Dünkü gazetemizin üçüncü sayfasının manşetiydi başlıkta okuduğunuz cümle…
Antalya’da 52 yaşındaki işçi emeklisi Azmi Tekocak facebook sayfasından insanlara izlete izlete canına kıydı.
Bir süre önce eşinden ayrıldığı için bunalımda olduğu filan yazıldı ilgili haberlerde.
Gerçek nedir kimse bilmiyor…
Bir insan neler yaşar veya hangi psikolojide olur da böyle bir noktaya gelir doğrusu anlamak zor…
Bir yerlerde okumuştum, sanıyorum ünlü bir psikiyatr, “İntihar eden her kişinin kendine göre güdüleri ya da nedenleri vardır: Bunlar çok özeldir, bilinemez ve dehşet vericidir” diyordu. Dolayısıyla intihar eden birini anlayabilmek için onun içinde bulunduğu koşulları veya onun yaşadığı olaylara paralel şeyleri yaşamak gerek. Sadece dışarıdan görünen yüzüyle değerlendirmek hem yanlış, hem haksızlık olur.
Azmi Tekocak, intihar edeceği gün sabah kalkıyor, tıraş oluyor, takım elbise giyip kravat takıyor.
Sanki bir düğüne hazırlanırmış gibi…
Ve tüm bunları cep telefonuyla kaydediyor. Sonra facebook sayfasını açıp canlı yayına başlıyor.
Önde kendisi, arkada tavana bağlanmış ip.
Fonda ise Cengiz Kurtoğlu’nun ‘Gidiyorum’ adlı hüzünlü şarkısı…
Şarkı bitene kadar bekliyor ve ardından kalkıp daha önceden hazırladığı ipi boynuna geçiriyor…
Herkes gibi benim de tüylerim diken diken oldu izlerken. Empati yapmayı denedim olmadı. Ne yapmak istiyor bu adam, neyi, kimi cezalandırıyor diye düşündüm, yanıtını bulamadım. Geride kalanları düşündüm…
Bir çocuğunun olduğu söyleniyor. Erkek mi, kız mı, kaç yaşında bilmiyorum.
Ne fark eder ki?
Düşünsenize o çocuğun yaşadığı travmayı.
Babasının intiharını naklen izliyor.
Bu travmayı hayatı boyunca atlatması mümkün mü?
Ya ayrıldığı eşi? Hayatı boyunca bir vicdan azabına mahkum edilmiş olmadı mı?..
Kimbilir belki arzu ettiği şey buydu Azmi Tekocak’ın. Bunun için izlettirdi ölümünü onlara ve herkese…
Dedim ya, anlamıyorum/anlayamıyorum.
İstatistiklere göre dünya genelinde her 40 saniyede bir intihar gerçekleşiyor. Yargılamıyorum ancak bana ters geliyor. Benim için yaşam Allah’ın biz kullarına bir armağanı.
Bazen armağandan çok bir yük gibi hissettiğimiz zamanlar olsa da bu armağanın kıymetini bilmemiz gerekiyor…