Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Antalya Konyaaltı Şubesi üyeleri, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen şiddet olayları üzerine Attalos Meydanı’nda basın açıklamasında bulundu. Şube Başkanı Fatma Özdemir, yaşanan olayların bireysel birer asayiş sorunu değil, bir ‘milli güvenlik sorunu’ olduğunu vurguladı. Son 10 yılda okullarda artış gösteren şiddet vakalarının dijital dünyanın etkisiyle hızlandığına dikkat çeken Fatma Özdemir, olayların kökeninde neoliberal sistemin yarattığı kültürel yıkımın yattığını belirtti. Özdemir, "Ortada sadece katliamcı birkaç çocuk değil, on binlerce zehirlenmiş çocuk ve hedefe konmuş bir gelecek var. Türkiye, emperyalist kuşatmanın yanında bir de gençliğin zehirlenmesine bağlı içeriden bir güvenlik sorunuyla karşı karşıyadır" dedi.
‘1980 sonrası eğitim sistemi çöktü’
Açıklamada, 1980 darbesinden sonra Türkiye’nin Batı merkezli küresel sisteme eklemlenmesiyle eğitimde büyük bir erozyon yaşandığı savunuldu. Özdemir, mevcut tablonun nedenlerini şu başlıklarla sıraladı: “Eğitimde fırsat eşitliğinin yok edilmesi ve eğitimin ticari bir araç haline gelmesi. Okulların tarikat ve cemaat bağlantılı vakıflara terk edilmesi. Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması. Öğrencilerin sınav odaklı bir ‘yarış atı’ psikolojisine hapsedilmesi. Gençlerin sosyal medya, dijital oyunlar ve ekran bağımlılığına teslim edilmesi.”
‘Sarı öküzü vermeyecektik’
Köy Enstitülerinin kuruluşunun 86. yıldönümüne de değinen Özdemir, bu okulların kapatılmasını ‘eğitim devrimlerimizin kaybı’ olarak nitelendirdi. Üretime dayalı ve milli bir modelin terk edilmesinin faturasının bugün ağır bir şekilde ödendiğini belirten Özdemir, "Köy Enstitüleri eğitim ve kültür devrimlerimizin 'Sarı Öküz'üdür. O gün başlayan aşınma, bugün kültürel bir çürümeye dönüşmüştür" ifadelerini kullandı.
‘Çözüm öğretim birliğinde’
Çözümün güvenlik tedbirlerini artırmak gibi ‘sığ’ yaklaşımlarda olmadığını ifade eden CKD Konyaaltı Şube Başkanı Fatma Özdemir, şu çağrıda bulundu: “Çocuklarımızı yozlaşmanın pençesinden kurtarmanın tek çaresi, Cumhuriyetin halkçı, devletçi ve devrimci eğitim politikalarına dönmektir. Öğretim Birliği Yasası (Tehvid-i Tedrisat) yeniden hayata geçirilmeli, eğitim bilimsel ve kamucu bir temele oturtulmalıdır. Gençliğimizi Batı’nın dayattığı kimliksizleşme ve tüketim çılgınlığından ancak Anadolu kültürü ve insanı merkeze koyan bir anlayışla koruyabiliriz.”