Sağlık

‘İnmede beynin iyileşmesi için en kritik dönem ilk ay’

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Yakup Krespi, "Hastanın acil inme müdahalesinin sona ermesinden ilk 24 saat geçtikten sonra rehabilitasyon tedavisi de içinde olmak üzere tüm destek tedavilerine başlanmalıdır. Özellikle ‘altın ilk ay’, beynin iyileşme potansiyelinin en yüksek olduğu dönemdir” dedi

Abone Ol

İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir İnme Merkezi Direktörü Prof. Dr. Yakup Krespi, inme sonrası rehabilitasyonda hayati önem taşıyan ilk 1 aylık altın dönemde dikkat edilmesi gereken tedavi prensiplerini açıkladı.

Felç (inme) vakalarında ilk 24 saatte uygulanan acil tıbbi müdahaleler hayat kurtarırken, hastaların yaşam kalitesini belirleyen asıl mücadele bu sürenin hemen ardından başladığını dile getiren Prof. Dr. Yakup Krespi, inme sonrası sürecin sadece kaybedilen hareketleri çalıştırmaktan ibaret olmadığını, asıl hedefin beynin yeniden öğrenme, uyum sağlama ve fonksiyonları geri kazanma potansiyeli olan ‘nöroiyileşme süreci’ olduğunu aktardı.

‘İLK 24 SAATTEN SONRA BÜYÜK BİLİNMEZLİK BAŞLIYOR’

İnme anında hayatın durduğunu ve hem hastanın hem de ailenin büyük bir şokla baş başa kaldığını ifade eden Prof. Dr. Krespi, acil müdahale sonrasındaki tabloya ilişkin şöyle konuştu:

"Felç geçirdikten sonra hastalar aslında felç geçirdiklerini dahi anlamakta zorlanıyorlar. İlk 24 saat büyük bir bilinmezlikle hastaneye gelindiğinde en iyi tedavi verilmeye çalışılıyor. Asıl mesele ilk 24 saat bittikten sonra aile ve hastanın felcin sonuçlarıyla karşı karşıya gelmesiyle başlıyor. Çünkü ilk tedaviler ne kadar başarılı olursa olsun, her 3 hastadan 2'sinde felç veya konuşma bozukluğu gibi nörolojik fonksiyon bozuklukları kalıcı olabiliyor. İşte tam bu anda 'Bundan sonra ne olacak?' sorusu devreye giriyor. Bu sürecin yegane garantisi ise kesintisiz ve doğru yapılandırılmış bir ‘nöroiyileşme’ tedavi sürecidir."

‘NÖROREHABİLİTASYON KAVRAMININ ÖTESİNE GEÇİLMELİ’

Prof. Dr. Krespi, günümüzde inme tedavisinin başarıya ulaşması için geleneksel ‘nörorehabilitasyon’ kavramının ötesine geçilmesi gerektiğini belirterek, "Uygulanan tedavi yaklaşımlarında amaç sadece kaybedilen hareketleri çalıştırmak değildir. Asıl hedef; beynin yeniden öğrenme kapasitesini ve dokunun hasar sonrası tamir süreci olan 'nörotamiri' veya ‘nöroonarımı’ desteklemektir. Beyin, doğru zamanda ve doğru yöntemlerle desteklendiğinde yeni bağlantılar oluşturabilir, sağlam bölgelerini daha etkin kullanabilir" dedi.

İNME SONRASI NÖROREHABİLİTASYONDA TEMEL PRENSİPLER

Tıbbi kılavuzların ve güncel yaklaşımların işaret ettiği en önemli prensipleri sıralayan Prof. Dr. Krespi, başarılı bir iyileşme için şu maddelerin altını çizdi:

“Erken Dönemde Müdahale: İlk 24 saat bittikten sonra, klinik olarak uygun olan hastaların vakit kaybetmeden (ilk 48-72 saat, en geç bir hafta içinde) rehabilitasyon sürecine dahil edilmesi gerekir.

Kesintisiz Tedavi: İnme sonrası rehabilitasyon tedavisine ulaşmakta hiçbir kesintinin olmaması hayati önem taşır. Özellikle ‘Altın İlk Ay’, beynin hasara verdiği yanıtların ve iyileşme potansiyelinin en yüksek olduğu dönemdir.

Çok Disiplinli (Multidisipliner) Ekip: Erken dönemde inmeye bağlı gelişen tüm bozukluklarla (konuşma, yutma, felç, psikolojik problemler vb.) eş zamanlı mücadele edebilecek uzman bir ekibin devrede olması şarttır.

Yoğunlaştırılmış Seanslar: Günlük tedaviler sadece yarım saat ya da bir saatle sınırlı kalmamalı; gün içerisinde 3 ila 5 saate kadar uzayabilen, hasta için anlamlı ve tekrarlı egzersizlerden oluşmalıdır."

‘HEDEF SADECE HAYATTA KALMAK DEĞİL, BAĞIMSIZ YAŞAMA DÖNMEK’

İnme anında ailelerin vakit kaybetmeden 112'yi arayarak hastayı ilk 24 saat içinde en etkin tedaviyi verebilecek donanımlı bir inme merkezine ulaştırması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Krespi, "İyi bir inme merkezi, akut tedavilerin ardından inme sonrası felç veya konuşma bozukluğu gibi süreçlerin tedavisini de kesintisiz ve en erken dönemde sunabilen merkezdir. Uzun süreli, yoğunluklu ve ölçülebilir sonuçlara odaklanan bu tedaviler sayesinde ilk 3 ay içinde hastanın tekrar hayata dönmesi ve başkasına bağımlı olmadan yaşamını sürdürmesi hedeflenmektedir. İnme sonrası nihai amaç yalnızca hayatta kalmak değil; mümkün olan en yüksek bağımsızlığa yeniden ulaşmaktır" ifadelerini kullandı.

‘BEYİNDEKİ NÖRONLARIN YENİDEN ONARILMASI AMAÇLANIYOR’

İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir İnme Merkezi’nde geliştirilen ve ‘Neur-ON’ adı verilen inme sonrası tedavi programının, beynin temel yapı taşı olan nöronların yeniden onarılmasını hedeflediğini belirten Prof. Dr. Yakup Krespi, başarılı bir iyileşmenin ilk şartının beyne giden kan akışının yeniden sağlanması olduğunu söyledi.

‘TIKANAN DAMAR AÇILDIKTAN SONRA ASIL İYİLEŞME SÜRECİ BAŞLIYOR’

İnme sırasında tıkanan damar açıldıktan sonra asıl iyileşme sürecin başladığını belirten Prof. Dr. Krespi, bu dönemde beyin dokusunun kendini onarmasını destekleyen ilaçlar ve yeni nesil hücresel tedavilerin zaman kaybetmeden uygulanmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Bu tedavilerin, hasar gören bölgede oluşan zararlı iltihabi süreci azaltırken beyin hücrelerinin yeniden yapılanmasına ve birbirleriyle yeni bağlantılar kurmasına yardımcı olduğunu ifade eden Krespi, “Ancak yalnızca hücrelerin yenilenmesi yeterli değildir. Oluşan bu yeni bağlantıların çalışmaya başlaması için beynin doğru şekilde uyarılması gerekir” dedi.

Beynin doğru şekilde uyarılması amacıyla manyetik ve elektriksel beyin uyarımı gibi, beynin yeniden öğrenme kapasitesini destekleyen nöromodülasyon yöntemlerinden yararlanıldığını belirten Prof. Dr. Krespi, bu uygulamaların ardından yoğun, hedefe yönelik ve bol tekrarlı rehabilitasyonun tedavinin en önemli basamaklarından biri olduğunu söyledi. “İyileşmenin kalıcı olması için hastaların her gün çok sayıda doğru hareketi tekrar etmesi gerekir. Günümüzde bunu sağlamada robotik rehabilitasyon teknolojileri önemli bir yere sahiptir. Ancak tüm robotik rehabilitasyon sistemleri aynı değildir ve hepsi aynı sonuçları vermeyebilir” diyen Krespi, asıl başarının yalnızca robot kullanmakla değil, farklı tedavi yöntemlerinin doğru zamanda ve doğru sırayla bir araya getirilmesiyle elde edildiğini belirtti.

‘ROBOTİK TEKNOLOJİ UYGULANAN TEDAVİLERİN SADECE BİR TANESİ; HEDEF MULTİMODAL YANİ ÇOK YÖNLÜ TEDAVİ’

Prof. Dr. Krespi “Nöroiyileşmede asıl önemli olan, robotun kendisi değil; beyin onarımını destekleyen farklı tedavilerin de bir arada kullanılabildiği, yani çok yönlü (multimodal) bir tedavi yaklaşımının uygulanmasıdır. Tedavilerin hangi sırayla ve hangi hastada kullanılacağı; uygulanan teknolojilerden daha önemlidir” ifadelerini kullandı.

Krespi, yakın gelecekte yapay zeka destekli sistemler sayesinde bu tedavi programlarının her hastanın ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilebileceğini ve böylece rehabilitasyonun etkinliğinin daha da artırılabileceğini söyledi.

Prof. Dr. Krespi, 'Neur-ON' tedavi programının tüm bu aşamaları bir araya getirerek, inme sonrası hastaların bağımsız yaşamlarına mümkün olan en yüksek düzeyde geri dönebilmelerini hedefleyen bütüncül bir tedavi yaklaşımı sunduğunu dile getirdi.