Şapka çıkarttırmak!..

Abone Ol

“Üstat yazın harika olmuş. Her zamanki gibi teraziyi ortadan tutup, eleştirilmesi gerekeni eleştirmişsin, destek vermek gerekene o desteğini sağlamışsın. Tebrikler ” diyordu.
Sabah ofise geldiğimde Esra Altunkes asansörün önünde yakaladı.
“Birkaç kişi telefon ile aradı. İsimlerini not aldım. Yazın için tebrik ediyorlar” dedi.
Ve ekledi.
“Bende iki kez okudum müdürüm gerçekten çok güzel bir yazı olmuş.”
Günün ilerleyen saatlerinde, Hüsnü Şahin aradı.
“Ney görüp, ne duyduysan onu yazmışsın. Ellerine sağlık” diyordu.
Facebook’tan Harun Çetinsoy not göndermiş.
“Kardeşim Akkaya’nın cezaevinden çıktığını senin yazından öğrendim. Gözümüz aydın. Hayırlısı olsun” diye.
Abdullah Kıldan, Sefa Meray, Günay Yaşar.
Daha sayayım mı yazı ile ilgili fikirlerini söyleyenleri?
Ve Mevlüt Yeni.
Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız sayın Yeni de cep telefonundan mesaj atmış.
“Yazını okudum. AGC’ye haksızlık etmişsin. İbrahim Akkaya yazılarından mesleki olarak mı içeriye girdi, AGC’ye yükleniyorsun? Gazetesi var, belediyesi var, kulübü ve partisi var. Bize sıra gelene kadar, bizden bir talebi mi olmuştur, biz ilgilenmemişiz. Sapla samanı bir birine karıştırman beni üzdü. Bu kadar çaba sarfeden bir insana haksızlık etmen sana yakışmaz. Eleştirinin de bir sınırı, hakkı hakkaniyeti olmalı sevgili Vedat.”
Noktasına ve virgülüne dahi dokunmadım, Cemiyet Başkanımın cuma günkü yazım sonrası bana yolladığı mesaj aynen böyle.
Öncelikle 26 yılı geçen meslek hayatım boyunca belki üslubumuz gereği yazdığımız yazılar kimilerine çok ağır, kimilerine de hafif gelmiştir. Ancak, mümkün olduğunca hiçbir yazımda, hiçbir söylemimde kimseye haksızlık etmemeye özen gösteren birisi olduğumu gönül rahatlığıyla belirtmek isterim.
Kaldı ki.,
Biz gazeteciler ne yazık ki bırakın çuvaldızı, ekin tırpanının en keskin uçlarını millete batırmaktan keyif alırız almasına da, kendi ayağımıza ufacık bir bıtırak batsa, ciyak ciyak bağırmaktan ortalığı inletiriz.
Bir world dosyalık köşe yazısının içerisinde AGC için ne demiş Vedat ?
“Gönlüm neler istemedi ki?
Mesela, Antalya Gazeteciler Cemiyeti, en az 30 yıllık üyesi olan İbrahim Akaya için bir avukat tayin edebilirdi.
Etmedi..
Mesala, Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yönetiminden her hangi birisi mahkemeye gelip, Akkaya’ya manevi bazda destek verebilirdi.
Vermedi..”
Cuma günü yazdığım köşe yazısının tamamı 63, AGC ile ilgili vurguladığım bölüm ise sadece 6 satır.
Ve bu söylemlere karşılık Cemiyet başkanım sayın Mevlüt Yeni’nin, cep telefonundan geçtiği mesajın içeriğinde belirttiği gibi ben hakikaten kendisine çok büyük haksızlık mı etmişim?
Eleştirimde hak ve hakkaniyet nedir tanımamışım mı?
Tamam.
Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin başkanı sayın Mevlüt Yeni’dir ve Cemiyet ile ilgili her şeye kendisi cevap vermekle yükümlüdür.
Ama AGC’nin aynı zamanda bir yönetim kurulu yok mudur da, ben sayın başkanımı 6 satırlık yazımla, aynı zamanda 25 yıllık dostluğum bulunan bir kişiyi üzmüşüm?
“Mesela, Antalya Gazeteciler Cemiyeti, en az 30 yıllık üyesi olan İbrahim Akaya için bir avukat tayin edebilirdi.
Etmedi..” vurgulamamamıdır üzüntüsü?
Mecbur değil ki? Dolayısıyla üzülmesine gerek bile yoktur.
Ancak, “Mesala, Antalya Gazeteciler Cemiyeti Yönetiminden her hangi birisi mahkemeye gelip, Akkaya’ya manevi bazda destek verebilirdi.
Vermedi..”
Görüşüme de üzüldüyse eğer, yazık.
Zira Mevlüt Yeni tek başına değildir Cemiyet Yönetimi’nde.
Buysa benim ettiğim haksızlık eğer, hiçbir haksızlıktan gurur, onur duyacak kadar cahil birisi değilim ama;
Böyle haksızlığa ve hakkaniyetsizliğe ben şapka çıkarttırırım.