DİSK Akdeniz Bölge Temsilcisi ve DİSK/Genel-İş Sendikası Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) tarafından yayımlanan 2026 Küresel Haklar Endeksi verilerini değerlendirdi. Türkiye’nin 2018 yılından bu yana işçiler için dünyanın en kötü 10 ülkesi arasındaki yerini korumasının, sendikal özgürlükler ve demokrasi açısından yaşanan yıkımı gözler önüne serdiğini belirten Vedat Küçük, şu açıklamalarda bulundu: ITUC’un 151 ülkeyi kapsayan ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 97 temel göstergesiyle analiz edilen 2026 Küresel Haklar Endeksi, küresel düzeyde derinleşen bir krize işaret ediyor. Rapordaki bulguları "milyarderlerin darbesi" olarak nitelendiren Küçük, bu süreci değerlendirerek, "ITUC Genel Sekreteri Luc Triangle’ın da vurguladığı üzere, bu tablo tesadüf değildir. Karşımızda demokrasiyi zayıflatmayı, işçilerin sesini kısmayı ve ekonomileri ayrıcalıklı bir azınlığın çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi hedefleyen bir saldırı dalgası var. Bu saldırılar yalnızca çalışma hayatıyla sınırlı kalmıyor; ifade özgürlüğü, toplanma hakkı ve hukukun üstünlüğü üzerinde de ağır tahribatlar yaratıyor” dedi.
‘Sendikal haklar baskı altında’
Türkiye’nin 2018-2026 yılları arasındaki tüm edisyonlarda en kötü 10 ülke kategorisinde yer almasının, sendikal ihlallerin münferit değil, yapısal ve kalıcı bir hal aldığını gösterdiğini ifade eden Vedat Küçük, yaşanan sorunları şu sözlerle özetledi: "Türkiye’de sendikalaşma girişiminde bulunan işçilerin işten çıkarılması ve işverenlerin işyerini kapatma tehdidiyle örgütlülüğü kırma çabaları artık sistematik bir hal aldı. 'Milli güvenlik' gerekçesiyle grevlerin ertelenmesi, toplu pazarlık sürecinin en güçlü aracını etkisizleştirerek işçileri zorunlu tahkime mahkûm ediyor. Ayrıca, sendika yöneticilerine yönelik ev hapsi, adli kontrol kararları ve ceza hukuku araçlarının sendikal faaliyetleri baskılamak için kullanılması endişe verici düzeyde artış gösterdi."
‘Dijital gözetim yeni bir tehdit’
2026 raporunda işçi haklarına yönelik yeni tehditlere dikkat çeken Küçük, "Dijital gözetim teknolojileri ve yapay zekâ destekli denetim araçları, artık işverenlerin ve kamu otoritelerinin sendikal faaliyetleri izleme, örgütlenme girişimlerini önceden tespit edip engelleme silahı haline geldi. Sendikaların karar alma süreçlerinden dışlanması ve emek karşıtı reformların sosyal diyalog olmaksızın hayata geçirilmesi, demokratik zemini her geçen gün daha da daraltıyor" dedi. Türkiye’nin 9 yıldır listedeki yerini değiştirememesini bir 'kara tablo' olarak niteleyen Vedat Küçük, sözlerini şöyle tamamladı: "Demokrasi işçinin ekmeğidir. Ülkemizde gelirde ve vergide adaletsizliğin artması, işçi haklarındaki bu tablonun doğrudan bir sonucudur. Bugün örgütlenmek ve örgütlü mücadeleyi büyütmek; sadece ekmeğimizi değil, demokrasiyi, adaleti ve Cumhuriyet’i korumanın tek yoludur. Milyarderlerin değil, halkın söz ve karar sahibi olduğu bir ülke için her türlü engeli aşarak örgütlenmek zorundayız. DİSK Akdeniz Bölge Temsilciliği olarak, sendikal hakların bir demokrasi meselesi olarak ele alınması ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engellerin derhal kaldırılması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz."