<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Antalya Haberleri</title>
    <link>https://www.akdenizmanset.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/rss/ozel-haber" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 05:42:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/rss/ozel-haber"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[‘İnşaat mühendisinizle depremden önce tanışın’]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/insaat-muhendisinizle-depremden-once-tanisin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/insaat-muhendisinizle-depremden-once-tanisin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İMO Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, yapı güvenliğinin yalnızca bina satın alınırken değil, kullanım süresi boyunca da takip edilmesi gereken bir konu olduğunu belirterek deprem güvenliği konusunda bilinçli hareket edilmesi gerektiğini söyledi ve ekledi, “İnşaat mühendisinizle depremden önce tanışın.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin aktif deprem kuşağında yer aldığını hatırlatan İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şube Başkanı Mehmet Soner Akdoğan, vatandaşların konut tercihinde yalnızca estetik görünümü değil, yapının teknik özelliklerini de dikkate alması gerektiğini söyledi. “Bir yapının güvenli olduğunu gösteren unsur dış görünüşü ya da yeni boyanmış olması değildir” diyen Akdoğan, “Yapının projesi, kullanılan beton ve donatı kalitesi, zeminin özellikleri ve inşaat sürecinde teknik personelin görev alıp almadığı gibi unsurlar deprem güvenliği açısından belirleyicidir. Bu nedenle vatandaşlarımızın konut edinirken mutlaka bir inşaat mühendisinden görüş almasını tavsiye ediyoruz. Biz her fırsatta ‘İnşaat mühendisinizle depremden önce tanışın’ diyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Düzenli bakıma ihtiyaç duyar’</strong></p>

<p>Konut satın alma sürecinde yapı ruhsatı, proje uygunluğu, kullanılan malzemeler ve sonradan yapılan kaçak ya da denetimsiz müdahalelerin uzmanlar tarafından incelenmesinin önemine dikkat çeken Akdoğan, yapı güvenliğinin ancak teknik değerlendirmelerle sağlıklı şekilde ortaya konulabileceğini belirtti. Binaların kullanım süresi boyunca düzenli bakım ve kontrollerden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Akdoğan, yapıların da tıpkı araçlar ve asansörler gibi periyodik denetime ihtiyaç duyduğunu söyledi. ‘Nasıl araçlar belirli aralıklarla bakıma giriyor, asansörler düzenli olarak kontrol ediliyorsa, binaların da belirli periyotlarla teknik incelemelerden geçirilmesi gerekir’ diyen Akdoğan, özellikle yapı kullanma izin belgesi (iskan) alındıktan sonra uzun yıllar herhangi bir teknik kontrolden geçmeyen çok sayıda yapı bulunduğuna dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="513" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/06/depremden-once-tanisin.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="770" /></p>

<p><strong>‘Görsellikten önce güvenlik’</strong></p>

<p>Özellikle su yalıtımı eksikliklerinin zamanla taşıyıcı sistem üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Akdoğan, bodrum katlarda oluşan nem ve rutubetin donatıların korozyona uğramasına neden olabildiğini ifade etti. Bu nedenle yapıların yalnızca görünümüne değil, taşıyıcı sistemlerinin durumuna da önem verilmesi gerektiğini söyledi. Taşıyıcı sisteme müdahale edilmesinin ciddi riskler doğurabileceğini belirten Akdoğan, vatandaşların tadilat süreçlerinde mutlaka uzman görüşü alması gerektiğini vurgulayarak, ““Deprem güvenliği ancak bilinçli tercihler ve düzenli bakım kültürüyle sağlanabilir. Vatandaşlarımızı yapılarını teknik açıdan kontrol ettirmeye, güvenli konut tercih etmeye ve her fırsatta ifade ettiğimiz gibi inşaat mühendisleriyle depremden önce tanışmaya davet ediyoruz. Çünkü afet anında değil, afet öncesinde alınan önlemler hayat kurtarır” ifadelerini kullandı,</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/insaat-muhendisinizle-depremden-once-tanisin</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/06/haber-kopyasi-6-219.jpg" type="image/jpeg" length="37844"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tabelalar ne anlatıyor?]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/tabelalar-ne-anlatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/tabelalar-ne-anlatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’nın tabelaları kentin değişen yüzünü mü yansıtıyor? Akdeniz Üniversitesi, çok dilliliğin kent kültürü ve toplumsal uyum üzerindeki etkilerini bilimsel verilerle araştırıyor. Kentin görsel hafızasını mercek altına alan projenin detayları geleceğe yön verecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’nın sokaklarında yürürken karşınıza çıkan İngilizce, Rusça, Almanca veya Arapça tabelalar, yalnızca birer yönlendirme aracı mı, yoksa kentin hızla değişen kimliğinin sessiz tanıkları mı? Akdeniz Üniversitesi tarafından yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen kapsamlı bir araştırma, Antalya’nın kamusal alanlarında giderek görünür hale gelen çok dilliliğin kent kültürü ve toplumsal uyum üzerindeki etkilerini mercek altına alıyor. Akdeniz Üniversitesi Sosyal Politika ve Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ASPAG) öncülüğünde yürütülen ‘’Metropol Kent Antalya’da Görsel Çok Dilliliğin Kent Kültürü ve Sosyal Uyuma Etkileri’’ başlıklı projede saha çalışmalarının önemli bir bölümü tamamlandı. Araştırma, Antalya’nın yalnızca bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda farklı kültürlerin bir arada yaşadığı uluslararası bir yaşam merkezine dönüştüğünü bilimsel verilerle kanıtlamayı hedefliyor.</p>

<p></p>

<p><strong>1.500 görsel veri kayıt altında</strong></p>

<p>Projenin yürütücülüğünü üstlenen Akdeniz Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı ve ASPAG Müdürü Prof. Dr. Erol Esen, araştırmanın yöntemine dair detayları paylaştı. Prof. Dr. Esen, "Araştırmanın ilk aşamasında Kepez, Konyaaltı ve Muratpaşa ilçelerinde bulunan yabancı dilde ve çok dilli tabela, afiş, yönlendirme levhası ve iş yeri görselleri kayıt altına alındı. Ekibimiz tarafından yaklaşık 1.500 görsel veri toplandı ve Antalya’nın görsel hafızası fotoğraflandı," ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Projenin ikinci aşamasında ise Antalya’da yaşayan yerli ve yabancı 500’ün üzerinde katılımcıyla geniş kapsamlı bir anket çalışması gerçekleştirildi. Çalışmada vatandaşlara; çok dilli tabelaların kent yaşamına etkileri, kamusal alanda farklı dillerin görünürlüğünün sosyal uyuma katkısı, kent kimliğinin bu değişimden nasıl etkilendiği ve göçmenlerin sürece bakışı gibi kritik sorular yöneltildi.</p>

<p><img height="1134" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/06/tabelalar-ne-anlatiyor.jpg" width="959" /></p>

<p><strong>Kent kimliğinin bir parçası</strong></p>

<p>Prof. Dr. Erol Esen, Antalya’nın yoğun göç süreçleriyle birlikte Türkiye’nin en çok kültürel çeşitlilik barındıran kentlerinden biri haline geldiğini vurguladı. Esen’e göre, çok dillilik artık sadece bir dil meselesi değil; kentin aidiyet duygusunu, ekonomik yaşamını ve sosyal uyum kapasitesini belirleyen temel bir gösterge haline gelmiş durumda. Proje ekibinde Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sibel Hoştut ve Doç. Dr. Şerife Durmaz’ın yanı sıra, Almanya Duisburg-Essen Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türkiye ve Uyum Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hacı Halil Uslucan gibi alanında uzman isimler yer alıyor. Araştırma ekibi, anket sonuçlarının analiz edilmesinin ardından derinlemesine saha görüşmelerine geçileceğini belirtti. Çalışmanın sonunda elde edilecek bulguların; yerel yönetimler, göç politikaları, kent planlaması ve sosyal uyum projeleri için stratejik politika önerilerine temel oluşturması hedefleniyor. Bir zamanlar yerel dokusuyla öne çıkan Antalya sokakları, bugün dünyanın dört bir yanından gelen dilleri aynı tabelada buluşturuyor. Küreselleşmenin ve göç hareketlerinin bir yansıması olan bu değişim, "Farklı dillerin yan yana görünür olduğu bir kentte birlikte yaşama kültürü nasıl şekilleniyor?" sorusuna verilecek yanıtlarla, Antalya’nın geleceğine ışık tutmaya hazırlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/tabelalar-ne-anlatiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/06/haber-kopyasi-8-96.jpg" type="image/jpeg" length="28583"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Küflü gıdada kanser riski]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/kuflu-gidada-kanser-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/kuflu-gidada-kanser-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gıdalarda oluşan küflü kısımları kesip atarak geri kalan bölümü tüketmenin yaygın bir alışkanlık olduğunu belirten Gıda Mühendisleri Odası (GMO) Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, bu davranışın ciddi sağlık risklerini beraberinde getirdiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>GMO Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, vatandaşları gözle görülmeyen küf sporlarının oluşturduğu hayati tehlikelere karşı uyardı. Gıdaların üzerinde beliren küfün sadece ‘buzdağının görünen ucu’ olduğunu ifade ederek, durumun ciddiyetini özetledi. Manavoğlu, “Vatandaşlarımız genellikle gıdanın sadece küflü kısmını kesip atmanın yeterli olduğunu düşünüyor. Ancak gözle görülen o küflü tabaka, aslında gıdanın içine köklerini salmış olan miselyum yapısının sadece yüzeydeki bir parçasıdır. Gıda üzerindeki küf temizlense bile, gözle görülmeyen mikroskobik sporlar ve küfün ürettiği toksinler gıdanın derinliklerine kadar çoktan nüfuz etmiştir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Mikotoksinler ve kanser</strong></p>

<p>Küflü gıdaların sadece tat değişikliği yapmadığını, aynı zamanda "mikotoksin" adı verilen son derece tehlikeli zehirli bileşikleri barındırdığını belirten Manavoğlu, bu toksinlerin vücutta birikerek uzun vadede ciddi hastalıklara yol açtığına dikkat çekerek, “Küf tarafından üretilen bu toksinler, ısıya dayanıklıdır ve pişirme veya dondurma gibi işlemlerle yok edilemezler. Bu zehirli maddeler karaciğer ve böbrek fonksiyonlarına ciddi zararlar verebilir. En vahim olanı ise, uzun süreli maruziyetin bağışıklık sistemini baskılaması ve bazı türlerin doğrudan kanserojen etki göstererek kansere yol açabilmesidir” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Hangi gıdalarda dikkat edilmeli?</strong></p>

<p>Başkan Manavoğlu, özellikle yüksek nem içeren gıdalarda küflenmenin çok daha hızlı yayıldığını belirterek, Reçel, yoğurt, yumuşak peynirler, domates gibi su oranı yüksek gıdalarda küfün yayılımı çok hızlıdır; bu ürünlerde küf görülürse tamamının atılması gerekir. Ekmeklerde oluşan küf, gözenekli yapısı nedeniyle hızla derinlere iner; dolayısıyla küflü dilimi koparıp atmak güvenli değildir. Sert peynirler gibi bazı gıdalarda küflü kısım derin bir şekilde kesilip atılabilir gibi görünse de, bu durum mikotoksin riski nedeniyle asla tavsiye edilmez” dedi. Ali Manavoğlu, ‘Ekonomik kaygılarla veya gıda israfını önleme düşüncesiyle yapılan bu hata, hastane masraflarıyla çok daha ağır bir bedel ödetebilir’ diyerek, küflenmiş hiçbir gıdanın tüketilmemesi gerektiğini yineledi. Manavoğlu, "Vatandaşlarımız gıdada en ufak bir küf belirtisi gördüğünde, o ürünü tamamen bertaraf etmelidir. Sağlığınızı riske atacak bir 'tasarruf' yöntemi olamaz" ifadeleriyle sözlerini noktaladı.</p>

<p><img alt="" height="1200" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/06/kuflu-gidalardaki-tehlike.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/kuflu-gidada-kanser-riski</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/06/haber-1-727.jpg" type="image/jpeg" length="47000"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kuryelerden ‘kölelik’ isyanı]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/kuryelerden-kolelik-isyani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/kuryelerden-kolelik-isyani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Motosikletli Kuryeler Federasyonu Genel Başkanı Nihat Özdemir, esnaf kuryelik sistemindeki gizli maliyetleri ve ağır çalışma koşullarını rakamlarla anlattı. Özdemir, “Tüm riskleri biz alıyoruz, motorumuzu biz eskitiyoruz ancak elimize geçen net kazanç asgari ücret seviyesine iniyor. Bu sistem modern bir köleliktir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya ve çevresinde sayıları her geçen gün artan esnaf kuryelerin yaşadığı ekonomik çıkmaz ve iş güvenliği sorunları, Akdeniz Motosikletli Kuryeler Federasyonu tarafından gündeme taşındı. Federasyon Genel Başkanı Nihat Özdemir, sektörde oluşturulan “yüksek kazanç” algısının gerçeği yansıtmadığını belirterek, kuryelerin yaşadığı mağduriyeti çarpıcı rakamlarla kamuoyuyla paylaştı.</p>

<p><strong>‘Rakamlar yalan söylemez: Kuryenin eline geçen ücret asgari ücret seviyesinde’</strong></p>

<p>Federasyon tarafından yapılan saha araştırmaları ve maliyet analizlerini paylaşan Özdemir, ilanlarda yer alan yüksek saatlik ücretlerin gerçeği tam olarak yansıtmadığını söyledi. Özdemir, “İlanlarda saatlik 273,05 TL gibi dikkat çekici rakamlar yer alıyor. Günlük 9 saat çalışma ve ayda 26 günlük mesaiyle bir kurye arkadaşımızın kasasına aylık 63 bin 893 TL giriyor gibi görünebilir. Ancak işin mutfağına, yani zorunlu giderlere baktığımızda tablo tam anlamıyla trajediye dönüşüyor” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Asgari ücret seviyesine indi</strong></p>

<p>Yapılan hesaplamalara göre bir esnaf kuryenin aylık giderleri ise Bağ-Kur primi: 10 bin 156 TL. Benzin gideri: 8 bin TL. KDV ödemesi: 12 bin 778 TL. Muhasebe gideri: 2 bin TL. Toplam zorunlu giderlerin yaklaşık 32 bin 934 TL’ye ulaştığını belirten Özdemir, bu hesaba motosiklet amortismanı, lastik değişimi, periyodik bakım, trafik sigortası ve kaza risklerinin dahil edilmediğini vurguladı. Özdemir, “Tüm bu giderler çıkarıldığında kurye arkadaşımızın eline yaklaşık 30 bin 959 TL kalıyor. Bugün vasıfsız bir personel asgari ücretle yaklaşık 28 bin 75 TL maaş alırken, her türlü kaza riskini üstlenen, karda kışta çalışan kurye neredeyse aynı kazanca mahkûm ediliyor. Saatlik emeğimiz asgari ücret seviyesine kadar düşmüş durumda. Kendi motorunu eskiten, vergisini ödeyen, tüm riski sırtlayan bir emekçinin bu kadar ağır yük altında bırakılması adil değildir” dedi.</p>

<p><strong>‘Canımızı sokakta bulmadık’</strong></p>

<p>Sektördeki çalışma şartlarının sürdürülemez hale geldiğini belirten Özdemir, firmalara ve yetkililere de sert mesaj verdi. Emek veren ve çalışanına değer veren firmaları ayrı tuttuklarını belirten Özdemir, bazı sistemlerin kuryeleri yalnızca bir “teslimat aracı” olarak gördüğünü savundu. Özdemir, “Birileri daha fazla kazansın, teslimatlar daha hızlı yapılsın diye arkadaşlarımız trafikte hayatını kaybediyor ya da kalıcı sakatlıklarla yaşam mücadelesi veriyor. Kaza yaptığımızda ailemizin geleceği belirsiz hale geliyor. Biz artık modern kölelik düzenine dur diyoruz. Canımızı sokakta bulmadık” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘Emeğimizin korunmasını istiyoruz’</strong></p>

<p>Açıklamasının sonunda kurye camiasına seslenen Özdemir, hak arayışlarının süreceğini belirtti. Özdemir, “Bu bir geçim mücadelesidir. Biz sadece emeğimizin karşılığını istiyoruz. Trafikte geçirdiğimiz her saniye hayatımızdan eksiliyor. Kurye arkadaşlarımız, asgari ücretli bir çalışandan daha fazla mesai yapıp bir de işveren riskini sırtlanmak zorunda bırakılmamalıdır. Emeğimizin, sağlığımızın ve geleceğimizin yasal güvence altına alınmasını talep ediyoruz” diye konuştu. Akdeniz Motosikletli Kuryeler Federasyonu’nun açıklaması, kurye sektöründe uzun süredir tartışılan çalışma koşulları ve ekonomik sorunları yeniden gündeme taşırken, gözler şimdi yetkililerin ve sektör temsilcilerinin atacağı adımlara çevrildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/kuryelerden-kolelik-isyani</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/06/haber-4-132.jpg" type="image/jpeg" length="35108"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Buzdolabı domatesin lezzetini azaltıyor]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/buzdolabi-domatesin-lezzetini-azaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/buzdolabi-domatesin-lezzetini-azaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, yaz aylarının vazgeçilmez besinlerinden biri olan domatesin yanlış saklama koşulları nedeniyle önemli ölçüde lezzet kaybına uğradığını belirterek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, özellikle domateslerin buzdolabında muhafaza edilmesinin aroma, tat ve doku açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu söyledi. Domatesin kendine özgü kokusunu ve aromasını sağlayan bileşenlerin sıcaklık değişimlerinden doğrudan etkilendiğini ifade eden Ali Manavoğlu, “Domatesin lezzetini belirleyen uçucu aroma bileşenleri doğal olgunlaşma süreci içerisinde oluşur. Ancak domates uzun süre düşük sıcaklıklara maruz kaldığında bu bileşenlerin oluşumu yavaşlar ve ürünün karakteristik tadında belirgin bir azalma meydana gelir” dedi. Özellikle 12 derecenin altındaki sıcaklıkların domatesin doğal aroma gelişimini olumsuz etkilediğine dikkat çeken Manavoğlu, tüketicilerin domatesleri doğrudan buzdolabına koyma alışkanlığını gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Eski aromasına dönemiyor’</strong></p>

<p>Birçok kişinin domatesi buzdolabından çıkardıktan sonra oda sıcaklığında bekleterek eski tadına kavuşacağını düşündüğünü belirten Manavoğlu, bunun sanıldığı kadar kolay olmadığını söyledi. Manavoğlu, “Soğuk ortamdan çıkarılan domateslerde bazı fiziksel özellikler kısmen geri kazanılabilir. Ancak kaybolan aroma bileşenlerinin önemli bir bölümü yeniden oluşmaz. Bu nedenle domates ilk günkü yoğun kokusuna ve lezzetine tam anlamıyla ulaşamaz” ifadelerini kullandı. Yanlış saklama koşullarının yalnızca lezzeti değil ürünün fiziksel yapısını da etkilediğini belirten Manavoğlu, düşük sıcaklıkların domates hücrelerinde bozulmalara neden olabildiğini kaydetti. “Buzdolabında uzun süre bekletilen domateslerde hücre yapısı zarar görebilir. Bunun sonucunda ürün daha yumuşak, daha sulu ve zaman zaman unlu bir kıvam alabilir” diyen Manavoğlu, tüketicilerin sıkça şikâyet ettiği tatsız ve pamuksu dokunun çoğu zaman yanlış muhafaza koşullarından kaynaklandığını söyledi.</p>

<p><img class="" height="1200" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/06/domates-buzdolabi.jpg" width="1600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘Oda sıcaklığında saklanmalı’</strong></p>

<p>Domatesin en doğru şekilde saklanabilmesi için oda sıcaklığında muhafaza edilmesi gerektiğini belirten Manavoğlu, “Doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmadan, serin ve hava alan bir ortamda saklanan domatesler hem lezzetlerini hem de doğal aromalarını daha uzun süre koruyabilir. Özellikle henüz tam olgunlaşmamış domateslerin buzdolabına konulması önerilmez” dedi. Gıda güvenliği kadar gıda kalitesinin de önemli olduğunu ifade eden Manavoğlu, tüketicilerin saklama koşullarına dikkat ederek hem ürünlerin besinsel değerlerini hem de lezzet özelliklerini koruyabileceklerini belirtti. Manavoğlu, “Gıda israfını önlemek elbette önemli ancak bunu yaparken ürünlerin kalite özelliklerini kaybetmemesine de özen göstermeliyiz. Domatesin doğal tadını ve aromasını korumanın en etkili yolu, onu uygun koşullarda muhafaza etmektir” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/buzdolabi-domatesin-lezzetini-azaltiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/06/haber-kopyasi-15-48.jpg" type="image/jpeg" length="80649"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban ibadetinde gösteriş tuzağı]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/kurban-ibadetinde-gosteris-tuzagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/kurban-ibadetinde-gosteris-tuzagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı yaklaşırken artan ‘kredi kartı ile kurban’, ‘zorla kesilen kurban’ ve ‘taksitli ödeme’ gibi tartışmalara açıklık getiren uzmanlar, İslam’da esasın maddi güç ve samimiyet olduğunu vurgulayarak, bütçesini zorlayan vatandaşları mahalle baskısına karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı yaklaşırken milyonlarca vatandaşın aklındaki sorular yeniden gündeme geldi. “Kimler kurban kesmek zorunda?”, “Borçla kurban kesilir mi?”, “Kredi kartıyla alınan kurban geçerli olur mu?”, “Zorla kurban kestirilen kişinin ibadeti kabul olur mu?” gibi sorular en çok araştırılan başlıklar arasında yer aldı. Din uzmanları ise kurban ibadetinin gösteriş değil, güç yetirebilenler için bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Uzmanlara göre kurban ibadeti, maddi gücü yerinde olan Müslümanlar için vacip kabul ediliyor. Ancak temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan, ciddi borç yükü altında bulunan ya da geçim sıkıntısı yaşayan kişiler için kurban kesme zorunluluğu bulunmuyor. Din görevlileri, toplum baskısı nedeniyle insanların kendilerini borca sokmasının yanlış olduğuna dikkat çekerek, “İslam’da kişi gücünün üstünde yükümlü tutulmaz” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>

<p aria-level="2" role="heading"></p>

<p aria-level="2" role="heading"><strong>‘Borçlunun kesmesi gerekmiyor’</strong></p>

<p>Özellikle ekonomik kriz nedeniyle vatandaşların en çok merak ettiği konu borç meselesi oldu. Uzmanlara göre kişinin maaşı borçlarına yetmiyor, temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanıyorsa kurban kesmesi vacip sayılmıyor. Ancak düzenli geliri olan, borçlarını ödeyebilen ve yine de maddi imkâna sahip kişiler kurban kesebiliyor. Din alimlerinin büyük bölümü, kredi kartıyla kurbanlık alınabileceğini belirtiyor. Ancak burada en kritik nokta faiz meselesi. Kredi kartı borcunun zamanında ödenmesi ve faize düşülmemesi halinde kurbanın geçerli olduğu ifade edilirken, borcun faize bırakılmasının dini açıdan sakıncalı olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, özellikle sosyal baskıyla yapılan kurban ibadetlerine dikkat çekiyor. Ailenin mutfak masrafını, çocukların ihtiyaçlarını ya da kira ödemesini riske atarak kurban kesmenin doğru olmadığı vurgulanıyor.</p>

<p>Din görevlileri, “Kurban ibadeti Allah rızası için yapılır. Gösteriş, mahalle baskısı veya çevre korkusuyla yapılan ibadetin manevi değeri zarar görebilir” ifadelerini kullanıyor. Bazı ailelerde ekonomik gücü olmayan kişilere baskı yapıldığına dikkat çeken uzmanlar, kişinin istemeden, zorla veya baskıyla kurban kesmeye yönlendirilmesinin ibadetin ruhuna aykırı olduğunu belirtiyor. Özellikle “Herkes kesiyor, sen de keseceksin” anlayışının dini açıdan doğru olmadığı ifade ediliyor.</p>

<p></p>

<p aria-level="2" role="heading"><strong>Parayla kurban eti almak</strong></p>

<p>En çok sorulan sorulardan biri de marketten ya da kasaptan kurban eti satın almanın ibadet yerine geçip geçmeyeceği oldu. Din uzmanlarına göre bir kişinin gidip kurban eti satın alması, kurban ibadeti yerine geçmiyor. Çünkü ibadetin özü; belirli şartları taşıyan hayvanın Allah rızası için kesilmesi olarak kabul ediliyor. Yani marketten et almak ya da bir başkasının kestiği kurbandan ücret karşılığı et satın almak, kurban kesmiş sayılmıyor. Bazı vatandaşların başka bir kişinin kurbanına sonradan para vererek ortak olmaya çalıştığına dikkat çeken uzmanlar, hisse ortaklığının kurban kesilmeden önce niyet edilerek yapılması gerektiğini belirtiyor. Kurban kesildikten sonra sadece et almak amacıyla para verilmesinin dini açıdan hisse ortaklığı anlamına gelmediği ifade ediliyor.</p>

<p></p>

<p aria-level="2" role="heading"><strong>‘Taksitle kurban alınabilir’</strong></p>

<p>Din İşleri uzmanları, kurbanlık hayvanın belirli şartları taşıması gerektiğini vurguluyor. Kör, aşırı zayıf, yürüyemeyecek kadar hasta veya ciddi organ eksikliği bulunan hayvanların kurban edilmesi uygun görülmüyor. Koyun ve keçinin en az 1 yaşında, büyükbaş hayvanların ise en az 2 yaşında olması gerekiyor. Son yıllarda yaygınlaşan taksitle kurban satışlarına ilişkin de değerlendirme yapan uzmanlar, ödeme planında faiz bulunmaması halinde taksitle kurban alınabileceğini ifade ediyor. Ancak kişinin ödeme gücünü aşan borç yüküne girmemesi gerektiğinin altı çiziliyor. Yurt içi ve yurt dışında dernekler aracılığıyla kesilen kurbanların da dini açıdan geçerli olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, vekaletin sözlü, telefonla ya da internet üzerinden verilebileceğini ifade ediyor. Özellikle ihtiyaç bölgelerine gönderilen kurban bağışlarının milyonlarca kişiye ulaştığına dikkat çekiliyor. Din görevlileri, kurban ibadetinin sadece et dağıtmak olmadığını, dayanışma ve yardımlaşma ruhunu güçlendirdiğini belirtiyor. Uzmanlar, “Kurbanın özü paylaşmaktır. Önemli olan gösteriş değil, samimiyet ve Allah rızasıdır” mesajını veriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/kurban-ibadetinde-gosteris-tuzagi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-kopyasi-2-137.jpg" type="image/jpeg" length="94005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dinlendirilmeyen et hastanelik edebilir!]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/dinlendirilmeyen-et-hastanelik-edebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/dinlendirilmeyen-et-hastanelik-edebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GMO Şube Başkanı Ali Manavoğlu, Kurban Bayramı’nda kesilir kesilmez tüketilen etin hazımsızlıktan mide ağrısına kadar birçok sağlık sorununa yol açtığını hatırlatarak, “Yeni kesilen hayvanda ölüm sertliği oluşur, bu et doğrudan tüketilirse insanı hastanelik edebilir” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gıda Mühendisleri Odası (GMO) Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, Kurban Bayramı öncesinde artan kırmızı et tüketimine karşı hayati uyarılarda bulundu. Bayram boyunca bilinçsiz beslenmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Manavoğlu, etin kesiminden pişirilmesine ve saklanmasına kadar dikkat edilmesi gereken altın kuralları sıraladı. Kurban Bayramı’nda yapılan en büyük hataların başında, etin kesilir kesilmez aynı gün içinde tüketilmesi geldiğini belirten Manavoğlu, “Yeni kesilen hayvanda ölüm sertliği</p>

<p>(rigor mortis) adı verilen bir durum oluşuyor. Bu aşamada tüketilen et hem sert oluyor hem de sindirim sistemini ciddi şekilde zorlayarak hazımsızlık, şişkinlik ve mide ağrılarına yol açıyor. Sağlıklı bir tüketim için kurban etinin kesildikten sonra en az 12 ile 24 saat arasında, serin bir ortamda, güneş görmeyen ve 4°C’lik buzdolabında dinlendirilmesi gerekiyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Saklama koşulları</strong></p>

<p>Kesim sonrası etlerin hızla büyük porsiyonlar halinde poşetlere konulmasının etin kalitesini düşürdüğünü vurgulayan Ali Manavoğlu, “Sıcak etin hemen poşete konulması, iç ısısının düşmesini engeller ve çok kısa sürede bozulmasına, yeşillenme ve kokuşmaya neden olur. Kurban eti önce temiz ve serin bir alanda oda sıcaklığına gelene kadar bekletilmeli, ardından buzdolabına kaldırılmalıdır. Etler kıymalık veya kuşbaşılık gibi küçük porsiyonlara ayrılarak, buzdolabı poşetlerinde saklanmalıdır. Kısa sürede tüketilecek etler buzdolabında en fazla 3-4 gün, uzun süre saklanacaklar ise derin dondurucuda 4-6 ay arasında muhafaza edilebiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img class="" height="1200" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/gmo-antalya-1.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>Doğru çözdürme yöntemi</strong></p>

<p>Dondurulmuş etlerin çözdürülme sürecindeki hatalara değinen Manavoğlu, “Derin dondurucudan çıkarılan etlerin oda sıcaklığında, kalorifer üzerinde veya sıcak suda çözdürülmesi, bakterilerin çok hızlı bir şekilde üremesine zemin hazırlıyor. Donmuş etler, kullanılacağı günden bir gün önce derin dondurucudan çıkarılarak buzdolabının alt rafına konulmalı ve burada yavaşça çözdürülmelidir. Ayrıca çözdürülen etler kesinlikle tekrar dondurulmamalı, hemen tüketilmelidir” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>Pişirme teknikleri</strong></p>

<p>Etin pişirilme yönteminin en az saklanması kadar önem taşıdığını ifade eden Ali Manavoğlu, “Yüksek ateşte, kızartma veya kavurma yöntemleri yerine haşlama, fırınlama ya da ızgara tercih edilmesi gerekiyor. Antalya’da bayram geleneklerinin başında yer alan mangal kullanımında ise çok dikkatli olunması büyük önem taşıyor. Et, kömür ateşine çok yakın olmamalı, kömür ile et arasında en az 15 santimetrelik bir mesafe bırakılmalıdır. Etin kömürleşmesi, yani yanması kanserojen maddelerin oluşumuna yol açıyor. Ayrıca etin kendi yağı yeterli olduğundan, pişirirken ekstra kuyruk yağı veya tereyağı eklenmemesi öneriliyor” uyarısında bulundu. Kurban Bayramı süresince sadece et odaklı beslenmenin yaratacağı kronik risklere dikkat çeken Manavoğlu, “Kırmızı et; demir, çinko ve protein açısından zengin olsa da C ve E vitaminlerini içermiyor. Bu nedenle et yemeklerinin yanında mutlaka bol lifli yeşil salatalar, sebze yemekleri veya tam tahıllar tüketilmesi gerekiyor. Bu denge, hem etin sindirimini kolaylaştırıyor hem de vücudun ihtiyaç duyduğu vitaminlerin alınmasını sağlıyor. Özellikle kalp-damar, tansiyon ve diyabet hastalarının porsiyon kontrolüne azami özen göstermesi gerekiyor” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/dinlendirilmeyen-et-hastanelik-edebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-kopyasi-8-54.jpg" type="image/jpeg" length="22829"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kasaplar Odası, Kurban Bayramı öncesi uyardı! Bu yıl cezalar çok daha ağır]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/kasaplar-odasi-kurban-bayrami-oncesi-uyardi-bu-yil-cezalar-cok-daha-agir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/kasaplar-odasi-kurban-bayrami-oncesi-uyardi-bu-yil-cezalar-cok-daha-agir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kasaplar Odası Başkanı Osman Yardımcı, Kurban Bayramı öncesi hem kurbanlık alacak vatandaşları hem de sektör temsilcilerini yakından ilgilendiren kritik açıklamalarda bulundu. Yardımcı, yetkisiz kişilerin et çekmesine 350 bin liraya varan ağır cezalar uygulanacağını duyurdu ve vatandaşları hijyen konusunda uyardı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Kasaplar Besiciler Et ve Et Ürünleri Federasyon Başkanı ve Antalya Kasaplar Odası Başkanı Osman Yardımcı, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde hem kurbanlık alacak vatandaşları hem de sektör temsilcilerini çok yakından ilgilendiren kritik açıklamalarda bulundu. Başkan Yardımcı, bayram hazırlıkları kapsamında pazarlardaki son durumu değerlendirirken, özellikle halk sağlığını doğrudan etkileyen yetkisiz et çekimi konusunda Tarım Bakanlığı’nın yeni yasasına dikkat çekerek, ihlal edenlere 350 bin liraya varan ağır idari para cezaları uygulanacağını ilan etti.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Kesimde hijyen olmazsa olmaz’</strong></p>

<p>Yardımcı, kurban kesim sürecinde hijyenin olmazsa olmaz olduğunu belirterek, sokak aralarında mesleği kasaplık olmayan kişiler tarafından gerçekleştirilen kesimlerin ve özellikle paslı, bakımsız kıyma makineleriyle yapılan et çekim işlemlerinin ciddi sağlık riskleri taşıdığını ifade etti. Yardımcı, “Tarım Bakanlığı tarafından hayata geçirilen yeni yasa ile mesleği olmayan kişilerin et çekmesi kesin olarak yasaklanmıştır. Geçtiğimiz yıl benzer ihlaller sebebiyle cezai işleme uğrayanlar olmuştu; ancak bu yıl cezalar çok daha ağır. 350 bin liraya kadar varan bu cezalar, halk sağlığını koruma adına Türkiye genelinde tüm il ve ilçelerde kararlılıkla uygulanacak. Vatandaşlarımız, kıymalarını sadece kayıtlı, hijyenik ve işin ehli olan esnaflarımıza, yani kasaplarımıza çektirmelidir” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Küçükbaş 15 bin liradan başlıyor’</strong></p>

<p>Kurban pazarlarını bizzat ziyaret ederek yerinde incelemelerde bulunan Başkan Yardımcı, piyasadaki güncel fiyat aralıklarını ve hareketliliği paylaştı. Yardımcı, “Kurban satışları şu an için biraz dingin seyretse de, her sene olduğu gibi bayrama bir hafta kala ciddi bir hareketlilik bekliyoruz. Fiyatlarımız küçükbaşta 15 bin liradan başlayıp 35 bin liraya kadar, büyükbaşta ise 50 bin liradan başlayıp 350-400 bin liraya kadar çeşitlilik gösteriyor. Geçen seneye göre maliyetlerdeki değişimlerden kaynaklı yüzde 20 ile yüzde 30 arasında bir artış söz konusu. Ekonomik dengeler ortada, ancak vatandaşımızın bütçesine uygun seçenekler hala mevcut” açıklamasında bulundu.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Belgeli hayvan, güvenli hayvan’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geçen yıl yaşanan şap hastalığı endişelerinin bu sene tamamen geride kaldığını müjdeleyen Yardımcı, hayvan sağlığı konusunda vatandaşlara şu tavsiyelerde bulundu: “Kurbanlık hayvanın pasaportu, sağlık raporu ve kulak küpesi, onun kimliğidir. Bu belgeleri bulunmayan, kayıt dışı hiçbir hayvanın pazara girmesine müsaade edilmiyor. Vatandaşlarımız kurban seçerken, mutlaka bu belgeleri görsünler ve sorgulasınlar. Belgeli hayvan, güvenli hayvandır.”</p>

<p></p>

<p><strong>‘Zabıta ve karakollar görev başında’</strong></p>

<p>Kurban Bayramı’nın maneviyatını zedeleyen fırsatçılık girişimlerine karşı da sert uyarılarda bulunan Başkan Yardımcı, “İnşallah fırsatçılık olmaz ancak biz her türlü tedbiri aldık. Özellikle kurbanı gününden önce kesen veya fahiş fiyatlarla satış yapmaya çalışan ‘üç harfli’ olarak tabir ettiğimiz bazı büyük zincir marketlerin yanlış tutumlarını yakından takip ediyoruz. Kurban pazarlarımızın girişinde zabıta noktalarımız ve karakollarımız hazır durumda. Vatandaşımız en ufak bir usulsüzlük sezdiğinde müracaat edecekleri yetkili mercileri karşılarında bulacaklar” diye ekledi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Bayramın son gününe bırakmayın’</strong></p>

<p>Antalya’da belediyelerin belirlediği modern kesim alanlarının ve esnafların hazırladığı profesyonel et işleme tesislerinin hazır olduğunu belirten Yardımcı, vatandaşlara kurban alımını bayramın son günlerine bırakmamaları çağrısında bulunarak, “Son güne kalan vatandaşlarımız, hem daha az seçenekle karşılaşabilir hem de arz-talep dengesine bağlı fiyat değişimlerinden etkilenebilir. Şu an et fiyatlarında bir zam yok, her şey yerinde sayıyor. Vatandaşlarımız rahat bir şekilde gelip kurbanlıklarını seçebilirler. Bizim tek temennimiz, vatandaşlarımızın sağlıklı, hijyenik ve huzur dolu bir Kurban Bayramı geçirmesidir” diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/kasaplar-odasi-kurban-bayrami-oncesi-uyardi-bu-yil-cezalar-cok-daha-agir</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 13:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-kopyasi-7-44.jpg" type="image/jpeg" length="24039"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tüketici güveni ve sağlığı tehdit altında! Ambalajdaki büyük tuzak]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/tuketici-guveni-ve-sagligi-tehdit-altinda-ambalajdaki-buyuk-tuzak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/tuketici-guveni-ve-sagligi-tehdit-altinda-ambalajdaki-buyuk-tuzak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜKONFED Gıda Komisyonu Üyesi Gıda Mühendisi Dilan Eren, ambalajlardaki yanıltıcı gıda etiketlerinin yalnızca bir pazarlama kurnazlığı olmadığını, halk sağlığını doğrudan tehdit eden ciddi bir unsur olduğunu vurguladı. Eren, "Etiketler tüketiciyle yapılan bir güven sözleşmesidir" dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>​Son dönemde market raflarında sıkça karşılaşılan ‘doğal’, ‘katkısız’, ‘şekersiz’ ve ‘glutensiz’ gibi cezbedici ifadeler, tüketici güveni ve halk sağlığı açısından mercek altına alındı. Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Gıda Komisyonu Üyesi Gıda Mühendisi Dilan Eren, gıda etiketlerinin birer reklam metni gibi kullanılmasının yaratacağı tehlikelere karşı hem üreticileri hem de tüketicileri uyardı. ​Gıda ambalajlarının üzerindeki bilgilerin tüketicinin bilinçli seçim yapabilmesi için temel bilgi kaynağı olduğunu belirten Dilan Eren, etiketlerin hayati önemini şu sözlerle aktardı: "Bir ürünün adı, içindekiler listesi, alerjen bildirimi, net miktarı, besin değerleri, enerji bilgisi, son tüketim tarihi (STT) veya tavsiye edilen tüketim tarihi (TETT), saklama koşulları ve kullanım talimatları; o ürünün güvenli ve doğru şekilde tüketilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu bilgiler asla yalnızca bir pazarlama unsuru olarak görülemez."</p>

<p>​<img class="" height="1600" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/yaniltici-etiketler-tukonfed-2.jpg" width="944" /></p>

<p><strong>Hastalar için büyük risk</strong></p>

<p>​Özellikle sağlık hassasiyeti olan bireyler için hatalı etiketlerin geri dönülemez sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Eren, mevzuata uygun olmayan beyanların risklerini şu örneklerle açıkladı: "İlgili kriterleri sağlamadığı halde ‘şekersiz’ olarak sunulan ürünler, diyabet hastaları açısından yanıltıcı olup sağlıklarını doğrudan tehlikeye atıyor. ‘Glutensiz’ beyanı taşıyan bir üründe eser miktarda dahi gluten bulunması, çölyak hastalarında ciddi klinik tablolara yol açabiliyor. Benzer şekilde eksik veya hatalı alerjen bildirimi de hassas bireylerde ölümcül olabilecek reaksiyonları tetikleyebiliyor.”</p>

<p>​</p>

<p><strong>Raf ömrü tuzaklarına dikkat!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>​Tüketicilerin en çok yanıldığı noktalardan birinin de porsiyon oyunları olduğunu ifade eden TÜKONFED Gıda Komisyonu Üyesi Dilan Eren, "Besin değerleri çoğu zaman ambalajın tamamı için değil, tek bir porsiyon üzerinden verilir. Ancak tüketici ambalajın tamamını tek seferde tüketebiliyor. Bu da yanlış enerji ve besin öğesi alımına yol açıyor" dedi. Eren ayrıca, hatalı raf ömrü belirlenmesinin ürünlerin bozulmuş halde tüketilmesine, yanlış besin değeri beyanlarının ise diyet takibi yapan tüketicilerin yanlış kararlar vermesine neden olduğunu belirtti.</p>

<p>​</p>

<p><strong>Üreticiye yaptırım, markaya kayıp</strong></p>

<p>​Yanlış veya yanıltıcı etiketlemenin bedelinin sadece tüketiciye kesilmediğini, üreticiler için de ağır sonuçları olduğunu hatırlatan Gıda Mühendisi Dilan Eren, kurallara uymayan firmaları şu sözlerle uyardı: "Bu beyanların kullanılabilmesi için ilgili mevzuat hükümlerine kesinlikle uygun olunması ve gerektiğinde bilimsel verilerle doğrulanabilmesi gerekir. Aksi takdirde bu durum; tüketici güveninin zedelenmesinin yanı sıra, ağır idari yaptırımlara, ürün geri çağırmalarına, toplatmalara ve markanın itibarının tamamen yerle bir olmasına neden olur." Eren, sözlerini tüketicileri etiketleri daha dikkatli incelemeye, üreticileri ise beyanlarını mevzuata uygun ve doğrulanabilir temellere dayandırmaya davet ederek tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Arzu YAVUZ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/tuketici-guveni-ve-sagligi-tehdit-altinda-ambalajdaki-buyuk-tuzak</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-kopyasi-3-244.jpg" type="image/jpeg" length="72963"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Turizmde 'dövizli etiket' ve 'işgal' krizi: 'Fırsatçılık bize yakışmıyor!']]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/turizmde-dovizli-etiket-ve-isgal-krizi-firsatcilik-bize-yakismiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/turizmde-dovizli-etiket-ve-isgal-krizi-firsatcilik-bize-yakismiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı tatiliyle birlikte yaz sezonu açılırken, tatil beldelerindeki astronomik fiyatlar ve avro bazlı etiketler yeniden gündeme oturdu. 30 avroya lahmacun, 230 avroya plaj girişi tartışma yaratırken, TÜKONFED Turizm Komisyonu Üyesi Tugay Toydemir, “Türkiye'de Türk Lirası kullanılır. 'Ne tutturursak kardır' mantığı yasa dışıdır. Bu bize yakışmıyor” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sezonunun açılışı ve Kurban Bayramı tatilinin yaklaşmasıyla birlikte milyonlarca vatandaş tatil planı yapmaya başladı. Ancak Türkiye’de tatil yapmak sadece izin almaktan geçmiyor; yüksek fiyatlar nedeniyle vatandaşlar adeta döviz bürolarının yolunu tutuyor. Sosyal medyada büyük tepki çeken ‘30 Euro’ya lahmacun’, ‘230 Euro’ya plaj girişi’ gibi iddiaları ve yasal boyutunu Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Turizm Komisyonu Üyesi Tugay Toydemir değerlendirdi. Toydemir, tatil beldelerinde hortlayan ‘dövizli etiket’ alışkanlığını ve sergilenen fırsatçılığı sert sözlerle eleştirdi.</p>

<p><strong>‘90'lı yılların kötü alışkanlığı’</strong></p>

<p>Fiyat etiketlerinde Türk Lirası yerine Dolar ve Euro sembollerinin kullanılmasının tüketiciyi yanıltmaya yönelik olduğunu belirten Tugay Toydemir, bu durumun geçmişteki yüksek enflasyon dönemlerini hatırlattığını şu sözlerle ifade etti: "Bu durum 90’larda sıkça karşımıza çıkardı; artan sıfırlar nedeniyle yabancılara fiyat anlatmak zaman alıyordu. Turizmciler ne yazık ki bu eski ve kötü alışkanlıklara geri dönmeye başladılar. Fakat tüketici açısından bu kesinlikle doğru bir işlem değil. Biz Euro bandında bir ülke değiliz, Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk Lirası kullanıyoruz. Vatandaşımız orada dört işlem yapmak ya da matematik dehası olmak zorunda değil." Fiyat etiketlerinde 'kötü niyet' aradığını belirten Toydemir, "Kime ne tutturulursa mantığı var. Kanunlarımız buna müsaade etmiyor, denetimlerin acilen artırılması gerekiyor" dedi.</p>

<p><strong>'Yağma Hasan’ın Böreği mantığı’</strong></p>

<p>Sektördeki fiyat politikasını ‘fırsatçılık’ olarak nitelendiren Toydemir, bu yaklaşımın Türk turizmine hem kısa hem de uzun vadede ciddi zararlar vereceğini vurguladı. Kimsenin kafasına silah dayanarak bu mekanlara sokulmadığını ancak tüketiciyi aldatmaya yönelik gizli fiyatlandırmaların yasa dışı olduğunu ifade etti: "3-4 ay sürecek bir yaz sezonunda 'Yağma Hasan’ın böreği' gibi, 'ne koparırsak kardır' mantığıyla herkesi tezgahtan geçirmeye çalışıyorlar. Bu bize yakışmıyor. Eğer bir mekanda fiyatlar kapıda net bir şekilde deklare edilmiyorsa, menüde gizleniyorsa veya 40 yazıp yanına küçücük bir Euro işareti konularak tüketici hataya sevk ediliyorsa bu yasa dışıdır. Ciddi kanuni yaptırımları vardır."</p>

<p><strong>‘Bodrum, Saint-Tropez oldu’</strong></p>

<p>Türkiye’deki popüler tatil beldelerinin Akdeniz çanağındaki Saint-Tropez, Cannes, Sicilya veya Ibiza gibi dünyaca ünlü lüks destinasyonlarla yarışmaya çalıştığını belirten Tugay Toydemir, bu kıyaslamanın absürtlüğüne şu sözlerle dikkat çekti: "Bugün üzülerek söylüyoruz ki Bodrum fiyat olarak Saint-Tropez noktasına erişmiş durumda. 'Ama Saint-Tropez’de de fiyatlar böyle' dediklerinde, ben de adama gayri safi milli hasıladan vatandaşımızın aldığı payı ve asgari ücreti sorgularım! Türkiye'de öyle bir milli gelir yok." Plajlardaki astronomik giriş ücretlerine ve halkın denizden mahrum bırakılmasına da değinen TÜKONFED Turizm Komisyonu Üyesi Toydemir, Anayasa’nın net hükümlerini şöyle hatırlattı: "Anayasa’nın 43. maddesine ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na göre kıyılar halkındır. Denizle karanın birleştiği noktadan içeriye doğru ilk 50 metrede yapılaşma kesinlikle yasaktır ve tamamen kamunun kullanımına açıktır. Vatandaşımız kimseden izin almadan, ücret ödemeden plaja havlusunu, şemsiyesini koyabilir. Ancak kıyı şeritleri özel işletmeler tarafından işgal edilmiş durumda." Belediyelerin ve milli parkların ücretsiz halk plajlarında da bir ‘adaletsizlik’ olduğunu belirten Toydemir, "Plajın en taşlık, en çakıllık, en kötü yerini halka ayırıyorlar; en güzel, en temiz yerleri ise ücretli şezlong ve localarla kapatıyorlar. Bu da bir kanun dışılıktır ve kabul edilemez" diyerek yetkilileri göreve çağırdı.</p>

<p><strong>‘Tepkisizlik hayra alamet değil’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı ünlü sanatçıların bile "Aklımı peynir ekmekle mi yedim?" diyerek bu fahiş fiyatlı plajları boykot edip halk plajlarına gitmesini olumlu bulan Toydemir, medyanın ve sosyal medyanın bu işletmelerin adını sürekli anarak bilerek ya da bilmeyerek ücretsiz reklamlarını yaptığını söyledi. Toplumdaki fiyat kanıksamasına ve sessizliğe dikkat çeken Toydemir, tüketicileri haklarını aramaya ve yasa dışı uygulamaları vakit kaybetmeden yetkili mercilere şikayet etmeye davet etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Arzu YAVUZ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/turizmde-dovizli-etiket-ve-isgal-krizi-firsatcilik-bize-yakismiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-1215.jpg" type="image/jpeg" length="54996"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ÇİFTE GURUR]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/cifte-gurur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/cifte-gurur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkçenin Başkenti Karaman, Türk Dil Bayramı’nın 749’uncu yıl dönümünü ve gönül eri Yunus Emre’yi anma etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. ANTAYDER Başkanı Ahmet Dikici, yaptığı açıklamada, "Dilimiz varlığımız, Karaman ve Ayrancı sözümüzün birliğidir" dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk milletinin kültürel bağımsızlığının en güçlü simgesi olan Türkçenin devlet dili ilan edilişinin 749’uncu yıl dönümü, 'Türkçenin Başkenti' Karaman’da büyük bir gururla kutlanıyor. 11-16 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleşen etkinlikler kapsamında, Türk dilinin öncüleri Karamanoğlu Mehmet Bey, Yunus Emre ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk rahmetle anılıyor.</p>

<p><img alt="" height="1440" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/cifte-gurur-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1440" /><strong>'Milli direnişin meşalesi'</strong></p>

<p>Antalya Karaman Ayrancılılar Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ANTAYDER) Başkanı Ahmet Dikici, günün anlam ve önemine ilişkin yaptığı açıklamada, 13 Mayıs 1277 tarihli tarihi fermanın önemine dikkat çekti. Dikici, şu ifadeleri kullandı: "Karamanoğlu Mehmet Bey’in ‘Şimden gerü hiç kimesne divanda, dergâhta, bergâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden özge söz söylemeye’ diyerek yayımladığı ferman, Anadolu topraklarında milli kimliğin korunması adına atılmış en hayati adımdır. Bu irade, yabancı dillerin kültürel egemenliğine karşı başlatılan onurlu bir direniştir."</p>

<p><img alt="" height="1682" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/cifte-gurur-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="924" /><strong>Gönül dilinin mimarı</strong></p>

<p>Başkan Ahmet Dikici, Türkçenin bir sevgi ve barış dili haline gelmesinde Karamanlı Yunus Emre’nin rolünün altını çizdi. Yunus Emre’nin en karmaşık meseleleri Anadolu insanının en saf diliyle anlattığını belirten Dikici, Türkçenin bir 'gönül dili' olarak anılmasının temelinde Karaman ve Ayrancı topraklarında filizlenen bu mirasın yattığını ifade etti. Ahmet Dikici, kökenleri Karaman Kızıl Oğuz (Kocacık) Yörüklerine dayanan Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dil konusundaki hassasiyetine de vurgu yaptı. Atatürk’ün, "Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir" sözünü hatırlatan Dikici, dilin milli birlik ve beraberlikteki kilit rolüne değindi.</p>

<p><img alt="" height="1162" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/cifte-gurur-4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="793" /><strong>'Emaneti korumak görevimiz'</strong></p>

<p>ANTAYDER olarak bu kutlu mirası gelecek nesillere aktarmayı milli bir görev bildiklerini belirten Ahmet Dikici, mesajını şu sözlerle tamamladı: "Türkçeyi resmi dil yapan Karamanoğlu Mehmet Bey’i, dile ruhunu veren Yunus Emre’yi ve dile istikbalini kazandıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle anıyoruz. Bu paha biçilemez emaneti korumak her Türk evladının en kutsal görevidir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/cifte-gurur-5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Arzu YAVUZ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/cifte-gurur</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-3-230.jpg" type="image/jpeg" length="51001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Asırlık vakıf geleneği yeniden hayat buldu]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/asirlik-vakif-gelenegi-yeniden-hayat-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/asirlik-vakif-gelenegi-yeniden-hayat-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Vakıf Haftası kapsamında gerçekleştirdiği anlamlı etkinlikle yüzlerce yıllık bir vakıf geleneğini yeniden gün yüzüne çıkardı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p aria-level="1" role="heading">Osmanlı döneminden günümüze ulaşan Fevzi Efendi Bin Hasan Vakfı’nın vakfiyesinde yer alan “hastalara meyve ikram edilmesi” şartı, Antalya’daki hastanelerde tedavi gören vatandaşlara ulaştırılarak yerine getirildi. Tarihi bir vasiyetin modern dünyanın hijyen standartlarıyla buluşturulduğu etkinlik, hastalar ve hasta yakınları tarafından büyük memnuniyetle karşılandı. Vakıf kültürünün yalnızca tarihi eserlerden ibaret olmadığını vurgulayan Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğü yetkilileri, vakıf medeniyetinin temelinde insanı yaşatma anlayışının bulunduğunu ifade etti. Vakıf Haftası etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen organizasyonda, hastanelerde tedavi gören vatandaşlara özel olarak hazırlanan meyve paketleri dağıtıldı.</p>

<p>Dağıtımlar sırasında özellikle vakfiyede belirtilen hassasiyetlere uygun hareket edildiği belirtilirken, organizasyonun her aşamasında hem manevi hem de sağlık açısından titiz bir çalışma yürütüldüğü kaydedildi.</p>

<p><img height="488" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/vakif-gelenegi-6.jpeg" width="650" /></p>

<p aria-level="2" role="heading"><strong>‘Nostaljik sunum dikkat çekti’</strong></p>

<p>Etkinliğin en dikkat çeken yönlerinden biri ise hazırlanan özel paketler oldu. Dağıtılan meyveler, geçmiş dönemin vakıf kültürünü ve Osmanlı zarafetini anımsatan nostaljik ambalajlarla hastalara ulaştırıldı. Geleneksel görünüm korunurken, modern sağlık standartlarından da taviz verilmedi.</p>

<p>Meyvelerin paketleme sürecinin tamamen steril ortamlarda gerçekleştirildiği, ürünlerin el değmeden hazırlanarak hijyenik şekilde dağıtıma sunulduğu belirtildi. Kullanılan paketleme materyallerinin ise tamamen geri dönüştürülebilir kağıt ve doğal liflerden seçildiği öğrenildi.</p>

<p aria-level="2" role="heading"><img height="488" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/vakif-gelenegi5.jpeg" width="650" /></p>

<p aria-level="2" role="heading"><strong>Geçmişin ruhu geleceğe</strong></p>

<p>Etkinlik kapsamında hastaları ziyaret ederek meyve ikramında bulunan Antalya Vakıflar Bölge Müdürü Nurullah Pervaneli, vakıf kültürünün toplumun vicdanını yansıtan en önemli değerlerden biri olduğunu söyledi.</p>

<p>Pervaneli, Osmanlı’dan miras kalan vakıf anlayışının sadece ihtiyaç sahiplerine yardım etmekten ibaret olmadığını belirterek, “Bizim medeniyetimiz, insanı merkeze alan ve her canlıyı düşünen çok köklü bir anlayışa sahiptir. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz etkinlik, sadece bir meyve dağıtımı değil, aynı zamanda ecdadımızın merhamet anlayışını yaşatma çabasıdır. Vakfiyelerde yer alan bu şartlar, geçmişte insanların birbirine nasıl sahip çıktığını gösteriyor. Bizler de bu emaneti en doğru şekilde geleceğe taşımaya çalışıyoruz” dedi.</p>

<p aria-level="2" role="heading"></p>

<p aria-level="2" role="heading"><strong>‘Hijyen ve sıfır atık ön planda’</strong></p>

<p>Etkinliğin organizasyon süreciyle ilgili bilgi veren Antalya Vakıflar Bölge Müdür Yardımcısı Mevlâna Çakıral ise hazırlık aşamasında sağlık ve çevre hassasiyetinin ön planda tutulduğunu söyledi. Çakıral, özellikle hastane ortamlarında hijyenin büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Vakfiyedeki şartı yerine getirirken en önemli önceliğimiz hastalarımızın sağlığı oldu. Meyvelerimizin seçimi, paketlenmesi ve dağıtımı sırasında tüm hijyen kurallarına eksiksiz şekilde uyuldu. Aynı zamanda çevreye duyarlı bir organizasyon gerçekleştirmek adına tamamen geri dönüştürülebilir materyaller kullandık. Geleneksel görünümü korurken modern dünyanın gerekliliklerini de dikkate aldık” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p aria-level="2" role="heading"><img height="488" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/vaktif-gelenegi2.jpeg" width="650" /></p>

<p aria-level="2" role="heading"><strong>‘Hastalardan duygu dolu teşekkür’</strong></p>

<p>Hastane odalarında gerçekleştirilen ziyaretler sırasında duygusal anlar da yaşandı. Tedavi gören birçok vatandaş, kendilerine yapılan bu anlamlı jest karşısında memnuniyetlerini dile getirdi. 68 yaşındaki Ayşe Yılmaz isimli hasta, yapılan ziyaretin moral kaynağı olduğunu belirterek, “Hastanede insan bazen yalnız hissediyor. Böyle bir sürprizle karşılaşmak bizi çok mutlu etti. Sadece meyve değil, aynı zamanda moral verdiler. Paketin nostaljik görüntüsü çok hoşuma gitti ama aynı zamanda her şeyin çok temiz ve düzenli hazırlanmış olması da içimizi rahatlattı. Kendimizi değerli hissettik” dedi. Hasta yakınları da organizasyonun manevi yönünün çok kıymetli olduğunu ifade ederek Vakıflar Bölge Müdürlüğü yetkililerine teşekkür etti.</p>

<p aria-level="2" role="heading"></p>

<p aria-level="2" role="heading"><strong>‘Toplumsal dayanışmanın temeli’</strong></p>

<p>Uzmanlar ise vakıf kültürünün Anadolu’nun sosyal yapısında çok önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çekiyor. Tarih boyunca vakıfların yalnızca cami, medrese ve çeşme yapmakla sınırlı kalmadığı; hastaların tedavisinden yoksullara yardım edilmesine, yolcuların ihtiyaçlarının karşılanmasından hayvanların korunmasına kadar pek çok alanda faaliyet gösterdiği biliniyor. Fevzi Efendi Bin Hasan Vakfı’nın “hastalara meyve ikramı” şartının da bu anlayışın önemli örneklerinden biri olduğu ifade ediliyor. Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün gerçekleştirdiği organizasyon, Vakıf Haftası etkinliklerinin en dikkat çeken faaliyetlerinden biri oldu. Hem tarihi mirası yaşatan hem de modern dünyanın ihtiyaçlarına cevap veren proje, vatandaşlardan tam not aldı. Yetkililer, benzer sosyal sorumluluk çalışmalarının ilerleyen süreçte de devam edeceğini belirterek, vakıf kültürünün gelecek nesillere aktarılması için çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/asirlik-vakif-gelenegi-yeniden-hayat-buldu</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-kopyasi-2-239.jpg" type="image/jpeg" length="46917"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emeklinin duası; ‘Torun gelmesin’]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/emeklinin-duasi-torun-gelmesin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/emeklinin-duasi-torun-gelmesin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜRK-İŞ Antalya İl Başkanı Cemil Ünal, derinleşen ekonomik krize dikkat çekerek çarpıcı bir tablo çizdi: "Emekli, torununa bir simit bile alamadığı için eve gelmesin diye dua ediyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TÜRK-İŞ Antalya İl Başkanı ve Yol-İş Sendikası 1 No’lu Şube Başkanı Cemil Ünal, Türkiye’de derinleşen ekonomik krize ilişkin konuştu. Açlık sınırının 34 bin 587 liraya, yoksulluk sınırının ise 112 bin 661 liraya yükseldiğini belirten Ünal, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların artık yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Ünal’ın, “Emekli torununa bir simit alamadığı için eve gelmesin diye dua ediyor” sözleri ise ekonomik tablonun vahametini gözler önüne serdi. 2026 Nisan ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasını değerlendiren Cemil Ünal, resmi enflasyon verileriyle vatandaşın pazarda, markette ve mutfakta yaşadığı gerçeklerin örtüşmediğini ifade etti. TÜRK-İŞ tarafından açıklanan verilere göre dört kişilik bir ailenin sadece sağlıklı beslenebilmesi için aylık 34 bin 586 lira harcaması gerektiğini söyleyen Ünal, “Bugün bir evde kira, elektrik, su, ulaşım, eğitim ve sağlık giderleri de eklendiğinde haneye en az 112 bin 661 lira girmesi gerekiyor. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti bile 44 bin 802 liraya ulaşmış durumda” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Asgari ücret yaşamaya yetmiyor’</strong></p>

<p>Asgari ücretle çalışan milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirten Ünal, mevcut ücret politikalarının çalışanları her geçen gün daha fazla yoksullaştırdığını söyledi. Bir önceki aya göre mutfak harcamalarında yüzde 5,47 oranında artış yaşandığını kaydeden Ünal, “Bir çalışanın yaşama maliyetiyle aldığı maaş arasında uçurum oluştu. Asgari ücretlinin cebindeki para daha ay ortası gelmeden tükeniyor. İnsanlar artık pazara çıkmaktan korkuyor” ifadelerini kullandı. Resmi enflasyon verilerinin sahadaki gerçekliği yansıtmadığını dile getiren Cemil Ünal, özellikle temel gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışlarının vatandaşın belini büktüğünü söyledi. Ankara’da 200 gram ekmeğin fiyatının yüzde 14,5 artışla 17,5 liraya yükseldiğini hatırlatan Ünal, mutfaktaki yangının her geçen gün daha da büyüdüğünü belirtti. Sebze ve meyve fiyatlarındaki artışın da dikkat çekici seviyelere ulaştığını kaydeden Ünal, “Pazarda artık vatandaş yarım kilo alışveriş yapıyor. İnsanlar evine meyve götüremez hale geldi. Emekli markete girdiğinde önce fiyat etiketine bakıyor, sonra sessizce geri çıkıyor” dedi.</p>

<p><img height="266" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/emeklinin-duasi.jpg" width="512" /></p>

<p><strong>‘Emekli torununa simit alamıyor’</strong></p>

<p>Ekonomik krizin en ağır yükünü emeklilerin taşıdığını vurgulayan Ünal, yaptığı saha gözlemlerinde emeklilerin yaşadığı dramla sık sık karşılaştığını söyledi. Emeklilerin torunlarına harçlık veremediğini, market alışverişini gram hesabıyla yaptığını belirten Ünal, “Ben emekli insanlarla konuşuyorum. Ağlayan insanlar görüyorum. Torunu eve geldiğinde cebinde ona verecek bir parası olmayan insanlar var. Eskiden dedeler torunlarının başını okşar, cebine harçlık koyardı. Şimdi emekli torununa bir simit bile alamadığı için ‘eve gelmesin’ diye dua ediyor. Bu tablo Türkiye’ye yakışmıyor” diye konuştu. Özellikle Antalya gibi büyükşehirlerde barınma krizinin derinleştiğini ifade eden Cemil Ünal, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların kira yükü altında ezildiğini söyledi. Antalya’da en düşük kiraların 25-30 bin lira bandına ulaştığını belirten Ünal, emeklilerin maaşlarının büyük bölümünü kiraya vermek zorunda kaldığını kaydederek. “Bir emekli aldığı maaşla kira mı ödesin, mutfak alışverişi mi yapsın, ilacını mı alsın? İnsanlar artık temel ihtiyaçları arasında tercih yapmak zorunda bırakılıyor. Barınma hakkı artık lüks haline geldi” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Adalet olmazsa yatırımcı da gelmez’</strong></p>

<p>Ekonomik sorunların yalnızca enflasyonla sınırlı olmadığını belirten Ünal, hukuk sistemine ve adalet mekanizmasına duyulan güvenin de ekonomik tabloyu doğrudan etkilediğini ifade etti. “Adaletin olmadığı yerde yatırım olmaz” diyen Ünal, üretim ve istihdamın artırılması gerektiğini söyledi. Ünal, “İşçinin çalışma gücü kırılırsa üretim düşer. Üretim düşerse ekonomi daha büyük çıkmaza girer. Bugün yatırımcı da işçi de geleceğini görmek istiyor. İnsanların güven duymadığı bir ortamda ekonomik istikrar sağlanamaz” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Her gün işçiler hayatını kaybediyor’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle ağır ve tehlikeli iş kollarında çalışan işçilerin ciddi risk altında olduğunu vurgulayan Ünal, iş kazalarında yaşanan ölümlerin artık sıradanlaşmaması gerektiğini söyledi. İnşaat ve yol iş kolunda çalışan emekçilerin büyük fedakârlıklarla görev yaptığını belirten Ünal, “Bu ülkenin yollarını yapan, şehirlerini ayakta tutan emekçiler her gün ölüm riskiyle çalışıyor. Ne yazık ki her gün iş kazalarında işçilerimizi kaybediyoruz” ifadelerini kullandı. Hayatını kaybeden işçilerin “işçi şehidi” olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Ünal, “Bu insanlar alın teriyle bu ülkeye hizmet ediyor. Canı pahasına çalışan emekçilerin hak ettiği değeri görmesi gerekiyor” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Toplum dayanışmadan uzaklaştı’</strong></p>

<p>Türkiye’de ekonomik sorunlarla birlikte toplumsal dayanışmanın da zayıfladığını ifade eden Cemil Ünal, bireyselleşmenin toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Eskiden insanların zor günlerde birbirine destek olduğunu söyleyen Ünal, bugün ise vatandaşların kendi geçim derdine düştüğünü belirterek, “Eskiden komşuluk vardı, dayanışma vardı. Şimdi insanlar kendi evinin mutfağını nasıl dolduracağını düşünüyor. Bu tablo toplumun ruhunu da bozuyor” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Üretim artarsa enflasyon düşer’</strong></p>

<p>Türkiye’nin üretim gücünü artırması gerektiğini belirten Ünal, ekonomik sorunların çözümünün üretimden geçtiğini söyledi. İsrafın önlenmesi ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi gerektiğini vurgulayan Ünal, “Üretimi artırırsak enflasyonu da kontrol altına alabiliriz. İnsanlar emeğinin karşılığını alırsa bu ülke çok daha güçlü olur” dedi. Açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarının artık toplumun büyük bir kesiminin temel yaşam standardının altına düştüğünü gösterdiğini belirten Cemil Ünal, çalışanların ve emeklilerin insanca yaşayabilecekleri ücretlere kavuşması gerektiğini ifade etti. Ünal, “Kimse lüks istemiyor. İnsanlar sadece çocuklarına mahcup olmadan yaşayabilmek istiyor. Emeklinin torununa harçlık verebildiği, işçinin ay sonunu korkmadan getirebildiği bir Türkiye istiyoruz” sözleriyle açıklamalarını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/emeklinin-duasi-torun-gelmesin</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-kopyasi-7-196.jpg" type="image/jpeg" length="22762"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘İklim krizinde ‘Makinist’ kim?’]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/iklim-krizinde-makinist-kim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/iklim-krizinde-makinist-kim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Antalya İl Eş Başkanı Selami Özyaşar, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek 31. İklim Zirvesi’ne sert eleştirilerde bulundu. Zirvenin iklim krizindeki tarihsel sorumlulukları gizlemeye çalıştığını belirterek, "Hız limitine uymayan makinisti aklayıp faturayı yolculara kesemezsiniz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’nın ev sahipliği yapacağı 31. İklim Zirvesi (COP31) öncesinde bir açıklama yapan DEM Parti Antalya İl Eş Başkanı Selami Özyaşar, mevcut iklim politikalarını çarpıcı bir benzetme ile eleştirdi. Bir tren kazasında sorumluluğun yolculara yüklenmesinin absürtlüğüne değinen Özyaşar, iklim krizindeki asıl suçlunun halk değil, kontrolsüz kar hırsıyla hareket eden sermaye odakları olduğunu vurguladı.</p>

<p>Özyaşar, “Bir trende yol alırken, hız limitine uymayan makinist ve tren mürettebatının yaptığı kazanın bütün sorumluluğunu yolculara yüklemek ne kadar absürtse; ‘Siz bu kadar kalabalık olmasaydınız bu kaza yaşanmazdı’ demek ne kadar akıldışıysa, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek zirvenin yaklaşımı da böyledir” ifadelerini kullandı.</p>

<p aria-level="3" role="heading"></p>

<p aria-level="3" role="heading"><strong>‘Kriz yönetimi’ oyunu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası sermaye ve kapitalist devletlerin öncülüğünde yapılacak zirvenin temel amacının sorunu çözmek değil, krizi yönetmek olduğunu savunan Özyaşar, sistemin devamlılığı için gerçek sorumlulukların görünmez kılındığını söyledi. İklim krizinin ve doğa tahribatının kapitalist liberal politikaların doğrudan bir sonucu olduğunu ifade eden İl Eş Başkanı, bu sömürücü düzenle mücadele edilmeden doğanın korunamayacağının altını çizdi.</p>

<p>Türkiye hükümetinin zirveyi bir ‘Çevre hassasiyeti" olarak pazarlamasını eleştiren Özyaşar, gerçekte bu toplantının "trenin kompartımanında oturan yolcuları suçlayıp makinist ve ekibini aklamaktan" öte bir anlam taşımadığını iddia etti. Halkların İklim Zirvesi’nin bu süreçte doğru teşhisi koyduğunu ve güçlü bir alternatif inşa ettiğini belirten Selami Özyaşar, doğayı sermayeye teslim etmeyen bir karşı duruşun önemine değindi. DEM Parti olarak yaşamın metalaştırılmasına karşı her türlü mücadeleyi desteklediklerini belirten Özyaşar, ekoloji ile toplumsal barışın arasındaki kopmaz bağa dikkat çekti. Özyaşar sözlerini şöyle sürdürdü: "Bizler iklim meselesine, toplumsal barış kadar hayati bir önem atfediyoruz. Savaş politikalarının, rant düzeninin ve doğa talanının aynı sistemin ürünü olduğunu biliyoruz. Barış ne kadar yaşamsalsa, doğa ve iklim de o kadar yaşamsaldır. Demokratik bir toplum mücadelesi ile ekolojik yaşam mücadelesi birbirini tamamlayan iki temel mücadele hattıdır” şeklinde konuştu. Son olarak tüm çevreci hareketleri ve siyasi yapıları önyargılardan arınarak ortak bir ekolojik mücadeleye çağıran Özyaşar, DEM Parti’nin doğa konusundaki hassasiyetinin görmezden gelinmemesi gerektiğini hatırlattı. Toplumun vicdanı ve demokratik dinamiği olarak cesur ve örgütlü bir ses çıkarmanın en önemli sorumluluk olduğunu belirterek kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Zehra ÇİÇEK</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/iklim-krizinde-makinist-kim</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-kopyasi-8-174.jpg" type="image/jpeg" length="79362"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sorunlara çözüm çağrısı]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/sorunlara-cozum-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/sorunlara-cozum-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk-İş Antalya İl Başkanı ve Yol-İş Sendikası 1 No’lu Şube Başkanı Cemil Ünal, çalışma hayatındaki kronik sorunlara dikkat çekerek; taşeron sisteminin tamamen kaldırılması, ücret adaleti ve vergi düzenlemesi için çağrıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p aria-level="2" role="heading">Cemil Ünal, Türkiye’deki çalışma hayatının temel problemlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ünal, taşeron işçilikten ücret adaletsizliğine, fahiş kiralardan genç işsizliğine kadar birçok alanda krizin derinleştiğini ifade etti. Taşeron sisteminin yıllardır çözülemeyen bir sorun olduğunu belirten Ünal, sendika olarak verdikleri uzun soluklu mücadeleyi anlattı. 2010 yılından bu yana bu konuyu gündemde tuttuklarını vurgulayan Ünal, "Açtığımız davalar ve yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda binlerce işçi kadroya alındı. Ancak hâlâ yüz bine yakın taşeron işçi var. Bu sorunun tamamen çözülmesi gerekiyor. Ünal, aynı iş yerinde farklı ücret uygulamalarının iş barışını bozduğunu ve bunun verimliliği doğrudan düşürdüğünü dile getirdi. Ekonomik koşulların işçiler üzerinde ciddi bir yük oluşturduğuna değinen Ünal, özellikle Antalya özelindeki barınma krizine dikkat çekti. Kentteki kiraların 25-30 bin TL bandına yükseldiğini belirten Ünal, "Asgari ücretle geçinmek neredeyse imkânsız hale geldi" diyerek geçim sıkıntısının boyutlarını ortaya koydu.</p>

<p></p>

<p aria-level="3" role="heading"><strong>Eğitimli işsizlik ve gençler</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üniversite mezunu gençlerin kendi alanlarında istihdam edilememesinin toplumsal bir yara olduğunu ifade eden Ünal, "Birçok gencimiz eğitimini aldığı işi yapmak yerine AVM’lerde düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalıyor" dedi. Toplu sözleşme süreçlerindeki zam oranlarının enflasyonun gerisinde kaldığını vurgulayan Ünal, işçinin alım gücünün korunması için vergi sisteminde köklü bir değişiklik yapılması gerektiğini belirterek, "Az kazanan az, çok kazanan çok vergi ödemeli. Verilen yüzde 17-18 bandındaki zamların, %24’lük enflasyon karşısında eridiği vurgulandı. Türk-İş’in hiçbir siyasi yapının yanında olmadığını hatırlatan Ünal, "Biz sadece emeğin yanındayız. İşçinin alın teri kutsaldır ve haklarının verilmesi için mücadelemiz sürecek" dedi. Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Ünal, adalet çağrısı yaptı. “Az kazanan az, çok kazanan çok vergi ödemeli” diyen Ünal, mevcut sistemin işçiyi zorladığını ifade etti. Türk-İş’in hiçbir siyasi yapının yanında olmadığını vurgulayan Ünal, “Biz sadece emeğin yanındayız. İşçinin alın teri kutsaldır. Haklarının verilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/sorunlara-cozum-cagrisi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-kopyasi-2-235.jpg" type="image/jpeg" length="29398"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[FoodFest Antalya’da Akseki rüzgarı esecek]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/foodfest-antalyada-akseki-ruzgari-esecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/foodfest-antalyada-akseki-ruzgari-esecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FoodFest Antalya 2026’da sahne alan Limak Otelleri Mutfak Direktörü Halil Gökmenoğlu, Akseki’nin unutulmaya yüz tutmuş Yörük lezzetlerini modern gastronomi vizyonuyla dünya vitrinine taşımaya hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>FoodFest Antalya 2026, bu yıl ‘Her Sofra Bir Hikaye’ temasıyla kapılarını açarken; gastronomi dünyasının deneyimli ismi Şef Halil Gökmenoğlu önderliğinde Akseki mutfağını mercek altına alıyor. 40 yılı aşkın mesleki tecrübesini Limak Otelleri Mutfak Direktörü (Culinary Director) olarak sürdüren Gökmenoğlu, festival kapsamında düzenlenecek yarışmayla Torosların saklı kalmış lezzetlerini modern gastronomi dünyasına taşımaya hazırlanıyor.</p>

<p><strong>Yörük kültürü tabaklarda</strong></p>

<p>Akseki mutfağının Antalya’nın diğer bölgelerinden ayrılan en güçlü yanının köklü Yörük kültürü olduğunu vurgulayan Halil Gökmenoğlu, yarışmada geleneksel tariflerin modern sunumlarla harmanlanacağını belirtti. Başlangıç, ana yemek ve tatlıdan oluşan özel bir menü üzerinde çalıştıklarını ifade eden ünlü şef, "Akseki’nin geleneksel lezzetleri ve yerel ürünleri, dünya gastronomisi ile yarışacak boyutta modern tasarımlarla hayat bulacak. Tabak seçiminden tarihe sadakate kadar her detay, bu mirası uluslararası boyuta taşımak için kurgulanacak" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1536" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/foodfest-akseki-ruzgari-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="864" /></p>

<p><strong>Otel mutfağından festivale</strong></p>

<p>Genç şeflerin ve katılımcıların hazırlayacağı tabaklarda sadece lezzetin yeterli olmayacağını belirten Gökmenoğlu, değerlendirme kriterlerinin merkezine ‘sadakati’ koydu. Yarışmacılardan özellikle Akseki’nin tarihsel değerine, hikayesine ve malzemesine bağlı kalmalarını beklediğini söyleyen şef, Torosların ruhunu yansıtmayan bir tabağın eksik kalacağını dile getirdi. Limak bünyesinde 50 ilin coğrafi işaretli ürününü açık büfelere taşıyarak büyük bir yerelleşme hamlesi başlatan Gökmenoğlu, bu vizyonu FoodFest’e de taşıyor. Akseki yayla balı, tereyağı ve bölgeye özgü otların doğrudan yarışma tabaklarında ana unsur olarak kullanılacağını müjdeledi.</p>

<p><strong>‘Kültürümüzü sevdirmeliyiz’</strong></p>

<p>Antalya’nın kırsal mutfağının turizm gastronomisindeki önemine dikkat çeken Halil Gökmenoğlu, yerel mutfağın korunmasının aynı zamanda bir ‘kültürel savunma’ olduğunu şu sözlerle ifade etti: "Geleceğimiz olan çocuklarımızı tek tipleşen hızlı yemek kültüründen korumamız için yerel yemeklerimizi tanıtmalı, güncellemeli ve onlara sevdirmeliyiz. Bu yıl aileler, okullar ve kurumlar el ele vererek kendi kültürümüzü genç nesillere aktarmak için çalışmalıyız."</p>

<p><img alt="" height="1600" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/foodfest-akseki-ruzgari-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p><strong>‘Önce Anadolu, sonra Dünya’</strong></p>

<p>Yarışmaya katılacak genç şef adaylarına da tavsiyelerde bulunan usta şef, mutfakta başarının yolunun önce ‘kendi toprağını tanımaktan’ geçtiğini belirtti. Limak Otelleri Mutfak Direktörü Halil Gökmenoğlu, "Gençler önce Anadolu kültürünü, yaşadıkları köyün ve şehrin yemeklerini öğrenmeli. Sonra komşu şehirleri ve ülkeleri gezerek araştırmacı olmalılar. İyi şeflerle çalışmak ve işine sevgiyle bakmak bu mesleğin temelidir" diyerek 'gelenekten geleceğe' kurulan köprünün rotasını çizdi.</p>

<p><img alt="" height="1134" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/foodfest-akseki-ruzgari-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1170" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Arzu YAVUZ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/foodfest-antalyada-akseki-ruzgari-esecek</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 13:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-1-687.jpg" type="image/jpeg" length="74969"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurtarmak isterken öldürebilirsiniz!]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/kurtarmak-isterken-oldurebilirsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/kurtarmak-isterken-oldurebilirsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trafik ve İlkyardım Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan İlkyardım Eğitmeni Acil Tıp Teknisyeni (ATT) Halit Özdemir, acil durumlarda yapılan doğru müdahalenin hayati öneminden bahsetti. Özdemir, “İlk yardım hayat kurtarır ancak hatalı uygulama durumu daha da kötüleştirebilir. Bu nedenle eğitimleri uygulamalı olarak profesyonellerden almak en doğrusudur” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trafik ve İlkyardım Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulunan İlkyardım Eğitmeni (ATT) Halit Özdemir, acil durumlarda yapılan doğru müdahalenin hayat kurtardığını, ancak kulaktan dolma yanlış bilgilerin durumu daha da kötüleştirebileceğini vurguladı. Eğitmen Özdemir, çok sık karşılaşılan trafik kazalarında ilkyardımın büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Trafik kazalarında ilk önce çevre ve kendi güvenliğimizi almalıyız. Şehir içi 30 metre, şehirler arası 150 uyarıcı levha konulması önemlidir” diyerek kritik uyarılarda bulundu. Özdemir, kazalarda ve acil sağlık sorunlarında en çok merak edilen 11 kritik konuyu mercek altına aldı. Çoklu yaralanmaların olduğu kaza yerlerinde paniği önleyen en önemli sistemin Triyaj olduğunu belirten Özdemir, "Triyaj, hastaların öncelik sırasına göre değerlendirilmesidir. İlk müdahale her zaman hayati riski en yüksek olan; solunumu durmuş, ağır kanamalı veya bilinci kapalı kişilere yapılır. Kendi başına yürüyebilen hafif yaralılar en son değerlendirilir” diye konuştu.</p>

<p>​<img height="867" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/ilkyardim-1.jpg" width="650" /></p>

<p><strong>Boğulmalarda ‘heimlich’</strong></p>

<p>Tam ve kısmi tıkanma arasındaki farkın ölümcül sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Halit Özdemir, "Eğer kişi öksürebiliyor ve konuşabiliyorsa bu kısmi tıkanmadır; asla dokunulmamalı, sadece öksürmeye teşvik edilmelidir. Ancak kişi nefes alamıyor, ellerini boynuna götürüyor ve morarıyorsa bu tam tıkanmadır. Bu durumda yetişkinlerde Heimlich manevrası, bebeklerde ise sırt vuruşu ve göğüs basısı uygulanmalıdır" uyarısında bulundu.</p>

<p>​<img height="1600" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/ilkyardim-2.jpg" width="1123" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kalp masajında kural</strong></p>

<p>Temel yaşam desteğinde standartların net olduğunu ifade eden Özdemir, kalp masajı ve suni solunum oranının 30 kalp masajına karşılık 2 solunum şeklinde olması gerektiğini belirtti. Yetişkinlerde göğüs kafesinin 1/3 oranında (yaklaşık 5-6 cm) çökertilmesi ve dakikada 100-120 bası hızında çalışılması gerektiğini hatırlattı. ​Yaralının sadece yangın, patlama veya solunum durması gibi durumlarda araçtan çıkarılması gerektiğini vurgulayan eğitmen Özdemir, "Omurga yaralanması şüphesi her zaman ön planda tutulmalı. Baş-boyun-gövde eksenini bozmadan uygulanan RENTEK manevrası bu noktada hayati önem taşır" dedi.</p>

<p><img height="1600" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/ilkyardim-3.jpg" width="1150" /></p>

<p><strong>​Sık yapılan yanlışlar</strong></p>

<p>​Toplumda yerleşmiş bazı yanlış alışkanlıklara da değinen Özdemir, şu uyarılarda bulundu: “Yanığa yoğurt veya diş macunu sürmek enfeksiyon riskini artırır. Tek yapılması gereken, yanık bölgesini en az 20 dakika boyunca tazyiksiz su altında soğutmaktır. Epilepsi nöbeti geçiren birinin ağzını zorla açmaya çalışmak çene kırıklarına veya ilkyardımcının yaralanmasına yol açar. Kişinin başının altına yumuşak bir nesne koyup sürecin tamamlanması beklenmelidir. Motosiklet kazalarında kask genelde çıkarılmaz. Ancak solunum yolu açık değilse veya kusma varsa, profesyonel bir şekilde iki kişi tarafından çıkarılabilir."</p>

<p></p>

<p><strong>Dijital çağda ilkyardım</strong></p>

<p>​Geleneksel yöntemlerin yanı sıra teknolojinin de hayat kurtardığını belirten İlkyardım Eğitmeni (ATT) Halit Özdemir, her vatandaşın telefonunda 112 Acil Yardım ve AFAD Acil gibi mobil uygulamaların bulunması gerektiğini söyledi. Ayrıca, standart bir ilkyardım çantasında steril gazlı bezden el fenerine kadar tüm temel malzemelerin eksiksiz olması gerektiğinin altını çizdi. Özdemir açıklamasını, "Unutmayın, ilkyardım sadece bir bilgi değil, bir sorumluluktur" sözleriyle noktaladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Arzu YAVUZ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/kurtarmak-isterken-oldurebilirsiniz</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-kopyasi-7-191.jpg" type="image/jpeg" length="71801"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘İthalat baskısı üreticiyi ezdi’]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/ithalat-baskisi-ureticiyi-ezdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/ithalat-baskisi-ureticiyi-ezdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da sebze ve meyve piyasasında yaşanan dalgalanmalar, üretici ile tüketici arasındaki uçurumu her geçen gün daha da büyütüyor. Antalya Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği Başkanı Nevzat Akcan, özellikle ithalat baskısı, artan girdi maliyetleri ve kayıt dışı ticaretin sektörü çıkmaza sürüklediğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği Başkanı Nevzat Akcan, Antalya halinde özellikle karpuz üzerinden yaşanan tabloyu örnek göstererek, “Şu anda halde karpuz 20-25 lira bandında ama İran’dan gelen ürün piyasayı adeta istila etmiş durumda. Bu şartlarda yerli üreticinin ayakta kalması mümkün değil” dedi. Tarım sektörünün en kritik sorunlarından birinin sürdürülebilirlik olduğunu vurgulayan Akcan, son yıllarda üreticinin sistematik şekilde zarar ettiğine dikkat çekerek, “Son 10 yıldır üretici sürekli zarar ediyor. Her sene zarar eden çiftçi artık ekim yapmıyor. Domates fiyatlarının bugün 100 liraya çıkmasının sebebi de bu. Üretici küstürüldü” diyen Akcan, üretimin azalmasının doğrudan fiyat artışına yol açtığını ifade etti.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Ürün bol, üretici kazanamıyor’</strong></p>

<p>Yaz sezonuyla birlikte ürün bolluğu yaşandığını ancak bunun üretici açısından bir kazanç anlamına gelmediğini belirten Akcan, mevcut tabloyu özetleyerek, “15 gün önce ürün yoktu, fiyatlar iyiydi. Şimdi ürün çoğaldı, fiyatlar düştü. Patlıcan 10 lira, kabak 20-25 lira. Bu fiyatlarla çiftçi nasıl para kazanacak? Bu şartlarda kim üretim yapar?” diye sordu. Akcan’a göre fiyatların düşmesi tüketici için kısa vadede olumlu görünse de, uzun vadede üretimin azalmasına ve daha büyük fiyat artışlarına zemin hazırlıyor. Tarımın sanayi üretiminden farklı olarak doğrudan doğa koşullarına bağlı olduğunu hatırlatan Akcan, son dönemde yaşanan hava olaylarının da üretimi olumsuz etkilediğini söyleyerek, “Önceki gün Antalya’da kar yağdı. Yayla bölgelerindeki meyveler zarar gördü. Tarım sadece ekonomiyle değil, doğayla da mücadele ediyor. Bu bir fabrika üretimi değil” ifadelerini kullardı</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/tarim-krizi.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p><strong>Kısa vadeli çözüm, uzun vadeli risk’</strong></p>

<p>İthal ürünlerin piyasadaki dengeyi bozduğunu vurgulayan Akcan, bu durumun uzun vadede yerli üretimi bitirme riski taşıdığına dikkat çekerek, “İthalatla fiyatı geçici olarak düşürebilirsiniz ama üreticiyi kaybederseniz bir daha geri getiremezsiniz. Yerli üretim olmazsa yarın daha büyük kriz yaşarız” dedi. Hal sistemindeki en önemli sorunlardan birinin kayıt dışı ticaret olduğunu belirten Akcan, ürünlerin önemli bir bölümünün hale girmeden doğrudan büyük zincir marketlere yönlendirildiğini söyleyerek, “Bu sistem beyan esaslı. Ürünler gerçek fiyatının altında gösterilebiliyor. 100 liraya alınan ürün 40 liradan beyan ediliyor. Bu hem vergi kaybına yol açıyor hem de piyasadaki fiyat dengesini bozuyor” dedi. Akcan, hal sisteminin aslında bir “borsa” işlevi gördüğünü ancak bu yapının kayıt dışı ticaret nedeniyle zayıfladığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>‘Market de üretici de kazanamıyor’</strong></p>

<p>Kamuoyunda sıkça tartışılan ‘Halden çıkan ürün neden pahalıya satılıyor?’ sorusuna da değinen Akcan, fiyat artışlarının tek bir sorumlusunun olmadığını belirterek, “Marketlerin de ciddi maliyetleri var. Kira, personel, nakliye ve en önemlisi fire. Ürünlerin yaklaşık yüzde 40’ı çöpe gidiyor. Bu maliyet ister istemez fiyatlara yansıyor. Yani ne üretici ne de market istediği kazancı elde edebiliyor” diye konuştu. ’Tüketicinin alım gücündeki düşüşün pazara doğrudan yansıdığını belirten Akcan, geçmişte görülmeyen uygulamaların artık yaygınlaştığını söyleyerek, “Eskiden karpuz kesilerek satılmazdı. Şimdi insanlar dilimle almak zorunda kalıyor. Bu, alım gücünün ne kadar düştüğünün göstergesidir” dedi. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyonun ana nedeni gibi gösterilmesine de tepki gösteren Akcan, asıl sorunun daha geniş bir ekonomik yapıdan kaynaklandığını ifade ederek, “Sebze ucuzladı ama enflasyon düşmüyor. Çünkü enflasyonun nedeni sebze değil. Biz ithalatçı bir ülke haline geldik. Asıl maliyet artışı diğer ürünlerde” diye konuştu. Akcan, özellikle kuru gıda ve temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışlarının daha fazla dikkat çekmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Tarımda gelecek için alarm veriliyor’</strong></p>

<p>Mevcut gidişatın sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Akcan, tarım sektörünün geleceği için ciddi uyarılarda bulunarak, “Bugün fiyatlar düştü diye seviniliyor ama bu geçici. Ürün çoğaldığı için fiyat düştü. Ancak üretici kazanamazsa seneye ekim yapmaz. Asıl tehlike burada” dedi. Türkiye’de üretimin önemli bir kısmının pazarlama sorunu yaşadığını belirten Akcan, “Ürün var ama pazar yok. Asıl problem bu. Üretici üretiyor ama satacak alan bulamıyor. Tarım sektörü her geçen gün daha büyük bir belirsizliğe sürükleniyor” diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/ithalat-baskisi-ureticiyi-ezdi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-kopyasi-5-218.jpg" type="image/jpeg" length="59059"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Turizmde milli bir strateji şart]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/turizmde-milli-bir-strateji-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/turizmde-milli-bir-strateji-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya turizminin 36 yıllık deneyimli ismi, Sherwood Exclusive Lara Hotel Genel Müdürü Serdar Çavuşoğlu, sektörün rekor doluluk oranlarına rağmen ciddi bir maliyet ve kârlılık baskısı altında olduğunu belirterek; çözümün sadece daha fazla turist getirmek olmadığını, tüm süreçlerin devlet nezdinde milli bir strateji olarak yönetilmesinde yattığının altını çizdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya turizmi gerçekten ‘atın çağını’ mı yaşıyor, yoksa rakamların gölgesinde bir kârlılık krizi mi saklı? Sektörün 36 yıllık deneyimli ismi, Sherwood Exclusive Lara Hotel Genel Müdürü Serdar Çavuşoğlu ile turizmin bugününe, yarınına ve kronikleşen sorunlarına dair derinlemesine bir röportaj gerçekleştirdik. Yaklaşık bir buçuk yıldır mevcut grupta genel müdürlük görevini yürüten Çavuşoğlu, “36 senedir bu sektörün içerisindeyim. Çeşitli kademelerde ve tesislerde yöneticilik yaptım. Şu an Antalya turizminin en dinamik bölgelerinden biri olan Lara’da bu görevi sürdürüyoruz” diyerek tecrübesinin altını çizdi. Çavuşoğlu, 36 yıllık mesleki birikimiyle Antalya turizminin hem parlayan yıldızını hem de halı altına süpürülen krizlerini tüm detaylarıyla gazetemize anlattı. İşte rekorlardan personel krizine, her şey dahil sisteminden ulaşım sorunlarına kadar turizmin gerçek gündemi.</p>

<p><img height="366" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/turizmin-rontgeni-cekildi-1.JPG" width="650" /></p>

<p>* Öncelikle okurlarımız için kendinizi tanıtır mısınız? Kaç yıldır bu sektördesiniz ve şu anki göreviniz nedir?</p>

<blockquote>
<p>** Memnuniyetle. Ben Serdar Çavuşoğlu. Yaklaşık bir buçuk senedir bu grupta görev yapıyorum ve şu an bulunduğumuz tesisin genel müdürlüğünü yürütüyorum. Sektörel geçmişime bakacak olursak, tam 36 senedir bu işin içerisindeyim. Çeşitli kademelerde ve farklı tesislerde yöneticilik yaptım. Kısacası ömrünü bu sektöre ve Antalya’ya adamış bir turizmciyim.</p>
</blockquote>

<p></p>

<p>* Antalya turizmi için sık sık ‘altın çağını yaşıyor’ deniliyor. Sizce rakamlar gerçeği yansıtıyor mu, yoksa arka planda gizlenen bir ‘kırgınlık’ mı var?</p>

<blockquote>
<p>** Bu, aslında üzerine çok uzun uzadıya konuşulabilecek bir konu. Sayısal verilere, yani kişi sayısına baktığınızda evet; sektör durmadan büyüyen ve gelişen bir grafik çiziyor. Ancak maliyet-kâr dengesi açısından baktığınızda ciddi bir kırgınlık, satış fiyatları noktasında ise bir gerileme olduğunu söyleyebiliriz. Sayısal bir gelişim olsa da bölgedeki savaşlar ve siyasi koşullar bizi endişeye sevk ediyor. Rezervasyon akışında son günlerde bir ivmelenme gözlemliyoruz ama bu hareketliliğin bizi maddi olarak ne kadar mutlu edeceği konusunda ciddi soru işaretleri var. Artan maliyetler bizi derin düşüncelere sevk ediyor. Yine de turizmcinin en büyük dayanağı umuttur; biz de bu umuda tutunuyoruz.</p>
</blockquote>

<p><img class="" height="900" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-03-at-152248.jpeg" width="1600" /></p>

<p>* Doluluk oranları oldukça yüksek görünüyor. Peki, kârlılık da aynı seviyede mi?</p>

<p>Sektör aslında göründüğünden daha mı zor durumda?</p>

<blockquote>
<p>** Dolulukla ilgili çok büyük bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum. Ancak kârlılık olarak önceki yılları çok arayacağımız bir yıla giriyoruz. Hem küresel nedenler hem de ekonomik koşullar otelleri ciddi bir darboğaza sokuyor. Karlılıklarımızın her geçen yıl düştüğü bir dönemden geçiyoruz. Sektörün bu temel problemleri artık ciddi anlamda masaya yatırması gerekiyor.</p>
</blockquote>

<p></p>

<p>*Sektörün sürdürülebilirliği için neler yapılmalı?</p>

<blockquote>
<p>** Bu sektörün sürdürülebilirliği ülkemiz adına çok kıymetli. Bunu sağlayabilmemiz için turizmle ilgili bir milli politika oluşturmamız gerektiğine inanıyorum. Bazı kriterler tüm tesisler için devlet kontrolünde olmalı. Konu şahıslara veya kurumlara bağımlılıktan çıkarılmalı ve uzun vadeli projeksiyonlarla ele alınmalı. Antalya’da turizm üzerinden geçimini sağlayan çok sayıda yan sektör var; turizmdeki bir risk herkesi etkiler. Bu yüzden kısa, orta ve uzun vadeli planlarımızı bir milli politika haline getirmeliyiz.</p>
</blockquote>

<p><img height="366" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/turizmin-rontgeni-cekildi-1-1.png" width="650" /></p>

<p><strong>MUAZZAM BİR HİZMET VERİYORUZ</strong></p>

<p></p>

<p>* Türkiye’nin artık pahalı bir destinasyon olduğu söyleniyor. Turist neden Mısır veya Yunanistan yerine Antalya’ya gelsin?</p>

<blockquote>
<p>** Evet, rakiplerimizle kıyaslandığında böyle bir algı oluştu. Ancak bir ürünün maliyeti, satış fiyatını belirler. Bizim kalitemizi ve sunduğumuz hizmeti rakiplerimizle kıyasladığınızda, aslında pahalı olmaktan ziyade sunduğumuz ürünün kalitesinin çok daha yüksek olduğunu anlatmamız gerekiyor. Yurt dışında bir otel sadece oda-kahvaltı hizmetini bizimle aynı fiyata satarken, biz burada her şey dahil sistemle muazzam bir hizmet veriyoruz. Bu algıyı kırmak için sunduğumuz kaliteyi ve hizmet çeşitliliğini ön plana çıkaran tanıtımlar yapmalıyız.</p>
</blockquote>

<p></p>

<p>* Şu an küresel bir krizin içerisindeyiz. Mevcut doluluklar ve turist profili ne durumda?</p>

<blockquote>
<p>** Şu an nisan ayını yüzde 90 dolulukla kapattık, mayıs ayı için de şimdiden yüzde 75’leri yakaladık. Dolulukla ilgili bir sorunumuz yok. Ana pazarımızı İngiliz, Alman ve Ruslar oluşturuyor. Yüzde 90 doluluk seviyesi, insanların ülkemizle ilgili bir güvenlik sorunu yaşamadığını gösteriyor. Yaşadığımız krizin kalıcı olmayacağını ve önümüzdeki aylara pozitif yansıyacağını düşünüyorum. Biz umutla yaşayan bir sektörüz, biraz daha pozitif yaklaşmamız gerekiyor.</p>
</blockquote>

<p></p>

<p>* Daha çok turist mi, yoksa daha nitelikli turist mi? Antalya hangisine odaklanmalı?</p>

<blockquote>
<p>** Bu yıllardır sorulan ama cevabı zor bir soru. Aslında her ikisine de ihtiyacımız var. 90’lı yıllardan bugüne yatak kapasitemizi inanılmaz artırdık. Ben bunu bir piramite benzetirim; en üstte bir taş vardır ama aşağıya doğru taş sayısı artar. Bu kadar yatak kapasitesini doldurmak için sayıya (puantiye) ihtiyacımız var. Ancak sadece buna odaklanırsak kaliteyi kaçırırız. Otellerimizi ve hizmetlerimizi çeşitlendirmeliyiz. Turizmi sadece deniz-kum-güneş üçgeninden çıkarıp, bu coğrafyanın medeniyet birikimini de işin içine katarak farklı boyutlara taşımalıyız.</p>
</blockquote>

<p><img height="1156" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/turizmin-rontgeni-cekildi-3.JPG" width="650" /></p>

<p><strong>TURİSTİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL: ULAŞIM</strong></p>

<p></p>

<p>* Turistlerin tesisten dışarı çıkmamasını neye bağlıyorsunuz?</p>

<blockquote>
<p>** Buradaki en büyük engel ulaşım. Bir misafir şehir merkezine gitmek istediğinde ya özel transfer ya da taksi kullanmak zorunda. Ulaşımı çeşitlendirip kolaylaştırmazsanız, insanlar neden dışarı çıksın? Benim bir hayalim var; deniz ulaşımı. Belek’ten çıkan bir misafir, falezleri izleyerek deniz yoluyla Kemer’e kadar gidebilmeli. Bu kolaylığı sağlarsak şehri daha iyi tanıtabiliriz.</p>
</blockquote>

<p></p>

<p>* Biraz da turizmde çalışanların durumunu konuşalım…</p>

<blockquote>
<p>** Personel sorunu gizlenemez bir gerçek. Sektörün çok dalgalanması ve turizmi 12 aya yayamamış olmamız, çalışanların geleceğe dair umudunu kırdı. Ayrıca ekonomik koşullar nedeniyle lojman ihtiyacı katlanarak arttı. Daha da önemlisi, eğitim kurumlarının durumu. Turizm okullarından gelen gençlerin ne kadar az donatıldığını gördükçe üzülüyorum. Milli Eğitim müfredatının ve eğitmenlerin bu işe daha profesyonel ve gönülden yaklaşması gerekiyor.</p>
</blockquote>

<p></p>

<p><strong>ARTIK BÜYÜME DEĞİL, KORUMA ZAMANI</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>* Antalya turizmi doğru yönde mi büyüyor? 10 yıl sonrasını nasıl görüyorsunuz?</p>

<blockquote>
<p>** Sektör çok hızlı büyüdü. Bence Antalya artık kapasite doygunluğuna ulaştı. Yatırımların bir noktada durması ve mevcudu korumaya odaklanmamız gerektiğine inanıyorum. Kontrollü büyüme her zaman daha sağlıklıdır. Eğer hatalarımızdan ders çıkarıp standartlarımızı oturtursak, bu şehir bu sektörü 50 yıl daha taşır. Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; “Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeridir.”</p>
</blockquote>

<p></p>

<p>* Son olarak çalışanlara ve Antalya halkına bir mesajınız var mı?</p>

<blockquote>
<p>** Ben doğma büyüme Antalyalıyım ve bu memlekete aşık bir insanım. Biz her zaman en iyisini yaptık, yine yaparız. Antalya bu konuda bayrağı kimseye kaptırmayacaktır. Var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>RÖPORTAJ: Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/turizmde-milli-bir-strateji-sart</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/05/haber-kopyasi-7-189.jpg" type="image/jpeg" length="84234"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bölge halkı tedirgin: Karaalioğlu'nda yapılaşma korkusu]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/bolge-halki-tedirgin-karaalioglunda-yapilasma-korkusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/bolge-halki-tedirgin-karaalioglunda-yapilasma-korkusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalyalıların çocukluk anıları, gençlik hayalleri ve kentin 'kutsal hafızası' tehlikede. Karaalioğlu Parkı’yla ilgili 15 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan sit statüsü değişikliği kararı, bölge sakinlerini tedirgin etti. Bölge sakinleri, bu değişiklikle tarihi parkın koruma kalkanının zayıflayacağı ve ticari yapılaşmanın önünün açılacağından endişe ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’nın simgesi, falezlerin incisi Karaalioğlu Parkı, bugünlerde tarihinin en kritik sınavlarından birini veriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından alınan 'sit statüsü değişikliği' kararı, kentin sosyal ve kültürel dokusunu korumak isteyen vatandaşları ayağa kaldırdı. Bölgede doğup büyüyen, kentin hafızasına sahip çıkan Jinekolog Operatör Doktor Abdurrahim Kaplan, yaptığı açıklama ile tüm Antalyalıların hislerine tercüman oldu.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/04/karaalioglu-parki-4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p><img alt="" height="623" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/04/karaalioglu-parki-5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="930" /></p>

<p><strong>'Burası sadece bir park değil'</strong></p>

<p>Karaalioğlu Parkı’nın bir mesire alanından çok daha ötesi olduğunu vurgulayan Dr. Kaplan, parkın kuruluşundaki 'imece' ruhuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bu park, aile büyüklerimizin elleriyle, alın teriyle kuruldu. Okuldan kaçtığımızda sığındığımız liman, ilk gençlik hayallerimizi kurduğumuz duraktı. Aşıklar Ağacı’ndan Hıdırlık Kulesi’ne, Atatürk Evi’nden Beydağları manzarasına kadar her köşe, Antalyalıların kutsal kent hafızasıdır. Burayı yapılaşmaya açmak, Antalya’nın kalbini sökmektir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1006" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/04/karaalioglu-parki-6.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="636" /></p>

<p><img alt="" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/04/karaalioglu-parki-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>Statü değişikliği neyi hedefliyor?</strong></p>

<p>15 Nisan 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, parkın bir bölümü 'Nitelikli Doğal Koruma Alanı', bir diğer bölümü ise 'Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı' olarak tescil edildi. Uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları, bu değişikliğin parkın koruma kalkanını zayıflattığına ve 'kontrollü kullanım' adı altında ticari yapılaşmanın önünün açılabileceğine dair ciddi uyarılarda bulunuyor. Kentin bir hekimi ve bir ferdi olarak sorumluluk hissettiğini belirten Kaplan, yetkililere şu sözlerle seslendi: "Büyüklerimizin elleriyle kurduğu, bizler için anıtlaşmış bu kutsal bahçeye dokunmayın! Bu nadide alanın ranta kurban edilme ihtimaline karşı sessiz kalamayız. Karaalioğlu Parkı halkındır ve öyle kalacaktır."</p>

<p><img alt="" height="406" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/04/karaalioglu-parki-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="650" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Arzu YAVUZ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/bolge-halki-tedirgin-karaalioglunda-yapilasma-korkusu</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/04/haber-4-124.jpg" type="image/jpeg" length="64489"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
