Politikacı oyunları!..
Bu ayaklanmalar Libya Lideri Muammer Kaddafi’nin feci sonuyla, Tunus ve Mısır'da da 23 yıldır yönetimde olan Zeynel Abidin Bin Ali ile 30 yıllık yönetici Hüsnü Mübarek’in görevlerini bırakmasıyla sonuçlanmıştı.
Peki, “Arap Baharı” olarak adlandırılan bu olaylar hakikaten birer tesadüf mü?
Antalya’yı bitirdik!.
Türkiye gündemlerini de aştık!.
Dünya gündemine falan girecek değiliz.
Öncelikle haddimizi bilir, dünya olaylarıyla ilgili kulaktan duyma (Tv haberleri) , gözlerle okuma (Gazeteler) dışında hiçbir şeyden haberdar olmadığımızdan da, bildiğimiz şeyleri paylaşmanın en doğru olduğu bir gerçek.
“Arap Baharı” için herkes ne düşünüyorsa, bende aynı fikirdeyim.
Tek kelimeyle “Büyük güç ne isterse o yapılıyor” mantığı.
Peki.,
Son 10 gündür Antalya’nın CHP’lilerinin yaptıkları da acaba tamamıyla tesadüf mü?
Danışıklı dövüş mü?
Yoksa, “Büyük ağabey” öyle olmasını istediğinden midir?
Olamaz mı?
Şüpheci ve meraklı, en önemlisi düşünce üretmeyen, bildiği 59 kelimelik haznesiyle ahkam üzerine ahkam kesenlerden gazeteci olmaz.
Sadece kendileri olduklarını sanır ama halk onları iyi tanır.
Rasim Gündüz’ün dünkü, “Akaydın kaşıyor” başlığı beni düşünmeye sevk etti.
Ve, “Acaba Akaydın neyi kaşıyor” sorusu beynimi kemirdi durdu.
Öyle ya.,
Son 10 günün bırakın Antalya’yı, Türkiye gündemi CHP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ın sarf ettiği sözler.
Mustafa Akaydın’ı 2009 yerel seçimlerinde CHP’den Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapan, zamanın Genel Başkanı Deniz Baykal’dır.
Kaset skandalı neticesinde, CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa edip, “Eski” unvanını alan Baykal’a, Akaydın’ın bayrak açmasının nedenleri için o kadar çok yorum yapanlar var ki, insanın yapılan her yoruma, “Haklılık payı yok değil” diyesi geliyor.
Ne yorumlar mı yapılıyor?
“Aniden baş gösteren Baykal-Akaydın gerginliği bir tertiptir.”
“Son bir yıldır gündemden düşen Baykal isminin CHP içerisinde tekrar dalgalanması adına tertiplenmiş bir uygulamadır.”
“Son Döşemealtı ve Aksu İlçe Kongreleri’nde işin içerisine milletvekillerinin de girmesi, özellikle Akaydın-Sapan atışması, o tertiplerin birer parçasıdır. Yoksa Akaydın’ın Sapan’ı ne kadar sevip, seçimden sonra EKDAĞ Genel Müdürlüğü’ne getirdiğini bilmeyen yoktur.”
Bu madalyonun bir yüzü.
Peki ya diğer yüzü?
“Mustafa Akaydın’ın sert çıkışı sonrası CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun suskunluğu ne anlama gelmektedir.”
“Genel Seçimler öncesi, ‘Büyükşehirlerde sadece Antalya’da oy düşüşümüz var’ açıklaması yapan Kılıçdaroğlu’nun gözünden düştüğü açıkça belli olan Akaydın, tekrar göze girebilmek adına yaptığı bir uğraştır.”
“Akaydın’ın son çıkışları, ‘Deniz Baykal’ı kötüleyerek parti içerisinde kaybolmaya yüz tutan primleri geri toplamaktır.”
“Akaydın’ı tamamıyla şahsi kararı neticesinde CHP adayı yapan Deniz Baykal’a karşılık Hoca’nın yaptıkları tek kelimeyle vefasızlık ve nankörlüktür!.”
“Yerel seçimlerin ardından Akaydın tarafından EKDAĞ Genel Müdürlüğü görevine getirilip, aylık 5 bin TL gibi cebine maaş konulup, Genel seçimlerde milletvekili seçilip Ankara’ya giden Yıldıray Sapan’ın Akaydın’a yaptığı da nankörlüktür1.”
Daha say saya bildiğin kadar.
Millet bunların hepsini konuşuyor.
Ağızlar torba değil ki konuşmasınlar.
Ama bir dakikalığına da olsa lütfen mantıklı düşünelim. Ve durup, dururken CHP içerisine konulan ve 10 gün önce patlatılan bombanın etkisi bakalım daha ne zamana kadar hissedilecek?
En önemlisi de, Deniz Baykal’ın tüm bu gelişmelere ne zamana kadar sessiz kalacağıdır.
Konuşmaması, “danışıklı dövüş ve gündeme tekrar düşme” tahminlerini neredeyse doğru çıkartıyor gibi.
Yoksa her insan politikacılık oyunu oynayamaz.
Marifet gerektirir.