Tescilli tehditçi Olgun Matur
Dün aynı yerde, “Abone, ilan, reklâm ve haber ihbarlarınız için bize ulaşın” oldu.
Bizim Antalya Gazetesi’nin logo yanındaki kutu içerisinde yer alan ibareden bahsediyoruz.
İşte Genel Yayın Müdürlüğü burada başlıyor.
Ben Akdeniz Manşet Gazetesi’nin Genel Yayın Müdürü olarak logo yanına koydurduğum vurgulamayı hiçbir zaman kaldırmam. Kaldırtmam da. O söze hem yüreğimde hem de logo yanında ebediyen sahip çıkarım.
Ve dürüstlük abidesi kesilen.. Aklı sıra, milletin yolsuzluğunu, düzenbazlığını, şantajcılığını ve yüzsüzlüğünü ortaya çıkarıp.,
Birilerini deşifre ettiğini belirtip, aslı astarı olmayan bir yığın iftiraları ve içindeki kini dışa vurup, binlerce adet ısmarlama baskıyla kent sokaklarında dağıtılan Bizim Antalya Gazetesi’nin Genel Yayın Müdürü Olgun Matur, meğer tüm söylediklerini kendi üzerinde taşıyormuş da, hiç kimsenin haberi bile olmamış.
Bizim Antalya Gazetesi’nin iki gün öncesine kadar logo yanında vurguladığı, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” gereğinden yola çıktım ve gazeteciliğimden utandım.
Neden mi?
Biz gazeteciler insanlara hep edepten, tehditçiler ve şantajcılardan bahseder, onların yüzsüzlüklerini deşifre ederiz ya.,
Peki ya bizim içimizde aynı şeyi yapıp, gazeteciliğini tehdit yolu olarak kullanıp, kalemini kurşun gibi sıkanlara ne demeli?
Kim mi?
Olgun Matur’un ta kendisi.
Antalya 3’ncü Sulh Ceza Mahkemesi’nin, 2011/ 720 dosya, 23 Ekim 2012 tarih, 2012/1147 nolu kararıyla, tehdit ve şantajla esnaftan para istediği gerekçesiyle hapis cezası alan kişi Bizim Antalya Gazetesi’nde Genel Yayın Müdürlüğü yapıyor.
Konunun daha net anlaşılması adına biraz detaya girelim mi?
Olgun Matur o dönem Döşemealtı Belediyesi Basın Müdürlüğü’nde görev yapmaktadır. Belediye’nin hizmet alımları işleri kapsamında bir esnaftan mal alınır. Olgun Matur o esnaftan komisyon alma yolunu seçer ve Serap Karaca isimli iş yeri sahibinden para ister.
Bu isteme olayına ilk başlarda sıradan bir talep olarak bakılır ancak, iş tehdit yoluna doğru gider. Olgun Matur, Esnaf Karaca’ya sözlü ve telefonda, “Antalya’da 17 gazete benim elimde. Savcı da bizden Polis de. Parayı ödemediğin takdirde medya elimde seni batırır, bitiririm” gibi sözlerle tehdit eder.
Bu duruma, Lütfiye Yıldırım, İsmail Alınmış, Bekir Turgut ve Okan Alkan isimli şahıslar da şahitlik etmişlerdir.
Antalya 3.Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen dava neticesinde, Bizim Antalya Gazetesi’nin dürüstlük abidesi (!) Genel Yayın Müdürü tehdit suçundan hapis cezası almıştır.
Ne kadar yüz kızartıcı bir durum öyle değil mi?
Ve böyle birisi bizim içimizde millete akıl verip, kendisine gazeteci dedirtiyor.
Bu durumda sade bir vatandaş, o kişinin yazdığı her haber ile ilgili, “Hayırdır. Ne bekledin de beklediğini bulamayınca bu haberi yaptın” diye düşünür mü, düşünmez mi?
Ya da, “Haberi yapmadan önce ‘Bak elimde böyle böyle belgeler var’ gibi tehdit yoluna gittin de beklentine cevap verilmedi de mi bu haberi yaptın” soruları akıllara getirilir mi, getirilmez mi?
Aslında Olgun Matur ismini buradan yazmak bana hakikaten azap gibi geliyor.
Zira.,
2010 yılında Döşemealtı Belediyesi’nin çalıştığım gazete Akdeniz Manşet’e aralıklı olarak iki ya da üç tane ilanını girdik. O dönem Basın Müdürlüğü’nde çalışan Olgun Matur’un verdiği fatura bilgilerine faturayı kesip gönderdik. 350 TL alacağımızı kendisine en az 25-30 kez telefon açıp, birkaç kez de yüz yüze görüştüğümüzde söylememe karşın ödenmedi. Olgun Matur belediyeden ayrıldı, yerine Okan Dilek geçti. Bir gün Organize Sanayi’den dönerken, Başkan Nurettin Tursun’a telefonla bir çay içimlik uğramak istediğimi söyledim. Buyur etti. Nurettin başkan nereden duyduysa, “Sizin gazetenin ilan bedelini ödedi mi Olgun” diye sordu. “Boş ver başkan. Umudu kestik biz o paradan” dememle Olgun Matur’u telefon ile arayıp, ne zaman vereceğini sordu. Başkan’a, “Perşembe” demiş. Başkan da bana, “Ağabey verip, vermediği konusunda benim haberim olsun” dedi, sadece tebessüm ettim.
Aradan 3 veya 4 ay geçmişti ki, Tursun başkan ile Hakan Tütüncü’nün Varsak Stadı’nda verdiği iftar yemeğinde karşılaştık. Aynı masaya ve yan yana düştük. “Ne oldu Olgun Matur işi verdi mi alacağınızı” diye sormasıyla, “Başkan sildik biz o parayı” dedim, bir daha bahsetmedik.
İftar yemeği sonrası gitmeye hazırlanıyorum ki, Nurettin Tursun’un basın danışmanı Okan Dilek telefon ile aradı. Telefonda, “Ağabey seni çıkış kapısının önünde bekliyorum. Senle bir şey görüşeceğim” diyordu. Gittim, elime bir şey tutuşturup, “Başkan Ankara’ya yola çıkıyor. Bunu sana vermem için kendisi bana bıraktı” demez mi?
Belediye’nin ilan faturalarını al cebe at.
Belediye başkanı ikinci kez ödemek zorunda kalsın.
Ben bunu Olgun Matur ile 2010 yılında yaşadım, tehdit ile para talep olayına hiç ama hiç şaşırmadım.
Kim bilir bizim gibi kaç kişi daha var da, “Sadakam olsun” deyip geçmiştir?
Hasbelkader de olsa aynı kurumda o pikaj-montajcı yamağı, ben ise gazeteci-yazar olarak çalışırken, ağabey deyip, o dönemlerde saygı duyduğu birisi olarak kendisine naçizane bir tavsiyem olacak.
Gazetenin sayfalarını yalan dolanlarla ne kadar süslersen süsle. Hiçbir süs EDEP kadar güzel değildir..