Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği'nin (KONYSİAD), Nisan ayı olağan toplantısına konuk olan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, 'Ortadoğu’daki Gelişmeler, Türkiye’nin Konumu ve Mavi Vatan' başlıklı sunumuyla küresel siyasetin perde arkasını araladı. Yaycı, Ukrayna ve İran merkezli gerilimlerin temelinde yatan enerji ve maden savaşlarına dikkat çekerek iş dünyasına kritik uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Cihat Yaycı, Rusya-Ukrayna savaşının sadece bir toprak mücadelesi olmadığını, Ukrayna’nın sahip olduğu devasa yeraltı zenginliklerinin bu savaşın asıl nedeni olduğunu vurguladı. Ukrayna'nın tek başına yılda 600 milyon insanı doyurabilecek bir buğday potansiyeline sahip olduğunu belirten Yaycı, ülkenin maden zenginliğini şu verilerle açıkladı: "Ukrayna, teknolojik ürünlerin vazgeçilmezi olan nadir toprak elementlerinde dünya ikincisidir. Demir cevherinde dünya altıncısı olan ülke; uranyum, titanyum ve kömür rezervleriyle bir dünya Devidir. Batı’nın sunduğu barış planları, aslında bu madenlerin borçlar karşılığında paylaşılmasına dayanmaktadır."
'Küresel ticaretin şah damarı'
Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji arzındaki hayati rolüne değinen Prof. Dr. Yaycı, dünya petrol ve doğalgazının yaklaşık yüzde 26'sının bu noktadan geçtiğini ifade etti. Olası bir çatışma durumunda İran’ın boğazları kapatma tehdidinin küresel ekonomiyi felç edebileceğini belirten Yaycı, şu uyarıları sıraladı: "Japonya yüzde 72, Güney Kore yüzde 65 ve Çin yüzde 50 oranında Hürmüz Boğazı'na bağımlıdır. İran’ın Babülmendep Boğazı’nı da kapatması, Avrupa-Asya ticaretinin yarısının durması anlamına gelir. Asya ile ticaret yapan iş insanlarının, boğazların kapanma riskine karşı orta vadeli tedbirler alması ve stoklu çalışması hayati önemdedir." ABD’nin bölge politikalarını sert bir dille eleştiren Cihat Yaycı, Amerika’nın girdiği bölgelerde istikrar kuramamasının bir 'başarısızlık' değil, bilinçli bir strateji olduğunu savundu. Yaycı, ABD hakkında şunları kaydetti: "ABD oluşturduğu istikrarsızlık üzerinden bölgenin enerjisini emmekte. Afganistan’daki istikrarsızlık Rusya, Pakistan ve İran’ın enerjisini tüketmektedir. Suriye ve Irak’taki karışıklıklar Türkiye’nin enerjisini emerek İsrail’e alan açıyor. İran’ı içten çökertme ve halkı kışkırtma çabaları ise sonuçsuz kalmış, halk aksine yönetimin etrafında kenetlenmiş durumda."
'Türkiye en güvenli liman'
Tüm bu gerilimler içinde Türkiye’nin stratejik öneminin arttığını belirten Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Avrupa’nın enerji arz güvenliği için Türkiye’nin 'tek güvenli liman' olduğunu vurguladı. Mavi Vatan’daki hakların korunması için yerli savunma sanayinin ve Libya ile yapılan deniz yetki anlaşmasının kritik bir eşik olduğunu hatırlattı. Prof. Dr. Yaycı, kamuoyunda 'Kürt Meselesi' başlığıyla tartışılan ve üzerine kitaplar yazılan konuya dair çok sert eleştirilerde bulundu. Yaycı, 'Kürt Meselesi' ifadesinin bizzat kendisinin sorunlu olduğunu belirterek, bu tür isimlendirmelerin Türkiye’yi bölmek isteyenlerin terminolojisi olduğunu ifade etti. Yaycı’ya göre bu bir 'Kürt meselesi' değil, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne göz dikmiş dış güçlerin ve onların taşeronu olan terör örgütlerinin yarattığı bir güvenlik ve beka sorunu olarak değerlendirildi.
'Savaş' bilançosu uyarısı
Toplantıda konuşan KONYSİAD Başkanı İlhami Kaplan da, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın Antalya ekonomisinin can damarları olan turizm, enerji ve tarım sektörleri üzerinde ciddi bir maliyet baskısı oluşturduğunu vurguladı. Enerji ithalatına bağımlılık nedeniyle artan maliyetlerin enflasyonu tetiklediği, savaş algısının ise yabancı turist tercihlerini olumsuz etkileyebileceği ifade edildi. Toplumsal meselelere de değinen Kaplan, okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek sert eleştirilerde bulundu. Başkan Kaplan, televizyon ekranlarında kendi kurallarını koyan, silahlı karakterlerin gençlere kötü örnek olduğu ve bu içeriklerin yayından kaldırılması gerektiğini belirterek, sabah programlarının daha eğitici ve seviyeli bir formata kavuşturulması çağrısında bulundu. Geleceğin sadece ekonomik hamlelerle değil, Atatürk’ün işaret ettiği 'fikri hür, vicdanı hür' nesillerle inşa edilebileceğini hatırlatan İlhami Kaplan, yaklaşan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak konuşmasını tamamladı.