KENDİNİ HERKESE ANLATMAK ZORUNDA DEĞİLSİN

Abone Ol

Toplum olarak en çok yorulduğumuz şeylerden biri, kendimizi sürekli açıklama ihtiyacı hissetmemiz. Sanki her yanlış anlaşılmayı düzeltmek, her kırgınlığı onarmak ve herkesin gözünde haklı görünmek zorundaymışız gibi yaşıyoruz. Oysa zaman bana çok önemli bir gerçeği öğretti: Her yanlış anlaşılma açıklanmaya, her kırgınlık konuşulmaya değmiyor.

Hayatın içinde öyle insanlar var ki seni anlamak için değil, kendi doğrularını kabul ettirmek için dinliyorlar. Böyle durumlarda kurduğun her cümle, aslında yeni bir tartışmanın kapısını aralıyor. Çünkü sorun söylediklerin değil; karşındaki kişinin duymaya ne kadar istekli olduğu.

Eskiden bunun yükünü omuzlarımda taşırdım. Susmayı kaybetmek, vazgeçmek sanırdım. Oysa bugün anlıyorum ki bazen en güçlü duruş, hiçbir şey söylemeden yoluna devam edebilmektir. Kendini herkese anlatmaya çalışmak, insanın enerjisini tüketiyor. En çok da ruhunu yoruyor.

Şuna inanıyorum: Seni gerçekten anlamak isteyen biri, gözlerine baktığında bile ne demek istediğini hisseder. Ama anlamaya niyeti olmayan biri için en uzun açıklamalar bile yeterli olmaz. İşte bu yüzden artık herkesi ikna etmeye çalışmıyorum. Çünkü huzur, haklı çıkmaktan daha kıymetli.

Olgunluk; her tartışmayı kazanmak değildir. Olgunluk, hangi mücadelenin sana hiçbir şey kazandırmayacağını anlayabilmektir. Gereksiz savaşlardan sessizce çekilmek, aslında kendine verdiğin değerin en güzel göstergesidir.

Hayat bana bir şeyi çok net öğretti: Her şey düzelmek zorunda değil. Bazı insanlar değişmeyecek, bazı yaralar kapanmayacak, bazı hikâyeler yarım kalacak. Ama insan, her şeyi olduğu gibi kabul etmeyi öğrendiğinde gerçek huzurla tanışıyor.

Artık biliyorum ki kendimi herkese anlatmak zorunda değilim. Beni anlamak isteyen zaten anlayacak. Anlamak istemeyen ise, bin cümlede bile kendine başka bir anlam bulacak.

Ve bazen en doğru cümle, hiç kurulmamış olandır.