20 Nisan 1926’da kabul edilen ve 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu’nun Türk denizciliği açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Antalya Denizcileşme Platformu Başkanı İzzet Ünlü, kanunun Türkiye limanları ve sahilleri arasında yük ve yolcu taşımacılığı ile kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin yalnızca Türk vatandaşları ve Türk bayraklı gemiler tarafından yapılmasını hükme bağladığını hatırlattı. Kabotaj Kanunu ile kapitülasyonlar nedeniyle yabancılara tanınan denizcilik haklarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına geri kazandırıldığını belirten Ünlü, “Bu nedenle her yıl 1 Temmuz’u Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olarak kutluyoruz. Kanunun temel amacı Türk denizciliğinin gelişmesini sağlamaktı. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu avantajı denizcilik sektörünün her alanında gerektiği gibi kullanabildiğimizi söylemek mümkün değil” dedi.
‘Büyük avantajımız var’
Türkiye’nin 8 bin 333 kilometrelik kıyı şeridine ve üç tarafının denizlerle çevrili olmasına rağmen deniz taşımacılığından yeterince yararlanamadığını ifade eden Ünlü, deniz yollarının hem yük hem de yolcu taşımacılığında hak ettiği düzeyde kullanılmadığını söyledi. Deniz taşımacılığının en ekonomik ve çevre dostu ulaşım türlerinden biri olduğuna dikkat çeken Ünlü, “Ülkemiz, deniz taşımacılığını geliştirmek için her türlü avantaja sahip. Ancak vatandaşlarımızın önemli bir bölümü denize sırtını dönmüş durumda. Denizi erişilebilir kılmalı, amatör denizciliği teşvik etmeli ve toplumun denizle bağını güçlendirmeliyiz” diye konuştu.
Antalya için tehditleri sıralandı
Antalya’da deniz ve turizmin geleceğini tehdit eden birçok unsur bulunduğunu belirten Ünlü, en önemli riskleri deniz kirliliği, kıyıların tahribi, doğal alanların ve bitki örtüsünün kaybı, yapılaşmanın artması, arkeolojik alanların zarar görmesi, özgün değerlerin kaybı, arazi fiyatlarının yükselmesi, gürültü ve kalabalık, su temini sorunları, hizmet kalitesindeki düşüş, turizmin düşük fiyat politikalarıyla pazarlanması ve nüfus yapısındaki değişim olarak sıraladı.
‘Balık tüketimimiz Avrupa’nın gerisinde’
Türkiye’nin Avrupa’da en fazla balıkçı teknesine sahip ülkeler arasında yer aldığını ancak kişi başına yıllık balık tüketiminin yaklaşık 7 kilogram seviyesinde kaldığını belirten Ünlü, Avrupa Birliği ülkelerinde bu rakamın ortalama 26 kilogram olduğunu hatırlattı.
Balıkçılık ve denizcilik faaliyetlerinin tek çatı altında yönetilmesi gerektiğini savunan Ünlü, “Denizcilik Bakanlığı’nın kurulması sektördeki faaliyetlerin daha etkin koordine edilmesini sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Göllerde su kaybı uyarısı
Son yıllarda göllerde yaşanan su kayıplarına da dikkat çeken Ünlü, 2 binden fazla gölü kapsayan bir araştırmaya göre her yıl yaklaşık 21,5 trilyon litre suyun kaybedildiğini belirtti. Bu kayıpların en önemli nedenlerinin yanlış su politikaları ile iklim değişikliği olduğunu söyledi.
‘Hak ettiği payı alamıyor’
2012 yılında hazırlanan Antalya Bütünleşik Kıyı Alanları Master Planı kapsamında 640 kilometrelik sahil şeridinde 35 tekne indirme rampası ile yeni marina alanlarının planlandığını hatırlatan Ünlü, Antalya için 7 tekne indirme rampasının öngörüldüğünü ancak bu projelerin hayata geçirilemediğini ifade etti. Antalya’nın deniz turizminden aldığı payın düşük olduğunu belirten Ünlü, “Yat limanı kapasitesi yüzde 10 seviyesinde. Turizmin başkenti Antalya için bu oran çok düşük. 640 kilometrelik sahil şeridine rağmen optimist yelken sporcuları ve amatör denizcilerin kullanabileceği tek bir rampa bulunmuyor. Antalya sahillerinde tekne indirme rampaları istiyoruz. Her tarafımız deniz ama sadece bakıyoruz” dedi. Yeni marina yatırımlarının önemine değinen Ünlü, Aksu Çayı, Acısu Deresi, Köprüçayı, Manavgat Irmağı, Alakır Çayı, Dim Çayı ve Sapa Deresi çevresinde marina yatırımlarının değerlendirilebileceğini söyledi.
‘Ulaştırma Yüksekokulu kurulmalı’
Antalya’nın kara, hava ve deniz ulaşımı açısından önemli bir merkez olduğuna işaret eden Ünlü, üç ulaşım modunu kapsayacak bir Ulaştırma Yüksekokulu kurulmasının kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu dile getirdi. 1983 yılında yürürlüğe giren Turizmi Teşvik Yasası ile yat limanlarının gelişim gösterdiğini, 2009 yılında ise Yat Turizmi Yönetmeliği’nin Deniz Turizmi Yönetmeliği olarak güncellendiğini anımsatan Ünlü, Türkiye’nin Akdeniz yat turizminden daha fazla pay alabilmesi için devlet desteğinin artırılması ve marina altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
‘Karacı yöneticilerin sarmalında’
Açıklamasında Antalya’nın denizle kurduğu ilişkiyi de eleştiren Ünlü, “Antalya denizci değil, olmaya da pek niyeti yok. Kent, karacı yöneticilerin sarmalında çırpınıyor. Karar vericiler tatillerini denizde geçiriyor ancak aynı denizin kent yaşamının bir parçası olması için gerekli adımları atmıyor. Maddi imkânı olmayan milyonlarca insanın denizle buluşmasına fırsat tanınmıyor” dedi. Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olmasına rağmen denizci bir ülke olamadığını ifade eden Ünlü, bunun dünya ticaretindeki rekabet gücü ve yaşam kalitesi açısından önemli bir eksiklik olduğunu söyledi.
‘Deniz bilinci eğitimle kazanılır’
Denizcilik kültürünün gelişmesinin eğitimle mümkün olduğunu vurgulayan Ünlü, çevre ve deniz bilincinin ilkokuldan itibaren eğitim müfredatına dahil edilmesi gerektiğini belirtti. “Denizlerdeki en büyük sorun sadece küresel kriz değil; aynı zamanda kirlilik ve küresel ısınma tehdidiyle karşı karşıyayız” diyen Ünlü, toplumun her kesimine denizlerin önemi, iklim değişikliği ve çevre bilinci konusunda eğitim verilmesi gerektiğini ifade etti. Denizcilik müzelerinin de bu kültürün gelişmesinde önemli rol oynadığını dile getiren Ünlü, devlet ve özel sektörün iş birliğiyle denizcilik kültürünün yaygınlaştırılmasının ekonomik ve sosyal açıdan önemli kazanımlar sağlayacağını söyledi. “Hiçbir ulus denizci doğmaz, denizci yapılır” diyen Ünlü, devletin bu süreçte öncü olması gerektiğini belirterek, “Mavi Vatan’ı çocuklarımıza ve gençlerimize öğretmek görevimizdir. Yeni nesiller vatanın sınırlarının denizde başladığını öğrenecek, denizciliğe ilgi duyacak ve denizcilik Türk milletinin milli ülküsü olarak gelişmeye devam edecektir. Temiz deniz, temiz gelecek ve bozulmamış bir ekosistem için çalışıyoruz. Çocuklarımıza yaşanabilir, temiz bir çevre bırakmak en büyük hedefimizdir. Tüm denizcilerin 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nı kutluyor, deniz tutkunlarının denizde daha fazla zaman geçirmesini diliyorum” ifadelerini kullandı.