Soğan Fiyatının Gözü Yukarılarda

Abone Ol

Son zamanlarda soğan ve patates fiyatları yine gündemdeki yerini aldı. Özellikle soğanın fiyatının gözü yukarılara çevrildi.

Soğanın fiyat hikayesi aslında Türkiye tarımının hikayesi gibi. Bir sene düşük bir sene yüksek şeklinde gelgitlerine devam ediyor. Standardı yakalamasını dört gözle bekliyoruz.

Soğandaki fiyat artışı aslında sürpriz mi derseniz elbette değil.

Aylar öncesinden üretimin azalacağı yönündeki öngörüler dile getirilmişti. Ekim alanlarındaki daralma ve üreticinin artan maliyetler karşısında temkinli davranması, sonuçta arzın düşmesine yol açtı. Henüz 2026 yılına ilişkin veriler tam olarak netleşmiş değil ancak piyasaya yansıyan tablo, üretimde beklenen düşüşün gerçekleştiğine işaret ediyor.

TÜİK verilerine göre 2025 yılında 2 milyon 889 bin ton olan üretimin 2026 yılında 2 milyon 500 bin tona düşeceği tahmin ediliyor. Bu kadarlık düşüş öngörüsü yansımaya başladı bile.

Fiyatların kontrolden çıkmasını önlemek için yine bilinen yöntem devreye sokulmuş durumda. İthalatın önündeki engeller gevşetildi. Kısa vadede bu adım piyasaya ek ürün girişi sağlayabilir.

Ancak her seferinde aynı soruyu sormak gerekiyor: Neden bir üründe sürdürülebilir üretim planlaması yapılamıyor?

Asıl dikkat çekici konu ise üretici ile tüketici arasındaki fiyat makası. Soğanın tarladan çıkış fiyatı örneğin 13-20 lira seviyesindeyken, aynı ürün pazar tezgahında 70 liraya satılıyor.

“Bu kadar fark nasıl oluşuyor?”

Farkın oluşmasının gerekçeleri üzerinde durulması, bu artışın gerçekçi olup olmaması üzerinde durmak gerekiyor.

Tarladan çıkan ürünün depolanması, sınıflandırılması, paketlenmesi, nakliyesi ve pazarlanması gibi birçok maliyet kalemi bulunuyor. Mazot fiyatları, işçilik giderleri, depo kiraları ve lojistik harcamaları zincirin her halkasında maliyeti artırıyor.

Bunlara da dikkat etmemiz gerekiyor.

Ancak mesele yalnızca maliyetlerden ibaret değil. Türkiye’de tarım ürünlerinin pazarlama zinciri hala oldukça uzun. Ürün çoğu zaman üreticiden tüccara, tüccardan komisyoncuya, komisyoncudan hal esnafına, oradan pazarcıya veya markete ulaşıyor.

Yani konunun çok farklı yönleri var.

Ama biz diğer birçok üründe olduğu soğan fiyatının dengelenmesi hatta başka bir ifadeyle tüketicilerin ucuza soğan yemesi için soğan ithal etmeye başladık.

Bu ithalatçıların para kazanması demekken ya bizim üreticilerimizin durumu? Maliyetine satış yapan soğan üreticisinin durumunu da hesaba katmamız gerekir.

Bana göre çözüm ne ithalatta ne de geçici müdahalelerde. Çözüm; üreticinin önünü görebildiği, planlamanın güçlü olduğu, aracılık maliyetlerinin azaltıldığı ve tarımsal verilerin şeffaf biçimde takip edildiği bir sistem kurabilmekte yatıyor.

Aksi halde soğan, patates ya da başka bir ürün fark etmeksizin aynı senaryoyu yaşamaya devam edeceğiz. Üretim azalacak, fiyatlar yükselecek, ithalat konuşulacak ve vatandaş yine pazarda etiketlere şaşkınlıkla bakacak. Çünkü sorun ürünün kendisinde değil, onu sofraya ulaştıran sistemde.

Not: Eğer piyasada fiyat istikrarının sağlanması isteniyorsa denetim çok önemli. Üç harfli ve diğer marketlerdeki çalışanlar etiket değiştirmekten çok yorulmuşa benziyorlar. Bir aşağı bir yukarı…