İnsanlar ölüyor

Abone Ol

İyi Haftalar Saygıdeğer Okuyucular;
Bildiğiniz üzere sevgili gazetemizin bana ayırmış olduğu bu köşeden gücümün yettiğince her hafta sizlere ekonomi ve finans adına bir şeyler karalamaya çalışıyorum. Ekonomi yazarken de iş dönüyor dolaşıyor ve günlük hayata geliyor. Tabi, yeryüzündeki dolaşım aracı ve hayatımızı ikame ettirme yöntemi para olduğu sürece bu durum kaçınılmaz.

Ve yine malumdur ki parayı elde etmenin veya elde tutmanın birçok yöntemi bulunuyor. Ancak bu yöntemler bazen çok mide bulandırıcı bir hal alabiliyor. Yıllardır bizlere Batı dünyasının insani açıdan ne kadar ileri olduğu, medeniyetin beşiği olduğu ve onlar gibi olmamız gerektiği anlatıldı. Özellikle 2000’li yıllardan sonra da maddi ve seyahat imkanlarımızın iyileşmesiyle bunun bir kısım örneklerini kendi gözlerimizle gördük. Bu süreçten sonra özeleştiri anlamında birçok şeyi daha da dillendirmeye başladık. Ayrıca bir de “Demokles’in kılıcı” gibi başımızda sallanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunu bize dönem dönem hatırlatmaya devam etti ve çok büyük bir trend oluştu.

“ Bizler kötüyüz – onlar iyi”

Ancak gün geldi, devran döndü ve Ortadoğu – Suriye krizi patlak verdi. Milyonlarca kişi kapımıza dayandı. İşte burada Batı dünyasının gerçek kimliği ortaya çıktı. Konuşulanlar ve yapılanlar öyle yanlışlaştı ki onların adına biz insanlığımızdan utanır olduk.

Mülteciye çelme takan kameraman mı istersiniz, gelenlerin ziynetini alalım diye tasarı sunanları mı dersiniz, mülteci botlarını patlatanları mı istersiniz,  Aylan Kürdi ölmeseydi tacizci olacaktı diye kara mizah yapma görünümü altında kamu vicdanını rahatlatanlar mı istersiniz vs. vs. bir sürü hatalar.

Sakın yanlış anlamayın; burada ülke politikalarını tartışmıyorum ama ülke kimliğinden sıyrılmış, kişisel davranışlar bile bize ne olduğumuzu gösterdi.

Bundan yaklaşık 4 ay önce çok kullanılan bir sosyal medya platformunda gözüme bir paylaşım ilişti. Amerikalı bir fotomuhabir tatil için Midilli Adası’na giden 4 bayanın mültecilerin halini görünce tatili bırakıp ceplerindeki tüm parayla su, bebek bezi, gıda ve ilaç yardımı yaptıklarını yazıyordu. Paylaşımdaki resimde de yaptıkları şeyi gözyaşları içinde gerçekleştirdiklerine hepimiz şahit oluyorduk. Emin olun ben de gözyaşlarımı tutamadım.

İşin daha güzel ve daha da onure edici tarafı bu bayanların Türk – Antalyalı olması ve hatta kendileriyle aynı liseden mezun olmamdı. (Antalya Anadolu Lisesi)

Bu durum bizlere bir kez daha aslında bizlerin ne kadar insan, ne kadar vicdanlı olduğumuzu gösterdi. Paylaşımı yapan foto muhabir şunu diyordu; “Bu fotoğrafı çekince başka tarafa bakıp gözlerimi kapadım. Çünkü bu dört kız Kızıl Haç’ın memleketim New York’u vuran Sandy Kasırgası için bir yılda yaptığından fazlasını on dakikada yapmıştı.”

Burada kendilerinden çok özür dileyerek hepimize daha da örnek olması adına bu arkadaşlarımın isimlerini paylaşıyorum; Pınar Gözeri, Dilara Neyişci, Özge Taşkıran ve Seda Birinç. Biliyorum ki birçoğumuz aynı şeyi yapardı.

Şimdi kendi adıma şunu söylemek istiyorum;

“Bazen para o kadar değersizleşir ki insanın eli ne ekonomi, ne de finans yazmaya gider. Her hafta 30-30 boğularak ölen insanlar için hepimizin kendince yapabileceği bir şeyler vardır.  Sadece yüzümüzü çevirip o tarafa bakalım.”

Saygılarımla