8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir araya gelen binlerce kadın; şiddete, yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı meydanlardan güçlü bir "direniş" mesajı verdi. Kadın cinayetlerinden İstanbul Sözleşmesi’ne, emek sömürüsünden laikliğe kadar pek çok başlıkta taleplerini haykıran Antalyalı kadınlar, "Bu karanlık dağılacak, kadınlar kazanacak" dedi. Eylemlerde öne çıkan en önemli başlıklardan biri ekonomik kriz ve kadın emeğinin sömürülmesi oldu. Fabrikalardan hastanelere, marketlerden kamu kurumlarına kadar her alanda en ağır ve güvencesiz koşullarda çalıştırıldıklarını belirten kadınlar, "Sadaka değil eşitlik, sabır değil haklarımızı istiyoruz" vurgusu yaptı. Açıklamada, özellikle Migros depo işçisi kadınların direnişi selamlanırken, şu ifadelere yer verildi: "Bu düzen bizim emeğimizle ayakta duruyor ama bize yoksulluk reva görülüyor. Kadın emeğini görünmez kılanlara sesleniyoruz: Emeğimiz görünmez değil, gasp ediliyor!"
‘Her cinayet politiktir’
Kadın cinayetlerine ve cezasızlık politikalarına karşı yükselen ses, meydanın ana gündemini oluşturdu. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının şiddet faillerini cesaretlendirdiğini ifade eden Antalya Kadınlar platformu üyeleri, "kıskançlık" veya "iyi hal" gibi gerekçelerin arkasına sığınılmasını reddetti. Yapılan ortak açıklamada, "Bir kişi daha eksilmemek için buradayız; cezasızlıkla beslenen erkek şiddetine teslim olmayacağız" denildi. İktidarın ‘Aile Yılı’ ilanlarını ve ev içi bakım emeğini kutsallaştıran söylemleri eleştiren kadınlar, bu politikaların kadınları şiddet gördükleri evlere mahkum ettiğini savundu. Bakım emeğinin ‘sevgi’ adı altında pazarlanmasına karşı çıkan eylemciler, kapitalist sistemin kadınların ücretsiz emeği üzerinde yükseldiğini hatırlattı.
‘Laiklik yoksa özgürlük yok’
Eğitimde bilimsellikten uzaklaşılmasına ve siyasal İslamın toplumsal yaşam üzerindeki baskısına karşı da net bir duruş sergilendi. Laikliğin kadın özgürlüğünün teminatı olduğu belirtilen konuşmalarda şu noktalar öne çıktı: “Okulların itaat mekânı haline getirilmesine izin verilmeyecek. Eşitlik ve özgürlük ancak laik bir düzende mümkündür.” Nefret politikalarına karşı "Nefrete inat, yaşasın hayat" sloganları atıldı. Militarizmin şiddeti beslediğini savunan kadınlar, bütçenin silahlara değil; eğitime, sağlığa ve sosyal haklara ayrılması gerektiğini belirtti. "Kadınlar özgürleşmeden dünya değişmez" diyen kadınlar, barışın eşitlik için ön koşul olduğunu ifade etti.