İŞ ADAMININ AHLAK DÜŞKÜNLÜĞÜ

Abone Ol

Bugün sizlere Antalya’da yaşayan bir işadamından söz edeceğim…

Adamın ahlak düşkünlüğü ile ilgili anlatılanları dinledikçe içimden öyle bir öfke kabardı ki, o an o adam orada olsaydı inanın yüzüne tükürürdüm.

Aslında adam tam ibretlik biri.

Okullarda ahlak derslerinde “ahlaksızlık nasıl olur” diye işlenecek konunun tam örneği…

“Bu adamı Antalya iş dünyasındaki herkes iyi tanır.

İsmi oldukça yaygın bir çevrede bilinir.”

Ve bana göre bu ahlaksızlıkları çok iyi bilindiği halde sustukları, çevrelerinden uzaklaştırmak yerine hala muteber kabul ettikleri için bu ahlaksızlıklara iş dünyasındaki çevreleri de buna ortaktırlar…

Hala içlerinde barındırırlar, yaptığı namussuzlukları fıkra gibi gülerek birbirlerine anlatırlar.

Yargı mensuplarıyla güvenlik güçlerinin amirleriyle son derece iyi ilişkiler kurmuştur.

Ve bu sayededir ki uzunca yıllardır yediği herzelerin, kanına girdiği onlarca genç kıza yaptıklarının bedelini ödemeden bugünlere dek gelmiş birisi.

Aslında tam bir sapık diyeceğim ama o kelime bile az geliyor…

Sapık ötesi bir ruh hali var.

Yoksul ailelerin yetişme çağındaki genç kızlarını ya da ebeveynleri ölmüş, yetiştirme yurdunda ergenliğe gelmiş gencecik kızların ailesine maddi destek ya da “burs” vermek yoluyla veya kendi işyerinde çalıştırmak şeklinde avlayıp yatağa atmada son derece usta…

Bu insan sıfatlı ama insanlıktan nasibini alamamış kişi ile ilgili onlarca ahlaksız olay anlatıldı.

Hele birisi var ki, inanın pes dedirtecek cinsten.

Komşu illerin birisinden 17 yaşındaki bir genç kız Antalya’ya okumaya gelir.

Ailesi yoksuldur.

Nasıl olmuşsa 65 yaşını geçmiş bu adamla yolları kesişir ve durumunu öğrenince bu genç kıza burs vermeye başlar…

Buna genç kız çok sevinir ancak aradan birkaç ay geçtikten sonra bir şekilde bu genç kızı otele götürür ve bakireliğine son verir

Ancak bu ahlaksızlığından daha büyük bir şey yapar, yatak çarşafındaki kanların resmini çekerek bir arkadaşına gönderir ve altına da şöyle yazar.

“Buraya da bayrağımızı diktik…”

Ve bu olay genç kızın bütün ruh halini bozar.

Durumu öğrenen ailesi çılgına döner…

Kızın babası yaşadığı ilden Antalya’ya gelir ve bu adamın işyerinin önünde olay çıkarır.

Yaptıklarını yanına bırakmayacağını, öldüreceğini söyler.

Çevreden gelenler tarafından zorla sakinleştirildikten sonra savcılığa gidip şikayetçi olacakken araya giren resmi nitelikli kişilerce ikna(!) edilir.

Tabi bu iknada etkili olan şey genç kızın yoksul ailesine ödenen yüklü miktarda tazminattır(!)

Yazdığım bu olayın aslında çok daha fazla yüz kızartıcı detaylarını da anlattılar.

Ancak inanın yazmaya cesaret edemedim edebimden dolayı…

Bu sadece basit bir örnek…

Onlarca yıldır yanında yaşamış, olayın mağdurlarından birisi olduğunu sandığım bir genç kadının isim, yer ve zaman vererek anlattıkları bütün sinirlerimi bozdu…

Para, cehalet ve ahlaksızlık birleşince yoksul ama hayata umutla bakan gencecik kızların hayatlarının nasıl mahvedildiğinin dinleyicisi olmanın bile dünyadaki en zor şey olduğunu öğrendim.