Öğrencinin okula karşı hissettiği sevgi, özlem, heyecan, korku ya da mutluluk gibi duyguların anlatılmasıdır okul heyecanı. İkinci evidir öğrencinin.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, gazete ve televizyonların temsilcileriyle bir araya geldi ve güncel olaylara ilişkin açıklamalarda bulundu. Mustafa Çiftçi, okul güvenliğine bekçi ve güvenlik koruyucusu desteğinin geleceğini açıkladı. Çiftçi, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde 30 bin bekçi bulunduğunu, bu bekçilerin güneş battıktan sonra görev yaptığını söyledi. Bekçilerin gece dışında çalışma yetkisinin İçişleri Bakanlığı'na verildiğini kaydeden Çiftçi “Ben bu yetkimi 81 il valimize devrettim. Bunların çalışma saatlerini belirleme yetkisi artık il valilerimizde" diye konuştu.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi yaptığı konuşmada, "Artık yalnızca suçun çetelesini tutan değil, suçu henüz filizlenmeden kaynağında kurutan ve riskleri önceden imha eden proaktif bir güvenlik mimarisini hayata geçiriyoruz. Dijitalleşme, göç hareketliliği ve sosyal kırılmalarla değişen suç profillerine karşı yapay zeka, veri analizi ve yüksek teknolojik takip kapasitemizle cevap veriyoruz, klasik yöntemlerin ötesine geçerek devletimizin reflekslerini en üst seviyeye taşıyoruz. İçişleri Bakanlığı olarak, akademik veriler ve stratejik analizlerle beslenen bu yeni paradigmayla sadece suçluyla değil, suçu besleyen her türlü damarla mücadele ederek çocuklarımızı ve geleceğimizi güvence altına alıyoruz." dedi.
Son dönemlerde hepimizin canını sıkan okul içindeki şiddet skandallarına bir çözüm bulunması için İçişleri Bakanlığı da seferber olmuş durumda. Peki çocuklarımızı neler şiddete itiyor?
Mafyatik bir serseri olmanın güzelleştirildiği diziler ve filmler mi, yoksa birer suç makinesi yetiştirmek için seferber olmuş oyunlar mı?
Bana kalırsa aile içi iletişimle beraber bu oyunlar ve dizi/filmler çocukların mental sağlığını olumsuz etkiliyor. Çok değil, 10 yıl öncesine kadar hepimizin evlerine konuk olmuş aile komedileri, yerini kesip biçen, her türlü kanunsuzluğu yapıp yine de kahraman ilan edilen dizi ve film karakterlerine bıraktı maalesef. Hangi kanalı açsanız, sevgiden çok uzak, intikam duyguları, birini öldürüp elini kolunu sallaya sallaya gezen ve yakalanmayan kabadayılar, kadına şiddet gibi ayıplanması gereken her şeyin güzellendiği yapımlar var. Neden? Nasıl? Bunu okuyanlarımızın bile birçoğu maalesef bu yapımları izliyor. Üstelik evde gelişim çağında olan çocuklarımızın da bizle bunları seyretmesine göz yumuyoruz. Ne acı... Sonra da ah vah ediyoruz bu katliamlara. Eleştiri oklarını biraz olsun kendimize çevirmek için bence geç bile kaldık. Bir daha tekrarlanmaması dileği ve eski aile komedi dizilerinden oluşan ve sevgi saygıyı ön plana çıkaran dizi kültürümüze büyük bir özlem ile...