Mesut Barzani

Abone Ol

 

Mesut Barzani, “Kürt bölgesi hedef alınırsa kendimizi savunuruz. PKK'yı terör örgütü olarak görmüyoruz. Türkiye barışçıl çözüm sunsun!” diye buyurmuş…

Hani şu Turgut Özal zamanında kırmızı pasaport verilen, sonrasında Türkiye’ye her gelişinde kırmızı halılarla karşılanan, el üstünde tutulan, baş üstünde gezdirilen Bölgesel Kürt Hükümeti Başkanı var ya o işte…

Erbil'in Selahattin semtinde katıldığı bir toplantının ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye ile PKK arasındaki çatışmada taraf olmayız. PKK'yı terör örgütü olarak görmüyoruz Türkiye PKK'ya barışçıl bir çözüm sunar ve PKK bunu kabul etmezse o zaman terör örgütü olduğunu öne sürebiliriz” de demiş...

Oysa daha yakın zamana kadar PKK’yı terör örgütü olarak kabul ediyor, hatta kabul etmekle kalmayıp sınır ötesi operasyonlarda Türkiye’nin yanında yer alıyordu.

Peki ne oldu da görüşleri böyle tersine döndü?

Bunu anlamak için Mesut Barzani’nin biyografisine şöyle bir göz atmakta yarar var.

 

***

Irak ve İran'a karşı silahlı ayaklanma yürüten Kürt milliyetçisi Molla Mustafa Barzani'nin oğlu olarak 16 Ağustos 1946 tarihinde İran'ın Mahabad şehrinde dünyaya gelen ve siyasetin ortasında yetişen Mesut Barzani, günümüz Orta Doğu sahnesinin en tecrübeli aktörlerinden biri. 1946 yılında İran'da kurulan Kürdistan Demokratik Partisi (Partiya Demokrata Kurdistan) Lideri Gazi Muhammed, Sovyetler Birliği'nin desteğiyle aynı senenin Ocak ayında Kürtlerin yoğunlaştığı Mahabad ve etrafındaki şehirlerin bağımsızlığını ilan etti. Barzani'nin babası Molla Mustafa Barzani de Mahabad Cumhuriyeti'nin savunma bakanlığı görevine getirildi. Gazi Muhammed'in Orta Doğu'da bağımsız bir Kürt devleti kurma girişimi fazla uzun ömürlü olmadı. İran ordusu Aralık 1946'da bölgeye girince Molla Barzani, Sovyetler Birliği'ne sığındı; daha yaşını bile doldurmayan oğlu Mesut Barzani ise Irak'a gönderildi. Arap milliyetçisi General Abdulkadir Kasım'ın 1958 yılında darbeyle Kral 2. Faysal'ı devirmesiyle Irak'ta başlayan yeni dönem, Molla Barzani ve oğlu Mesut için de bir dönüm noktası oldu. Molla Barzani, yeni kurulan Baas rejiminden aldığı davet üzerine yeniden Irak'a döndü. Ancak Irak yönetiminin, Kürtlere talep edilen haklarını vermeye yanaşmaması üzerine 1961'de Irak'ın Baas rejimine karşı ciddi bir ayaklanma başlattı.  Barzani, 1975 sonunda babasının ABD'ye iltica etmesinin ardından yine kardeşi İdris ile birlikte Kürdistan Demokratik Partisi'ne (KDP) fiilen başkanlık etmeye başladı. Üyesi bulunduğu Barzani aşiretinin, Irak'ın kuzeyinde yaşayan Kürtlerin nezdinde oluşturduğu etki ve Nakşibendi tarikatı ile ilişkisi, Mesut Barzani'nin liderliğini pekiştiren önemli unsurlardı.

KDP yönetimini 1979'da babasından devralmasıyla beraber uluslararası alandaki konumunu adım adım perçinleyen Barzani, ABD'nin 2003 ilkbaharında Irak'ı işgal ederek Saddam Hüseyin yönetimini devirmesiyle öne çıkan figürler arasında gücünü pekiştiren nadir isimlerden biri oldu. Mayıs 1992'de Batılı güçlerin denetiminde Kuzey Irak'ta yapılan seçimlerde KDP Genel Başkanı Mesut Barzani ve en büyük rakibi Kürdistan Yurtseverler Birliği (Yeketi Niştimani Kurdistan) Genel Başkanı Celal Talabani, bölgesel liderler olarak seçildi. Barzani Haziran 2005'te Irak Kürdistan Özerk Bölgesi Meclisi tarafından Irak Kürdistan Özerk Bölgesi Başkanı seçildi. Temmuz 2009'da düzenlenen seçimlerde ise oyların yüzde 70'ini almayı başaran Barzani böylelikle ilk defa doğrudan seçilerek göreve geldi.

Türkiye, PKK ile mücadelede zaman zaman Barzani ile diyalog kurdu. 1991 yılında Turgut Özal Cumhurbaşkanı iken Barzani’ye kırmızı pasaport verildi. 1997 yılında Barzani, PKK’ya karşı Türkiye ile ittifak içerisine girdi ve Barzani'ye bağlı Peşmerge güçleri örgüte karşı yürütülen operasyonlarda rol aldı. Türkiye ile geliştirdiği iyi ilişkiler sayesinde, Türk yatırımcılar bölgede büyük yatırımlar yaptı. İyi ilişkiler gerekliydi çünkü Kürdistan Özerk

Bölgesi’nde çıkarılan petrolün satışı ve Avrupa’ya geçişi için tek şans Türkiye’ydi, Barzani bu sebeple 2002’de Türkiye’de iktidara gelen AKP ile yakın ilişkiler kurdu. Ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi sürecinde Barzani, Türkiye’ye PKK ile mücadele ve ardından barış sürecinde destek olmaya devam etti.

Görüldüğü gibi Barzani konjonktürü kendi lehine değerlendirmekte oldukça mahir. Ve bu ustalığını yıllardır kullanıyor. Dolayısıyla Barzani’nin açıklamaları beni şaşırtmadı. Yarın yine küçük bir menfaat gördüğü anda bugün söylediklerini tersyüz edecek açıklamalar yapabilir.

Demem o ki, takmayın.

Ne söylendiği değil kimin söylediği önemli çünkü…