Rektör adayı Ökçesiz ve Demir’e dikkat..
Adaylardan Prof. Dr. Hayrettin Ökçesiz, rektör Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe’yi eleştirecek bir şey bulamayınca “cami”ye takmış kafayı..
“Kampus içerisinde cami olur mu” demiş..
“7 bin kişinin birden camiden çıktığını düşünün, nasıl bilim yapacaksınız burada” demiş..
Ve..
Öğretim üyeleri ile diğer rektör adaylarını, bu caminin idari işleminin iptali için dava açmaya çağırmış..
…
Bu bir “bakış açısı”dır..
Bu bir “tespit”tir..
Bu bir “inanç”tır..
Bu bir “değerlendirme”dir..
Saygı duymak lazım..
Ama..
Camiden çıkacak 7 bin kişinin “bilime engel olacağını” düşünen Prof. Dr. Hayrettin Ökçesiz’in..
Önümüzdeki sezondan itibaren kampus içinde yapılacak “süper lig maçları”nda stadyumdan çıkacak 15 bin kişiyi düşünmemesi, görmemesi, buna karşı gelmemesi çok ilginç..
Ökçesiz, camiden çıkan kalabalıkla birlikte, stadyumdan çıkacak kalabalığın önlenmesi için de bir şeyler söyleseydi, “bakış açısını” takdirle karşılardım..
Demek ki..
Ökçesiz’in kafasında “bilime engel olacak” bir sorun değil, sadece rektörü eleştirebilecek bir konu bulma ve “camiye karşı olanların” oyunu alma taktiği var..
Bunu cahiller düşünemez..
Aydın(!) insan böyle olunuyor demek ki..
…
Geçen gün yerim dar olduğu için yazamamıştım..
Bir başka rektör adayı “bilim insanı(!)” Prof. Dr. İbrahim Demir’in toplantıdan sonra kameralara yaptığı bir hareketi size anlatmam gerekiyor..
Çünkü..
Profesörlük makamına kadar yükselen insanları biz kafamızda çok yüksek yerlere koyuyoruz..
Ama..
O yüksek yerlere konulmayacak nice profesör olduğunu görünce de üzülüyoruz doğrusu..
…
İbrahim Demir’e gelelim..
Rektör adayları toplantısı bittikten sonra herkes toparlanırken..
Bir yandan kameralara el sallıyor, bir yandan da rektör Kurtcephe’ye “gönderme” yapıyor..
Diyor ki:
“İsrafil Bey’e iyi seyirler diliyorum.. Aldığı kayıtları tekrar tekrar izlesin..”
Bunu demesinin nedeni..
Rektörün “tarafsız moderatör isteği yerine getirilmediği için” toplantıya katılmaması..
Demir, tepkisini “dalga geçerek” göstermeye çalışıyor..
Aslında bir profesörün yaptığı bu “çocukça” şey beni üzdü, ama şaşırtmadı..
Çünkü..
Prof. Dr. İbrahim Demir “bu” işte..
Birlikte yola çıktığı insanlardan istediğini alamadığında hemen terk eden..
Sonra yemek yediği kabı pisleyecek şekilde bazı gazetecilerle dirsek temasına geçip, yönetim aleyhinde haberler yaptıran..
Kendi kişiliği-bilgisi-kültürüyle “rektörlük” için yola çıkmak yerine “arkamda hem Mustafa Akaydın hem de Ak Parti’nin güçlü adamları var” diyerek, oy verecek akademisyenleri etkilemeye çalışan..
Böyle nev-i şahsına münhasır bir “İbrahim Demir” var Üniversite’de..
Allah selamet versin..
…
Kampusun içinde hemen herkes birbirini bilir aslında..
Ama..
“Seçim” çoğunun kimyasını bozuyor..
Herkesin kafasında bir sürü “tilki” dolaşıyor..
14 Haziran’daki rektörlük seçimi bunu da gösterecek..
İzlemeye devam edin..