Şimdiki çocuklar ve gençler

Abone Ol

Şimdiki çocukları ve gençleri özellikle gözlemliyorum. Her biri kendi dünyasında yaşıyor; kalabalıkların içinde yapayalnız, seslerin arasında sessiz takılıyorlar. Hayatın en güzel çağında olmalarına rağmen ruhlarını besleyecek kaynaklardan giderek uzaklaşıyorlar. Oysa insanı insan yapan yalnızca fiziksel olarak büyümesi değil; düşünmesi, hissetmesi ve kendini kelimelerle inşa etmesidir. Bir toplumun geleceği, gençlerinin yüreğinde taşıdığı umut kadar, zihninde taşıdığı bilgiyle de şekillenir. Bu yüzden onların gözlerinde sadece bugünü değil, yarının izlerini de arıyorum. Ama her seferinde hayal kırıklığına uğruyorum.

Her biri ayrı telden sazını çalıyor. Ortak değerlerin yerini bireysel hevesler, paylaşmanın yerini yalnızlaşma almış gibi görünüyor. Aynı evde yaşayan insanlar bile bazen birbirlerinin sesini değil, yalnızca ekranların uğultusunu duyuyor. Farklı olmak elbette kıymetlidir; ancak aynı gökyüzüne bakabilmek, aynı duyguda buluşabilmek de bir o kadar değerlidir. İnsan, yalnız kendi sesini dinlediğinde değil, başkasının yüreğine kulak verdiğinde olgunlaşır. İnsanlık ve biz insanlar için gereken, beklediğimiz davranış budur.

Çocuklarda ve gençlerde eline kitap alan yok gibi. Sayfaların arasında saklı nice hayatlar, nice tecrübeler ve nice hakikatler sessizce okunmayı bekliyor. Bir kitabın kazandırdığı derinliği hiçbir ekranın ışığı veremez. Çünkü kitap, yalnız bilgi sunmaz; sabrı, hayal kurmayı ve düşünmeyi de öğretir. Okuyan insanın dili güzelleşir, kalbi incelir, ufku genişler. Kelimelerle dost olan, yaşamın zorlukları karşısında da daha güçlü durmayı öğrenir.

Şimdiki çocuklar ve gençler yapay hayatlara, ekranlara teslim olmuş durumda. Teknoloji elbette çağın önemli bir nimetidir; ancak insanı kendinden, ailesinden ve gerçek hayattan uzaklaştırmaya başladığında sorgulanması gerekir. Gerçek mutluluk, dokunulan bir elde, samimi bir sohbette, bir kitabın satırlarında, bir çiçeğin kokusunda ya da gökyüzüne kaldırılan bir çift gözde saklıdır. Belki de yeniden kendimizi bulmanın yolu, ekranların ışığını biraz azaltıp kalbimizin ışığını çoğaltmaktan geçiyordur. Çok geçmeden ve çocuklar ve gençler ziyan olmadan.