MHP Antalya Milletvekili Hilmi Durgun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı gündem dışı konuşmada 664. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ni gündeme taşıyarak, yağlı güreşin Türk milletinin en köklü değerlerinden biri olduğunu vurguladı. Yağlı güreşin sadece bir spor olmadığını, Türk insanının asaleti, yiğitliği ve kardeşliğinin sembolü olduğunu belirten Durgun, “Er meydanları, yalnızca kolların ve omuzların değil, kalbin de imtihan edildiği, terle birlikte törenin, edebin ve ahlakın yoğrulduğu okullardır. Orada güreşen yiğitler için rakip asla bir düşman değil, sadece bir kardeştir; onların elleriyle kavgalı değil gönülleriyle barış içindedir. Bu gelenek, Edirne’den Anadolu’nun her köşesine yayılan bir ses, milletimizin iradesini ve onurunu haykıran kutlu bir mirastır” ifadelerini kullandı.
‘Bizler için kutlu bir vatan parçasıdır’
Durgun konuşmasının devamında, Antalya’nın Kırkpınar’daki büyük başarısını Meclis kürsüsünde ayrıntılarıyla anlattı. 14 farklı boyda toplam 762 pehlivanın mücadele ettiği güreşlerde, 26’sı Antalyalı olmak üzere toplam 56 sporcunun kürsüye çıkmasının memleketi için büyük bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. Özellikle başaltı kategorisinde Celal Bayar Çilenker’in birinci, Tufan Güzel’in ikinci olarak başpehlivanlığa yükselmesinin Antalya için tarihi bir an olduğunu belirten Durgun, başpehlivanlıkta ise Orhan Okulu’nun 2015 ve 2018’den sonra bir kez daha altın kemeri kuşanarak 2025 Türkiye Başpehlivanı olmasının önemine değindi. “Antalya’mızın yiğit evlatları, sadece dualı çayıra değil, milletimizin kalbine de mühürlerini vurmuşlardır” diyen Durgun, ardından şöyle devam etti: “Orhan Okulu başta olmak üzere tüm pehlivanlarımız, kispetleriyle çayıra çıkarken yalnızca kendi onurlarını değil, milletimizin namusunu, şerefini, yüz yılların geleneğini de omuzlarında taşıdılar. Onların teriyle ıslanan her toprak parçası, bizler için kutlu bir vatan parçasıdır.”
‘Milletin gönlünde ölümsüzleşmiştir’
Konuşmasının üçüncü bölümünde MHP Grubu olarak TBMM’ye daha önce sundukları kanun teklifine değinen Durgun, mevcut yasaya göre üst üste üç kez altın kemer kazananlara verilen “devlet sporcusu” unvanının, bir kez kazananlara da verilmesi gerektiğini vurguladı. “Milletimizin gönlünde altın kemeri bir kez kuşanmak bile başlı başına bir şeref nişanesi, bir onur madalyasıdır” diyen Durgun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün bu kürsüden bir kez daha sesleniyorum: O altın kemeri kuşanan her pehlivan, milletin gönlünde ölümsüzleşmiştir. Bizlere düşen görev, er meydanında gösterdikleri cesareti, devlet katında da tescillemektir. Onların sadece sırtlarını değil, kalplerini ortaya koyarak mücadele ettikleri bu kutlu gelenekte kazandıkları her unvan, bizim için yalnızca bir başarı değil, aynı zamanda kültürel bir emanet ve milletçe taşımamız gereken bir sorumluluktur. O kemeri bir kez takmak bile milletimizin kalbinde asırlara bedel bir yankı bırakmıştır.”
‘Hak ettikleri değeri vermemiz gerekiyor’
Konuşmasını, yağlı güreşin UNESCO’nun somut olmayan kültürel miras listesinde yer aldığına dikkat çekerek tamamlayan Durgun, bu sporun yalnızca geçmişin değil, gelecek nesillerin de mirası olduğunu ifade etti. Teklifin bir an önce yasalaşması gerektiğini belirten Durgun, şu sözlerle milletvekillerine seslendi: “Bizlere düşen görev; tarihine, kültürüne ve geleneğine sahip çıkan bir Meclis olarak, teriyle, duasıyla, cesaretiyle dualı çayıra mühür vuran yiğit evlatlarımıza hak ettikleri değeri vermektir. Onlar kispetiyle çayıra çıktığında yalnızca kendi cesaretlerini değil, milletimizin vakur duruşunu da temsil ederler. O yüzden onların hakkını teslim etmek, sadece bir lütuf değil, tarihimize olan borcumuzdur. O kemeri taşıyan her pehlivan, bizim için vatan kadar azizdir, millet kadar kutsaldır.” Durgun, konuşmasını “Dualı çayıra mühür vuran, milletimizin şerefini ve töresini yaşatan bütün pehlivanlarımızı ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum” diyerek bitirdi.