Milliyetçi Hareket Partisi’nden ayrılan bazı kişilerle partide kalan, Bahçeli ve şürekasının ‘emir eri’ olmayı bir haslet zanneden kimileri arasında sosyal medya üzerinden yürütülen ‘söz dalaşı’nı ibretle takip ediyorum…
Beni siyasetten soğutan bu anlamsız, seviyesiz kavgayla ilgili aslında herkesin aklında olan ama kimsenin açıkça söyleyemediğini, MHP’nin sembol isimlerinden olan ve bir süre önce partisinden istifa eden Nizamettin Sağır dillendirdi…
Sağır’la söyleşimiz bugünkü gazetemizde var. Orada da göreceğiniz gibi Sağır bu kavgayı sürdürenler için, “İkbal peşinde koşan zavallılar” deyimini kullandı.
Katılmamak mümkün mü?..
Bu hakarete, hatta küfürleşmeye varan seviyesiz söz dalaşının başka bir izahı olamaz. Yıllarca inandığı dava uğruna mücadele etmiş, MHP içerisinde aktif görevler üstlenmiş, çoğu bedel ödemiş isimleri ülkücü, milliyetçi olmamakla suçlamak, hatta ve hatta hain ilan etmek ‘zavallılar’dan başka hangi sıfatla izah edilebilir ki…
Sağır’a göre; Devlet Bahçeli ve şürekasının ‘tabanı yok sayma’ anlayışına daha fazla tahammül edemeyerek partilerinden ayrılmak zorunda bırakılanların yerini ‘Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler’ misali dolduran bu işgüzarlar, gidenlere küfrederek yukarıya yaranma ve bir koltuk kapma peşinde. Keza bunlara karşılık verenlerin de derdi aynı;
Siyasi ikbal…
Lakin bu güruhların unuttukları/atladıkları bir şey var;
Küfürle, hakaretle gelen, yine aynı şekilde gider…
Meselenin hazin olan bir başka yanı ise senelerdir Türkiye siyasetinde köklü bir yer edinen, milyonlarca insanın ‘kutsal davası’nın bayraktarlığını yapan Milliyetçi Hareket Partisi’nin böyle ikbal peşinde koşan zavallıların yoğun gayretiyle günden güne erimesidir. MHP’nin yapılacak ilk seçimde barajı geçip geçmeyeceği tartışılacak hale gelmişse bunda en büyük pay sahibi, tabanını yok sayan parti yönetimi ve ikbalini sosyal medyada arayan bu ‘zavallı güruh’tur…
Milliyetçi Hareket Partisi, tarihi boyunca hiçbir dönem bugünkü kadar örselenmemiş, yıpratılmamıştır. Gerçek ülkücüleri, milliyetçileri inciten, üzen, kahreden, merhum Alparslan Türkeş’in kemiklerini sızlatan bu tablonun sorumlularını tarih bir gün mutlaka yargılayacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi’ni bitirenler de bir gün muhakkak bitecektir…
Bu da böyle biline…