ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE YIL SONUNA KADAR ENFLASYONUN SEYRİ

Abone Ol

Türkiye ekonomisinin en önemli gündem maddelerinden biri hiç kuşkusuz enflasyon olmaya devam ediyor. Pazara çıkan vatandaş da kira ödeyen kiracı da iş yeri işleten esnaf da yatırım yapan sanayici de aynı soruyu soruyor: "Yıl sonuna kadar fiyatlar nasıl seyredecek?"

Haziran ayı enflasyon verileri, fiyat artış hızında geçen yıla göre belirgin bir yavaşlama yaşandığını gösterse de vatandaşın cebindeki hissiyat henüz aynı ölçüde değişmiş değil. Çünkü enflasyonun düşmesi, fiyatların gerilemesi anlamına gelmiyor. Sadece fiyatların eskisi kadar hızlı artmaması anlamına geliyor. Market rafındaki ürün yine zamlanıyor ancak geçen yıl olduğu kadar yüksek oranlarda değil.

Önümüzdeki altı aylık dönemde enflasyonun yönünü belirleyecek birçok unsur bulunuyor. Bunların başında para politikası, döviz kuru, enerji fiyatları, tarımsal üretim, küresel gelişmeler ve iç talep geliyor.

Son iki yıldır uygulanan sıkı para politikası, kredi kullanımını önemli ölçüde yavaşlattı. Faizlerin yüksek seyretmesi hem tüketici harcamalarını hem de ticari kredileri sınırlandırıyor. Talebin kontrollü ilerlemesi ise fiyat artışlarının da daha yavaş gerçekleşmesine katkı sağlıyor. Ekonomi yönetimi de tam olarak bunu hedefliyor.

Ancak enflasyon sadece talep kaynaklı oluşmuyor. Üretim maliyetleri de fiyatların belirlenmesinde büyük rol oynuyor. Elektrik, doğal gaz, akaryakıt, kira, işçilik ve hammadde maliyetlerinde yaşanacak yeni artışlar üreticiyi yeniden zam yapmaya zorlayabilir. Bu nedenle maliyet baskılarının seyri büyük önem taşıyor.

Bir başka önemli başlık ise döviz kuru. Türkiye'de ithal edilen ürünlerin ve sanayide kullanılan birçok girdinin fiyatı dövize bağlı bulunuyor. Kurda yaşanabilecek sert yükselişler kısa süre içinde birçok ürüne zam olarak yansıyabiliyor. Buna karşılık kurun daha istikrarlı seyretmesi enflasyonla mücadeleyi kolaylaştırıyor.

Tarım sektörü de yılın ikinci yarısında belirleyici olacak. Yaz aylarında sebze ve meyve üretiminin artması gıda fiyatlarını bir miktar aşağı çekebilir. Ancak kuraklık, aşırı sıcaklar veya doğal afetler üretimi olumsuz etkilerse bu kez gıda enflasyonu yeniden hız kazanabilir. Türkiye'de vatandaşın en çok hissettiği enflasyon kalemlerinden biri zaten mutfak harcamaları oluyor.

Küresel gelişmeler de unutulmamalı. Dünyada petrol fiyatlarının yükselmesi, enerji maliyetlerini artırırken ulaşım ve üretim giderlerini de yukarı çekebilir. Aynı şekilde uluslararası ticarette yaşanabilecek yeni gerilimler veya jeopolitik riskler de ithalat maliyetlerini artırarak enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir.

Öte yandan olumlu gelişmeler yaşanması halinde yılın son aylarında enflasyondaki düşüş daha belirgin hale gelebilir. Küresel enerji fiyatlarının sakin seyretmesi, döviz kurunun istikrarını koruması ve para politikasının etkilerinin devam etmesi fiyat artış hızını daha da yavaşlatabilir.

Vatandaş açısından en önemli konu ise alım gücü. Enflasyon oranı düşse bile maaş artışları fiyat artışlarının gerisinde kalıyorsa hayat pahalılığı hissi devam ediyor. Bu nedenle vatandaş sadece açıklanan enflasyon rakamlarına değil, cebinden çıkan paraya bakıyor. Pazarda, markette ve faturalarında yaşadığı değişim onun için resmi verilerden daha belirleyici oluyor.

Esnaf cephesinde ise farklı bir tablo bulunuyor. Satışların yavaşlaması birçok işletmeyi fiyat artışlarında daha temkinli davranmaya zorluyor. Tüketicinin harcama gücünün sınırlı olması, firmalar arasında rekabeti artırırken bazı sektörlerde zamların daha düşük seviyelerde kalmasına neden olabiliyor.

Uzmanların büyük bölümü yılın ikinci yarısında enflasyondaki düşüş eğiliminin devam edebileceğini değerlendiriyor. Ancak bu düşüşün çok hızlı olmayacağı, zaman içinde kademeli şekilde gerçekleşeceği yönünde görüşler ağırlık kazanıyor. Çünkü yüksek enflasyonun kalıcı olarak gerilemesi uzun süreli ve istikrarlı ekonomi politikalarını gerektiriyor.

Yıl sonuna doğru baz etkisinin de katkısıyla yıllık enflasyon oranında aşağı yönlü hareketlerin sürmesi bekleniyor. Ancak aylık fiyat artışlarının tamamen ortadan kalkması beklenmiyor. Özellikle eğitim, kira, ulaştırma ve hizmet sektöründe belirli dönemlerde fiyat artışları devam edebilir.

Ekonomide güven ortamının güçlenmesi, üretimin artması, yatırımın hızlanması ve verimliliğin yükselmesi enflasyonla mücadelede kalıcı başarı sağlayacak temel unsurlar arasında yer alıyor. Sadece para politikasıyla değil, üretimi destekleyen yapısal adımlarla da fiyat istikrarının güçlendirilmesi gerekiyor.

Sonuç olarak yıl sonuna kadar enflasyonda genel eğilimin aşağı yönlü olması bekleniyor. Ancak bu süreçte vatandaşın günlük yaşamında hissedeceği rahatlamanın daha yavaş gerçekleşmesi muhtemel görünüyor. Çünkü yıllardır biriken yüksek fiyat seviyeleri kısa sürede ortadan kalkmıyor. Önümüzdeki aylarda en önemli beklenti, fiyat artışlarının kontrol altına alınması ve alım gücünün yeniden güçlenmeye başlaması olacak. Enflasyonla mücadelede elde edilecek kalıcı başarı ise hem vatandaşın refahını artıracak hem de Türkiye ekonomisinin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyüme sürecine girmesine katkı sağlayacaktır.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com