Reklam
Reklam

‘Muzun sonu da nar gibi olmasın’

Muz üretiminde çok ciddi artış olduğunu belirten ATB Başkanı Ali Çandır, “Tanımlanmış standartlarda üretim konusunda bilinçlenmeliyiz. Muzun sonu da nar gibi olmasın” uyarısında bulundu

‘Muzun sonu da nar gibi olmasın’

Muz üretiminde çok ciddi artış olduğunu belirten ATB Başkanı Ali Çandır, “Tanımlanmış standartlarda üretim konusunda bilinçlenmeliyiz. Muzun sonu da nar gibi olmasın” uyarısında bulundu

‘Muzun sonu da nar gibi olmasın’
28 Ağustos 2019 - 15:54

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ağustos ayı meclis toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Toplantı Salonu(nda yapıldı. ATB Başkanı Ali Çandır, muz üretimini değerlendirerek,  muzda son beş yılda yatırım iştahının arttığına dikkat çekti. Örtü altı muz üretiminde 2014 yılından itibaren hızlı ve istikrarlı bir büyüme gerçekleştiğini hatırlatan Başkan Çandır, “2018 yılında ülkemiz muz üretiminin yüzde 33’ünü gerçekleştiren kentimizde 160 bin tonun üzerinde bir üretim yapılmıştır. Bu rakamın yüzde 48’i yani 78 bin tonu örtü altında üretilmiştir. Üretim artışıyla birlikte ülkemiz muz ithalatı da hızla azalmıştır. 2018 yılı itibariyle muz ithalatımız 67 milyon dolara ve 100 bin ton seviyesine inmiştir. Muz ithalatımız Manavgat başta olmak üzere yapılan yeni örtü altı alanların üretime geçmesiyle daha da azalacaktır” diye konuştu.
 
Başkan Çandır’dan muz uyarısı
Artan maliyetler nedeniyle doğu ilçelerinde meyveciliğe yönelme olduğunu, ancak muzda, gerek üretim gerek çeşit seçimi konusunda bazı problemler yaşandığını ifade eden Çandır,  narda da benzer nedenlerle uyarılarda bulunduklarını söyledi. Muzda da aynı sorunların yaşanmaması için planlama ve çeşit seçiminin önemine dikkat çeken Çandır, “Eğer muzdaki stratejimiz yurtiçi tüketimi karşılayacak bir yerli üretimse arz kapasitemizi buna göre belirlemeliyiz. Stratejimiz küresel rekabete uyumlu yani ihracat potansiyeline sahip bir üretimse o takdirde arz kapasitemizi bu projeksiyona göre belirlemeliyiz. 800 bin ton civarında olan muz tüketiminin 500 bin tonu yerli üretimden karşılanmaktadır. Son 5 yıldaki büyüme hızımızı düşünürsek 2-3 yıl gibi kısa bir süre içerisinde tüketimin büyük bir bölümünü yerli üretimle karşılayabileceğiz. Bu üretimin kalite ve çeşit standartları ile maliyet performansı, iç tüketim ve ihracat potansiyelimizi ortaya çıkaracaktır. Yüksek gümrük duvarlarıyla korunmakta olan muzun geleceği ise sözünü ettiğim standartlar ve rekabet gücüne bağlı olacaktır” dedi.
 
‘2016 yılından bugüne yıprandı’
Tarımın zor zamanların dayanıklı sektörü olduğunu ancak 2016 yılından bugüne ciddi anlamda yıprandığını kaydeden Ali  Çandır, “Toplumumuzun ve karar vericilerimizin tarımın sadece bir ekonomik faaliyet olmadığı gerçeğini unutmamasını bekliyoruz. Çünkü tarım sadece medeniyetler tarihiyle eşdeğer ve üretimden ibaret değildir. Aynı zamanda sosyal, kültürel ve politik bir faaliyettir” diye konuştu. Stratejik kabul edilen tarımın yıllardır toprak ve insan kaynağı kaybı ile karşı karşıya kaldığını belirten Çandır, “Ciddi meblağlara ulaşan tarımsal destek ve teşvik ödemelerinin de bu dayanıklılık kaybına engel olma özelliği giderek azalmaktadır” dedi.
 
Çiftçi destek beklenti anketi
ATB Başkanı Çandır, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaptığı çiftçi destek beklenti anketinin sonuçlarını da kamuoyu ile paylaşarak, “Bakanlığın anketine göre üreticilerin yaygın olarak faydalandığı mazot-gübre desteğinde yüzde 82, fark/prim desteğinde yüzde 71, iyi tarım uygulamaları desteğinde yüzde 55, sertifikalı tohum desteğinde yüzde 62 ve süt prim desteğinde ise yüzde 77 düzeyinde memnuniyetsizlik hakimdir” dedi. Çandır, İktisadi Kalkınma Vakfı tarafından yayınlanan Türkiye ve AB Tarım Sektöründeki Güncel Gelişmeler raporunda da benzer sonuçların ortaya çıktığına dikkat çekti. Çandır, raporda yapılan düzenlemelerin ve desteklemelerin ekonomik etki analizlerinin yapılmadığı, destekler ve teşviklerin çok yüksek bütçelere sahip olmasına rağmen beklenen sonuçları vermediği sonuçlarının çıktığını hatırlattı.
 
‘Tarım bölümü umutlandırdı’
Çandır, “Bakanlık ve diğer kurumların konuyu fark etmesi bu türden sorunların çözüme kavuşturulması için doğru bir adım olmuştur. Nitekim önümüzdeki aylarda düzenlenecek olan 3. Tarım ve Orman Şurası ile 11. Kalkınma Planı’ndaki tarım bölümü bizleri umutlandırmıştır. Dileğim o dur ki, yapılacak olan Tarım Şurası bir taraftan katılımcı bir anlayışla sorunlara çözüm önerileri üretirken diğer taraftan da önümüzdeki dönemde küresel rekabete uyumlu bir sektör rotası belirleyebilir” diye konuştu. Tarım sayımından arazilerinin korunmasına, sözleşmeli üretimin özendirilmesinden üretimin artırılmasına, hayvancılığın geliştirilmesinden soğuk zincir lojistik altyapısının iyileştirilmesine, coğrafi işaretlerin desteklenmesinden üretici örgütlerinin geliştirilmesine kadar birçok hedefin yer aldığı 11. Kalkınma Planı’nın kentin tarımını doğrudan ilgilendirdiğini ifade eden Çandır, “Bu başlıkların plandaki hedeflere uyumlu icraatlarla desteklenmesi en büyük beklentimizdir” dedi.
 
YÖREX daveti ve iklim değişikliği
Çandır, Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’i bu yıl 23-27 Ekim tarihlerinde ANFAŞ’ta düzenleyeceklerini hatırlatarak, 81 ilin fuarda yer alması ve daha fazla ürünün tüketicilerle buluşturulması için yoğun çaba sarf ettiklerini bildirdi.  Çandır, üreticiler, ticaret erbabı ve kurumları yörelerine ait ürünleri tanıtmaları, ticaretlerini artırmaları ve yeni müşteriler kazanmaları, coğrafi işaretli ürünler piyasasını yerinde görmeleri, yeni fikirler edinmeleri ve profesyonellerle yüz yüze görüşmelerde bulunmaları için YÖREX’e davet etti. İklim değişikliğine değinen Çandır, “İklim değişikliği ülke ve Antalya’yı doğrudan ilgilendiren bir konudur. Özellikle son yıllarda bir taraftan doğal afetlerle yok olan diğer taraftan da insan eliyle yok edilen ormanlarımız, çevre ve doğal hayatımız gelecek için bizleri endişeye sevk etmektedir. Son yapılan araştırmalara göre Batı Akdeniz Bölgemizde ciddi orman kayıpları söz konusudur. Antalya’mız da bu kayıplarda maalesef başı çekmektedir” dedi. Antalya’nın birinci derece deprem kuşağında yer aldığına dikkat çeken Çandır, 17 Ağustos depremini anımsatarak,  “Bildiğiniz gibi tarihte kentimizde yaşanan depremler medeniyet batıran depremler olarak anılmaktadır. Kent bilincimizi geliştirirken bu özelliğimizi de dikkate almamız gelecek kuşaklarımızın esenliği bakımından önem taşımaktadır” dedi.
 
Katliama uğrayan kadınları andı
Çandır, Antalyaspor ve Alanyaspor’un Süper Lig’deki başarılarının herkesi gururlandırdığını ifade ederek,  “Her iki kulübümüze de başarılı bir sezon geçirmelerini diliyorum. Antalyaspor’umuzun Denizlispor karşılaşmasındaki bilet gelirlerini merhum Emine Bulut’un kızının geleceği için bağışlamasıysa bizlerde daha üst bir gurur kaynağına dönmüştür” diye konuştu.  Çocuk ve kadın katliamlarını ‘İnsanlık tarihinin en rezil olayları’ olarak değerlendiren Çandır, Emine Bulut cinayeti nezdinde katliama uğrayan bütün kadınları rahmetle andı. 97 yıl evvel Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutanlığında Türk milletinin azim ve kararlılığıyla 30 Ağustos Büyük Taarruz’u kazandığını hatırlatan Çandır, “Büyük zaferle bağımsızlığımıza hayatımızdan çok daha fazla önem verdiğimizi bir kez daha bütün dünyaya kanıtladık. Vatan uğruna canını feda eden şehitlerimizi ve gazi olarak aramızdan ayrılan kahramanları rahmetle ve minnetle anıyor, hayatta olanlara sağlıklı ömürler diliyorum” şeklinde konuştu.
Esra ALTUNKES

YORUMLAR

  • 0 Yorum