UÇURUMUN KENARINDA

Abone Ol

Oturduk ekranın başına bir dizi, film izliyor ya da bir video oyunu oynuyoruz. Bir anda hikâye çok heyecanlı yerlere gitmeye başladı. Kafamızda “Şimdi ne olacak?” gibi sorular belirdi. Heyecanın doruk noktasına ulaştığı bir sahne başladı. Karakterlerden birisi “Ben aslında...” diyerek bir cümleye başladı veeeee cümle tamamlanamadan ekran karardı, bitiş jeneriği başladı. “Ne oldu şimdi?”, “Bölüm mü bitti?”, “Burada mı bitirilir ya!” ve benzeri gibi cümleleri kurdurtan bu hikâye numarasına cliffhanger deniyor.

Düştük mü? Kurtulduk mu?

Cliffhanger kelimesinin dilimizdeki karşılığı “uçurumda asılı bırakan” ya da “uçurumda asılı kalmak” gibi anlamlara gelir. Hikâye tam da heyecanlı bir şey olmak üzereyken o uç noktada, o uçurumun kenarında bizi asılı bırakır ve düşecek miyiz yoksa kurtulacak mıyız bilemeyiz. Tek bildiğimiz bir an önce hikâyenin devamını görerek merakımızı tatmin etmeye ihtiyaç duyduğumuzdur.

Her Şey Planlı

Cliffhanger, hikâye anlatımında bilinçli olarak yapılan bir yarım bırakma tekniğidir. Hikâyenin tamamlanmasını bırak aksine en heyecanlı, en merak uyandıran anda kesilir. Amaç izleyiciyi, okuyucuyu, oyuncuyu tutmaktır. “Devamını görmeliyim!”, “Bir bölüm daha!” gibi düşünceler oluşturmaktır. Örneğin, günümüzde “binge watching” olarak adlandırılan, bir şeyleri arka arkaya izleme alışkanlığının temel taşlarından birini cliffhanger’lar oluşturur.

Merak

Merak duygusu insanlar için oldukça güçlü bir motivasyon. Ancak bu duyguyu güçlü bir şekilde, gerçekten uyandırmak o kadar da kolay olmayabiliyor. İyi bir cliffhanger ile kötü bir cliffhanger arasında ince bir çizgi olduğunu düşünüyorum. İyi olanı hikâyenin akışında doğal olarak ortaya çıkar. İnsanı biraz gıcık edebilir ama merak duygusu daha ağır basar. Kötü olanı ise zorlama hissettirir. Merak duygusundan çok “Ne kadar gereksizdi!” gibi düşünceler oluşur. Ayrıca sürekli olarak aynı numarayı kullanarak cliffhanger oluşturmak da bir noktadan sonra insanlarda baygınlık hissine sebep olabilir.