MEMO MEMET MEMLEKET

Abone Ol

Ali Gültekin memleketlim…

Aynı kuşaktan geliyoruz ve aynı dönemde ortak ve benzer yaşanmışlıklarımız var…

Özellikle 12 Eylül döneminde yaşanan insanlık dramları, göçler, kaçak yıllar, yurtdışında sürgün hayatı, evlat acıları, yaşamamış gibi kaybedilen hayatlar, işkenceler, zindanlarda gün ışığına hasret günler, haftalar, aylar…

Yaklaşık yarım asır önce ülkemin yaşadığı bu zor zamanları, faşist diktatörlüğün acımasızlıklarını unutmamak, gelecek nesillere aktarmak ve tarihe not düşmek adına sıradan dediğimiz insanların hayatlarından kesitleri kaleme almış Ali Gültekin…

Onlarca hikâyeden oluşan ilk romanı ABLUKA’dan sonra MEMO MEMET MEMLEKET isimli romanını yayınladı.

Çok akıcı, Orhan Kemal ve Ömer Seyfettin’i çağrıştıran bir üslupla yazdığı bu iki romanı bir solukta okudum.

Ve kendisine ulaşarak kitapları hakkında kısa bir söyleşi yaptım.

***

– “Memo Memet Memleket” nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?

Her romanın içinde bir sızı vardır. Kimi zaman çocukluğun, gençliğin, kimi zaman tanık olduğun bir haksızlığın, kimi zaman da toplumun sessiz bıraktığı seslerin sızısı… MEMO MEMET MEMLEKET ’de böyle bir birikimin sonucu doğdu. Memo ve Memet, bu ülkenin her köyünde, yoksul mahallelerin sokağında yaşayan milyonlarca çocuklardı. Onların hikâyesi, aslında hepimizin hikâyesi.

– Romanın mekânları ve karakterleri çok canlı. Saha gözlemi hâlâ yazarlığınızın merkezinde mi?

Evet, kaçamadığım bir şey bu. Köy yaşamı benim dokum. Yaşanmışlık gözlemimi güçlendiriyor. Sokaklar, köyler, kasabalar; insanın gerçekliğini orada buluyorum. Masaya oturduğumda elimde sadece hayal değil, duyduğum ve gördüğüm binlerce ayrıntı oluyor. Bu romanın ete kemiğe bürünmesi de bu yaşanmışlıklar ve tanıklıklar sayesinde.

– Okur bu romanda ne bulacak?

Kendi memleketinde yürürken gözden kaçırdığı insanları…

Öfkelenirken unuttuğu merhameti…

Ve en önemlisi, değişimin bazen en kırılgan hayatlarda bile mümkün olduğunu.

-Öncesinde Abluka, şimdi Memo Memet Memleket her iki eseriniz okunurken filim seyrediyor hissi veriyor. Romanlara yapımcılardan teklif var mı?

Abluka’ya birçok kanaldan teklif aldım.

Abluka: 12 Eylül 1980 günleri, yurtdışına zorunlu göçler, mülteci yaşamları anlatan eser.

12 Eylül 1980’i bu bütünlükte detaylı anlatan tek eser. Görüşmelerimde eserin senaryoya çevrilirken içerikten uzaklaşıldığını gördüm ve bundan dolayı uzlaşamadık. Hala farklı kanallarla görüşmeler devam ediyor.

MEMO MEMET MEMLEKET yeni olmasından dolayı henüz senaryoya çevirme teklifi almadım. Bu konuda uzman olan senaryo yazarları her iki eserden “dizi ve iki- üç tane filim çıkar” diyorlar.

-Sonuç olarak ne söylemek istersiniz.

Ben yazarı güçlendiren eserlerden yana değilim. Konunun okuyucuyu düşündüren, araştıran, kendini görmesi, gelecek nesillerin atalarının yaşamlarını anlamasından yanayım. Yazar Ali Gültekin’in kitapları söylemi yerine MEMO MEMET MEMLEKET, ABLUKA romanı okurlarda; yol gösteren, hedef belirleyen, direnç ve duyarlılık duygusu geliştirmeli. Farklılıklara hoşgörü göstererek ortak değerleri güçlendirerek birlikte yaşam bilinci geliştirmeli. Yazar ismi ile eserleri değil, eserleri ile yazar anılmalı.

“Memo Memet Memleket”, Türkiye’nin toplumsal hafızasına dokunan, okuru hem hüzünlendiren hem idealler yaratan hem de kişilerin dönüşümü ve toplumu değiştiren bir roman. Siyah Beyaz Yayınları etiketiyle okurla buluşan eser, edebiyatın kararlı ve duru sesini yeniden hatırlatıyor.