Nefret söylemlerine prim vermeyelim
Bu menfi olaylar maalesef ülkemizde yaşandı.
Bir başka ülkede yaşansa bugün hükümet çatırdar, bakanlar istifalarını peş peşe verirdi.
Ancak durum bizde farklı.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin Urfa cezaevinde yaşanan olaydan sonra “Sorun çözülecekse istifa ederim” diyor.
Zihniyet değişmedikçe elbette sorun çözülmez. Ancak cezaevlerinden sorumlu bir bakan bu yaşananlar karşısında sessiz kalmamalı. Bunun gereğini derhal yapmalı. Yapamıyorsa ve olayların çıkmasına engel olamıyorsa onun da yolu istifadır.
Bugün Türkiye’deki cezaevleri dolup taşmış durumda. İçeridekilerin çoğu tutuklu. Henüz haklarında bir hüküm verilmemiş. Yani bu kişilerin çoğu suçsuz da olabilir. Bu nedenle gözaltına alınan herkese cezaevi kapısı gösterilmemeli. Avrupa’da bu durumdaki kişilerin büyük bir çoğunluğu tutuksuz yargılanıyor.
Urfa Cezaevi’ni ziyaret etmeye giden milletvekillerin söylediğine göre bu cezaevi Nazi kamplarına dönmüş. Cezaevinde insani hiçbir standart yok. 2 kişiye bir metrekare alan düşüyor. Nefes almakta zorlanan mahkumlara günde 4 kez birer saatle su veriliyor. Böyle bir durumda isyan çıkmasın da ne çıksın. Sorarım size, 50 derece sıcaklıktaki 264 kişilik bir cezaevine 1054 kişi konulursa sonucu ne olur? Siz olsanız ne yaparsınız?
Cevabı yazının girişinde mevcut.
Evet, yetkililerin harekete geçmesinin zamanı geldi. Yeni canlar gitmeden hemen düğmeye basılmalı. Son zamanlardaki tutuklama furyası yeniden gözden geçirilmeli.
Bu arada, dün Antalya Büyükşehir Belediyesi, sıcaktan bunalan hayvanlara ‘buzlu meyveli kokteyl’ hazırlayıp verdi. Birilerinin bundan ders çıkarması gerektiğini düşünüyorum.
Gelelim içimizi yakan bir başka olaya.
Dağlıca’da dün tam 8 askerimiz şehit oldu. Yani kan akmaya devam etti. Analar ağlarken bundan nemalananlar göbeğini kaşımayı sürdürüyor. 30 yıldır, “Bu son olsun. Analar ağlamasın” diyoruz. Ancak kan akıyor ve analar ağlıyor. Bu üzücü günde savaş çığlığı atanlara inat, gelin bugün bir olalım. Acıyı paylaşalım. Barışın dilini kullanalım. Nefret söylemlerine prim vermeyelim.
Barışı konuşacağımız günlerde görüşmek dileğiyle…