TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan başkanlığında toplandı. Teklif üzerinde ilk imza sahibi olan AK Parti Kocaeli Milletvekili Sadettin Hülagü, teklife ilişkin bilgiler verdi. Teklifin 28 maddeden oluştuğunu belirten Hülagü, "Hazırladığımız bu teklifle yükseköğretim kurumlarımızın işleyişinde ortaya çıkan sorunları gidermeyi, yargı kararları doğrultusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri hayata geçirmeyi, üniversitelerimizin bilimsel ve kurumsal kapasitesini güçlendirme hedeflenmiştir. Meclis Başkanlığımıza sunduğumuz bu kanun teklifi; öğrencilerimizin eğitim hakkını, akademisyenlerimizin emeğini, üniversite hastanelerimizin işleyişini ve yükseköğretim kalitemizi daha da ileriye götürmeyi merkeze alan kapsamlı bir çalışmanın ürünüdür. Ülkemiz son yıllarda yükseköğretim alanında önemli bir gelişme kaydetmiş, öğretim elemanı ve öğrenci sayısı, program çeşitliliği, yayın potansiyeli ve uluslararası öğrenci kapasitesi bakımından güçlü bir noktaya ulaşmıştır. Artık üniversitelerimiz, sahip oldukları akademik birikim ve öğretim elemanı kapasitesiyle yalnızca ülkemizde değil, yurt dışında da eğitim ve araştırma faaliyetlerini yürütebilecek bir potansiyele sahiptir. Gelişen uluslararası ilişkiler, dost ve akraba ülkelerden yükseköğretim alanındaki iş birliği taleplerini artırmış, Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika'daki bir kısım ülkelerle iş birliği protokolleri yapılmıştır. Protokoller gereği üniversitelerimiz yükseköğretim alanındaki birikim ve tecrübemizi yakın iş birliği içerisinde bulunduğumuz ülkelere taşıyacak ve bu durum ülkeler arasındaki etkileşimi güçlendirilecektir" diye konuştu.
'ÖĞRENCİ AFFI DÜZENLEMESİ HAYATA GEÇİRİLECEK'
Hülagü, teklifin maddeleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak, "Yükseköğretimde öğrenime dönüş imkanı öğrenciler açısından çok önem arz ediyor. Bu teklifle öğrencilerin azami süreleri uygulamalı eğitim ve intörnlük gibi programların tamamının yapısı gözetilerek yeniden düzenlenmiş, uygulamada ortaya çıkan tereddütler giderilmekte, ilişiği kesilen öğrencilere yönelik geçiş hükümleriyle eğitim hakkının korunması amaçlanmıştır. Yükseköğretim kurumlarında hazırlık sınıfı dahil, ön lisans, lisans, lisans tamamlama ve lisansüstü düzeyde öğrenim görmekte iken çeşitli sebeplerle ilişiği kesilen öğrencilerimize yönelik öğrenci affı düzenlemesi hayata geçirilecektir. Daha önceki aflardan yararlanmamaları kaydıyla öğrencilerimize 4 ay içerisinde ilişkilerinin kesildiği veya kayıt hakkı kazandıkları yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde aftan yararlanmalarına imkan sağlanarak 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrencilerin öğrenimlerine başlamalarının önü açılacaktır. Ayrıca, maddenin yürürlüğe girdiği tarihte askerlik görevini yapmakta olanların da mağdur olmaması adına, terhislerini takip eden 2 ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde bu maddede belirtilen haklardan yararlandırılması sağlanmaktadır. İnternlük eğitimi, uygulamalı eğitim olanlara da yeni bir fırsat tanımakta ve af düzenlemesiyle benzer bir şekilde teorik ve uygulamalı derslerden başarılı olmuş ancak uygulamalı eğitime ve intörnlük eğitimine başlamamış veya tamamlamamış olan öğrencilerimize uygulamalı ve intörnlük eğitimlerini tamamlama imkanı sunulmaktadır" dedi.
'EMEKLİ ÖĞRETİM ÜYELERİNİN ÖZLÜK HAKLARI KORUNMAKTADIR'
Yaş haddi nedeniyle emekliliğe ayrılan öğretim görevlilerinin sözleşmeli olarak görevlerini sürdürebileceklerini ve meslektaşları ile aynı haklardan faydalanabileceklerini kaydeden Hülagü, "Teklifimizle öğretim üyelerinin emeklilik sonrası sözleşmeli olarak çalıştırılmaları halinde özlük hakları korunmaktadır. Ek ders ücreti, geliştirme ve akademik teşvik ödeneklerinden yararlanmalarının devamlılığı sağlanmaktadır. Buradaki yaş süreci 67'den 75'e kadar, 2 yıllık sözleşmeli sürelerle uzatılması sağlanmaktadır. Teknoloji Transfer Ofislerinin güçlendirilmesi AR-GE açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle üniversitelerde proje tabanlı bilgi üretimi, bilginin teknolojiye dönüşünü desteklemek amacıyla kurulan Teknoloji Transfer Ofislerinin rolünü güçlendirmekteyiz. Bilimsel çalışmalar sonucunda ortaya çıkan buluşların ticarileştirilmesi de oldukça önemlidir. Gerekli şartların sağlanması halinde buluşlara ilişkin hak sahipliğinin Teknoloji Transfer Ofisi adına devredilebilmesine imkan tanıyor. Elde edilen gelirlerin buluş sahibi, ilgili yükseköğretim kurumu ve teknoloji transfer arasında paylaştırılmasına ilişkin kanun düzenlemesi yapılmaktadır" değerlendirmesinde bulundu.
'DEVLET YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI YURT DIŞINDA TESİS KURABİLECEK'
Hülagü, teklifle vakıf üniversitelerinin de tam burslu eğitim teşvikinden faydalanabileceğini aktararak, şöyle devam etti;
"Tıp fakülteleri bünyesinde kendisine ait hastanesi olmayan vakıf üniversitelerinin bir hastaneye sahip olma yükümlülüğüne ilişkin süre de uzatılmaktadır. Bunların yanında, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda vakıf yükseköğretim kurumlarına uygulanacak olan idari yaptırım ve önlemleri ölçülülük ve orantılılık ilkelerine uygun olarak yeniden düzenlenmektedir. Ayrıca, bilimsel ve teknolojik gelişmeye katkı sağlayacak nitelikteki AR-GE faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla ortak uygulama ve araştırma merkezlerinde öğretim üyelerinin görevlendirilmesi imkanı sağlanmaktadır. Yurt dışına gidecek yükseköğretim kurumu bünyesindeki hocalarımızın 5 yıla kadar görevlendirilme imkanı sağlanacak. Türkiye'deki devlet yükseköğretim kurumlarına Cumhurbaşkanımızın kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim, program ve ihtiyaç duyulan diğer tesisleri kurabilme imkanı getirilmektedir. Açılan akademik birimlerin ülkeler arasında eğitim, araştırma ve bilimsel iş birliği alanında köprü görevini üstlenmesi, bulundukları ülkenin vatandaşı olan öğrenciler başta olmak üzere alternatif eğitim ve öğretim fırsatı doğurması amaçlanmaktadır."
Hülagü'nün bilgilendirmesinin ardından toplantı, milletvekillerinin teklifin bütününe ilişkin görüş ve değerlendirilmeleri ile sürüyor.
KOMİSYONDA 'İSTİFA' TARTIŞMASI
Milletvekillerinin teklif üzerine değerlendirmeler yaptığı bölümde söz alan DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Komisyonun eğitim alanında yaşanan pek çok soruna rağmen işlevsiz hale getirildiğini belirtti. Koca, "Öğretmen arkadaşlarımız bu komisyon üyeleri olmak üzere TBMM'ye çağrıda bulunuyorlar. Öğretmenlerin esas gündemi, 'Taban maaş hakkıdır, mülakat mağduriyetinin giderilmesidir' diyorlar. Ve onlar verilen sözlerin tutulmasını, komisyonun artık sorumluluk almasını, somut adım atılmasını, buranın bir çözüm mekanizmasına dönüşmesini talep ediyorlar. Ve onca baskıya, şiddete ve zulme rağmen öğretmen arkadaşlarımız mesleklerinin itibarını gösteren bir yerden, 'Biz bunun için hazırız, her türlü katkı vermeye hazırız' diyorlar. Biz de öğretmen arkadaşlarımızın yanındayız. Öğretmenlerin özel okul patronlarının kulu, kölesi yapılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Mülakat mağduriyetinin de sistematik bir işkence olarak devam ettirilmesine izin vermeyeceğiz. Dolayısıyla bu toplantıdan yani yıllar sonra toplandığı için talebimiz bu kanayan yara ile ilgili somut öneri, toplaşma tarihi çıkmak durumundadır. Bir öneride bulunmuyoruz, bu bir zorunluluktur. Tabii ki sizler bu görevi yapmak istemiyorsunuz, eğitimin, öğretmenlerin sorunlarına gülüp geçeceğinizi zannediyorsanız ve zaten komisyonu hiç toplamadınız, çalıştırmadınız bile o yüzden lütfen o koltuktan derhal istifanızı verin" ifadelerini kullandı.
'SENİN HADDİN DEĞİL'
DEM Partili Koca'nın sözlerine AK Parti sıralarından tepkiler gelirken AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş ise konuşma sırasında araya girerek, "Sizin bu komisyonda bu şekilde konuşmanız toplantının vahametini bozuyor. Başkanı istifaya çağırma hakkı sizde yok. Senin haddin değil. Bana haddimi bildirme hakkın da yok, yetkin de yok. Siz de haddinizi göreceksiniz" diye konuştu.
'KOMİSYON BAŞKANI BU KOMİSYONU KAFASINA GÖRE YÖNETEMEZ'
CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş ise Komisyon Başkanı'nın toplantıyı iç tüzüğe göre yönetmesi gerektiğini belirterek, "Komisyon Başkanı bu komisyonu iç tüzüğe göre yönetecek, kafasına göre yönetemez. İç tüzüğe göre yönetecek, o kadar. Hiç öyle değil, 100 yıldır yanlış yapılıyor öyle mi?" dedi. Komisyon da yaşanan toplantının ardından toplantı maddeler üzerine yapılan görüşmelerle sürüyor.
'TÜRKİYE YÜKSEKÖĞRETİMDE KAPASİTE İHTİYACINI 2020'Lİ YILLARDA TAMAMLADI’
Komisyon toplantısında Yükseköğretim Kurumu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, değerlendirmelerde bulundu. Özvar, yükseköğrenimin derinliği olan bir alan olduğunu ve yükseköğrenim konusunda Türkiye'nin Çin, Brezilya, Güney Kore ve Singapur gibi ülkelerdekine benzer bir büyümeye sahip olduğunu ifade etti. Özvar, "Bugün vakıf ve devletle beraber 208'i bulan bir üniversitemiz var. Elbette bütün dünyada üniversite kapasitesi genişledikçe kalite ve nicelik tartışmaları beraberinde geliyor. Bugün dünyada bilhassa inovasyon alanında yaptığı çalışmalarla öne çıkan Çin'de bile bugün nitelik, üniversitelerin niteliği ciddi bir tartışma konusudur. Dolayısıyla Türkiye'de de bunların tartışılmasını fevkalade iyi, sağlıklı neticeler ortaya çıkaracak bir süreç olarak değerlendiriyoruz. Bu açıdan, Türkiye yükseköğretimde kapasite ihtiyacını aslında büyük ölçüde 2020'li yıllarda tamamlamış vaziyettedir. Bundan sonra, Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, Mecliste bütün partilerimizin dile getirdiği gibi üniversitelerimizin niteliğine yönelik çalışmaların hız ve ağırlık kazanması gerekmektedir. Yükseköğretim Kurulu da bütün kapasitesiyle, bütün imkanlarıyla bu alanın kalitesini artırmaya yönelik, geçmişte olduğu gibi bugün de aynı şekilde bu çabayı devam ettirmektedir" ifadelerini kullandı.
'İLK 500'DE TARİHİMİZDE İLK KEZ 6 ÜNİVERSİTEMİZ SIRALAMAYA GİRDİ'
Tüm kesimlerin üniversitelere sahip çıkılması gerektiğini ve Türkiye'deki üniversitelerin dünya sıralamalarındaki yerinin düştüğü yönündeki iddiaların gerçek olmadığını ifade etti. Özvar, "Bugün, Türkiye, Avrupa'da İngiltere'den sonra dünyada ilk binde en fazla üniversite temsil eden ülkedir. Bizim hepimizin burunla gurur duymamız lazım. Bakın, Avrupa'da İngiltere'den sonra ilk binde en fazla üniversite temsil eden ülke, ilk 500'de tarihimizde ilk kez 6 üniversitemiz sıralamaya girmiş vaziyette. Bunlar üniversitemizin değil ülkemizin başarısıdır, böyle görmemiz lazım ama biz bunların yeterli olduğunu kesinlikle ifade etmiyoruz, elbette sorunlarımız var, üzerine gitmemiz gereken meseleler var" diye konuştu.
'TÜRKİYE'DE YÜKSEKÖĞRETİME ERİŞİM BÜYÜK ÖLÇÜDE SORUN OLMAKTAN ÇIKTI'
Özvar, teklifte yer alan maddeleri değerlendirdi ve şöyle devam etti;
"Yurt dışına giden öğrenciler bakımından değerlendirecek olursak şunu söyleyeyim; Türkiye'de yükseköğretime erişim büyük ölçüde sorun olmaktan çıkmış vaziyettedir. Şu anda ancak bazı öğrencilerimiz veya adaylarımız şansını ülkemizde değil ama yurt dışında denemek istemektedir. Onlara zaten anayasal ve kanuni açıdan herhangi bir şekilde, 'Bir dakika, nereye gidiyorsunuz?' deme hakkımız yok. Elbette Türkiye'nin en iyi liselerinde okuyan çocuklarımızın Türkiye'de okumasını arzu ediyoruz, bunu ifade etmek lazım. Yurt dışına giden öğrencilerimizle alakalı yaşadığımız en önemli, en ciddi sorun şu; Bazı aracı tabir edeceğim kuruluşlar öğrencilere yönelik yurt dışında birtakım kolaylıklardan ve imkanlardan bahsediyorlar. Bu çocukları aldıkları ücretlerle yurt dışına bazı ülkelere taşıyorlar kıymetli vekillerim ve Yükseköğretim Kurulu 'web' sitelerinde, haber kanallarında açıkça ilan etmesine rağmen, tanınmayan veya denkliği kabul edilmeyen üniversitelere götürüyorlar. Bu çocuklar sonra oradan tanınmıyor ve denkliği kabul edilmiyor. Üniversiteden buraya geldiğinde maalesef ciddi sıkıntılarla karşı karşıya geliyor. Sizlere de bu arkadaşlar gelip, 'Ya, bu sorunumuza bir cevap bulur musunuz?' diyorlar. Bizim istirhamımız şu, bizim 'web' sitemizde, bütün sosyal kanallarımızda Türkiye Cumhuriyeti devletinin tanıdığı bütün üniversitelerin kaydı var; net bir şekilde, e-devlete girmek suretiyle bunları öğrenmeleri çok kolay."
'ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ İLE İLGİLİ ŞÜPHENİZ VARSA YÖK'E BEKLİYORUM'
Şırnak Üniversitesi Rektörü ile ilgili milletvekillerinden gelen sorulara ilişkin Özvar, "Burada şunu ifade etmek isterim. Ben kendi adıma kul hakkına hayatım boyunca dikkat etmeye çalışmış bir insan olarak söylüyorum; Şırnak Üniversitesi Rektörü defaatle basında açıklamasına rağmen, kamuoyu açıklamasına rağmen, 4 kez savcılığa suç duyurusunda bulunmasına rağmen bunların hiçbiri gündem olmuyor. Açıkça ifade etti, dedi ki, '3 akrabam Şırnak'ta' ki kendisi Şırnak'ta öğretim üyesi değil, Dicle Üniversitesinde öğretim üyesi. 'Ben rektör değilken, benim akrabam ben yokken üniversiteye girmiş bu 3 memur.' 'Benim bundan ne kabahatim olur. Benden sonra ise ben rektör olduktan sonra ise 2 akrabam becayiş usulüyle üniversiteye gelmiş vaziyette.' diyor. Bunu açıkça kamuoyunda deklare ediyor. 'Efendim, bana tabii olmazsanız ben hepinizi şöyle yaparım, ben herkesin üstündeyim' yani aklınız, lütfen, sayın vekillerim, elinizi vicdanınıza koyun ya. Bir rektör eğer aklı başı yerindeyse bu sözleri edebilir mi ya? O gazeteci diyor ki, 'Facebook'un da bunlar yazılı.' Ya, 5 bin takipçisi var, 5 bin takipçi göremiyor da o gazeteci mi görüyor ya o yazılanları? Ya, Allah aşkına sayın vekillerim ya, lütfen ya. Yazıktır, günahtır. Naçizane, şu kul hakkı meselesine dikkat etmek lazım, kul hakkı önemlidir. Bu arkadaşımız 50-55 yaşlarında, çoluk çocuğu olan, ailesi olan, karısı olan bir insan yani bu kadar. Tamam, ben siyasetçi değilim ama hani siyasi tartışmalar olur da bir de insanların hakları var. Bu konuda varsa bir şüpheniz YÖK'e bekliyorum veya söyleyin, ben geleyim o arkadaşla, sizlerle konuşsun ama burada kesmek lazım artık yani biraz tadı kaçmış vaziyette. Ailesini düşünün ya, çocuğunu, hakikaten çok zor bir şey yani biz rektörlerimize bu şekilde. Bu konuda sizlerden istirham ediyoruz; varsa söyleyin bana, bakın, ilk soruşturmayı açacak ve ilk cezayı verecek makam burası, hiç şüpheniz olmasın yani hiç" değerlendirmesinde bulundu.