Pazarcıların ‘güç’ kavgası

Abone Ol

Antalya’da pazar ya da pazarcı denildiğinde ben meseleye hep ‘tedbirli’ yaklaşırım. Çünkü Antalya’ya geldiğim günden bu yana pazarcılar hep sorunlu kesim olarak karşıma çıktı.

Malum Antalya’da pazarcıları çatıları altında buluşturan iki oda var. Birisi Antalya Semt Pazarcılar Odası, diğeri de Antalya Seyyar Sabit Sebze ve Meyveciler Odası. Birinin başkanı İsmail Öz, diğerininki Metin Bucak. Bu iki odadan aslında kuruluş itibarıyla daha eski olanı Antalya Seyyar Sabit Sebze ve Meyveciler Odası olmasına rağmen uzun yıllar ‘pasif’ konumda kaldığı için Antalya Semt Pazarcılar Odası gerek üye sayısıyla, gerek etkinlik olarak öne çıkmış durumda. Ancak Metin Bucak’ın başkan olmasının ardından Seyyar Sabit Sebze ve Meyveciler Odası’nın atağa kalkması, Semt Pazarcılar Odası’nı, daha doğrusu bu odanın başkanı İsmail Öz’ü ciddi derecede rahatsız etmiş olmalı ki, iki oda son aylarda ciddi bir soğuk savaş içerisine girdi. Öz, diğer odanın pazar yapma yetkisi olmadığını, üyeleri arasında pazarcı olmadığını, pazar yerlerinin pazarcı olmayanlara satıldığı gibi bir sürü iddiayı gündeme getirdi sürekli olarak…

Bu ‘öne çıkma’ kavgası sonunda dolaylı yollardan yargıya da intikal etti…

Bu anlamda ilk hamle de yine Antalya Semt Pazarcılar Odası Başkanı İsmail Öz’den gelmişti. Öz, diğer odanın Muratpaşa Belediyesi ile protokol yapıp Sedir Pazarı’nı yapmasını hazmedemeyerek konuyu yargıya taşımış ve yürütmeyi durdurma kararı almıştı. Oysa kendisi de aynı şartlarda Aksu ve Kepez Belediyeleri ile imzaladığı protokoller gereği pazar yapıyordu. Dolayısıyla onun bu çalışmaları da yargıya taşındı, davalar açıldı.

Nihayet geçtiğimiz günlerde önce Aksu, ardından Kepez Şafak pazarlarına ‘yürütmenin durdurulması’ kararı verildi…

İsmail Öz her ne kadar sosyal medya hesabından bu iki pazarda çalışmaların sürdüğünü iddia etse de, dün Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü ile bizzat konuştum ve Şafak Pazarı’ndaki inşaatın mühürlendiğini söyledi. “Ortada yargının bir kararı varsa buna uymak zorundayız” dedi. Dünkü sohbetimizde ortaya çıkan bir sonuç var ki o da, iki oda başkanı arasında yaşanan bu ‘güç’ kavgasının vatandaşa verilecek hizmetin önünde engel teşkil ettiği..

Filler tepişiyor, çimenler eziliyor misali, oda başkanları birbirine vurdukça vatandaşa verilecek hizmetler aksıyor. Bu aksama belediye yönetimlerini de zor durumda bırakıyor. Sonuçta vatandaş modern, güvenli, hijyenik ortamlarda pazar alışverişi yapmak istiyor. Belediyelerin bu talebe kayıtsız kalmaları mümkün değil.

Kepez Belediye Başkanı Tütüncü dünkü sohbetimizde, “Biz vatandaşımızdan gelen talep doğrultusunda bu tür pazar yerlerini yapacağız. Yapmak zorundayız. Bundan sonra bize düşen, bu meslek odalarıyla yapacağımız protokolleri yasal mevzuatlara ve istismara meydan vermeyecek hale getirmek olacaktır” dedi.

Son derece doğru bir yaklaşım. Sanıyorum bundan sonraki süreçte tüm belediye başkanlarının da izleyeceği yol bu olacaktır. Çünkü artık pazarcıların bu kayıkçı kavgası herkesin canını ziyadesiyle sıkmış durumda.

Bu arada, yoğun gündem nedeniyle hak ettiği şekilde değerlendirilememiş olsa da Kepez Belediyesi pazarcılar konusunda örnek olabilecek bir uygulamaya start verdi. Belediye Meclisi, pazarlar için ‘Sicil Takip Sistemi’ oluşturulması kararı aldı.

Hedef: Güvenli ve hijyenik pazarlar…

Göreve geldiği günden beri örnek çalışmalarıyla takdir toplayan Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü bu çalışmayla da yine fark yarattı. Gerçekten de takdire şayan bir uygulama. Sicil Takip Sistemi için 3’ü iktidar partisi, 2’si muhalefetten olmak üzere 5 meclis üyesi ile AESOB’tan iki kişinin katılımıyla ‘Esnaf Sicil Takip Komisyonu’ kuruldu. Bu komisyon vasıtasıyla hangi esnafın, hangi pazarlarda tezgah açtığı, nasıl çalıştığı takip edilecek. Tüm esnafın kayıtları oluşturulacak. Başkan Tütüncü, “Bu sayede pazar yerlerinde kamu güvenliği sağlanacağı gibi esnafın çalışmalarını sağlıklı bir şekilde yürütmesi de temin edilecek. Aynı zamanda bu uygulama ile nitelikli bir pazar yeri envanteri elde edilmiş olacak” dedi.

Bu uygulama pazarlarda ciddi bir ‘otokontrol’ mekanizması anlamına da geliyor.

Umuyorum ki, Tütüncü’nün pazar yerleri protokolüyle ilgili söyledikleri ve bu örnek uygulama pazarcı başkanlarının bundan sonra daha ‘aklıselim’ düşünmelerini sağlayacaktır…