Önce hoşgörü ve saygı gerek

Abone Ol

Bunun anlamı şuydu; Trafikte sorumluluk yayaya aittir. Arabayı kollayacaksın ondan sonra yol boşsa çıkacaksın. Eğer bir şey olursa dikkatsizlik ve tedbirsizlikten kusur yine sana yazılacak. İşte sözkonusu kanunda yapılan düzenleme ile bu durum tersine değişti. Şimdi kavşaklarda, trafik lambasının olmadığı yaya geçitlerinde, aynı zamanda da trafik polisinin olmadığı yerlerde araçlar yaya geçidini ve yayayı gördüğü zaman yavaşlayacak…

Eskiden nezaketen yol veriliyordu veya verilmiyordu. Arabaların arasından geçmek için akrobasi yapmak gerekiyordu. Oysa şimdi araçlar yayayı gördükleri anda yaya geçidinde duracaklar. Yayanın geçmesini bekleyecekler. Aynen dünyanın gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi ve ardından da kendi yolculuklarına devam edecekler…

Buraya kadar her şey doğru ve güzel. Ancak biz millet olarak her şeyi sulandırmayı, amacı dışına taşımayı çok sevdiğimiz için bu yasal düzenlemeyi de maalesef sulandırdık.

Şimdi anlatacaklarım araç kullanan herkese tanıdık gelecektir…

Mesela, trafikte aracınızla seyir halindesiniz, 30-40 metre ilerde yaya geçidini gördünüz ve yavaşlamaya başladınız. O sırada bir yaya yolu geçiyor. Dönüp size şöyle göz ucu bakmayı da ihmal etmiyor. Aradaki mesafeyi hesaplayarak yayanın siz geçide varıncaya kadar geçeceğini hesaplıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Çünkü yaya 5 saniyede geçilecek yolu, yayılarak, esneyerek 15 saniyeye uzatıyor özellikle. Hani yanılıp da kornaya dokunsanız üstüne bir de küfür yiyorsunuz. Hadi bunu görmezden gelelim. Diyelim ki, yaya geçidine geldiniz ve yayanın keyfini beklemeye karar verdiniz ve durdunuz. Bu kez de arkanızdaki araçlar başlıyor yaygaraya…

Kimi yayalar ise bu ‘yaya önceliği’ni sanırım biraz yanlış anlamış. Trafik hızla akarken, araçlara yeşil yandığı halde kendini yola atıp o akış halindeki araçlardan durmasını bekleyenlerin sayısı bir hayli fazla.

Yani demem o ki, yasal düzenlemelere, kampanyalara eyvallah da, önce mantalitemizi değiştirmemiz gerek. Önce hoşgörüyü, birbirimize saygıyı geliştirmemiz gerek. Toplumlarda refahın ve yaşam kalitesinin artması ancak bu şekilde mümkün olabilir…

İyi haftalar..