke piyasalarından sermaye çıkışları hızlanabilir. Bu durum, borsa endekslerinde düşüş, tahvil faizlerinde yükseliş ve para birimlerinde değer kaybı şeklinde kendini gösterebilir. IMF, bu tür dalgalanmaların geçici olmayabileceği ve finansal istikrarı uzun süre tehdit edebileceği konusunda uyarıyor.

“NORMALE DÖNÜŞ ZOR” MESAJI

IMF’nin en dikkat çekici vurgularından biri ise “normale dönüşün zor olacağı” yönündeki değerlendirme. Kuruma göre, İran savaşı sadece kısa vadeli bir şok değil, aynı zamanda küresel ekonomik düzenin yeniden şekillenmesine yol açabilecek bir kırılma noktası olabilir.

Enerji arz güvenliği, ticaret yolları ve jeopolitik dengeler yeniden tanımlanırken, ülkeler daha korumacı ve içe dönük politikalar izlemeye başlayabilir. Bu da uzun vadede büyüme potansiyelinin düşmesine neden olabilir.

SONUÇ: KIRILGAN DENGE DAHA DA SARSILABİLİR

Küresel ekonomi, halihazırda hassas bir dengede ilerliyor. Enflasyon, faiz oranları ve büyüme arasındaki kırılgan ilişki, yeni bir jeopolitik şokla daha da zorlanabilir. IMF’nin İran savaşıyla ilgili uyarıları, bu risklerin sadece teorik olmadığını, somut ve ciddi sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyuyor.

Önümüzdeki süreçte, uluslararası diplomasi ve kriz yönetimi her zamankinden daha kritik hale gelecek. Aksi halde, dünya ekonomisi sadece geçici bir durgunluk değil, uzun yıllar sürebilecek yapısal bir zayıflama dönemine girebilir. Bu da hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için yeni bir ekonomik gerçekliğin başlangıcı anlamına gelebilir.

Kaynak: Euronews

ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
Zaferozcivan59@gmail.com