Sağlıkta reform ve ‘özel hastaneler’

Abone Ol

Devlet hastanelerinde, eski adıyla numune hastanelerinde veya sigortalarda yaşanan hasta kuyruklarını belli bir yaşın üzerindeki herkes hatırlar. Bir muayene için sabahın erken saatlerinde kuyruğu girer, şanslı isek öğleden sonra, hatta akşama doğru muayene olmayı başarırdık. Kimi zaman da o gün sıra gelmez ertesi gün yeniden bu çileye devam ederdik.  Şimdilerde kimi hastanelerde kuyruklar yine oluyor belki ama kabul etmek gerekir ki eskisiyle kıyaslanamayacak kadar az…

Her ne kadar istediğimiz seviyede olmasa da son yıllarda sağlık alanında reform niteliği taşıyan önemli adımlar atıldı. Bugün hemen her şehirde modern devlet hastaneleri, eğitim-araştırma hastaneleri vatandaşın hizmetinde. Aile Hekimliği uygulaması, hastanelerdeki yığılmaları büyük ölçüde önledi. Bunların yanı sıra hemen her şehirde özel hastaneler, sağlık kuruluşları hizmete girdi. Vatandaş artık sadece devlet hastanelerine mahkum değil. Özel sağlık kuruluşlarından da istifade edebiliyor. Nitekim sağlıkta yapılan reformdan en büyük faydayı özel hastaneler gördü diyebiliriz.

Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde hizmet kalitesinde ve sağlık hizmetlerine erişimde önemli ilerlemeler kaydedilirken, vatandaşların hastane müracaatlarında özel sektörün payı önemli oranda arttı. Kalkınma Bakanlığı’nca hazırlanan 2014 yılı programına göre, 2007-2012 döneminde hastanelere yapılan toplam müracaat sayısı yüzde 42 oranında artarken, özel hastanelerde bu artış yüzde 170’i geçti. Öte yandan özel sektörün toplam müracaat içerisindeki payı 2002 yılında yüzde 4,6 iken 2012 yılında yüzde 18,8’e yükseldi. Rapora göre, 2012 yılında toplam yatak kapasitesinin yüzde 17,9’una, uzman hekim sayısının yüzde 23,3’üne sahip olan özel sektör, tüm ameliyatların yüzde 32,8’ini gerçekleştirdi. Bu oranlar ve rakamlar şu anda çok daha fazla. Çünkü özel hastane sayısı 2012’den bu yana bir hayli arttı. Tabi tüm bu olumlu gelişmelerin yanı sıra olumsuzluklar da yok değil. Örneğin bazı özel hastanelerin hala tüm ısrarlara ve baskılara rağmen kimi tedavilerde fahiş farklar almaları, daha fazla para kazanmak adına ‘hayali rahatsızlıklar’ üreterek vatandaştan gereksiz tahliller istemeleri, hatta gerek olmadığı halde ‘ameliyat’ önermeleri bu olumsuzluklardan bazıları…

Abarttığım filan düşünülmesin, dün eşim anlattı. Üst kat komşumuzun 12-13 yaşlarında bir kız çocuğu var. Karın bölgesinde şiddetli bir sancı oluşunca annesi apar topar evin yakınındaki bir özel hastaneye götürüyor. Burada yapılan tetkikler sonunda anneye çocuğun derhal hastaneye yatırılması ve mutlaka ameliyat edilmesi gerektiği söyleniyor. Hatta iddiaya göre ‘bu ameliyat yapılmazsa çocuk ölür’ deniliyor. Üstelik çocuğun yanında…

Çocuk iki gözü iki çeşme, anne şokta. Hemen eve dönüyorlar. Eve çağrılan baba kızını alıp bu kez Eğitim Araştırma Hastanesi’ne götürüyor. Burada yapılan tetkiklerden sonra konulan teşhis ise ‘Gaz sıkışması’.. Evet yanlış okumadınız. Gaz sıkışması olduğu belirleniyor ve uygulanan ilaçlı tedavi ile sorun gideriliyor. Sırf para kazanmak adına bir çocuğa yaşatılan travmaya bakar mısınız?..

Tabi bu kötü bir örnek ve kötüden emsal olmaz. Bu örneği genellememiz yanlış olur. Nihayetinde son yıllarda sağlık alanında ciddi bir reform yapıldığını inkar etmek hakkaniyete uymaz. Bu reform vesilesiyle hayatımıza dahil olan özel sağlık kuruluşlarının katkılarını da yadsıyamayız. Çağdaş ülkelerde olduğu gibi modern binalarda, güleryüzlü personellerle hizmet verilen özel hastaneler çokça mevcut. Dolayısıyla bize düşen bu kötü örneklere dikkat etmek, bunları deşifre ederek sektörün dışına itmek olmalı.