Spor

ŞEHİR NEYİ BEKLİYOR?

Antalyaspor’daki son gelişmeleri değerlendiren www.akdenizmanset.com.tr Yazı İşleri Müdürü Gürkan Balcı, kulübün yeniden ayağa kalkabilmesi için şehrin ortak bir hedef etrafında birleşmesi gerektiğini vurguladı

Abone Ol

Antalyaspor küme düştü. Bu cümle günlerdir konuşuluyor. Ancak bana göre Antalya'nın asıl yüzleşmesi gereken gerçek bu değil. Çünkü futbolda düşmek de var, çıkmak da. Türkiye'de bunun onlarca örneğini gördük. Bugün alt lige düşen bir takım, doğru planlamayla birkaç yıl sonra yeniden zirveye oynayabiliyor. Fakat Antalyaspor'un yaşadığı tabloyu farklı kılan şey, küme düşmenin yarattığı sonuç değil, küme düşmenin ardından ortaya çıkan manzara. Son günlerde yapılan açıklamalara bakınca insan ister istemez şunu düşünüyor: Bu kulüp gerçekten geleceğini mi konuşuyor, yoksa geçmişiyle mi hesaplaşıyor? Herkesin anlatacak bir hikayesi var. Herkesin kendince haklı sebepleri var. Kimisi devraldığı borç yükünü anlatıyor, kimisi yapılan fedakarlıkları hatırlatıyor, kimisi destek vermeye çalıştığını söylüyor. Ancak taraftarın görmek istediği şey bunlar değil. Çünkü tribündeki insanın derdi kimin haklı olduğu değil. Tribündeki insan artık bir umut görmek istiyor. Bir hedef görmek istiyor. Antalyaspor'un yeniden nasıl ayağa kalkacağını duymak istiyor. Şu anda camiada eksik olan şey para değil. Umut. Çünkü para bulunur, transfer yasağı kalkar, futbolcu gelir gider. Ama kaybolan inancı geri getirmek çok daha zordur.

Antalya'nın ortak değeri
Antalyaspor yıllardır sadece bir futbol kulübü olmadı. Bu şehrin ortak duygusu oldu. Antalya'nın Türkiye'ye açılan en güçlü markalarından biri haline geldi. İşte bu yüzden yaşanan düşüş sadece puan cetvelinde yaşanmış bir kayıp değil. Bir şehrin moral kaybı aynı zamanda. Fakat burada dikkat çeken başka bir konu var. Antalyaspor başarıya koşarken herkes bu hikayenin bir parçası olmak istiyor. Tribünler doluyor, destek mesajları artıyor, fotoğraflar çekiliyor. İşler tersine döndüğünde ise kulüp birkaç kişinin omzunda kalıyor. Son günlerde yapılan açıklamaların satır aralarında da aslında bunu görmek mümkün. Sürekli kimlerin aday olacağı, kimlerin göreve talip olduğu, kimlerin destek verdiği konuşuluyor. Oysa yıllardır sorulması gereken soru başka. Bu şehir neden Antalyaspor'u sadece ihtiyaç duyduğu zaman hatırlıyor? Neden kulüp sürekli birkaç kişinin çabasıyla ayakta kalmaya çalışıyor? Belki de Antalyaspor'un asıl problemi mali değil, kültürel. Çünkü güçlü kulüpler sadece başkanlarıyla büyümez. Şehirleriyle büyür. Sahiplenildikleri ölçüde büyür. Antalyaspor'un bugün yaşadığı sıkıntı da biraz burada yatıyor.

Belki de son şans
Bu yüzden önümüzdeki süreç sadece bir seçim süreci olarak görülmemeli. 19 Haziran'da yapılacak genel kurul, yeni bir başkanın ya da yeni bir yönetimin seçileceği sıradan bir gün değil. Belki de Antalyaspor'un son yıllardaki en önemli kırılma noktası. Çünkü kulüp uzun süredir aynı yöntemlerle yol almaya çalışıyor. Sürekli son dakika çözümleri, sürekli ertelenen problemler, sürekli geleceğe bırakılan yükler... Bir noktadan sonra bunların sürdürülebilir olmadığı ortaya çıktı ve fatura da ağır oldu. Belki de bugün yaşanan düşüş, kulübün yıllardır görmek istemediği gerçeklerle yüzleşmesi için son fırsat. Eğer bu süreç yine isimler üzerinden tartışılırsa, yine kişiler ön plana çıkarsa ve kulübün yapısal sorunları ikinci plana itilirse birkaç yıl sonra aynı şeyleri yeniden konuşuruz. Ama bu kez gerçekten farklı bir bakış açısı ortaya konulursa, işte o zaman bugün yaşanan hayal kırıklığı yarının başlangıcına dönüşebilir. Çünkü bazen bir kulübü ayağa kaldıran şey büyük transferler ya da yüksek bütçeler değildir. Gerçeklerle yüzleşme cesaretidir. Antalyaspor'un bugün en çok ihtiyacı olan şey de tam olarak budur. Kimin haklı olduğundan çok, bundan sonra ne yapılacağını konuşabilmek. Çünkü geçmiş hiçbir maçı geri getirmeyecek. Ama doğru atılacak adımlar, bu kulübün geleceğini yeniden yazabilir.