Antalya Haberleri

Kent Konseyi’nden kritik ‘falez’ uyarısı; Acilen eski haline döndürülmeli

Antalya’nın simgesi ‘Falezler’ için hazırlanan son rapor, kaçak yapılaşma ve müdahalelerin falezlerin doğal yapısını ciddi şekilde tehdit ettiğini ortaya koydu. Kent Konseyi’nce hazırlanan raporda, ekosistemde geri dönülmez tahribat riskine dikkat çekilirken, işgallerin kaldırılması ve alanın eski haline döndürülmesi çağrısı yapıldı

Abone Ol

Antalya'nın dünyaca ünlü falezleri, artan yapılaşma baskısı nedeniyle ciddi bir tahribat riskiyle karşı karşıya. Kentin, 'Tufa Kıyı Falezi' özelliğiyle dünyada tek olan falezlerinde tespit edilen betonarme/ahşap barakalar, asansörler ve tünellerden oluşan kaçak yapılaşma üzerine hazırlanan son rapor, kıyı ekosisteminin geri dönülmez bir tahribat riskiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Özellikle falez yüzeyine yapılan kaçak ve kalıcı yapıların, hem doğal silueti bozduğu hem de kaya yapısını doğrudan zayıflattığı vurgulanırken, yetkililere ‘ivedi müdahale’ çağrısı yapıldı.

Altyapı Çalışma Grubu hazırladı

16 Mart 2026 tarihli ve Antalya Kent Konseyi Altyapı Çalışma Grubu tarafından hazırlanan raporda, Ocak ve Şubat aylarında yapılan su altı, deniz seviyesi ve hava çekimlerine dayanarak çarpıcı tespitler paylaşıldı. Rapora göre falezlerdeki yapılaşma yalnızca görsel kirlilik yaratmıyor; aynı zamanda ekosistemi tehdit eden fiziksel ve kimyasal bozulmalara da yol açıyor.

İşgallerin acilen sonlandırılması

Raporda, falez yüzeyindeki mağara ve doğal boşlukların zamanla yaşam alanlarına dönüştürüldüğü ve bu durumun hem çevresel hem de güvenlik açısından ciddi riskler oluşturduğu ifade edildi. Bu alanların kontrolsüz kullanımı, doğal yapının bozulmasına yol açarken, kamu otoritesinin müdahalesini zorunlu kılıyor. Bu nedenle işgal altındaki tüm bölgelerin, mülki idare amirlerinin koordinasyonunda güvenlik birimleri tarafından boşaltılması gerektiği vurgulanıyor.

Asansör şaftlarının kapatılması

Falezlerin içine açılan asansör kuyuları raporda en ağır tahribat unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Kaya dokusunun delinerek oluşturulan bu şaftların, falezlerin jeolojik bütünlüğünü zayıflattığı ve uzun vadede çökme riskini artırabileceği belirtiliyor. Ayrıca bu yapılarda kullanılan metal aksamın zamanla paslanarak hem kaya yüzeyine hem de deniz ekosistemine zarar verdiği ifade ediliyor. Raporda, söz konusu sistemlerin tamamen sökülmesi ve oluşan boşlukların doğal tufa kaya ile doldurularak falezin özgün yapısına uygun şekilde kapatılması gerektiği dile getiriliyor. Deniz seviyesinde falez önüne inşa edilen asansör yapılarının da doğal kıyı sistemine ciddi müdahale oluşturduğu belirtiliyor. Bu yapıların yalnızca görsel bütünlüğü bozmakla kalmadığı, aynı zamanda dalga hareketlerini etkileyerek kıyı dinamiklerini değiştirdiği ifade ediliyor. Raporda, bu yapıların tamamen ortadan kaldırılması ve geride kalan beton temellerin de temizlenerek alanın doğal haline bırakılması gerektiği vurgulanıyor.

Çelik konstrüksiyon platformlar

Falez yüzeyine sabitlenen çelik konstrüksiyon platformların, “geçici” olarak nitelendirilmesine rağmen kalıcı bir etki yarattığına dikkat çekiliyor. Tuzlu su ve yoğun nemin etkisiyle hızla paslanan bu yapıların, zamanla çözünerek kaya yüzeyine zarar verdiği ve kopan parçaların deniz tabanında birikerek ekosistemi olumsuz etkilediği belirtiliyor. Bu nedenle tüm platformların sökülerek bölgeden tamamen uzaklaştırılması gerektiği ifade ediliyor.

Falez yüzündeki yapıların kaldırılması

Raporda en dikkat çekici unsurlardan biri de falez yüzeyinde oluşan yapılaşma. Deniz seviyesinde ya da kaya yüzeyinde inşa edilen, duvarla çevrili ve çatılı alanların artık geçici kullanım sınırını aştığı ve fiilen yapı niteliği kazandığı belirtiliyor. Bu yapıların falezlerin doğal siluetini bozduğu ve kıyı peyzajını geri dönülmez şekilde değiştirdiği ifade ediliyor. Bu nedenle söz konusu yapıların tamamen kaldırılması ve alanın doğal görünümüne kavuşturulması gerektiği vurgulanıyor. Antalya’nın uluslararası ölçekte tanınan kıyı kimliğinin temel unsurlarından biri olan falezlerin doğal siluetinin korunmasının hayati önemde olduğu belirtiliyor. Raporda, denizden bakıldığında görülen bu özgün görünümün herhangi bir yapılaşma ile kesintiye uğramaması gerektiği ve mevcut ihlallerin “eski hale getirme” ilkesi doğrultusunda ortadan kaldırılması gerektiği ifade ediliyor. Yeni yapılaşmalara ise kesinlikle izin verilmemesi gerektiğinin altı çiziliyor.

Denetim ve adli süreçlerin yürütülmesi

Yalnızca fiziksel müdahalelerin yeterli olmayacağına dikkat çekilen raporda, sürecin hukuki boyutunun da güçlü şekilde işletilmesi gerektiği belirtildi. Falezlerde tahribata yol açan kişi ve kurumlar hakkında gerekli yasal işlemlerin başlatılması, benzer ihlallerin önüne geçilmesi açısından kritik görülüyor. Ayrıca alanın düzenli olarak denetlenmesi ve koruma-kullanma dengesinin sürdürülebilir şekilde sağlanması gerektiği de ifade edildi. Raporda Kıyı Kanunu kapsamında kıyıların herkesin eşit kullanımına açık olduğu ve doğal yapıyı bozacak herhangi bir yapılaşmaya izin verilemeyeceği bir kez daha hatırlatıldı. Falezlerin aynı zamanda kesin korunacak hassas alan statüsünde bulunduğu ve bu alanlardaki ihlallerin gecikmeksizin ortadan kaldırılması gerektiği vurgulandı.

‘Geri Dönülmez Tahribat’ uyarısı

Uzmanlara göre mevcut durumun devam etmesi halinde Antalya Falezleri yalnızca estetik açıdan değil, jeolojik ve ekolojik açıdan da ciddi ve geri dönülmez zararlarla karşı karşıya kalabilir. Raporda ilgili kurumlara yapılan çağrı net: sürecin gecikmeden başlatılması ve falezlerin korunması için gerekli tüm adımların kararlılıkla atılması.