<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Antalya Haberleri</title>
    <link>https://www.akdenizmanset.com.tr</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 22 Jul 2026 00:15:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[‘İdrar rengi birçok hastalığın habercisi olabilir’]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/idrar-rengi-bircok-hastaligin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/idrar-rengi-bircok-hastaligin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İdrar rengindeki değişikliklerin, önemli sağlık sorunlarından biri olabileceğini söyleyen Üroloji Uzmanı Op. Dr. Joshgun Huseynov, “Özellikle kırmızı renkli idrar hiçbir zaman normal kabul edilmemeli. Bazı renk değişimi ciddi hastalıkların habercisi olabilir” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Açık sarı olması gereken idrar rengindeki farklılıkların bazen basit sıvı eksikliğini, bazen ise önemli sağlık sorunlarını işaret edebileceğini belirten Medipol Üniversitesi Sefaköy Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Joshgun Huseynov, idrar renginin böbreklerden karaciğere kadar birçok organ hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>‘KOYU SARI İDRAR SUSUZLUK BELİRTİSİ’</strong></p>

<p>Op. Dr. Huseynov, sağlıklı idrar renginin açık sarı olması gerektiğini belirterek, “Gün içinde yeterli sıvı tüketilmediğinde idrar koyu sarı hale gelebilir. Sıvı alımı arttığında rengin yeniden açılması böbreklerin normal çalıştığını gösterir” dedi.</p>

<p>Turuncu renkli idrarın bazı vitamin takviyeleriyle ilişkili olabileceğini ifade eden Op. Dr. Huseynov, “Özellikle B vitamini kompleksleri kullanan kişilerde bu renk değişimi görülebilir. Ancak bazı karaciğer ve safra yolu hastalıklarında da idrar turuncu renge dönebilir” diye konuştu.</p>

<p>Kahverengi idrarın ise daha ciddi sorunların habercisi olabileceğini belirten Op. Dr. Huseynov, “Safra yolu tıkanıklıkları, sarılık ya da karaciğer hastalıklarında idrar kahverengiye dönebilir. Bazen bu durum idrar yollarındaki eski kanamaların belirtisi de olabilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘KIRMIZI İDRAR ASLA NORMAL DEĞİLDİR’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İdrarda kırmızı renk görülmesinin mutlaka araştırılması gerektiğini belirten Op. Dr. Huseynov, “Bazı gıdalar, örneğin pancar tüketimi idrar rengini geçici olarak değiştirebilir. Ancak gerçek bir kanama varsa bu durum hiçbir zaman normal kabul edilmez” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İdrarda kan görülmesinin enfeksiyon ve taş hastalıklarının yanı sıra ciddi hastalıkların belirtisi olabileceğini söyleyen Op. Dr. Huseynov, “İdrar yolları kanserlerinde de en sık gördüğümüz belirtilerden biri idrarda kanamadır. Bu nedenle ister gözle görülsün ister sadece tahlilde ortaya çıksın mutlaka değerlendirilmelidir. İdrar renginde kalıcı ya da dikkat çekici değişiklik yaşayan kişiler mutlaka bir uzmana başvurmalı. Erken tanı birçok hastalıkta önem taşıyor” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/idrar-rengi-bircok-hastaligin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 20:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/6a5f10425f72d7ec3f7da1d7.webp" type="image/jpeg" length="41090"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Yaz organizasyonlarında aşırı heyecana dikkat edilmeli']]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/yaz-organizasyonlarinda-asiri-heyecana-dikkat-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/yaz-organizasyonlarinda-asiri-heyecana-dikkat-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan düğün, nişan ve mezuniyet gibi organizasyonlarda yaşanan yoğun heyecanın kalbi etkileyebileceğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Özdemir, “Yaz döneminde düğünler, nişanlar, mezuniyet törenleri ve kalabalık kutlamalar artarken sıcak hava, uykusuzluk, yorgunluk ve yoğun heyecan kalp üzerindeki yükü artırabiliyor” ifadelerini kullandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p>Özellikle kalp hastalığı bulunanların ve ileri yaştaki kişilerin bu süreçte daha dikkatli olması gerektiğini söyleyen Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Özdemir, “Aşırı sevinç de kalp kriziyle karıştırılabilecek ciddi bir tabloya yol açabilir” dedi. Özdemir, 50 yaş üstü kadınlarda riskin daha yüksek olduğunu söyleyerek, tablonun kalp kriziyle karıştırılabildiğini de söyledi.</p>

<p><strong>‘MUTLU KALP SENDROMU ORTAYA ÇIKABİLİR’</strong></p>

<p>Halk arasında ‘kırık kalp sendromu’ olarak bilinen Takotsubo kardiyomiyopatisinin yalnızca üzüntü ve korku gibi olumsuz duygularla ortaya çıkmadığını belirten Doç. Dr. Özdemir, şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Düğün, doğum günü, mezuniyet veya beklenmedik güzel bir haber gibi yoğun sevinç yaratan olaylar da nadiren kalp kasının çalışma düzenini geçici olarak bozabilir. Olumlu duyguların tetiklediği bu durum, ‘mutlu kalp sendromu’ olarak adlandırılıyor.”</p>

<p>Ani heyecan sırasında yükselen stres hormonlarının kalbin özellikle sol karıncığını etkileyebileceğini anlatan Doç. Dr. Özdemir, kalbin pompalama gücünde geçici azalma görülebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>‘KALP KRİZİYLE KARIŞTIRILABİLİR’</strong></p>

<p>Mutlu kalp sendromunun göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, terleme ve bayılma hissiyle ortaya çıkabileceğini belirten Doç. Dr. Özdemir, “Belirtiler kalp krizine çok benzeyebilir. Bu nedenle şikâyetlerin heyecan veya yorgunluktan kaynaklandığı düşünülerek beklenmemelidir” diye konuştu.</p>

<p>Özellikle sıcak havada uzun süre ayakta kalmanın, yeterince su içmemenin, uykusuzluğun ve yoğun fiziksel temponun kalp üzerindeki stresi artırabileceğini ifade eden Özdemir, düğün ve kutlama organizasyonlarında düzenli mola verilmesini, yeterli sıvı tüketilmesini ve aşırı efordan kaçınılmasını önerdi.</p>

<p>Doç. Dr. Özdemir, ani başlayan göğüs ağrısı ve nefes darlığında zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘VAKALARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ KADINLARDA GÖRÜLÜYOR’</strong></p>

<p>Takotsubo sendromu tanısı alan kişilerin yaklaşık yüzde 90’ını kadınların oluşturduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Özdemir, vakaların büyük bölümünün 50 yaş üzerindeki ve menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda görüldüğünü belirtti.</p>

<p>Doç. Dr. Özdemir, “Menopozla birlikte östrojen düzeyinin azalmasının, kalbin stres hormonlarına karşı hassasiyetini artırabileceği düşünülüyor. Ancak bu tablonun ortaya çıkışında hormonal değişikliklerin yanı sıra sinir sistemi, stres hormonları ve kalbin küçük damarlarındaki işlev bozuklukları da etkili olabilir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/yaz-organizasyonlarinda-asiri-heyecana-dikkat-edilmeli</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 20:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/6a5f318d5f72d7ec3f7da47d.webp" type="image/jpeg" length="44175"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nde rahim nakli organ reddiyle sonlandı]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/akdeniz-universitesinde-rahim-nakli-organ-reddiyle-sonlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/akdeniz-universitesinde-rahim-nakli-organ-reddiyle-sonlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada kadavradan ilk rahim naklini gerçekleştirerek tıp tarihine geçen Akdeniz Üniversitesi’nde Türkiye’nin 3’üncü rahim nakli operasyonunda, M.B. isimli hastaya nakledilen rahimde, immünolojik nedenlere bağlı organ reddi geliştiği, nakledilen rahmin ameliyatın ikinci gününde çıkarılmak zorunda kaldığı duyuruldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü tarafından konuyla ilgili kamuoyuna yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezimizde, 18 Temmuz 2026 tarihinde donörden alınan 1 kalp, 2 böbrek, 1 karaciğer, 2 kornea ve 1 rahim, gerçekleştirilen başarılı ameliyatlarla hastalarımıza nakledilmiştir. Doku uyumunun tam olduğu M.B. isimli hastamıza nakledilen rahimde, immünolojik nedenlere bağlı organ reddi gelişmiştir. Hastamızın yaşamını riske atmamak amacıyla, nakledilen rahim ameliyatın ikinci gününde çıkarılmak zorunda kalınmıştır. Genel sağlık durumu iyi olan hastamızın tedavisi servisimizde devam etmektedir. Organ bağışıyla birçok hastaya yeniden umut olan kıymetli donörümüzün ailesine başsağlığı diliyor, tedavi süreci devam eden tüm hastalarımıza acil şifalar temenni ediyoruz. Kamuoyunun bilgisine sunulur.” </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Akdeniz Üniversitesi/Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/akdeniz-universitesinde-rahim-nakli-organ-reddiyle-sonlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/haber-kopyasi-10-169.jpg" type="image/jpeg" length="45067"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böcek ısırığı deyip geçmeyin!]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/bocek-isirigi-deyip-gecmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/bocek-isirigi-deyip-gecmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile Hekimi Doktor Alp Karan, yaz aylarında artan sivrisinek, böcek, kene, arı ve haşere kaynaklı ısırıklara karşı vatandaşları bilinçsiz müdahalelerden kaçınmaları konusunda uyararak, kene vakalarında hayat kurtaran doğru ilk yardım yöntemlerini açıkladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla birlikte hareketlenen böcek ve haşere türleri, sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Aile Hekimi Doktor Alp Karan, vatandaşları bilinçsiz müdahalelere karşı uyarırken; özellikle kene, arı ve örümcek ısırıklarında yapılması gerekenleri adım adım anlattı.</p>

<p><strong>Bu bireyler çok daha tedbirli olmalı!</strong></p>

<p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte yaşam alanlarımızda ve doğada daha aktif hale gelen sivrisinek, arı, kene ve tahtakurusu gibi canlılar, sağlık açısından dikkatli olunması gereken bir dönemi başlattı. Dr. Alp Karan, sadece doğada değil, evlerimizin içinde bile karşılaşılabilecek bu parazitlerin ciddi reaksiyonlara neden olabileceğini belirtti. Dışarıdan eve dönüldüğünde kıyafetlerin ve cildin mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Karan, özellikle çocuklu ailelerin ve alerjik bünyeye sahip bireylerin bu süreçte çok daha tedbirli olması gerektiğinin altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/yaz-haserelerine-dikkat-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>‘İlk müdahale riskin önüne geçer’</strong></p>

<p>Isırılan bölgeyi tırnaklarla kaşımanın, bölgedeki deri bütünlüğünü bozarak enfeksiyon riskini tetiklediğini ve yapılan en büyük yanlış olduğunu vurgulayan Karan, doğru müdahale yöntemlerini açıklayarak, “Isırık bölgesini ilk olarak su ve sabunla nazikçe temizlemeli, şişlik ve acıyı azaltmak için ise soğuk kompres uygulamalısınız. Ancak ısırık bölgesi hızla genişliyorsa; yüksek ateş, nefes darlığı, baş dönmesi veya şiddetli ağrı gibi semptomlar görülüyorsa zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması hayati önem taşır” dedi.</p>

<p><strong>Kene vakalarında kritik nokta</strong></p>

<p>Böcek ve haşere kaynaklı sorunları minimize etmek için yaşam alanlarında alınabilecek önlemleri sıralayan Karan, evlerde pencerelere sineklik takılmasını ve uyku alanlarında cibinlik kullanılmasını önerdi. Yeşil alanlarda vakit geçirirken uzun kollu, açık renkli giysilerin tercih edilmesinin koruyuculuğu önemli ölçüde artırdığını belirten Karan, kene vakalarında ise çok kritik bir noktaya dikkat çekti. Kene ısırığı fark edildiğinde keneye çıplak elle kesinlikle müdahale edilmemesi veya yakılmaması gerektiğini ifade eden Aile Hekimi Doktor Alp Karan, bu durumun ancak profesyonel bir sağlık kuruluşunda ve steril şartlarda tedavi edilmesi gerektiğini önemle hatırlattı.</p>

<p><img alt="" height="1759" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/yaz-haserelerine-dikkat-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1290" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Esra ALTUNKES</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/bocek-isirigi-deyip-gecmeyin</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 15:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/haber-1-797.jpg" type="image/jpeg" length="13597"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sabri Özmener robotik cerrahiyle Antalya'da sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/sabri-ozmener-robotik-cerrahiyle-antalyada-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/sabri-ozmener-robotik-cerrahiyle-antalyada-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da 5 bin kişiye sahne aldıktan sonra Antalya'ya gelerek iki dizinden aynı anda yapay zeka destekli robotik cerrahiyle protez ameliyatı olan sanatçı Sabri Özmener (65), yıllardır çektiği 'meslek hastalığı' olarak adlandırdığı ağrılarından kurtuldu. Milimetrenin onda biri hassasiyetle gerçekleştirilen operasyonun ardından rehabilitasyon sürecine başlayan Özmener, yaklaşık 1,5 ay sonra sahnelere dönmeyi hedefliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Devlet Tiyatroları'ndaki 41 yıllık meslek hayatının ardından emekli olan tiyatro sanatçısı ve yönetmen Sabri Özmener, uzun yıllardır yaşadığı ileri derece eklem kireçlenmesi ve bacak eğriliği nedeniyle Antalya'da operasyon geçirdi. Özel Uncalı Hastanesi'nde gerçekleştirilen ameliyatta, yapay zeka destekli robotik cerrahi yöntemi kullanılarak sanatçının her iki dizine aynı anda protez yerleştirildi.</p>

<p><strong>MİLİMETRENİN ONDA BİRİ HASSASİYETLE ÇİFTE PROTEZ AMELİYATI</strong></p>

<p>Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Cengiz Yılmaz, hastanın bacaklarında 'genu varum' olarak bilinen yapısal ve dışa doğru ciddi eğrilik saptandığını, sanatçı Özmener'in bir dizinde 18,5 derece, diğer dizinde ise 14 dereceye yakın varus deformitesi bulunduğunu kaydetti. Gelişen teknolojiyle protez operasyonlarında robotik cerrahi dönemine geçildiğini belirten Op. Dr. Yılmaz, yapay zeka destekli diz ameliyatının teknik detaylarını paylaştı.</p>

<p>Ameliyat öncesinde diz ekleminin mevcut yapısını görebilmek amacıyla tomografi çektiklerini ifade eden Op. Dr. Yılmaz, “Tomografiyi Amerika'ya yapay zekaya gönderiyoruz. Orada dizine konulacak protezlerin planlaması yapılıyor. Bacağının mevcut deformitesinin eğriliğinin açıları ölçülüyor. O açılara uygun, dizini düzeltecek şekilde ve üstüne rahat basmayı sağlayacak ideal açılarda protezin yerleştirilmesini sağlıyor" diye konuştu.</p>

<p><img height="433" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/s-a-n-a-t-c-i-s-a-b-r-i-o-z-m-e-n-e-r-a-g-r-i-l-a-r-i-n-d-a-n-y-a-p-a-1421147-422393.jpg" width="650" /></p>

<p>Robotik cerrahinin kemik kesilerinde hata payını minimuma indirdiğini ve protez ömrünü uzattığını vurgulayan Op. Dr. Yılmaz, “Robotun iyi tarafı, kemik kesilerini yaparken milimetrenin onda biri kadar hassasiyetle kemik kesisini yapabilmesi. Ayrıca bizim 30 yıllık tecrübemiz de robotla birleşiyor. Sonuç daha iyi, hasta yürümesinden daha memnun çok daha konforlu hale gelebiliyor" dedi.</p>

<p>İki dizin aynı anda ameliyat edilmesinin her hastada tercih edilmediğine dikkati çeken Op. Dr. Yılmaz, iki taraflı operasyonların kriterlerine değindi. Yaşı ilerlemiş hastalarda bu uygulamayı tercih etmediklerini belirten Op. Dr. Yılmaz, “Özellikle yaşlı hastalarda hiçbir zaman önermiyoruz. Ama Sabri Bey gibi genç, dinamik, hareketli kişilerde yapıyoruz. Aylık ortalama 30 diz ameliyatı yapıyorsak bazen iki tarafı aynı anda yaptığımız oluyor" diye konuştu.</p>

<p><strong>SAHNEDEN İNDİ, SABAH UÇAĞIYLA AMELİYATA GELDİ</strong></p>

<p>Ameliyata karar veriş sürecini ve yoğun sahne programının ardından hastaneye gelişini aktaran Sabri Özmener, kısıtlı zaman diliminde iki dizini birden tedavi ettirmek istediğini belirtti. Süreci aktaran Özmener, “Dizlerim deforme olmasaydı daha devam edecektim bu şekilde, ama artık bu ameliyatı gerçekleştirmek istedik. Önce bir dizimi, sonra diğer dizimi ameliyat yapacaktık. Fakat tiyatro için sezon kısa, yani tatil kısa. Onun için sevgili Cengiz Hocama sordum. Cengiz hocam ise 'Sen ikisini de yaparsın' dedi. Çünkü beni bir tiyatro oyunumda seyretmişti. Ameliyattan bir gece önce İstanbul'da 5 bin kişiye oyun oynadık. Sabah 5 uçağıyla Antalya'ya geldim, 12'de de ameliyata girdim" diye konuştu.</p>

<p><img height="433" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/s-a-n-a-t-c-i-s-a-b-r-i-o-z-m-e-n-e-r-a-g-r-i-l-a-r-i-n-d-a-n-y-a-p-a-1421149-422393.jpg" width="650" /></p>

<p><strong>39 YILLIK MESLEK HASTALIĞI AMELİYATLA SON BULDU</strong></p>

<p>Geç yaşta başladığı dans ve bale çalışmaları, ayrıca kumda oynadığı futbol maçları nedeniyle dizlerinde zamanla ciddi aşınma ve yıpranma oluştuğunu ifade eden Özmener, ameliyat öncesindeki süreci anlattı. Sahnede gösterdiği yüksek performansa rağmen arka planda uzun yıllardır büyük ağrılar çektiğini, sağ dizinden 1987 yılında geçirdiği operasyonun ardından sol dizine fazla yük binerek deformasyonun arttığını kaydeden Özmener, “Dizlerim meslek hastalığı. Çok geç yaşta dans etmeye başlayıp çok zorladığım için bu hale geldi. Ayrıca bale eğitimi de almaya çalıştım açığı kapatmak için. O arada dizlerimi çok yıpratmışım. Sağ dizimden 1987 yılında ameliyat olmuştum. Ondan sonra tabii sola yüklene yüklene o dizim de doğal olarak deforme oldu. Eskiden akşam eve geldiğimde mutlaka buz jelleri koyuyordum ayağıma, kremler sürüyordum, ağrı kesici alıyordum. Şimdi artık onlar olmayacak" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img class="" height="529" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/s-a-n-a-t-c-i-s-a-b-r-i-o-z-m-e-n-e-r-a-g-r-i-l-a-r-i-n-d-a-n-y-a-p-a-1421185-422393.jpg" width="650" /></p>

<p><strong>AMELİYAT SONRASI İLK YÜRÜYÜŞ</strong></p>

<p>Özel Uncalı Hastanesi'ndeki başarılı çifte diz operasyonunun ardından kısa sürede ayağa kalktığını belirten Özmener, “Hemen yürütmeye başladılar beni. Şimdi dizlerim birbirine değiyor. Yani bu dizler 20-25 yıldır birbirine dokunmuyordu. Ameliyattan uyandıktan sonra dizlerimi kıvırmaya, hareket ettirmeye başladım. Ertesi günü kaldırdılar, yürüteçle yürüttüler. Ondan sonra önce kısa mesafe, sonra koridorun sonuna kadar gittim. Ardından tek bastona indik bugün. Tek bastonla yürüyorum" dedi.</p>

<p>Diz ameliyatı sonrasındaki iyileşme evresinde rehabilitasyon sürecinin kritik öneme sahip olduğunu söyleyen Özmener, “Buradaki en önemli konu ameliyattan sonra iyi hasta olmak, yani rehabilitasyona iyi cevap vermek. Fizik tedavi hareketlerini zamanında ve yerinde yapmak. Ameliyat sonrasında konfor kısmı ise kesin, ağrılarım olmayacak" diye konuştu.</p>

<p>Yapay zeka planlamalı robotik cerrahi yöntemiyle gerçekleştirilen ameliyatın ardından rehabilitasyon süreci devam eden Sabri Özmener, 1,5 aylık iyileşme döneminin ardından sahne ve yönetmenlik çalışmalarına ağrısız ve daha konforlu şekilde devam edeceği kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/sabri-ozmener-robotik-cerrahiyle-antalyada-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/haber-kopyasi-2-288.jpg" type="image/jpeg" length="91188"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Klor havuz suyunu dezenfekte edebilir ama...']]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/klor-havz-suyunu-dizenfekte-edebilir-ama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/klor-havz-suyunu-dizenfekte-edebilir-ama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havuz sularını dezenfekte etmek amacıyla kullanılan klorun mikropları öldürücü etkisi olduğunu ifade eden Op. Dr. Billur Küpelioğlu, "Ancak klor, aynı şekilde vajina içindeki yararlı laktobasil dengesini de bozabilir. Bu hassas denge bozulduğunda, patojen mikroplar kolayca ürer" dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Yaz aylarının gelmesiyle deniz ve havuz kullanımı artarken, kadın sağlığını tehdit eden vajinal enfeksiyon risklerinde de artış gözleniyor. Konuyla ilgili uyarılarda bulunan İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir'den Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Billur Küpelioğlu, asıl problemin havuzun kendisinden ziyade, vajinanın doğal pH dengesinin bozulması ve üremek için potansiyelde bekleyen patojenlerin hızla çoğalması olduğunu belirtti. Op. Dr. Küpelioğlu, nemli ve sıcak ortamların özellikle mantar üremesi için son derece elverişli olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><strong>‘ISLAK MAYO ENFEKSİYON TEHLİKESİNİ TETİKLİYOR’</strong></p>

<p>Havuz sularını dezenfekte etmek amacıyla kullanılan klorun mikropları öldürücü etkisi olduğunu ifade eden Op. Dr. Billur Küpelioğlu, "Ancak klor, aynı şekilde vajina içindeki yararlı laktobasil dengesini de bozabilir. Bu hassas denge bozulduğunda, patojen mikroplar kolayca ürer. Özellikle sentetik kumaştan üretilen mayolar hava almayı olumsuz etkileyerek nemi içeri hapsediyor. Mayo ıslak kaldığında ise mantar gelişimi için adeta biçilmiş kaftan bir ortam oluşuyor. Yazın en sık gördüğümüz vajinal enfeksiyon türü mantar enfeksiyonudur. Artan sıcaklık, terleme ve uzun süre ıslak mayoyla beklemek bu durumu doğrudan tetikler" diye konuştu.</p>

<p><strong>‘MANTAR VE BAKTARİYEL VAJİNOZİS FARKINA DİKKAT’</strong></p>

<p>Mantar enfeksiyonunda en sık karşılaşılan şikayetin şiddetli kaşıntı olduğunu söyleyen Op. Dr. Küpelioğlu, "Bunun yanı sıra yoğun, kesik kesik ve peynir kesiği kıvamında bir akıntı, vajina içinde yanma, ilişkide ağrı ve dış bölgede kızarıklık görülür. Neredeyse kaşıntı olmadan mantar enfeksiyonu olmaz diyebiliriz. Diğer sık görülen bir tür olan Bakteriyel Vajinozis ise mevsimlerden direkt bağımsızdır. Bu enfeksiyon, zaten vajina içinde mevcut olan bakterilerin dengesiz çoğalmasıyla oluşur ve özellikle koku ön plandadır. Günlük hayatta ya da cinsel ilişkiden hemen sonra 'balık kokusu' diye tabir edilen rahatsız edici bir koku ile kendini belli eder" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘TÜM ENFEKSİYONLAR HAVUZ SUYUNDAN BULAŞMAZ’</strong></p>

<p>Enfeksiyonların doğrudan havuz suyundan bulaştığını söylemenin yanlış olacağını belirten Küpelioğlu, "Tamamen imkansız olmamakla birlikte, iyi bakılmış, hijyeni düzgün sağlanmış ve doğru klorlanmış bir havuzdan mantar kapılacağını söylemek doğru değildir. Mantarın oluşmasındaki en büyük risk faktörleri, ıslak mayoyla uzun süre kalmak, sıcak ve nemli ortamdır. Bazı kadınlarda ise klorlu suyun doğrudan tahriş yapması ve buna paralel olarak vajinal floranın bozulması mantarı tetikleyebilir" dedi.</p>

<p><strong>TEMİZ DENİZ, BAKIMLI HAVUZ TERCİH EDİLMELİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tercih imkanı olduğunda temiz bir denizin enfeksiyon açısından daha düşük risk taşıdığını belirten Op. Dr. Billur Küpelioğlu, bakımı düzenli yapılan ve klor seviyesi uygun olan havuzların da kabul edilebilir olduğunu; ancak aşırı kalabalık ve yetersiz bakımlı havuzlarda riskin katlanarak arttığını söyledi. Ayrıca dış genital bölge temizliğinde sabun ve bebek şampuanı gibi pH seviyesi genital bölgeye uygun olmayan solüsyonların kesinlikle kullanılmaması gerektiğinin altını çizerek, bu maddelerin doğal florayı bozarak mantara davetiye çıkardığını ifade etti.</p>

<p><strong>‘GEBELER İÇİN HAYATİ UYARILAR’</strong></p>

<p>Yüzmenin hamile kadınlar için son derece faydalı ve güzel bir spor olduğunu belirten Op. Dr. Küpelioğlu, gebeler için şu uyarılarda bulundu:</p>

<p>"Mümkünse öncelikle temiz deniz tercih edilmelidir. Ancak klor seviyesi uygun, düzenli bakımı yapılan ve yüzdükten hemen sonra ıslak mayosunu değiştiren gebe kadınlar güvenle havuzda da yüzebilir. Burada dikkat edilmesi gereken en kritik husus; çok sıcak havuz, termal havuz ve jakuzi gibi yüksek sıcaklıktaki suların gebelikte kesinlikle önerilmediğidir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında çok daha dikkatli olmak gerekir. Bulanık, bakımı kötü görünen ve hijyeninden emin olunmayan hiçbir havuz kullanılmamalıdır."</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>‘TEKRARLAYAN VAJİNAL ENFEKSİYONLARIN ARKASINDAKİ NEDENLER’</strong></p>

<p>Op. Dr. Küpelioğlu, tedaviye rağmen sürekli tekrarlayan mantar enfeksiyonlarında altta yatan şu kronik ve çevresel faktörlerin incelenmesi gerektiğini işaret etti:</p>

<p>“Diyabet: Özellikle kan şekeri yüksek seyreden kişilerde enfeksiyon eğilimi artar.</p>

<p>Sık Antibiyotik Kullanımı: Yararlı bakterileri yok ederek florayı savunmasız bırakır.</p>

<p>Doğum Kontrol Yöntemleri: Bazı hormonal ve bariyer metotlar hassasiyeti artırabilir.</p>

<p>Bağışıklık Sistemi: Bağışıklığı etkileyen hastalıklar veya bu yönde kullanılan ilaçlar.</p>

<p>Giyim Alışkanlıkları: Dar, sentetik ve sürekli nemli kalan kıyafetlerin tercih edilmesi.</p>

<p>Dirençli Mantar Türleri: Vücuttaki mantar suşunun klasik ilaçlara karşı dirençli oluşu.”</p>

<p><strong>HAVUZ VE DENİZ SEZONUNDA ENFEKSİYONDAN KORUNMAK İÇİN KURALLAR</strong></p>

<p>Op. Dr. Küpelioğlu, havuz ve deniz sezonunda enfeksiyondan korunmak için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:</p>

<p>“Havuzun klor bakımının düzgün yapıldığından ve klor seviyesinin uygun olduğundan emin olun.</p>

<p>Yüzdükten hemen sonra ıslak mayonuzu mutlaka değiştirin, nemli kalmasına izin vermeyin.</p>

<p>Yüzme sonrasında temiz suyla duş alarak vücudunuzu klordan/tuzdan arındırın ve tamamen kuru kıyafetler giyin.</p>

<p>Genital bölge temizliğinde sabun, duş jeli veya bebek şampuanı gibi florayı bozan kimyasallardan uzak durun.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/klor-havz-suyunu-dizenfekte-edebilir-ama</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/6a5dc0525f72d7ec3f7d9ed8.webp" type="image/jpeg" length="77823"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Yaşam tarzı değişiklikleri demans riskini azaltıyor’]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/yasam-tarzi-degisiklikleri-demans-riskini-azaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/yasam-tarzi-degisiklikleri-demans-riskini-azaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), demans riskini azaltmaya yönelik güncellenen rehberini yayımladı. 15 Temmuz’da yayınlanan ikinci baskıda fiziksel aktiviteden sosyal yaşama, kronik hastalıkların kontrolünden hava kirliliğine kadar birçok değiştirilebilir risk faktörüne dikkat çekildi. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, “Yaşam boyu sürdürülen koruyucu alışkanlıklar demans riskini azaltmada önemli rol oynuyor” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen demansın, yaşlanan nüfusla giderek daha önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri'nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, “Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) güncellediği ‘<a href="https://www.dha.com.tr/haberleri/demans" rel="nofollow" target="_blank">Demans</a> Riskinin Azaltılması Rehberi’, hastalığın ortaya çıkma riskini azaltabilecek <a href="https://www.dha.com.tr/haberleri/yasam-tarzi" rel="nofollow" target="_blank">yaşam tarzı</a> değişikliklerine ilişkin güncel bilimsel kanıtları bir araya getiriyor” dedi. Prof. Dr. Aykut Bingöl, 2019 yılında yayımlanan ilk rehberin ardından hazırlanan ikinci baskının, son yıllarda elde edilen bilimsel veriler doğrultusunda önemli ölçüde genişletildiğini aktardı.</p>

<p><strong>‘DEMANS GÖRÜLME SIKLIĞININ ARTMASI BEKLENİYOR’</strong></p>

<p>Dünya genelinde 2021 yılı itibarıyla yaklaşık 57 milyon kişinin demansla yaşadığını, bu kişilerin büyük bölümünün düşük ve orta gelirli ülkelerde bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Aykut Bingöl, demansı tamamen durduran ya da geriye çeviren kesin bir tedavinin henüz bulunmadığını söyledi. Prof. Dr. Aykut Bingöl, "Bu nedenle yaşam boyu uygulanabilecek koruyucu stratejiler, gelecekte demans görülme sıklığını azaltmada en etkili yaklaşım olarak kabul ediliyor. Risk faktörlerinin önemli bir bölümü değiştirilebilir özellik taşıyor ve bunların erken dönemde kontrol altına alınması büyük önem taşıyor" diye konuştu.</p>

<p><strong>‘REHBERE YENİ RİSK FAKTÖRLERİ EKLENDİ’</strong></p>

<p>Prof. Dr. Aykut Bingöl, güncellenen rehberde HIV, inme ve travmatik beyin hasarı başta olmak üzere sekiz yeni risk faktörünün yer aldığını, mevcut sekiz risk faktörüne ilişkin bilimsel kanıtların da yeniden değerlendirildiğini belirtti.</p>

<p>Rehberde öneriler üç temel başlık altında toplanıyor:</p>

<p>“Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi</p>

<p>Demans riskiyle ilişkili sağlık sorunlarının etkin yönetimi</p>

<p>Çevresel risk faktörlerinin azaltılması”</p>

<p><strong>‘FİZİKSEL AKTİVİTE VE SOSYAL YAŞAM KORUYUCU ROL OYNUYOR’</strong></p>

<p>DSÖ rehberinde özellikle düzenli fiziksel aktivite, bilişsel egzersizler ve sosyal yaşamın sürdürülmesinin öne çıktığını belirten Prof. Dr. Aykut Bingöl, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>"Normal bilişsel işlevlere veya hafif bilişsel bozukluğa sahip yetişkinlerde bilişsel eğitim programları ve sosyal etkinliklere katılım öneriliyor. Düzenli fiziksel aktivite ise demans riskini azaltmada en güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenen uygulamalar arasında yer alıyor."</p>

<p><strong>‘KRONİK HASTALIKLARIN KONTROLÜ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR’</strong></p>

<p>Rehberde yalnızca yaşam tarzı değil, kronik hastalıkların kontrolünün de demans riskini azaltmada önemli rol oynadığına dikkat çeken Prof. Dr. Aykut Bingöl; hipertansiyon, diyabet, obezite, kolesterol yüksekliği, işitme kaybı, uyku bozuklukları ve depresyon gibi sağlık sorunlarının uygun şekilde yönetilmesinin koruyucu etkisine işaret edildiğini söyledi. Sigaranın bırakılmasının güçlü bir öneri olarak yer aldığını belirten Prof. Dr. Aykut Bingöl, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve sağlıklı beslenmenin de riskin azaltılmasına katkı sağlayan önemli yaşam tarzı değişiklikleri arasında bulunduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>‘ÇEVRESEL FAKTÖRLER DE DEMANS RİSKİNİ ETKİLİYOR’</strong></p>

<p>Yeni rehberde ilk kez çevresel risk faktörlerine daha geniş yer verildiğini belirten Prof. Dr. Aykut Bingöl, özellikle hava kirliliğine uzun süre maruz kalmanın demans gelişimi açısından önem taşıyan risk faktörlerinden biri olarak değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Aykut Bingöl, demans riskini azaltmak için günlük yaşamda uygulanabilecek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“Düzenli fiziksel aktivite yapın.</p>

<p>Sosyal yaşamın içinde kalın, sosyal ilişkilerinizi sürdürün.</p>

<p>Tansiyon, diyabet ve kolesterol gibi kronik hastalıklarınızı kontrol altında tutun.</p>

<p>Sigara kullanmayın, alkol tüketimini sınırlandırın.</p>

<p>Akdeniz tipi dengeli ve sağlıklı beslenin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşitme ve görme kayıplarını ihmal etmeyin, gerektiğinde tedavi olun.</p>

<p>Düzenli ve kaliteli uyuyun, beyin sağlığını destekleyen yaşam alışkanlıkları edinin.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/yasam-tarzi-degisiklikleri-demans-riskini-azaltiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/6a5dc82e5f72d7ec3f7d9f17.webp" type="image/jpeg" length="86907"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde tarihi 3'üncü rahim nakli]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/akdeniz-universitesi-hastanesinde-tarihi-3uncu-rahim-nakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/akdeniz-universitesi-hastanesinde-tarihi-3uncu-rahim-nakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi'nde dünya tıp literatürüne 'Özkan Tekniği' olarak geçen yöntemle 3'üncü kez kadavradan rahim nakli gerçekleştirildi. Doğuştan rahmi olmayan Mekkiye Bostancı'ya (36) 14 saat süren başarılı operasyonla rahim nakledildi. Zorlu operasyonun ardından Bostancı’yı ziyaret eden AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "İlk 1 haftalık süreç çok kritik. Bu 1 hafta, herkes için teyakkuzda olacağımız bir zaman olacak" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2011 yılında AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından dünyada ilk kadavradan rahim naklinin yapıldığı ve tıp literatürüne 'Özkan Tekniği' olarak geçen cerrahi yöntem ile dünyanın farklı noktalarında yüzlerce nakil gerçekleştirildi. 2011 yılında Derya Sert’e, 2021 yılında Havva Erdem’e yapılan nakillerin ardından dün 56 yaşındaki kadavradan alınan rahim, anne olma hayali kuran Mekkiye Bostancı’ya 14 saat süren operasyonla nakledildi.</p>

<p><strong>KORUYUCU AİLE PROGRAMINDA TANIŞTI</strong></p>

<p>17 yıllık evliliğinin ilk yılında yapılan kontrollerde doğuştan rahminin olmadığını öğrenen Mekkiye Bostancı, geçen sene Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından yürütülen 'Gönül Elçileri' projesi kapsamında eşiyle koruyucu aile oldu. Bostancı, koruyucu aile oldukları programda AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile tanıştı. Mekkiye Bostancı, burada Prof. Dr. Özkan ile sohbet sırasında doğuştan rahminin olmadığını söyledi. Prof. Dr. Özlenen Özkan, Bostancı’ya rahim nakli ile çocuk sahibi olabileceklerini anlattı.</p>

<p><img height="434" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/r-e-k-t-o-r-o-z-k-a-n-k-a-d-a-v-r-a-d-a-n-3-u-n-c-u-r-a-h-i-m-n-a-1419022-421745.jpg" width="650" /></p>

<p><strong>HABERİ TATİLDE ALDI</strong></p>

<p>Nakil için listeye alınan Mekkiye Bostancı, anne olma hayaliyle beklemeye başladı. Eşiyle Mersin’de tatildeyken önceki gün saat 18.00'de kadavradan rahim nakli yapılabileceği haberini alan Bostancı ve eşi, hastaneye geldi. Kontrollerin ardından dün saat 07.00 sıralarında operasyona başlandı. Kadavradan rahmin alınmasının ardından saat 09.00'da Bostancı'ya naklin yapılacağı zorlu ameliyata geçildi. Anne olma hayali kuran Mekkiye Bostancı'nın ameliyatı, 14 saatin sonunda başarıyla tamamlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'HEMEN HAREKETE GEÇTİK'</strong></p>

<p>Zorlu operasyonun ardından Bostancı’nın sağlık durumu kontrol etmek için bugün hastaneye gelen Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Bize cuma akşamı haber geldi. Kadavranın organlarının tamamıyla bağışlanması, tabii birçok hasta için beklenen bir ümitti. Öncelikle kadavra verici yakınlarına ve ona Allah'tan rahmet diliyoruz. Cuma akşamından gelen haber üzerine hemen harekete geçtik ve kimlerin bu rahim için uygun olduğuna bakıldı. Bu da ayrı bir süreç açıkçası. Cuma sabahı ameliyatımıza başladık. Bu bir organ kadavrasıydı. Birçok organ birçok hastamıza hayat verdi. Bu anlamda uzun bir organizasyondu. Sabah erken saatlerde hasta seçimiyle başlayan süreç, dün gece saatlerinde bitti. Bizi biraz yordu ve zorlu bir ameliyattı" diye konuştu.</p>

<p><strong>'ZORLU BİR SÜREÇTİ'</strong></p>

<p>Hasta için ilk 1 haftalık sürecin kritik olduğunu belirten Prof. Dr. Özkan, "Bizim yaptığımız 13’üncü kompozit doku nakli, 3’üncü kadavradan rahim nakliydi. Zorlu bir süreçti. Hep de ifade ediyoruz, bu ameliyatlı hastalar için ilk 1 haftalık süreç çok kritik, hem bizim için hem onlar için. Damarlarda herhangi bir sıkıntı olabiliyor, rejeksiyon olabiliyor ya da enfeksiyon gelişebiliyor. Bu 1 hafta, herkes için teyakkuzda olacağımız bir zaman olacak" dedi.</p>

<p><img height="365" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/r-e-k-t-o-r-o-z-k-a-n-k-a-d-a-v-r-a-d-a-n-3-u-n-c-u-r-a-h-i-m-n-a-1419027-421745.jpg" width="650" /></p>

<p><strong>'İLK DUYDUĞUNDA AĞLAMIŞ'</strong></p>

<p>Hastanın nakli çok istediğini söyleyen Prof. Dr. Özkan, "36 yaşında, 10 yıldır rahim nakli bekleyen bir hastamızdı. Hatta bu süreç için buraya taşınan, hayatını buna göre planlayan bir hastamızdı. Bu tür ameliyatlar hayat kurtarıcı değil, hayat kalitesini artırıcı ameliyatlar. Bu açıdan da hastanın bunu çok istemesi gerekiyor çünkü riskli operasyonlar. Birçok komplikasyonun olabileceği ameliyatlar. Allah'a şükürler olsun hiç başımıza gelmedi ama sonuç olarak ufak bir ihtimal de olsa yaşanabiliyor. İlk duyduğu zaman çok duygulanmış, ağlamış. Bu da ne kadar çok istediğini gösteriyor. Biz de kendisiyle konuştuğumuz zaman ne kadar istekli olduğunu tekrar anladık. Umuyorum bu ameliyat başarıyla sonuçlanır ve herkes istediği sonucu elde eder. İlk 1 haftalık süreç bizim için de onun için de riskli bir periyot" diye konuştu.</p>

<p><strong>'BÜTÜN GÜNÜMÜZÜ ALDI'</strong></p>

<p>Ameliyat ekibinde yer alan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Nasuh Utku Doğan, "Zorlu bir süreçti. Bunlar dünyanın sayılı yerlerinde yapılan çok komplike ve hastanın hayat kalitesini artıran ama çok ciddi riske sokan ameliyatlar. Zorlu bir ameliyattan sonra hastamız şu an gayet iyi. Bekleme sürecindeyiz. İnşallah işler yolunda gider. Alıcı, verici ameliyatı bütün günümüzü aldı. İnşallah sonuçlar güzel olur bizim açımızdan. Bizim 3’üncü naklimizdi. 3’üncü naklimiz de çok değerli. Sonuçlar güzel olur. Güzel haberlerle karşınıza geliriz. Şu an hastamız gayet iyi. Süreci takip ediyoruz. Çok güzel bir ekibimiz var. Çok zorlu bir ameliyattı umarım dünyada da sonuçları güzel yerlere geliriz bu ameliyat sonucunda" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/akdeniz-universitesi-hastanesinde-tarihi-3uncu-rahim-nakli</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/r-e-k-t-o-r-o-z-k-a-n-k-a-d-a-v-r-a-d-a-n-3-u-n-c-u-r-a-h-i-m-n-a-1419018-421745.jpg" type="image/jpeg" length="68055"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz buluşmaları kabusa dönüşmesin: Uzmanlardan sıcak havalarda bakteri uyarısı]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/yaz-bulusmalari-kabusa-donusmesin-uzmanlardan-sicak-havalarda-bakteri-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/yaz-bulusmalari-kabusa-donusmesin-uzmanlardan-sicak-havalarda-bakteri-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsimi ile birlikte artan hava sıcaklığının bakterilerin üreme hızını arttığını belirten uzmanlar mangal keyfi, piknik ve deniz kenarı yemeklerinin en yoğun olduğu dönemde yaşanabilecek gıda zehirlenmelerine karşı vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Antalya Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Şirin Elmi, yaz aylarında artan hava sıcaklığının bakterilerin üreme hızını ciddi oranda artırdığını belirterek özellikle mangal partileri, plaj piknikleri ve uzun yolculuklarda yiyeceklerin uygun şartlarda saklanmaması nedeniyle besin zehirlenmeleri ile sık karşılaşıldığını belirtti. Bu tür zehirlenmeler genellikle Salmonella, E. coli ve Staphylococcus gibi bakterilerden kaynaklandığının altını çizen Elmi, "Erken fark edildiğinde evde uygulanabilecek basit önlemlerle atlatılabilse de, bazı durumlarda ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Bu nedenle yaz mevsiminde gıda hijyenine her zamankinden daha fazla özen göstermek, hem kendinizi hem de ailenizi korumak açısından büyük önem taşıyor" dedi.<br />
<br />
<strong>Yaz aylarında besin zehirlenmesine dikkat</strong></p>

<p>Yaz aylarında besin zehirlenmelerden korunmanın yöntemlerini anlatan Memorial Antalya Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Şirin Elmi, "Sıcak ve nemli hava, bakterilerin hızla çoğalması için ideal ortam oluşturur. Özellikle et, tavuk, mayonezli salatalar, süt ürünleri ve deniz ürünleri riskli gıdalar arasında yer alır. Yazın fark edilmeden tüketilen bozulmuş yiyecekler, mide bulantısı, kusma ve ishal gibi şikayetlere yol açabilir. Bazı vakalarda ise ciddi dehidrasyon ve hastaneye yatış gerektirebilir. Yaz keyfin bozacak besin zehirlenmesinden basit önlemlerle korunmak mümkündür. Hijyen kurallarına ve gıda güvenliğine dikkat ederek sağlıklı ve keyifli bir yaz geçirilebilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img class="" height="433" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/a-w749696-01.jpg" width="650" /><br />
<br />
<strong>Önemli ipuçları verdi</strong></p>

<p>Besin zehirlenmesinin şiddetli bulantı ve kusma başta olmak üzere karın ağrısı ve kramp, sulu veya kanlı ishal, baş ağrısı, ateş, halsizlik, kas ağrıları, ağız kuruluğu ve aşırı susama gibi belirtilerle kedisini gösterdiğini söyleyen Elmi, yaz aylarında besin zehirlenmesinden korunmak için önemli ipuçları verdi. Gıdaların uygun sıcaklıkta saklanması gerektiğinin altını çizen Elmi, " Buzdolabı sıcaklığını 4C’nin altında tutun. Sıcak havada bozulabilecek yiyecekleri 2 saatten fazla dışarıda bırakmayın. Özellikle mangalda etlerin iç kısmının da tamamen piştiğinden emin olun. Çiğ et ile pişmiş etleri aynı tabağa koymayın. Yemek hazırlamadan önce ve sonra ellerinizi sabunla en az 20 saniye yıkayın. Mutfak tezgahı ve ekipmanlarını temiz tutun. Mayonezli ve sütlü salataları buzdolabında saklayın ve aynı gün tüketin. Güneş altında uzun süre bekletmeyin" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>Taze ve güvenilir gıda satın alın</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle yazın açıkta satılan yiyeceklerden ve şüpheli yerlerden uzak durulması gerektiğini söyleyen Elmi, "Musluk suyu yerine şişelenmiş su tercih edin. Buzları da güvenilir kaynaklardan kullanın. Artan yemekleri en fazla 2 saat içinde buzdolabına kaldırın ve 1-2 gün içinde tüketin. Şüphe durumunda atın. Kusma ve ishal 24 saatten uzun sürerse, yüksek ateş, kanlı dışkı, şiddetli karın ağrısı veya idrar miktarında azalma olursa vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması önemlidir. Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda dehidrasyon çok hızlı ilerleyebilir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/yaz-bulusmalari-kabusa-donusmesin-uzmanlardan-sicak-havalarda-bakteri-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/haber-kopyasi-2-286.jpg" type="image/jpeg" length="97820"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıp dünyasının gözü Akdeniz'de: Türkiye'nin 3. rahim nakli ameliyatı başladı]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/tip-dunyasinin-gozu-akdenizde-turkiyenin-3-rahim-nakli-ameliyati-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/tip-dunyasinin-gozu-akdenizde-turkiyenin-3-rahim-nakli-ameliyati-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DÜNYADA kadavradan ilk rahim naklini gerçekleştirerek tıp tarihine geçen Akdeniz Üniversitesi'nde Türkiye'nin 3'üncü rahim nakli operasyonu başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>2011 yılında Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından dünyada ilk kadavradan rahim naklinin yapıldığı ve tıp literatürüne 'Özkan Tekniği' olarak geçen cerrahi yöntemle Türkiye'nin 3'üncü rahim nakil için bugün operasyon başladı. Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan öncülüğündeki ekip, anne olma hayali kuran M.B.'ye (36) kadavradan nakil için ameliyata girdi.</p>

<p>Öte yandan Akdeniz Üniversitesi'nde 2011 yılında Derya Sert'e, 2021 yılında Havva Erdem'e rahim nakilleri yapıldı. Tıp literatürüne geçen bu yöntemle bugüne kadar dünyanın farklı noktalarında 100'lerce nakil gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/10fac8d6-a3c6-43d6-b189-52b19d6b5c8e.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/tip-dunyasinin-gozu-akdenizde-turkiyenin-3-rahim-nakli-ameliyati-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/haber-2-449.jpg" type="image/jpeg" length="30358"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[6 yıl önceki bağış annesini kurtardı]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/6-yil-onceki-bagis-annesini-kurtardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/6-yil-onceki-bagis-annesini-kurtardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli'de yaşayan 34 yaşındaki Sezer Çümen'in, 6 yıl önce kan bağışı için girdiği Kızılay'da hiç tanımadığı bir hastaya umut olmak için yaptığı kök hücre bağışı, yıllar sonra lösemiyle mücadele eden annesinin hayatını kurtardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TÜRKÖK'te 1,2 milyon kişinin tarandığı süreçte yüzde 100 uyum sağlayan donörün kendi oğlu çıkması, doktorların 'milyonda bir' diye nitelendirdiği ve umutsuzluğu mutluluk gözyaşlarına bırakan bir hikayeye dönüştü. 55 yaşındaki anne, oğlundan nakledilen kemik iliğiyle sağlığına kavuştu.</p>

<p>Denizli'de yaşayan 55 yaşındaki Fatma Çümen, 3 Mayıs 2025 yılında evinde birden ateşlendi. Tek oğlu olan Sezer Çümen'in (34) hastaneye götürdüğü kadına lösemi teşhisi konuldu. Denizli Pamukkale Üniversitesi Hastanesi'nde 1,5 aylık kemoterapi sürecinin ardından taburcu olan Sezer Çümen'in rahatsızlıkları devam etti. Ardından oğlu ile birlikte Antalya'daki Memorial Sağlık Grubu Medstar Hastanesi'ne gelen talihsiz kadında, kemlik iliği yetersizliği tespit edildi. Bunun üzerine ilik nakli kararı alındı.</p>

<p><strong>1,2 milyon tarandı, tek uyumlu 6 yıl önce bağış yapan oğlu çıktı</strong></p>

<p>İlk olarak Fatma Çümen'in kardeşlerinden örnek alındı, bir kardeşi uyumlu çıktı ancak rahatsızlığı nedeniyle bağışçı olamadı. Bunun üzerine Çümen, TÜRKÖK (Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi) datasına kaydettirildi. Yapılan taramada ise 6 yıl önce Kızılay'a bağışta bulunan bir kişiyle yüzde 100 uyumlu olduğu tespit edildi. Bu kişinin kendi öz oğlu Sezer Çümen çıktığının öğrenilmesinin ardından herkes şoka uğradı. Doktorları da şaşırtan olay sonrası gerekli hazırlıklar yapılıp Fatma Çümen'e oğlundan ilik nakli gerçekleştirildi.</p>

<p><img alt="" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-111802.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Umutsuzluk gözyaşları sevinç gözyaşlarına dönüştü</strong></p>

<p>Sağlıklı bir şekilde hastaneden taburcu olan Çümen ailesinin umutsuzluk gözyaşları bir anda sevinç gözyaşlarına dönüştü. Annesinin hayatını kurtaran genç adam, yaşananları şu sözlerle anlattı:</p>

<p>'6 yıl önce yolda Kızılay'a kan verirken, oradaki arkadaş 'gelin siz de donör bağışında bulunun' demişti. Bir gün birisine uyum sağlar ve hayatı kurtulur diye bağışta bulunmuştum. Üzerinden yıllar geçti, şimdi karşımıza geldi. Annemle veri tabanında uyumlu olduğumuz ortaya çıkmış. Tabi bundan sonradan haberimiz oluyor. Kök hücre bankasından bir telefon geldi, iliğimin birine uyum sağladığını söyledi. Tabi bunun annem olduğunu ne karşı taraf ne de ben biliyorum. Ardından bir telefon daha geldi ve annem olduğunu öğrendim. Çok şaşırdık, inanamadık. Ağladım. Nakilimizi olduk. Annem yoğun bir kemoterapi aldı, zor bir süreç ama artık toparlıyor.'</p>

<p><strong>'Bizi örnek alarak bunu görebilirsiniz'</strong></p>

<p>Sadece bir tüp kan vererek bir can kurtulabileceğini de sözlerine ekleyen Çümen, 'Başkasına verseydim de bu mutluluğu yaşardım. Bu bebeğe, çocuğa ya da yetişkin bir insana çıkabilir. Kimse bana bir şey olmaz demesin. Verecek olduğunuz bir tüp kan her şeyi değiştiriyor. Bizi örnek alarak bunu görebilirsiniz' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'Allah'ın bir mucizesi'</strong></p>

<p>Sevinç gözyaşı döken anne Fatma Çümen ise, 'Bu Allah'ın bir mucizesi. Bu yaşa getirdiğim oğlum beni kurtardı. Allah ondan razı olsun, hakkım helal olsun'</p>

<p><img alt="" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-111809.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>'Milyonda bir görülecek nadir bir durum. 12'de 12 uyum çıktı'</strong></p>

<p>Süreçle ilgili bilgi veren Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetin, nakil için önce hastanın kardeşlerine bakıldığını ancak uyum sağlayan kardeşinin rahatsızlığı nedeniyle verici olamadığını, TÜRKÖK (Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi) taramasında uygun donör bulunması için sürecin başlatıldığını anlattı.</p>

<p>Yaklaşık 1,2 milyon kişinin yer aldığı verici datasından çıkan uygun donörün hastanın kendi oğlunun çıkmasıyla büyük şaşkınlık yaşadıklarını aktaran Çetin, 'Bu milyonda bir gelecek bir pozitif rastlantı. Annesinin kardeşleriyle özdeş iken kendisiyle özdeşliğini beklemiyorduk. Fakat şans eseri oğlu, yüzde yüz yani, 12'de 12 uyumlu çıktı. Bunun üzerine taramayı hemen bırakıp çocuğu üzerinden ilerledik. Bu milyonda 1 görülecek nadir bir durum dedi.</p>

<p><strong>'Verici olmak çok önemli ve hastaların hayatını kurtarıyor'</strong></p>

<p>Normalde bir hastanın kardeşlerinden donör bulma şansının yüzde 25 ile 40 arasında değiştiğini ifade eden Çetin, bu gibi donör olma başvuruları sayesinde artık nakil bekleyen hastaların uygun donör bulma ihtimalinin arttığına ve bu sayede de sağlığına kavuşabildiğine dikkati çekti. Çetin, 'Verici olmak çok önemli ve hastaların hayatını kurtarıyor. Türkiye'nin kendi donör programı olmasaydı verici bulamayacaktık. Donör programına oğlu gidip başvurmasaydı hastaya verici çıkmayacaktı belki dünyada bulamayacaktık. Bu program sayesinde artık hastalarımıza uygun donörü bulabiliyoruz' diye konuştu.</p>

<p><strong>'Sadece 1 tüp kanla bağış'</strong></p>

<p>Hemotoloji Uzmanı Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik de, kendilerine lösemi rahatsızlığıyla başvuran Fatma Çümen'in tedavisinde ilk başta akıllı ilaçlar kullandıklarını ancak alınan kemik iliği biyopsisinde kan değerlerinin düşüklüğünün yanında kemik iliği yetmezliğini tespit edince nakil kararı aldıklarını kaydetti.</p>

<p>TÜRKÖK taramasında uygun donörün çıktığını ancak bunun 6 yıl önce bağışta bulunan oğlu olduğunu ilk etapta bilmediklerini aktaran Özgeyik, bu durumun örnek olması gerektiğini vurguladı. Özgeyik, ' Böyle bir örnek varken tüm toplumumuzun, TÜRKÖK gibi bağışçılar için önemli bir kaynak olan Kızılay'a bağışçı olmasını öneriyorum. Her ne kadar yakınları için ihtiyaç olmasa da belki de hiç tanımadıkları lösemili çocuk ya da erişkin hasta için umut olabilirler. O hasta kendi yakınınız da olabilir. 30 yaş üstünde herhangi bir hastalığı olmayan tüm insanların sadece 1 tüp kanla bağışçı olması bizim için çok önemli' diye konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/6-yil-onceki-bagis-annesini-kurtardi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/haber-1348.jpg" type="image/jpeg" length="67955"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘İnmede beynin iyileşmesi için en kritik dönem ilk ay’]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/inmede-beynin-iyilesmesi-icin-en-kritik-donem-ilk-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/inmede-beynin-iyilesmesi-icin-en-kritik-donem-ilk-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Yakup Krespi, "Hastanın acil inme müdahalesinin sona ermesinden ilk 24 saat geçtikten sonra rehabilitasyon tedavisi de içinde olmak üzere tüm destek tedavilerine başlanmalıdır. Özellikle ‘altın ilk ay’, beynin iyileşme potansiyelinin en yüksek olduğu dönemdir” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir İnme Merkezi Direktörü Prof. Dr. Yakup Krespi, inme sonrası rehabilitasyonda hayati önem taşıyan ilk 1 aylık altın dönemde dikkat edilmesi gereken tedavi prensiplerini açıkladı.</p>

<p>Felç (inme) vakalarında ilk 24 saatte uygulanan acil tıbbi müdahaleler hayat kurtarırken, hastaların yaşam kalitesini belirleyen asıl mücadele bu sürenin hemen ardından başladığını dile getiren Prof. Dr. Yakup Krespi, inme sonrası sürecin sadece kaybedilen hareketleri çalıştırmaktan ibaret olmadığını, asıl hedefin beynin yeniden öğrenme, uyum sağlama ve fonksiyonları geri kazanma potansiyeli olan ‘nöroiyileşme süreci’ olduğunu aktardı.</p>

<p><strong>‘İLK 24 SAATTEN SONRA BÜYÜK BİLİNMEZLİK BAŞLIYOR’</strong></p>

<p>İnme anında hayatın durduğunu ve hem hastanın hem de ailenin büyük bir şokla baş başa kaldığını ifade eden Prof. Dr. Krespi, acil müdahale sonrasındaki tabloya ilişkin şöyle konuştu:</p>

<p>"Felç geçirdikten sonra hastalar aslında felç geçirdiklerini dahi anlamakta zorlanıyorlar. İlk 24 saat büyük bir bilinmezlikle hastaneye gelindiğinde en iyi tedavi verilmeye çalışılıyor. Asıl mesele ilk 24 saat bittikten sonra aile ve hastanın felcin sonuçlarıyla karşı karşıya gelmesiyle başlıyor. Çünkü ilk tedaviler ne kadar başarılı olursa olsun, her 3 hastadan 2'sinde felç veya konuşma bozukluğu gibi nörolojik fonksiyon bozuklukları kalıcı olabiliyor. İşte tam bu anda 'Bundan sonra ne olacak?' sorusu devreye giriyor. Bu sürecin yegane garantisi ise kesintisiz ve doğru yapılandırılmış bir ‘nöroiyileşme’ tedavi sürecidir."</p>

<p><strong>‘NÖROREHABİLİTASYON KAVRAMININ ÖTESİNE GEÇİLMELİ’</strong></p>

<p>Prof. Dr. Krespi, günümüzde inme tedavisinin başarıya ulaşması için geleneksel ‘nörorehabilitasyon’ kavramının ötesine geçilmesi gerektiğini belirterek, "Uygulanan tedavi yaklaşımlarında amaç sadece kaybedilen hareketleri çalıştırmak değildir. Asıl hedef; beynin yeniden öğrenme kapasitesini ve dokunun hasar sonrası tamir süreci olan 'nörotamiri' veya ‘nöroonarımı’ desteklemektir. Beyin, doğru zamanda ve doğru yöntemlerle desteklendiğinde yeni bağlantılar oluşturabilir, sağlam bölgelerini daha etkin kullanabilir" dedi.</p>

<p><strong>İNME SONRASI NÖROREHABİLİTASYONDA TEMEL PRENSİPLER</strong></p>

<p>Tıbbi kılavuzların ve güncel yaklaşımların işaret ettiği en önemli prensipleri sıralayan Prof. Dr. Krespi, başarılı bir iyileşme için şu maddelerin altını çizdi:</p>

<p>“Erken Dönemde Müdahale: İlk 24 saat bittikten sonra, klinik olarak uygun olan hastaların vakit kaybetmeden (ilk 48-72 saat, en geç bir hafta içinde) rehabilitasyon sürecine dahil edilmesi gerekir.</p>

<p>Kesintisiz Tedavi: İnme sonrası rehabilitasyon tedavisine ulaşmakta hiçbir kesintinin olmaması hayati önem taşır. Özellikle ‘Altın İlk Ay’, beynin hasara verdiği yanıtların ve iyileşme potansiyelinin en yüksek olduğu dönemdir.</p>

<p>Çok Disiplinli (Multidisipliner) Ekip: Erken dönemde inmeye bağlı gelişen tüm bozukluklarla (konuşma, yutma, felç, psikolojik problemler vb.) eş zamanlı mücadele edebilecek uzman bir ekibin devrede olması şarttır.</p>

<p>Yoğunlaştırılmış Seanslar: Günlük tedaviler sadece yarım saat ya da bir saatle sınırlı kalmamalı; gün içerisinde 3 ila 5 saate kadar uzayabilen, hasta için anlamlı ve tekrarlı egzersizlerden oluşmalıdır."</p>

<p><strong>‘HEDEF SADECE HAYATTA KALMAK DEĞİL, BAĞIMSIZ YAŞAMA DÖNMEK’</strong></p>

<p>İnme anında ailelerin vakit kaybetmeden 112'yi arayarak hastayı ilk 24 saat içinde en etkin tedaviyi verebilecek donanımlı bir inme merkezine ulaştırması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Krespi, "İyi bir inme merkezi, akut tedavilerin ardından inme sonrası felç veya konuşma bozukluğu gibi süreçlerin tedavisini de kesintisiz ve en erken dönemde sunabilen merkezdir. Uzun süreli, yoğunluklu ve ölçülebilir sonuçlara odaklanan bu tedaviler sayesinde ilk 3 ay içinde hastanın tekrar hayata dönmesi ve başkasına bağımlı olmadan yaşamını sürdürmesi hedeflenmektedir. İnme sonrası nihai amaç yalnızca hayatta kalmak değil; mümkün olan en yüksek bağımsızlığa yeniden ulaşmaktır" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p><strong>‘BEYİNDEKİ NÖRONLARIN YENİDEN ONARILMASI AMAÇLANIYOR’</strong></p>

<p>İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir İnme Merkezi’nde geliştirilen ve ‘Neur-ON’ adı verilen inme sonrası tedavi programının, beynin temel yapı taşı olan nöronların yeniden onarılmasını hedeflediğini belirten Prof. Dr. Yakup Krespi, başarılı bir iyileşmenin ilk şartının beyne giden kan akışının yeniden sağlanması olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>‘TIKANAN DAMAR AÇILDIKTAN SONRA ASIL İYİLEŞME SÜRECİ BAŞLIYOR’</strong></p>

<p>İnme sırasında tıkanan damar açıldıktan sonra asıl iyileşme sürecin başladığını belirten Prof. Dr. Krespi, bu dönemde beyin dokusunun kendini onarmasını destekleyen ilaçlar ve yeni nesil hücresel tedavilerin zaman kaybetmeden uygulanmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Bu tedavilerin, hasar gören bölgede oluşan zararlı iltihabi süreci azaltırken beyin hücrelerinin yeniden yapılanmasına ve birbirleriyle yeni bağlantılar kurmasına yardımcı olduğunu ifade eden Krespi, “Ancak yalnızca hücrelerin yenilenmesi yeterli değildir. Oluşan bu yeni bağlantıların çalışmaya başlaması için beynin doğru şekilde uyarılması gerekir” dedi.</p>

<p>Beynin doğru şekilde uyarılması amacıyla manyetik ve elektriksel beyin uyarımı gibi, beynin yeniden öğrenme kapasitesini destekleyen nöromodülasyon yöntemlerinden yararlanıldığını belirten Prof. Dr. Krespi, bu uygulamaların ardından yoğun, hedefe yönelik ve bol tekrarlı rehabilitasyonun tedavinin en önemli basamaklarından biri olduğunu söyledi. “İyileşmenin kalıcı olması için hastaların her gün çok sayıda doğru hareketi tekrar etmesi gerekir. Günümüzde bunu sağlamada robotik rehabilitasyon teknolojileri önemli bir yere sahiptir. Ancak tüm robotik rehabilitasyon sistemleri aynı değildir ve hepsi aynı sonuçları vermeyebilir” diyen Krespi, asıl başarının yalnızca robot kullanmakla değil, farklı tedavi yöntemlerinin doğru zamanda ve doğru sırayla bir araya getirilmesiyle elde edildiğini belirtti.</p>

<p><strong>‘ROBOTİK TEKNOLOJİ UYGULANAN TEDAVİLERİN SADECE BİR TANESİ; HEDEF MULTİMODAL YANİ ÇOK YÖNLÜ TEDAVİ’</strong></p>

<p>Prof. Dr. Krespi “Nöroiyileşmede asıl önemli olan, robotun kendisi değil; beyin onarımını destekleyen farklı tedavilerin de bir arada kullanılabildiği, yani çok yönlü (multimodal) bir tedavi yaklaşımının uygulanmasıdır. Tedavilerin hangi sırayla ve hangi hastada kullanılacağı; uygulanan teknolojilerden daha önemlidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Krespi, yakın gelecekte yapay zeka destekli sistemler sayesinde bu tedavi programlarının her hastanın ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilebileceğini ve böylece rehabilitasyonun etkinliğinin daha da artırılabileceğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Krespi, 'Neur-ON' tedavi programının tüm bu aşamaları bir araya getirerek, inme sonrası hastaların bağımsız yaşamlarına mümkün olan en yüksek düzeyde geri dönebilmelerini hedefleyen bütüncül bir tedavi yaklaşımı sunduğunu dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/inmede-beynin-iyilesmesi-icin-en-kritik-donem-ilk-ay</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 22:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/6a587997ab7ede844bb6d0d3.webp" type="image/jpeg" length="43880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘İnek sütü bebeklerde kansızlık riskini artırabilir’]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/inek-sutu-bebeklerde-kansizlik-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/inek-sutu-bebeklerde-kansizlik-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çağ, “Bebeklerin ilk altı ay yalnızca anne sütüyle beslenmesi gerekli. İnek sütü demir açısından yetersiz olduğu gibi bağırsaklarda mikrokanamalara yol açarak kansızlık riskini artırabiliyor. Bu nedenle bir yaşına kadar kesinlikle önermiyoruz” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bebek beslenmesinde sık yapılan hatalardan biri olan erken dönemde inek sütü tüketiminin, çocukların büyüme ve gelişimini olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çağ, “Bir yaşından önce inek sütü verilmesini önermiyoruz. Bu durum kansızlık, kemik gelişiminde sorunlar ve böbrekler üzerinde gereksiz yük oluşturabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘İNEK SÜTÜNDE BULUNAN DEMİRİN EMİLİMİ OLDUKÇA DÜŞÜKTÜR’</strong></p>

<p>İnek sütünün bebeklerin ihtiyaç duyduğu demir miktarını karşılamadığını belirten Prof. Dr. Çağ, “Demir, kandaki alyuvarların üretimi için hayati öneme sahip bir mineraldir. İnek sütünde bulunan demirin emilimi oldukça düşüktür. Ayrıca bağırsaklarda mikrokanamalara neden olarak demir kaybını artırabilir. Bu nedenle bir yaşından önce inek sütü tüketen bebeklerde kansızlık gelişme riski belirgin şekilde yükselmektedir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KEMİK VE BÖBREK GELİŞİMİNİ DE ETKİLEYEBİLİR</strong></p>

<p>İnek sütünün yalnızca demir açısından değil, vitamin ve mineral dengesi bakımından da bebekler için uygun olmadığını belirten Prof. Dr. Çağ, “Kalsiyum içeriği yüksek olsa da kalsiyum-fosfor dengesi bebeklerin kemik gelişimi için ideal değildir. Ayrıca yeterli D vitamini, C vitamini, E vitamini, çinko ve iyot içermemektedir. Bunun yanında yüksek fosfor, sodyum ve potasyum içeriği böbrekler üzerinde gereksiz yük oluşturabilir. Bu nedenle uzun süre erken dönemde inek sütü tüketimi büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkileyebilir” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘BİR YAŞINDAN SONRA DA ÖLÇÜLÜ TÜKETİLMELİ’</strong></p>

<p>Bebek beslenmesinde ilk altı ay yalnızca anne sütünün, altıncı aydan itibaren ise uygun ek gıdaların önerildiğini hatırlatan Prof. Dr. Çağ, “Anne sütünü mümkünse iki yaş ve sonrasına kadar sürdürmeyi tavsiye ediyoruz. İnek sütüne ise bir yaşından sonra başlanabilir ancak günlük tüketim 500 mililitrenin üzerine çıkmamalıdır. Aşırı tüketim; karın ağrısı, kabızlık, iştahsızlık, kansızlık ve büyüme-gelişme geriliği gibi sorunlara neden olabilir. Bu nedenle miktarın da mutlaka kontrol altında tutulması gerekir” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/inek-sutu-bebeklerde-kansizlik-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 21:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/6a587a116f19d7bae3120796.webp" type="image/jpeg" length="41135"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Kontrolsüz testosteron kullanımı kısırlığa neden olabilir’]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/kontrolsuz-testosteron-kullanimi-kisirliga-neden-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/kontrolsuz-testosteron-kullanimi-kisirliga-neden-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üroloji Uzmanı Op. Dr. Furkan Şendoğan, yaşam tarzı alışkanlıklarının erkek hormon sağlığı üzerinde belirleyici rol oynadığını belirterek, “Son dönemde özellikle genç erkeklerde testosteron artırıcı ürünler ve hormon tedavileri popüler hale geldi. Oysa dışarıdan alınan testosteron, beynin doğal hormon üretim mekanizmasını baskılayabilir. Bu durum sperm üretiminde azalmaya, hatta geçici veya uzun süreli kısırlığa neden olabilir” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Testosteron hormonunun yalnızca cinsel fonksiyonlarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini aktaran Medicana Çamlıca Hastanesi'nden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Furkan Şendoğan, "Testosteron; kas ve kemik sağlığından enerji düzeyine, ruh halinden metabolizmaya kadar pek çok sistemi etkileyen temel bir hormondur. Yaşın ilerlemesiyle birlikte doğal olarak azalma görülebilir. Bunun yanında fazla kilo, diyabet, uyku düzensizliği, stres ve bazı kronik hastalıklar da testosteron seviyelerinde düşüşe neden olabilir" diye konuştu.</p>

<p><strong>‘DÜŞÜK TESTOSTERON HER ZAMAN HORMON EKSİKLİĞİ ANLAMINA GELMİYOR’</strong></p>

<p>Yorgunluk, cinsel istekte azalma, kas gücünde düşüş veya konsantrasyon problemlerinin tek başına testosteron eksikliğini göstermediğini ifade eden Op. Dr. Şendoğan, "Bu belirtiler birçok farklı sağlık sorununda da görülebilir. Bu nedenle yalnızca şikayetlere bakılarak tanı koymak doğru değildir. Tanı; ayrıntılı değerlendirme, fizik muayene ve uygun laboratuvar testleriyle konulmalıdır" dedi.</p>

<p>Sosyal medyada giderek yaygınlaşan kontrolsüz testosteron kullanımının ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Op. Dr. Şendoğan, "Son dönemde özellikle genç erkeklerde testosteron artırıcı ürünler ve hormon tedavileri popüler hale geldi. Oysa dışarıdan alınan testosteron, beynin doğal hormon üretim mekanizmasını baskılayabilir. Bu durum sperm üretiminde azalmaya, hatta geçici veya uzun süreli kısırlığa neden olabilir. Testosteron tedavisi yalnızca gerçekten ihtiyaç duyan ve uzman hekim tarafından değerlendirilen hastalarda uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erkek üreme sağlığının korunmasında yaşam tarzı değişikliklerinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Op. Dr. Şendoğan, "İdeal kilonun korunması, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku, sigaranın bırakılması, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve dengeli beslenme testosteron seviyelerinin korunmasına katkı sağlar. Bunun yanında diyabet, hipertansiyon ve metabolik hastalıkların kontrol altına alınması da erkek hormon sağlığı açısından önemlidir" diye konuştu.</p>

<p><strong>‘BELİRTİ VARSA VAKİT KAYBETMEDEN UZMANA BAŞVURULMALI’</strong></p>

<p>Testosteron seviyelerindeki değişimlerin tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Şendoğan, "Uzun süren halsizlik, cinsel istekte belirgin azalma, ereksiyon problemleri, kas kaybı veya çocuk sahibi olamama gibi şikayetleri bulunan erkeklerin kendi kendilerine hormon kullanmak yerine mutlaka bir üroloji uzmanına başvurmaları gerekir. Erken tanı ve doğru tedaviyle hem hormon dengesi hem de üreme sağlığı başarılı şekilde yönetilebilir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/kontrolsuz-testosteron-kullanimi-kisirliga-neden-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 20:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/6a588c31ab7ede844bb6d161.webp" type="image/jpeg" length="74229"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında doğru yıkanmayan sebze ve meyvelerde enfeksiyon riski]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/yaz-aylarinda-dogru-yikanmayan-sebze-ve-meyvelerde-enfeksiyon-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/yaz-aylarinda-dogru-yikanmayan-sebze-ve-meyvelerde-enfeksiyon-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Etlik Şehir Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Aslı Haykır Solay, yaz aylarında uygun şekilde yıkanmayan ve doğru koşullarda saklanmayan sebze ile meyvelerin gıda kaynaklı enfeksiyonlara yol açabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında sebze ve meyvelerin uygun koşullarda temizlenmemesi ve saklanmaması gıda kaynaklı enfeksiyon riskini artırıyor. Ankara Etlik Şehir Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Aslı Haykır Solay, yaz aylarında sebze ve meyve tüketiminde özellikle dikkat etmek gerektiğini vurgulayarak, “Sebze ve meyveler sıcaklık ve nem artışından dolayı enfeksiyon kaynağı haline gelebilirler. Çünkü tarladan ve ağaçtan soframıza gelene kadar uzun bir zincirden geçiyorlar. Ve bu süreçte saklama ve hazırlanma koşulları oldukça önemli. Kurallara dikkat edilmediği takdirde de bir besiyeri gibi üreme ortamı olabilir. Salmonellalar, norovirüsler üreyip bir salgın da meydana getirebilecek duruma gelebilirler. Bu nedenle yıkanma ve saklama koşulları oldukça önemlidir. Özellikle ilk başta mekanik temizlik çok önemli. Gözle görünür kirlerin, toprağın ve çürümüş olan kısımların mutlaka arındırılması lazım. Bunu da akan suda ovalayarak yıkamak gerekiyor. Mümkünse sebze temizleyici fırçalar bu işi kolaylaştırır ve daha etkin hale getirir. Bu aşamadan sonra karbonatlı ve sirkeli suları sırayla kullanmak hem tarım ilaçlarının bertarafına hem de mikroorganizmaların eliminasyonunu kolaylaştırır. Yüzde 80-90 oranında bu sürece olumlu yönde katkı sağlar" dedi.</p>

<p><img alt="Yaz aylarında doğru yıkanmayan sebze ve meyvelerde enfeksiyon riski" height="830" src="https://image.dha.com.tr/i/dha/75/770x0/6a588d836f19d7bae312084c.jpg" width="1108" /></p>

<p><strong>'NEMDEN ARINDIRARAK SAKLAMALIYIZ'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Solay, bu aşamalardan sonra sebze ve meyvelerin kısa sürede tüketilmesi gerektiğini belirterek, "Eğer tüketmeyeceksek de iyice kurulayarak, nemden arındırarak, buzdolabında kapalı bir kapta muhafaza etmeliyiz. Özellikle kavun ve karpuz gibi ürünlerde, bunların soyulduğu düşünülerek yıkanmaktan geri durulabiliyor. Fakat bıçakla kesildiğinde dışarıdaki mikroorganizmalar içeri nüfuz edebiliyor. Bu nedenle onların da tüketim sırasında mutlaka dışının yıkanması, ondan sonra kesilmesi gerekmekte. Bir diğer önemli nokta da çapraz kontaminasyon. Çiğ et ve tavuk kesilen bıçak ya da kesme tahtalarının kesinlikle sebze ve meyvelerde kullanılmaması gerekiyor. Birbirleri arasında mikroorganizma geçişi oluyor ve pişmeden tüketildiği için de enfeksiyona, hastalıklara neden olabiliyor. Dışarıda yemek yerken de dikkat etmemiz gereken şeyler var. Dışarıda en güvenli gıdalar pişmiş olan gıdalar. Özellikle açık büfelerde dikkat etmemiz gereken şey, eğer salatalar soğuk bir buz kabında sunulmuyorsa ya da kesilmiş bir şekilde sunuluyorsa, ılık bir şekilde ya da üzerine sinekler üşüşüyorsa bu gıdaları tüketmemek gerekiyor" diye konuştu.</p>

<p><strong>'EN ÖNEMLİ AŞAMA EL YIKAMA'</strong></p>

<p>Doç. Dr. Solay, kabuklu meyveleri soyarak tüketmenin en güvenli yol olduğuna işaret ederek, "En önemli basamağı unutmamamız lazım. Bütün teknolojik gelişmelere, bütün yeniliklere rağmen hala en önemli aşama el yıkama. Enfeksiyonun kaynağı kendi ellerimiz olabilir. Yemeklerden önce mutlaka 20 saniye boyunca ellerimizi su ve sabunla ovalayarak yıkamamız gerekmekte. Burada bazı gıdaları tükettikten sonra, 6 saat içerisinde mikroorganizma yoğunluğu fazlaysa ishal, bulantı, kusma şikayetleri olabiliyor. Burada bizim hekim olarak destek olmamız gereken durumlar; çok fazla sıvı kaybı olması, bulantı ve kusmadan dolayı su içememe ve yemek yiyememe durumu olması halinde, özellikle kişilerin ek hastalıkları varsa, böbrek yetmezliği, şeker hastalığı, ileri yaş ya da küçük çocuklar bu gruba girebilir, riskli gruba girebilir. İshal sıklığının artması halinde bizim destek olmamız gerekiyor. Ama normalde 2-3 kere ishal olunduğunda insanlar gözlemleyebilir. Onlara çok müdahale etmiyoruz. Ama sıvı kaybının artması bizim müdahale etmemiz gereken bir grup oluyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Yaz aylarında doğru yıkanmayan sebze ve meyvelerde enfeksiyon riski" class="" height="830" src="https://image.dha.com.tr/i/dha/75/770x0/6a588d836f19d7bae3120847.jpg" width="1108" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/yaz-aylarinda-dogru-yikanmayan-sebze-ve-meyvelerde-enfeksiyon-riski</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/6a588d9a6f19d7bae3120851.webp" type="image/jpeg" length="32320"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Annesinin ciğeriyle hayata tutundu]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/annesinin-cigeriyle-hayata-tutundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/annesinin-cigeriyle-hayata-tutundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ANTALYA'da henüz 1 aylıkken 'biliyer atrezi' tanısı alan ve 1,5 yaşında annesinden nakledilen karaciğerle hayata tutunan Metehan Gültekin (3), artık yaşıtları gibi koşup oynuyor. Çocuğunu ikinci kez doğurduğunu söyleyen Çağla Gültekin, Metehan'ın hastalığını öğrendiği anı, 'Hani her yer flulaşır, bir anda gözün kararır ya. Ben sadece filmlerde olur sanıyordum, gerçekte de oluyormuş' sözleriyle aktardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da doğduktan 1 ay sonra uzayan sarılık şikayetiyle bebekleri Metehan'ı hastaneye götüren Çağla ve Osman Gültekin çifti, safra kanallarının doğuştan tıkanması ya da yokluğu ile karakterize, ilerleyici ve ciddi bir karaciğer hastalığı olan 'biliyer atrezi' hastası olduğunu öğrenince büyük üzüntü yaşadı. Henüz 1 aylık Metehan ve ailesinin karaciğer nakli sürecinde günlerinin büyük bölümü hastanede geçti. Önce Metehan'ın tıkalı safra yolları çıkartılıp, karaciğerin safra üreten bölgesi ince bağırsağa bağlandı. Safra akışı sağlanarak karaciğer hasarını geciktirmek amacıyla gerçekleştirilen ameliyatın ardından Metehan 1,5 yaşına geldiğinde annesinden karaciğer nakli yapıldı. Yaşadıkları zorlu sürecin ardından artık yüzleri gülen aile, sağlıklı günlerin keyfini çıkarıyor.</p>

<p><img alt="" height="1446" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/k-a-r-a-c-i-g-e-r-i-y-l-e-o-g-l-u-n-a-c-a-n-o-l-a-n-a-n-n-e-c-o-c-u-1412042-419684.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1633" /></p>

<p><strong>'FİLMLERDE OLUR SANIYORDUM'</strong></p>

<p>Çağla Gültekin, Metehan'ın hastalığını öğrendiğinde çok büyük üzüntü yaşadığını belirtti. Gültekin, 'Beklemediğimiz, kabullenmemizin çok zor olduğu bir süreç geçirdik. Ama çok şükür doktorların desteğiyle zor olan sürecimiz kolaylaştı' dedi. Metehan'ın hastalığını öğrendikleri ilk anı anlatırken 'O an hiçbir şey düşünemedim' diyen anne, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Ben hep filmlerde olur sanıyordum. Hani her yer flulaşır, bir anda gözün kararır ya. Ben sadece filmlerde olur sanıyordum, gerçekte de oluyormuş. O sahne gerçekmiş. Çok zordu. Doktorlar bir şeyler anlatıyordu. Ne hastalığı anlayabildim ne çocuğuma ne olduğunu anlayabildim.'</p>

<p><strong>'ÇOCUĞUMU İKİNCİ KEZ DOĞURDUM'</strong></p>

<p>Yaşanan zorlu 1,5 yılın ardından nakil kararı alındığında oğluna karaciğerinden bir parça verdiğini anlatan anne Gültekin, 'Ben çocuğumu ikinci kez doğurdum. İlki karnımdan, ikincisi ciğerimden doğdu' dedi. Oğluna can olmaktan çok mutlu olduğunu ifade eden anne, 'Nakil olacaksa benden olsun istiyordum. Başka bir donörden de olabilirdi, riski yoktu ama yine de benden olması iyi bir şeydi benim için' diye konuştu. Sıkıntılı günlerin geride kaldığını, Metehan'ın da kendisinin de gayet iyi olduğunu kaydeden Gültekin, 'İnşallah nakil bekleyen herkesin bu süreci iyi geçer' dedi.</p>

<p><img alt="" height="2048" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/k-a-r-a-c-i-g-e-r-i-y-l-e-o-g-l-u-n-a-c-a-n-o-l-a-n-a-n-n-e-c-o-c-u-1412046-419684.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1152" /></p>

<p><strong>'HEP DİK DURMAYA ÇALIŞTIK'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üç çocuk babası Osman Gültekin ise yaşadıkları sıkıntılı dönemde ailelerinin de büyük desteklerini gördüklerini anlattı. Osman Gültekin, 'Biz sürekli hastanedeydik. Ailelerimiz yeri geldi bize refakat etti' dedi. Metehan'ın karaciğer nakli olmadan önce ataklar geçirdiğini, böyle zamanlarda 1 hafta, 10 gün gibi hastane süreci yaşadıklarını anlatan baba Gültekin, 'Bu dönemde dik durmaya çalıştık. Tabiri caizse ipin ucuna çok geldik ama ailemize, çocuklarımıza bakınca dik durmamız gerektiğini hissettik ve dik durduk' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'EŞİMİ VE OĞLUMU AMELİYATA ALDIKLARINDA ÇOK KÖTÜ OLDUM'</strong></p>

<p>Nakil sürecinde çok zor anlar yaşadığını ifade eden Gültekin, 'Ameliyata önce eşimi aldılar, daha sonra çocuğumu verdim. Çok boşluğa düştüm, çok kötü oldum. Çok ağladım, üzüldüm. Onlar yanımda olmayınca daha kolay yıkıldım' dedi. Ameliyat bittiğinde güzel haberler aldıklarını sözlerine ekleyen baba, 'Nakilden sonra her şeyin pürüzsüz geçtiğini, çok güzel bir süreç olduğunu söylediler. Önce eşim, arkasından oğlum geldi. Kısa hastane sürecimiz oldu, mutlu bir şekilde evimize gittik' diye konuştu.</p>

<p><strong>'AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ BİR VELİNİMET'</strong></p>

<p>Artık 2-3 ayda bir kontrole geldiklerini söyleyen baba Gültekin, 'Emeğimizin karşılığını aldık. Hocalarımızdan, herkesten Allah razı olsun. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, Antalya için değil, Türkiye için velinimet' dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/k-a-r-a-c-i-g-e-r-i-y-l-e-o-g-l-u-n-a-c-a-n-o-l-a-n-a-n-n-e-c-o-c-u-1412047-419684.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>29 YILDA 150 ÇOCUĞA KARACİĞER NAKLİ YAPILDI</strong></p>

<p>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Artan, Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü'nde, 1997'de ilk karaciğer naklinin gerçekleştirildiğini kaydetti. 'Bunu bir çocuk hastada başardık' diyen Prof. Dr. Artan, '1997'den bu yana 5 cerrahi ekip değişti. Ben ilk nakilden bu yana hastaların takibi konusunda devam ediyorum. 29 yılda 150 çocuk karaciğer nakli olgusu başarıldı. Ve yüksek bir başarı oranıyla sürmekte' diye konuştu.</p>

<p>Karaciğer naklinin yüksek düzeyde organizasyon gerektiren ekip çalışmasıyla mümkün olabildiğini kaydeden Prof. Dr. Artan, 'Çok sayıda bölümün gönüllü ve özverili katkılarıyla başarılabiliyor. Cerrahi ekip başta olmak üzere yoğun bakım başarısı sonucu son derece değiştiren, etkileyen ve bizim gurur duyduğumuz bileşenler arasında. Yüksek düzeyde bir organizasyon yeteneği ve birliktelik, organize çalışabilme yeteneğiyle başarılabiliyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ÖNCE KASAİ OPERASYONU YAPILDI</strong></p>

<p>Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Hatice Yılmaz Dağlı da Metehan'ın hastalığıyla ilgili bilgi verdi. Metehan'ın henüz 1 aylıkken kendilerine getirildiğini belirten Dağlı, 'Metehan dış merkezden bize uzamış sarılık, karaciğer enzim yüksekliği ile gönderilmişti. Yapılan tetkikler ve görüntülemeler sonucunda biliyer atrezi tanısı koyduk. Biliyer atrezi doğuştan safra kanallarının olmamasıyla giden bir hastalık. Safra karaciğer içerisinde kalarak karaciğerde ciddi ve ilerleyici hasara sebep oluyor. Ve kesin tedavisi, çaresi karaciğer nakli' diye konuştu.</p>

<p>Hastalığın bebek doğduktan sonra uzamış sarılık ve macun rengi, soluk renkli dışkı ile kendini gösterdiğini belirten Dr. Dağlı, 'Bu belirtilere sahip bebeklerde dikkatli olunmalı ve hemen bir uzmana başvurulmalı' dedi.</p>

<p>Bu hastalarda karaciğer naklinden önce geçici olarak önce 'Kasai' operasyonu gerçekleştirildiğini, Metehan'a da bunun yapıldığını kaydeden Dr. Dağlı, 'Bu safranın kısmen bağırsaklara aktarılmasını sağlayarak karaciğeri bir süre rahatlatmayı amaçlıyor. Metehan 1 aylıkken bu ameliyatını geçirdi. 1,5 yaşındayken de karaciğerin ciddi dejenere olması, ciddi hasar olması ve safra yolları ile ilgili enfeksiyonlar geçirmesi nedeniyle nakil ihtiyacı doğdu. Annesi canlı verici adayı oldu. Ve Metehan'ın annesinden canlı vericili karaciğer nakli gerçekleştirildi. Metehan 3 yaşında, halen takibimizde ve her şey yolunda' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/annesinin-cigeriyle-hayata-tutundu</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/haber-1-781.jpg" type="image/jpeg" length="17122"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da nakilden kurtaran lazer tedavisi]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/antalyada-nakilden-kurtaran-lazer-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/antalyada-nakilden-kurtaran-lazer-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da çocukluk yıllarından bu yana kornea rahatsızlığı nedeniyle görme kaybı ve tekrarlayan göz ağrıları yaşayan zabıta memuru Pınar Selvi (43), Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Hastanesi'nde uygulanan Fototerapötik Keratektomi (PTK) lazer tedavisiyle sağlığına kavuştu. Daha önce diğer gözüne kornea nakli yapılan Selvi, lazer tedavisi sayesinde nakil olmaktan kurtuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Zabıta memuru Pınar Selvi, yaklaşık 7 yıl önce sağ gözünde oluşan görme kaybı ve rahatsızlık nedeniyle kornea nakli oldu. Sol gözünde de aynı şikayetlerin artmasıyla tedavi gören Selvi, bu süreçte birçok hastaneye başvurdu. AÜ Hastanesi Göz Hastalıkları bölümünde yeniden tedaviye başlayan Pınar Selvi'ye, PTK lazer tedavisi uygulandı. Kısa süren işlem sonrası sağlığına kavuşan Selvi, AÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı'nda görevli Doç. Dr. Ali Ceylan'ın uyguladığı yöntem sayesinde kornea nakli olmaktan kurtuldu.</p>

<p><strong>'YANMA, BATMA VE SULANMA ŞİKAYETLERİM OLUYORDU'</strong></p>

<p>Çocukluk yıllarından bu yana kornea rahatsızlığı yaşadığını belirten Pınar Selvi, “Yıllar boyunca farklı tedaviler gördüm ancak istediğim sonucu alamadım. Yaşam kalitemi ciddi anlamda etkiliyordu. Sürekli yanma, batma ve sulanma şikayetlerim oluyordu. Görmem de oldukça azalmıştı. Günlük hayatımda birçok konuda zorlanıyordum. 6-7 yıl önce diğer gözüme kornea nakli olmuştum. Zabıta olarak çalışıyorum. İşimiz gereği sürekli evrakla ilgileniyor, bilgisayar kullanıyor ve yazışmalar yapıyoruz. Daha önce bilgisayar ekranına bakmakta, hatta telefonumu okumakta bile zorlanıyordum. Yazıları büyüterek okumak zorunda kalıyordum" diye konuştu.</p>

<p><img height="365" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/l-a-z-e-r-t-e-d-a-v-i-s-i-y-l-e-k-o-r-n-e-a-n-a-k-l-i-n-d-e-n-k-u-r-t-u-1410322-419052.jpg" width="650" /></p>

<p><strong>'YAKLAŞIK 10 SANİYELİK BİR UYGULAMAYDI'</strong></p>

<p>Pınar Selvi, “AÜ Tıp Fakültesi'ne geldim. PTK lazer tedavisi önerildi. İşlem çok kısa sürdü; yaklaşık 10 saniyelik bir uygulamaydı. Şu anda kendimi çok daha rahat hissediyorum. Dikiş gerekmiyor ve ağrısız bir şekilde tamamlanıyor. Tedavi sonrasında güneş gözlüğümüzü takıp çıkıyoruz ve kısa sürede normal yaşantımıza dönebiliyoruz. Telefonumu rahatlıkla okuyabiliyorum. İşimi çok daha konforlu yapabiliyorum. İyi ki bu tedaviyi olmuşum. Çünkü diğer gözümde olduğu gibi bu gözüm için de kornea nakli olma ihtimalim vardı" dedi.</p>

<p><strong>'AĞRI ŞİKAYETLERİ BÜYÜK ÖLÇÜDE ORTADAN KALKTI'</strong></p>

<p>Pınar Selvi'nin gözünde oluşan rahatsızlıkların zamanla arttığına dikkati çeken AÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı'nda görevli Doç. Dr. Ali Ceylan, “Hastamızın korneasında ciddi lekelenmeler meydana gelmiş ve buna bağlı olarak görmesi belirgin şekilde azalmış. Yüzey düzensizlikleri ve bunlara bağlı enfeksiyonlar gelişmeye başlamış. En önemlisi de şikayetleri nedeniyle günlük hayatını ve iş yaşamını sürdüremeyecek duruma gelmiş olmasıydı. Kornea yüzeyindeki düzensizlikleri ve lekelenmeleri tedavi etmek amacıyla PTK dediğimiz lazer tedavisini uyguladık. Tedavi sonrasında hem görmesi arttı hem de yıllardır yaşadığı tekrarlayan ağrı şikayetleri büyük ölçüde ortadan kalktı" dedi.</p>

<p><img height="433" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/l-a-z-e-r-t-e-d-a-v-i-s-i-y-l-e-k-o-r-n-e-a-n-a-k-l-i-n-d-e-n-k-u-r-t-u-1410328-419052.jpg" width="650" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'GÖZLÜKSÜZ YAŞAM HEDEFLEYEN HASTALARDA DA KULLANABİLİYORUZ'</strong></p>

<p>Lazer tedavilerinin birçok farklı çeşidi ve kullanım alanı olduğunu belirten Doç. Dr. Ceylan, “Aynı lazer platformunu, gözlükten kurtulmak isteyen ve gözlüksüz yaşam hedefleyen hastalarda da kullanabiliyoruz. Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi rahatsızlıkların tedavisinde de lazer cihazlarından faydalanıyoruz. Pınar hanımın muayenesi sırasında kornea üzerindeki lekelenmeleri, yüzey bozukluklarını ve diğer problemleri ayrıntılı değerlendik ve tanıyı bu şekilde koyduk. Bu tür sorunlar dışarıdan aynaya bakılarak genellikle fark edilemez. Kesin tanı mutlaka göz muayenesi ile konulur" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/antalyada-nakilden-kurtaran-lazer-tedavisi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/haber-kopyasi-322.jpg" type="image/jpeg" length="35496"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘El-ayak-ağız hastalığı yaz aylarında daha sık görülüyor’]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/el-ayak-agiz-hastaligi-yaz-aylarinda-daha-sik-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/el-ayak-agiz-hastaligi-yaz-aylarinda-daha-sik-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında çocuklarda sık görülen el-ayak-ağız hastalığının bulaşıcılığının yüksek olduğuna dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rüstem Üçel, “Özellikle havuzlar, kreşler ve ortak oyun alanları bulaş riskini artırabiliyor. Çocuklarda ateş, ağız yaraları, döküntü ve beslenme reddi gibi belirtiler görüldüğünde dikkatli olunmalı” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p>Genellikle 2-10 yaş arasındaki çocuklarda, özellikle de 5 yaş altı grupta görülen el-ayak-ağız hastalığı yaz aylarında daha sık karşımıza çıkıyor. Viral kaynaklı bu enfeksiyonun hızlı yayılabildiğini belirten Medical Park Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rüstem Üçel, hastalığın belirtileri, bulaş yolları ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>‘YAZ VE SONBAHAR AYLARINDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR’</strong></p>

<p>El-ayak-ağız hastalığının en sık enterovirüs 71 ve coxsackievirus A16 kaynaklı geliştiğini belirten Dr. Üçel, “Bu hastalık özellikle yaz ve sonbahar aylarında daha sık görülüyor. Küresel ısınma ve mevsim değişiklikleri nedeniyle görülme dönemlerinde kaymalar olabiliyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘HAVUZLAR VE KREŞLER BULAŞ RİSKİNİ ARTIRABİLİYOR’</strong></p>

<p>Hastalığın solunum yoluyla, tükürükle, yakın temasla ve dışkı yoluyla bulaşabildiğini söyleyen Dr. Üçel, “Yazın havuz sezonunun açılması ve enfekte havuz sularının yutulması bulaş riskini artırabiliyor. Bunun yanında kreşler ve ortak oyun alanları da yayılım açısından risk oluşturuyor” dedi.</p>

<p><strong>‘İLK BELİRTİLER HALSİZLİK VE ATEŞLE BAŞLAYABİLİYOR’</strong></p>

<p>Hastalığın ilk belirtilerine değinen Dr. Üçel, “İlk dönemde halsizlik, iştahsızlık, kırgınlık, burun akıntısı, boğaz ağrısı ve yüksek ateş görülebilir. Küçük çocuklarda ise huysuzluk, huzursuzluk, salya artışı ve beslenme reddiyle başlayabilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘AĞIZ YARALARI VE DÖKÜNTÜLER DİKKAT ÇEKİYOR’</strong></p>

<p>İlerleyen süreçte ağız içinde ağrılı yaralar oluşabildiğini ifade eden Dr. Üçel, “Bu yaralar yutma zorluğuna neden olabilir. Sonrasında avuç içi, ayak tabanı, diz, dirsek ve kalça bölgelerinde döküntüler ortaya çıkabilir” dedi.</p>

<p><strong>‘BESLENME REDDİ ÖNEMLİ BİR UYARI OLABİLİR’</strong></p>

<p>Özellikle küçük çocuklarda ağız yaralarının sıvı alımını zorlaştırabileceğine dikkat çeken Dr. Üçel, “Sıvı alamama, beslenme reddi, ateş, kusma ve uykuya meyil gibi bulgular ciddiye alınmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘BULAŞICILIK İLK 7-10 GÜNDE DAHA YÜKSEK’</strong></p>

<p>Hastalığın belirtilerinin başlamasından sonraki ilk günlerde bulaşıcılığın arttığını vurgulayan Dr. Üçel, “Döküntülerin tamamen kaybolması 7 ila 10 gün sürebilir. Bu süreçte çocuğun okula ya da kreşe gönderilmemesi gerekir” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘BAŞKA HASTALIKLARLA KARIŞABİLİYOR’</strong></p>

<p>El-ayak-ağız hastalığının bazı başka enfeksiyonlarla karışabileceğini belirten Dr. Üçel, “Hastalık ağız içi yaralar, suçiçeği, alerjik döküntüler ve uçuk enfeksiyonlarıyla karıştırılabilir. Aileler özellikle ateş, ağız yarası ve el-ayak tabanındaki döküntü birlikteliğinde dikkatli olmalıdır. Ancak çoğu zaman ayrıntılı muayene ile tanı koymak mümkündür” dedi.</p>

<p><strong>‘BAZI DURUMLARDA MUTLAKA HASTANEYE BAŞVURULMALI’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üç günden uzun süren ateş, bilinç değişikliği, kusma ve sıvı alamama durumlarının önemli olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Üçel, “Özellikle küçük çocuklarda sıvı kaybı ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu durumlarda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘KORUNMADA HİJYEN KURALLARI BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR’</strong></p>

<p>Korunma yollarına değinen Uzm. Dr. Üçel, “Hasta çocukların izole edilmesi, ellerin sık sık yıkanması, yakın temastan kaçınılması ve ortak kullanım alanlarının düzenli dezenfekte edilmesi bulaşı önlemede çok önemlidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘YETİŞKİNLERDE DE GÖRÜLEBİLİYOR’</strong></p>

<p>Hastalığın nadiren yetişkinlerde de görülebileceğini belirten Uzm. Dr. Üçel, “Yoğun stres, yorgunluk, bağışıklık sisteminin baskılanması ve hasta bireylerle yakın temas yetişkinlerde de hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir” dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>‘TEDAVİ SEMPTOMLARA YÖNELİK UYGULANIYOR’</strong></p>

<p>El-ayak-ağız hastalığında tedavinin semptomlara yönelik olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Üçel, “Ağız yaralarının ağrısını azaltmak için topikal tedaviler uygulanabilir. Ateş düşürücü ve ağrı kesiciler kullanılabilir. Sıvı tüketiminin artırılması ve yumuşak besinlerle beslenme iyileşme sürecini destekler” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/el-ayak-agiz-hastaligi-yaz-aylarinda-daha-sik-goruluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 20:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/6a5486695f72d7ec3f7d7b03.webp" type="image/jpeg" length="53392"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Kemik erimesine karşı menopoz öncesi önlem alınmalı’]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/kemik-erimesine-karsi-menopoz-oncesi-onlem-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/kemik-erimesine-karsi-menopoz-oncesi-onlem-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle menopoz öncesi ve sonrasını kapsayan ilk yıllarda alınacak önlemlerin ilerleyen yaşlarda görülebilecek osteoporoz ve kırık riskini önemli ölçüde azaltabileceğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Evrim Bostancı Ergen, “Kemik erimesi çoğu zaman menopoz sonrasında ortaya çıkan bir sorun olarak bilinse de uzmanlara göre asıl mücadele menopoz öncesinde başlamalı” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz döneminde artan kemik erimesi riski, erken dönemde alınacak önlemlerle büyük ölçüde kontrol altına alınabiliyor. Medipol Koşuyolu Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Evrim Bostancı Ergen, kemik sağlığının korunmasında menopoz öncesi değerlendirme, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve kişiye özel tedavi planlamasının kritik rol oynadığını ifade etti.</p>

<p><strong>‘KEMİK SAĞLIĞI İÇİN EN KRİTİK DÖNEM MENOPOZ ÖNCESİ’</strong></p>

<p>Kemik sağlığının korunmasında menopoz öncesi dönemin kritik olduğunu belirten Prof. Dr. Ergen, “Kemik erimesini menopoz sonrasında değil, menopoz öncesinde başlayan ve sonrasında devam eden bir süreç olarak değerlendirmek gerekiyor. Özellikle menopoz öncesi ile menopozdan sonraki ilk 5-7 yıllık dönem bizim için çok değerli. Bu süreçte kemik yoğunluğunu koruyabilirsek ilerleyen yaşlarda oluşabilecek kemik kaybı ve kırık riskini önemli ölçüde azaltabiliyoruz. Bu nedenle adet düzensizlikleri başladığı dönemde kemik yoğunluğunu değerlendirerek gerekli koruyucu tedavilere başlamayı hedefliyoruz” dedi.</p>

<p><strong>‘KEMİK ERİMESİ BAŞLAMADAN ÖNLEM ALINMALI’</strong></p>

<p>İleri yaşlarda görülen osteoporozun yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Ergen, “60-65 yaş sonrasında osteoporoza bağlı patolojik kırıkları daha sık görüyoruz. Bu dönemde tanı konulan kemik erimesi çoğu zaman geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaşmış oluyor. Bu nedenle risk faktörlerini erken belirlemek, kemik kaybı başlamadan önce gerekli önlemleri almak ve hastaları güçlü bir kemik yapısıyla menopoza hazırlamak büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘BESLENME, EGZERSİZ VE TEDAVİ BİRLİKTE PLANLANMALI’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kemik sağlığının tek bir yöntemle korunamayacağını belirten Prof. Dr. Ergen, “Kemik sağlığını üç ayaklı bir sistem olarak değerlendirmek gerekiyor. Beslenme, egzersiz ve uygulanacak tedaviler birlikte planlanmalı. Sadece vitamin desteğiyle başarılı sonuç almak mümkün değil. Direnç egzersizleri yapmak, kas kütlesini korumak ve dengeli beslenmek tedavinin ayrılmaz parçalarıdır. Çok zayıf olmak da fazla kilolu olmak da kemik sağlığı açısından risk oluşturabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘TEDAVİ HER KADIN İÇİN FARKLILIK GÖSTERİYOR’</strong></p>

<p>Tedavi planının kişiye özel hazırlanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Ergen, “Her kadının ihtiyaçları farklıdır. Aile öyküsü, kullanılan ilaçlar, eşlik eden hastalıklar, boy, kilo ve yaşam tarzı tedavi planını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle menopoz sürecine giren ya da adet düzensizliği yaşayan kadınların mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurarak kişiye özel değerlendirme yaptırmaları gerekiyor” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/kemik-erimesine-karsi-menopoz-oncesi-onlem-alinmali</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 20:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/6a5486766f19d7bae311ff27.webp" type="image/jpeg" length="19457"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AÜ'de veremde dünya gururu]]></title>
      <link>https://www.akdenizmanset.com.tr/aude-veremde-dunya-gururu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.akdenizmanset.com.tr/aude-veremde-dunya-gururu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Verem araştırmalarındaki bilimsel çalışmalarıyla dünya sıralamasına giren Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, çok ilaca dirençli ve yaygın ilaç dirençli tüberküloz türlerinin artış gösterdiğini belirterek, 'Tanıda yaşanan gecikmeler, yeni ilaçlara karşı direnç gelişimi ve bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler mücadeleyi zorlaştırmaktadır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, verem hastalığına neden olan Mycobacterium tuberculosis bakterisi üzerine yürüttüğü bilimsel çalışmalarla uluslararası akademik etki sıralamasında başarı elde etti. Bilim insanlarının yayınlarını, çalışmalarına yapılan atıfları ve akademik etkilerini değerlendiren ScholarGPS tarafından yayımlanan sıralamada Çoban, Mycobacterium tuberculosis alanında yaşam boyu etki kategorisinde dünya genelinde 104'üncü sırada yer aldı. Çoban, aynı alandaki son 5 yıllık bilimsel çalışmaların değerlendirildiği kategoride ise dünya 87'ncisi oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Yeni tanı ve tedavi yaklaşımları üzerine çalışıyoruz'</strong></p>

<p>Tüberkülozun dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmayı sürdürdüğünü belirten Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, 'Tüberküloz (verem), dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. Çalışmalarımız ağırlıklı olarak verem hastalığının etkeni olan Mycobacterium tuberculosis için yeni tanı ve ilaç duyarlılık yöntemlerinin geliştirilmesi, antitüberküloz ilaçların etkinliğinin değerlendirilmesi ve yeni tedavi yaklaşımlarının araştırılması üzerine yoğunlaşmaktadır. Özellikle ilaç dirençli tüberkülozun erken ve doğru tanılanmasına yönelik yöntem geliştirme çalışmaları ile mevcut tedavi seçeneklerinin etkinliğini artırmaya yönelik araştırmalar yürütüyoruz' dedi.</p>

<p>Araştırma, tanı ve eğitim faaliyetlerini aynı çatı altında buluşturmak amacıyla Akdeniz Üniversitesi bünyesinde önemli bir altyapı oluşturduklarını aktaran Çoban, 'Bu çalışmaları daha ileriye taşımak amacıyla 2019 yılında Akdeniz Üniversitesi bünyesinde Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'ni kurarak araştırma, tanı ve eğitim faaliyetlerini aynı çatı altında buluşturan önemli bir altyapı oluşturduk' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Uluslararası patentli özgün besiyeri geliştirdiler</strong></p>

<p>Mikobakterilerin laboratuvar ortamında çoğaltılması amacıyla özgün bir besiyeri geliştirdiklerini kaydeden Çoban, çalışmanın uluslararası patentle korunduğunu belirterek, 'Bunun yanı sıra, mikobakterilerin laboratuvar ortamında çoğaltılmasına yönelik geliştirdiğimiz ve uluslararası patentle korunan özgün besiyeri AYC.2.1. broth ve AYC.2.2. agar gibi yenilikçi çalışmalarla, temel bilim araştırmalarını uygulamaya dönüştürmeyi hedefliyoruz. Amacımız, laboratuvar bulgularını klinik uygulamaya aktararak tüberkülozun tanı ve tedavisine katkı sağlamak ve bu alandaki uluslararası bilgi birikimine yeni veriler kazandırmaktır' diye konuştu.</p>

<p><strong>'İlaç dirençli suşların artışı mücadeleyi zorlaştırıyor'</strong></p>

<p>Tüberkülozla mücadelede karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin ilaç direnci olduğuna dikkati çeken Çoban, 'Günümüzde tüberkülozla mücadelede en önemli sorunlardan biri, çok ilaca dirençli (MDR-TB) ve yaygın ilaç dirençli (XDR-TB) suşların artış göstermesidir. Bunun yanında tanıda yaşanan gecikmeler, yeni ilaçlara karşı direnç gelişimi ve bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler de mücadeleyi zorlaştırmaktadır' dedi.</p>

<p>Türkiye'de tüberküloz kontrol programlarının başarılı şekilde yürütüldüğünü ifade eden Çoban, dirençli vakaların erken teşhis edilmesi ve moleküler epidemiyolojik çalışmaların artırılması gerektiğini vurguladı. Çoban, 'Türkiye'de tüberküloz kontrol programları başarılı şekilde yürütülmekle birlikte, dirençli olguların erken tanısı ve moleküler epidemiyolojik çalışmaların artırılması önem taşımaktadır. Dünya genelinde ise hızlı, düşük maliyetli tanı yöntemleri, yeni antitüberküloz ilaçların geliştirilmesi ve direnç mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına yönelik araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'Başarı, ekip arkadaşlarımızın ve öğrencilerimizin ortak ürünüdür'</strong></p>

<p>Uluslararası sıralamada elde ettiği başarıyı kişisel bir kazanım olarak görmediğini dile getiren Çoban, 'Bu tür uluslararası sıralamalar elbette memnuniyet verici olmakla birlikte, benim için asıl anlamı yıllardır aynı kararlılıkla sürdürdüğümüz bilimsel çalışmaların uluslararası düzeyde görünürlük kazanmış olmasıdır. Bu başarı yalnızca kişisel bir kazanım değil; birlikte çalıştığım ekip arkadaşlarımın, öğrencilerimin, Akdeniz Üniversitesi'nin ve ülkemizde bilimsel araştırmalara sağlanan desteklerin ortak bir ürünüdür' dedi.</p>

<p>Sıralamaları bir hedef değil, daha nitelikli çalışmalar üretmek için motivasyon kaynağı olarak değerlendirdiğini belirten Çoban, 'Bu tür değerlendirmeleri bir hedef olarak değil, daha nitelikli araştırmalar üretmek ve ülkemizi uluslararası bilim dünyasında en iyi şekilde temsil etmek için motivasyon kaynağı olarak görüyorum. Bilimde en değerli sıralamanın, üretilen bilginin insan sağlığına ve topluma sağladığı katkı olduğuna inanıyorum. Bu nedenle çalışmalarımıza aynı azim ve sorumlulukla devam edeceğiz' diye konuştu.</p>

<p><img alt="" height="1600" src="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/a-w745652-02.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1279" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.akdenizmanset.com.tr/aude-veremde-dunya-gururu</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://akdenizmansetcomtr.teimg.com/crop/1280x720/akdenizmanset-com-tr/uploads/2026/07/haber-2-434.jpg" type="image/jpeg" length="39107"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
