Reklam
Reklam

TÜKETİCİ HAKKINI ARIYOR

Tüketici hak ihlalleri ile mücadele eden Tüketici Başvuru Merkezimize şikâyetler gelmeye devam ediyor. Bu şikâyetler arasında sizleri de ilgilendireceğini düşündüğümüz ve bilinçli bir tüketici olmasını istediğimiz insanımıza faydalı ve lüzumlu bilgileri bu köşede sizlerle paylaşıyoruz.

TÜKETİCİ HAKKINI ARIYOR

Tüketici hak ihlalleri ile mücadele eden Tüketici Başvuru Merkezimize şikâyetler gelmeye devam ediyor. Bu şikâyetler arasında sizleri de ilgilendireceğini düşündüğümüz ve bilinçli bir tüketici olmasını istediğimiz insanımıza faydalı ve lüzumlu bilgileri bu köşede sizlerle paylaşıyoruz.

TÜKETİCİ HAKKINI ARIYOR
10 Aralık 2019 - 16:30

Bilinçli tüketici ve bilinçli toplum olma yolunda bir katkımız olursa Tüketici Başvuru Merkezi görevini yapmış demektir.
 
UZMAN EKİBİMİZ
Köşemize destek veren Uzman Ekibimiz’den
-Av. İbrahim Güllü,
-Ferruz Mutlucan,
-Ahmet Turan Çetindere,
-Özgür Bükcüoğlu,
-Mehmet Tulga Düldül,
-Av. Seyfullah Yıldırım,
-Ahmet Saki Mertoğlu’na teşekkür ederiz.
 
SORULARLA TÜKETİCİ HAKLARI
 
Soru               :Fatura adına düzenlenmemiş olmakla birlikte malın kullanıcısı veya hizmetin faydalanıcısı olan tüketici mal veya hizmetle ilgili olarak tüketici hakem heyetine başvurabilir mi?
6502 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3üncü maddesinde “tüketici” ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmış olup, “hareket etmek” ifadesi “edinmeyi, kullanmayı ve yararlanmayı” kapsamaktadır. Bu bağlamda, tüketici hakem heyetlerine “kullanan veya yararlanan” sıfatıyla başvuran tüketicilerin başvurularının değerlendirilmeye alınması gerekmektedir.
Örneğin, Balıkesir’de yaşayan bir babanın Ankara’da üniversitede okuyan 20 yaşındaki kızına, Ankara’da satın almış olduğu akıllı telefonun ayıplı çıkması nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığın çözümü amacıyla kızın Ankara’da işlemin yapıldığı yer hakem heyetine başvurabilmesi mümkündür.
Bununla birlikte, satıcı, sağlayıcı veya icra daireleri ile tüketiciler arasında sorun yaşanmasının önüne geçilmesi amacıyla, “kullanan veya yararlanan” sıfatıyla yapılan başvurular hakkında verilecek tüketici hakem heyeti kararlarında, “fatura başkası adına düzenlenmiş olmakla birlikte başvuru sahibinin kullanan veya yararlanan sıfatıyla tüketici hakem heyetine başvuruda bulunduğunun” belirtilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
 
Soru               :Türkiye’de ikametgâhı bulunmayan T.C. vatandaşları hangi tüketici hakem heyetine hangi usulle başvurabilirler?
Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nin “Başvuru” başlıklı 11 inci maddesinde, tüketici hakem heyetine başvuruların, şahsen veya avukat aracılığıyla; elden, posta yoluyla veya elektronik ortamda e-Devlet kapısı üzerinden Tüketici Bilgi Sistemi ile yapılabileceği düzenlenmiştir.
Bununla birlikte, 6502 sayılı Kanun’un “Karar ve karara itiraz” başlıklı 70 inci maddesinde ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nin “Kararın tebliği” başlıklı 25 inci maddesinde tüketici hakem heyeti kararlarının alındığı tarihten itibaren on iş günü içinde taraflara yazılı olarak ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edileceği hüküm altına alınmıştır.
Türkiye’de ikametgâhı bulunmayan T.C. vatandaşı tüketicilerin, yapılacak tebligatlarda sıkıntı yaşamaması amacıyla, tüketici hakem heyetine Türkiye’de vekâlet vereceği bir avukat aracılığıyla başvuru yapabilecekleri değerlendirilmektedir.
 
Soru               :T.C. kimlik numarası olmayan tüketiciler, tüketici hakem heyetine hangi usullerle başvurabilirler?
T.C. kimlik numarası, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu uyarınca kullanılması zorunlu olan, on bir haneden oluşan ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından T.C. vatandaşlarına verilen tekil bir sayıdır. Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nin “Başvuru” başlıklı 11 inci maddesinde düzenlenen, tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurularda başvuru sahibinin T.C. kimlik numarasının bulunması zorunluluğu T.C. vatandaşları için getirilmiş bir zorunluluktur.
Diğer taraftan, 6502 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır ve bir kişinin adı geçen Kanun kapsamında tüketici olarak kabul edilmesi vatandaşlık şartına bağlanmamıştır. Diğer bir ifade ile Türkiye’de bulunan, T.C. vatandaşı olmayan ve ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden bir kişi de 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici olarak kabul edilebilecektir. Nitekim Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nin “Karar süresi” başlıklı 23 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasında Türkiye’de ikametgahı bulunmayan yabancı uyruklu tüketicilerin uyuşmazlıklarının öncelikle gündeme alınarak sonuçlandırılacağı hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca 5490 sayılı Kanun, Türkiye'de herhangi bir amaçla süreli olarak “yabancılara ait ikamet tezkeresi - ikamet izni, çalışma izni” almış olan yabancılara, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, onbir haneden oluşan “yabancı kimlik numarası” verileceğini hüküm altına almıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, T.C. vatandaşı olmayan kişilerin tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalar nedeniyle, Türkiye’de yaşamış oldukları uyuşmazlıkların çözümü amacıyla tüketici hakem heyetlerine başvurabilecekleri; yabancı kimlik numarası olan kişilerin başvurularında bu numaralarını kullanabilecekleri, yabancı kimlik numarasına sahip olmayan yabancıların da başvurularının kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
 
Soru               :Mirasçılar tarafından tüketici hakem heyetine başvuru nasıl yapılmalıdır?
Bilindiği üzere, mirasçılar tarafından tüketici hakem heyetlerine yapılacak başvurulara ilişkin olarak, 6502 sayılı Kanun’da ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nde herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte, 6502 sayılı Kanun’un “Diğer hükümler” başlıklı 83 üncü maddesi uyarınca, tüketici uyuşmazlıklarının karara bağlanmasına ilişkin olarak 6502 sayılı Kanun’da veya Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nde hüküm bulunmayan hallerde tüketici hakem heyetlerince genel hükümlere başvurulmaktadır.
Mirasın geçmesinin sonuçları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 640 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 4721 sayılı Kanun’un “Miras ortaklığı” başlıklı 640 ıncı maddesinde:
Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği;
Mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri;
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi tarafından miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atanabileceği;
Mirasçılardan her birinin, terekedeki hakların korunmasını isteyebileceği, sağlanan korumadan mirasçıların hepsinin yararlanacağı;
Bir mirasçının ödemeden aciz olması halinde, mirasın açılması üzerine diğer mirasçıların, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilecekleri;
“Mirasçıların sorumluluğu” başlıklı 641 inci maddesinde, mirasçıların, tereke borçlarından müteselsilen sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Yukarıda belirtilen düzenlemeler kapsamında, mirasçılardan birinin tüketici hakem heyetine, terekeyle ilgili bir başvuruda bulunabileceği ancak başvurunun bütün mirasçılar tarafından yürütülmesi gerektiği; bu bağlamda mirasçılardan biri tarafından yapılan başvuruya diğer mirasçılar tarafından, başvuru sırasında onay verilebileceği veya sonrasında katılım sağlanabileceği,
Yapılan başvuruya diğer mirasçıların onay vermemeleri veya katılmamaları halinde terekeye sulh mahkemesi tarafından bir temsilci atanması gerektiği, temsilci atanmaması halinde ise talebin taraf ehliyeti yokluğundan reddedilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
 

TÜKETİCİ GÜNDEMİ
Yargıtay'dan emsal karar! 12 yıl sonra değişti...
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tüketicilerin yüzünü güldüren bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme; gizli ayıp bulunan ürünün değiştirilmesinde firmaların öne sürdüğü zaman aşımı mefhumunun yasaya aykırı olduğuna hükmetti. Emsal kararla birlikte üretimden kaynaklanan gizli ayıp taşıyan ürünler aradan yıllar geçse de yenisiyle değiştirilebilecek.
 
Kararda şu ifadelere yer verildi:
"Yerel Mahkemece, garanti süresi dolduktan sonra ürünün arızalanması hâlinde zaman aşımının işleyip işlemeyeceği konusunda Özel Daire ve Hukuk Genel Kurulunun tüketici lehine kararlarının bulunduğu, buna göre satın alınan maldaki ayıp satıcının ağır kusur veya hilesi ile gizlenmişse zaman aşımı süresinin işleyemeyeceğinin kabul edildiği vurgulanmıştır. Servisin tüketiciyi sonuç alamayacağı tamirlerle oyaladığı durumlarda da aynı uygulamanın söz konusu olduğu, bilirkişinin maldaki ayıbın imalat hatası olup tüketicinin faydalanmasına imkân vermeyen, süreklilik arz eden mahiyette bulunduğu yönündeki tespiti de dikkate alındığında eldeki davada zaman aşımının uygulanamayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir."
 
Kararda; 4077 Sayılı Tüketici Kanunu'nun, tüketicinin ayıp nedeniyle sahip olduğu seçimlik haklara ilişkin zaman aşımı süresini öngören 4/4. maddesi şöyle açıklandı:
"Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zaman aşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zaman aşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zaman aşımı süresinden yararlanılamaz. Ağır kusur veya hile ile ayıbı tüketiciden gizleyen satıcının zaman aşımı süresinden yararlanamayacağı hüküm altına alınmıştır."
 
Tüketici Başvuru Merkezi: Tüketicinin Dostu

Hazırlayan: Av. İbrahim GÜLLÜ


Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum