Şişeden cin çıksaydı…

Abone Ol

Bugün Hıdrellez ve ben her Hıdırellez’de efkarlanırım ve efkarımı dağıtmak için sahile inip dalgaları izleyeyim dedim.

6 Mayıs, Hıdrellez Gününün bendeki anlamı ve yarattığı duygular başkalarından farklıydı…

“Hıdrellez, tabiatın doğurganlığının kutsal günüydü ama bende ölümler günü duygusu uyandırıyor…”

Elbette diyalektik olarak doğurganlığın olduğu yerde ölümlerde vardır, diye düşünüp kendimi biraz avutmak isterken tam o sırada yosunla kaplı bir şişe kumsala yuvarlandı, denizin içinden.

Melankolik durumdan bir an için sıyrılıp kalkıp aldım şişeyi ve üzerini temizleyip, içinde bir şey var mı, yok mu diye ışığa doğru tuttum.

Boştu…

Ama ya içinde “şişe cini varsa” diye düşündüm ve tıpasını yavaşça açtım…

I, ıhhh…

Bir şeycikler çıkmadı…

Sadece rakı kokusu vardı…

Sonra güldüm kendi kendime…

“Ulan Talay, senin o şişe cini dediğin Bin bir Gece Masallarında olur, a enayi” dedim…

Dedim ya, sonra da düşünmekten alıkoyamadım kendimi…

Ya gerçekten içinden, masallardaki gibi şişe cini çıksaydı ve bana “3 dileğin var, hemen söyle onları” deseydi ne isterdim şişe cininden…

Ve hemen gözlerimin önüne, 6 Mayıs günü herkesin Hıdrellez eğlencesi yaptığı gün ölen anam geldi.

Şişe cinine “İlk dileğim anamı bir günlüğüne dirilt” derdim.

6 Mayıs’ta ölen anamı bir günlüğüne de olsa yeniden görmek, ona sarılmak ve onu koklamak için bu dileğimi söylerdim.

Çünkü anamın kokusuna, ona dokunmaya ve sarılmaya çok ama çok ihtiyacım var bugünlerde…

Ve anama derdim ki, “Bak ana ben, senin öldüğün yaşı çoktan geçtim, saçlarımda beyazlaştı. Torunlarını okuttum ve evlendirdim. Hatta benim torunlarım üniversiteyi bitirdiler. Artık o boynunu yoksul eğişten kurtar, dik tut ve ne olursun bir gülümse…”

Şişe Cinine ikinci olarak “Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı da bir günlüğüne dirilt” derdim…

Çünkü Onların, 6 Mayıs 1972 de idam edilmelerinden çok sonra doğan ve onları tanımadan tişörtlerinde onların resimlerini taşıyan bugünün gençlerinin, onları yakından tanımalarını isterdim.

Ve onlara “Hüseyin dede, Deniz yoldaş, Yusuf kardeş bu gençleri toplayın, onlara bir konferans verin ve gençlere, bağımsızlık ve demokrasi için birlik olmalarını, bir olmalarını ve birbirleriyle kavga ederek enerjilerini boş yere tüketmemelerini, emekçinin ve yoksulların yanında olmaları söyleyin…” derdim…

Bunları düşündüm ve sonra kalkarak 6 Mayıs, Hıdrellez Günü hayata veda eden anam ve Denizler için dalgaların arasına 4 karanfil bıraktım, her yıl yaptığım gibi…

Sonra dönüp yürüdüm bir boy…

Haaa… üçüncü dileğimi yazmadım değil mi…

Biraz kişisel olduğundan onu yazmayayım, bırakın bana kalsın...