Küçük iyiliklerin büyük etkisi

Abone Ol

Günlük hayatın telaşı içinde pek fark etmiyoruz ama toplum dediğimiz büyük yapı, aslında küçük hareketlerin toplamından oluşuyor. Kimi zaman bir tebessüm, kimi zaman bir selam, kimi zaman da bir yabancıya uzattığımız yardım eli…

Bunların hiçbiri manşetlere çıkmıyor, hiçbir televizyon kanalında haber olmuyor ama insan ilişkilerini, toplum düzenini ve hatta geleceğe dair umudumuzu sessizce besleyen asıl unsur işte bunlar.

Zaman zaman hepimiz ‘büyük değişimlerden’ söz ediyoruz. Ekonomiden siyasete, kültürden eğitime kadar her alanda devrim niteliğinde adımlar atılması gerektiğinden dem vuruyoruz. Oysa tarihin bize gösterdiği çok basit bir gerçek var; Toplumsal dönüşüm büyük nutuklarla değil, sıradan insanların attığı küçük adımlarla başlar.

Bir öğretmenin öğrencisine inancıyla, bir esnafın müşterisine gösterdiği samimiyetle, bir komşunun bir diğerinin kapısını çalıp hal hatır sormasıyla…

Küçük iyiliklerin gücü, sadece anlık bir memnuniyet yaratmıyor, toplumun ruhunu da yumuşatıyor. Çünkü iyilik, bulaşıcı bir duygudur. Bir insanda gördüğümüz nezaket, farkında olmadan bizim davranışlarımızı da şekillendiriyor. Tramvayda, otobüste yer veren birini gördüğümüzde içimizde beliren o küçük sıcaklık, aslında insan olmanın en sade halidir.

Bizi birbirimize bağlayan görünmez bir ip gibi…

Ve bu bağ güçlendikçe, toplum olma bilinci de derinleşiyor.

Ne yazık ki günümüzün hızlı, stresli ve zaman zaman agresif şehir yaşamında bu küçük iyilikler geri plana itiliyor. İnsanlar adeta kendini korumaya alan bir kabuğa çekiliyor. Kimse kimsenin derdini duymuyor, göz göze gelmek bile zorlaşıyor.

Oysa tam da bu dönemlerde iyilik daha kıymetli, daha anlamlı. Çünkü karanlık arttığında, küçük bir ışığın bile ne kadar güçlü göründüğünü hepimiz biliriz. Üstelik küçük bir iyiliğin etkisi sadece bugünü değil, yarını da değiştirir. Bir çocuğa gösterilen şefkat, onun hayata bakışını şekillendirir. Bir yaşlıya sunulan yardım, toplumun değerler sistemini güçlendirir. Bir işyerinde yapılan ufak bir jest, çalışma kültürünü dönüştürür. Kısacası iyilik, karşılığını hemen almaya ihtiyaç duyulmadan yapılan ama etkisi uzun yıllar süren bir yatırımdır.

Belki de sormamız gereken soru şu:

Biz nasıl bir toplumun parçası olmak istiyoruz?

Sadece şikayet eden, sorumluluğu başkalarına atan bir toplum mu, yoksa birbirine dokunabilen, dayanışmayı unutmayan bir toplum mu?

Cevap aslında hepimizin içinde saklı.

Bir günümüzü bile küçük bir iyiliğe ayırmak, büyük dönüşümlerin başlangıcı olabilir.

Sonuçta, toplumun aynası biziz. Yansımamız ne kadar temiz, ne kadar sıcak, ne kadar insani olursa, geleceğimiz de o kadar umut verici olur. Büyük değişimler için büyük güce gerek yok. Bazen bir kapı tutmak, bazen bir tebessüm, bazen bir ‘İyi misiniz?’ demek yeter.

Çünkü iyilik, küçük görünüp büyük iz bırakan en sade insanlık halidir.

Ben elimden geldiğince böyle yaşamaya çalışıyorum, ya siz ?..