Eski Antalyaspor yöneticisi Sezgin Özer’in davetiyle, eski başkan Sabri Gülel’in otelinde düzenlenen yemek organizasyonu camianın farklı dönemlerinde görev almış isimleri bir araya getirdi. Bir dönem kulüpte başkanlık yapan isimler, yöneticiler, tribün liderleri, basın mensupları ve Antalyaspor’a gönül veren birçok kişi bu buluşmada yer aldı. Eski başkanlardan Emin Hesapçıoğlu ile Sedat Peker organizasyonda bulunurken, tribün amigoları 07 Gençlik eski liderleri Süleyman Turhan, Gürhan Güneyli Recep Gülel (Miloş) ile Ali Çınardere (Ali Dayı) davetliler arasındaydı. Uzun süredir bir araya gelmeyen isimlerin aynı ortamda buluşması dikkat çekti. Gecede geçmiş dönemlere dair anılar konuşuldu, kulübün mevcut durumu üzerine değerlendirmeler yapıldı.
Açık konuştu
Gecede söz alan eski başkan Sabri Gülel, Antalyaspor’a olan bağlılığını net bir şekilde ortaya koyarken, kulübün mevcut yapısına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Gülel, “Ben bir Antalyasporluyum ve kim yönetirse yönetsin her zaman Antalyaspor’un kazanmasını isterim. Bana kulübe bağış yapmam söylendi. Nereye ve ne şekilde kullanılacağını bilmediğim hiçbir parayı vermem, bunu çok net ifade ediyorum. Zamanında her şeyimi ortaya koydum, kulübün menfaatini her şeyin önünde tuttum. Antalyaspor’da yöneticiliği öğrenirken iyi ve kötü birçok örnek gördüm. Görev süremiz kısa olmasına rağmen 6 ay 22 günde kulübün borcunu yüzde 60 oranında düşürerek teslim ettik. Attığımız doğru adımların etkisi bugün hala hissediliyor. Kulübün en küçük giderine kadar sahip çıktım, kahve makinesinden içindeki kahveye kadar her detayı düşündüm” ifadelerini kullandı.
‘Geri dönmem söz konusu değil’
Türk futbolunun yapısal sorunlarına da değinen Gülel, mevcut yönetim anlayışının sürdürülebilir olmadığını vurguladı ve net mesajlar verdi. Gülel, “Türkiye’de yönetmeliklerde ciddi zafiyetler var, işi bilen de bilmeyen de bu kulüpleri yönetiyor ve ortaya çıkan borçlardan herkes sorumlu tutuluyor. Ben hala vergi dairesine ödeme yapıyorum. Eğer bu borç benim dönemime aitse ödemeye devam ederim ancak ticari tarafında hiçbir sorumluluğun olmaması kabul edilemez. Bu düzen değişmediği sürece Türk futbolunun uluslararası seviyeye çıkması mümkün değil. Bana sürekli geri dönüp dönmeyeceğim soruluyor ama bu durumdaki bir kulübe dönmem söz konusu değil. Bu konu benim için kapanmıştır. Gelirler kapanmış, borçlar Euro seviyesine ulaşmış ve kimin ne yaptığı belli değil. Geçmişte sorgulama yaptığımızda ciddi tepkilerle karşılaştık, hatta destek bulamadık. Antalya bir dünya şehridir ve bu şehri temsil eden kulübün de aynı vizyonla yönetilmesi gerekir. Umarım bundan sonra gelen yönetimler bu sorumluluğun farkında olur ve kulübü daha sağlıklı bir yapıya kavuşturur” açıklamasında bulundu.