Nedeeeeen?..

Abone Ol

Geçtiğimiz pazartesi günü, bir vatandaş öğle saatlerinde Muratpaşa Belediyesi önünde üzerine benzin dökerek kendisini yakması sonucu kaldırıldığı hastanede tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.

Adı Ulaş Akın.

Yaşı henüz 32. Tabiri caizse hayatının henüz baharında evli ve bir de küçük çocuğu var..

Bugün günlerden Cuma ve vahim olayın üzerinden 5 gün geçiyor.

Ve biz hep gazeteciliğimizle övünür, millete doğruluk dersi vermeye kalkar, gündem belirlemekte üzerimize yoktur ya!..

Muratpaşa Belediyesi önünde bir vatandaş kendisini yakıyor ama hala gazetecilik yapan bir tane kişi bile çıkmış değil..

Belli ki, gazetecilik yapmaktan çok sallayıp geçen muhteremler, “Çamur atıp izini bırakmakta” üzerlerine kişi tanımayan gazeteci müsvetteleri, umursamamazlık tutumları sergileyerek millete unutturma gayretinde..

Bir ülkeyi yönetenlerin en büyük ayıbı faili meçhulleriyse, bence gazeteciliğin de yüz karası nedenlerin üzerine gitmemektir..

Neden Muratpaşa Belediyesi önünde arkadaş?

Aynı vahim olay Büyükşehir Belediyesi önünde olsaydı Antalya’nın ünlü senaryo ve hayal ürünü yazarları bir saniye durur muydu?

Çamurcuların harcı biter miydi?

Peki, söz konusu konuyla ilgili olarak Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal niçin susuyor?

Araştırma yaptırmış mı?

Yaptırdıysa o vatandaş belediye önüne geldiğinde görüştüğü, konuştuğu birisi olmuş mudur?

Olduysa üzerine benzin dökmeden önce, herhangi bir talepte bulunmuş veya arzu-istek gibi şartı ortaya koymuş mudur?

İkna etme yoluna giden herhangi bir belediye çalışanı var mıdır?

Belediye Başkanı Ümit Uysal veya Sosyal Hizmetler Şube Müdürü Hacı Emin Nevruz intihar eden vatandaş ile önceden görüşme veya konuşma gibi eylemlerde bulunmuş mudur?

Eşiyle ayrılma aşamasında olan Ulaş Akın isimli vatandaş daha önce Muratpaşa Belediyesine gelmiş ve varsa sorununu ilgili masalara iletmiş de sonuç mu alamadığı için aynı belediye önünde yaşamına son vermeyi tercih olarak görmüştür?

Daha sayalım mı?

Saydıkça biz gazetecilerin ne yazık ki ayıbı daha da büyüyor.

Zira yıkılan bir yuva, dağılan bir aile, yetim kalan bir bebe ve toprak olan cansız bir beden var ortada ama biz TV’lere çıkıp, gazetecilikten çok millete belediyecilik, milletvekilliği, mahalle muhtarlığı hatta başbakan ya da cumhurbaşkanlığı dersleri veriyoruz.,

Gazete sütunlarımızda parmaklarımızdan kan damlatırcasına ona buna saldırıyoruz fakat, koskoca bir nedenin üzerine gitmekten dahi geri duruyoruz..

Benim ülkemde basın özgürlüğü yokmuş!..

Çok mu adam gibi gazetecilik yapan var ki?