KONTAK KAPANDI

Abone Ol

Gün içerisinde birçoğumuz yemek uygulamalarından yemek sipariş ediyoruz. Bu uygulamalardan sadece Yemek Sepeti'nin 30 milyonu aşkın kullanıcısı mevcut ve her gün, uygulamadan ortalama 1 milyon yemek siparişi verilmekte. Diğer birçok yemek siparişi uygulaması bu ortalamalara dahil edilmemesine rağmen sayı çok yüksek. Her gün bize siparişleri teslim eden emekçi kuryeler ise, son dönemde artış gösteren şikayetleri sonucunda 3 günlük ‘’kontak kapatma’’ eylemi başlattı. 18 - 20 Ocak tarihleri arasında protesto yapacak kuryeler, yakıt fiyatlarının, motor bakım masraflarının, kira, sigorta ve yemek gibi harcamaların artış göstermesine karşılık, kendi maaşlarına adil bir zam gelmemesine tepkili. Örneğin, yukarıda sözünü ettiğim Yemek Sepeti uygulaması için, Turizm, Eğlence ve Hizmet İşçileri Sendikası (TEHİS) ve Motorlu Kurye İşçileri Derneği’nin yaptığı ortak açıklamada, “Almanya kuruluşlu DeliveryHero şirketine bağlı YemekSepeti’nde 18-19-20 Ocak’ta kontak kapatıyoruz. Paket taşımıyoruz. 2026 yılı için yapılan zamlar hiçbir YemekSepeti çalışanı açısından kabul edilebilir değil. Kontak kapama bu sebepledir” denildi.

Kuryeler, taleplerini şu şekilde sıralıyor:

* Paket başına ödenen ücretlerin daha şeffaf, öngörülebilir ve sabit olması,

* Bonus ve teşvik sistemlerinin erişilebilir, adil ve objektif kriterlere dayalı olarak düzenlenmesi,

* Mesafe bazlı ücretlendirmelerin, gerçek yakıt, bakım ve zaman maliyetleri dikkate alınarak yeniden belirlenmesi,

* Olumsuz hava koşullarında ücretli izin hakkının tanınması ve iş sağlığı ile güvenliği önlemlerinin eksiksiz şekilde uygulanması,

* Kurye temsilcilerinin, çalışma koşullarını ilgilendiren karar alma süreçlerine doğrudan dâhil edilmesi.

Motokurye İşçileri Derneği Başkanı ve aynı zamanda Yemek Sepeti kuryesi olan Seyhun Kavut, sahada da olan biri olarak, trafikte sürekli baskı yaşadıklarını belirtti. Kavut, bu baskının temel sebebinin algoritma olduğunu vurguladı. 29 Kasım 2017 tarihinde kabul edilen Ulusal Meslek Standardı’na göre motokuryeler kendisine teslim edilen gönderiyi, iş sağlığı güvenliği, trafik kuralları ve güvenli sürüş teknikleri çerçevesinde teslim etmelidir. Ayrıca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, daha önce teslimat sürelerinin kaldırıldığını belirtmiş olsa da, kuryelere göre, ilgili şirketler denetlenmiyor ve teslimat süresi, hala şirketlerin baskı aracı olmaya devam ediyor.

Kurye Hakları Derneği, “Motokurye Ölümleri Raporu – 2025”i yayımladı. Dernek, 2025 yılı boyunca Türkiye’de en az 44 motokuryenin çalışırken yaşamını yitirdiğini tespit etti. Üstelik, 2025 yılında ölen 44 motokuryenin 4’ü henüz çocuk yaştaydı. Motokuryeliğin Türkiye’deki karşılığı içler acısı. Dilden dile dolaşan 120.000 TL’den yüksek aylık maaşlar, giderler hesaba adil bir şekilde katıldığında etkisini kaybediyor. Maalesef, birçok yerde yakıt parası, koruyucu ekipman, motorların bakım parası gibi giderler motokuryelerin kendisine ait. Her yaştan insanı bu meslekle görebiliyoruz. Birçok genç, üniversite diplomasına karşılık, acı bir şekilde motokuryelik yapıyor. Birçok orta yaş ise geçinemediği için bu mesleğe başlıyor. Kurumsal çoğu yer, risk faktörü dolayısıyla 18 yaşını doldurmamış çocukları çalıştırmak istemiyor. Yine de, maalesef, başkasının hesabı üzerinden çalışıp ölen çocuk motokuryeler hala mevcut. Yine, aile işletmelerinde veya küçük restoranlarda, reşit olmamış çocuklar motokuryelik yapmaya devam ediyor. Üstelik, maalesef birçoğunda trafik bilgisi yok.

4857 sayılı İş Kanunu’na göre, 15 yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim eğitimini tamamlamış bireylerin çalışması yasal olarak mümkündür. Fakat tabii ki bu durumun da yasal sınırları mevcut. Çocukların çalışabileceği işler, koşullar ve ve çalışma saatleri sınırlandırılmıştır. Birçok iş sağlığı ve güvenliği uzmanına ve hukukçuya göre motokuryelik ‘’tehlikeli iş’’ sınıfına girebilecek bir iş olduğundan, özellikle çocuk işçilerin daha sıkı bir denetimle motokuryelikten uzak tutulması gerektiğine inancım tam. Maalesef çocuklar, evin masraflarına ortak olabilmek için, veya sözüm ona harçlık kazanmak ya da boş zamanlarını değerlendirmek için de çalıştırılıyorlar ve motokuryelik en çok başvurdukları mesleklerden biri.

Onlar pek sık dile getirmese de, bence motokuryelerin yaşadığı en büyük zorluklardan birisi de bizlerin, diğer taraftaki sipariş verenlerin tavırları. Karşımızdakinin insan olduğunu unutarak hareket ediyoruz. Yemek geç gelmesin diye sinirleniyoruz ama ne hakla? Bu insanlar, trafiğe, hava durumuna ve sipariş sırasına göre hareket etmek zorunda. Biz sipariş ettiğimiz şeyi sırf soğumadan tüketebilelim diye hiçkimse canını hiçe saymak zorunda değil.

Tüm bunlara ek olarak, trafikte kurallara uymamalarına haklı olarak sinirleniyoruz. Peki ya onları buna mecbur bırakan dayatmalara da aynı ölçüde tepkili miyiz? Biz, trafikte onlara gerçekten saygı duyuyor muyuz?

Bir şeyi eleştirirken, terazinin diğer tarafına da kendimizi koymamız gerektiğini unutmayalım.

Maalesef, motokuryelerin çalışma koşullarının incelenmesi talebi, yakın tarihlerde TBMM’de reddedildi. Her gün rastladığımız bu emekçilerin asıl kazancı, sadece bağlı çalıştıkları şirketlerin taleplerini onaylamasıyla değil, yasal bir denetimle mümkün olacaktır. Bizler, yemek sipariş edenlerse her gün bize bir eliyle yemek taşıyan bu emekçilerin diğer eliyle de canlarını taşıdıklarını unutmayalım. Ancak öyle hepimize afiyet olacak ve o kontağın açılmasını hakedeceğiz hepimiz...