YAPISAL REFORMLARI DERİNLEŞTİRMEK

Abone Ol

Türkiye ekonomisi, dönem dönem yaşanan dalgalanmaları ve küresel gelişmelerin yarattığı baskıları aşmak için sık sık “yapısal reform” kavramına geri dönüyor. Ancak çoğu kez gündeme gelen bu başlık, gerçek kapsamı itibarıyla yalnızca teknik bir ekonomi politikası seti değil; uzun vadeli bir zihniyet değişiminin, devlet kapasitesinin yeniden tasarlanmasının ve toplumsal refahın sürdürülebilir biçimde inşa edilmesinin anahtarı niteliğinde. Bugün Türkiye’nin ekonomik yapısının kırılgan noktaları, yüksek enflasyondan düşük verimliliğe, hukuki güvenlikten kayıt dışılığa kadar pek çok alanı içine alırken; reformları “derinleştirmek” artık tercih değil, bir zorunluluk olarak beliriyor.

Aşağıdaki makale, bu zorunluluğun nedenlerini, Türkiye'nin mevcut yapısal çerçevesindeki sorunları ve derinleşmiş reformların sunabileceği somut çözümleri, gazetecilik üslubuyla, analiz ve yorumlarla birlikte yaklaşık 2,5 sayfa hacminde ele alıyor.

Ekonomide Kırılganlığın Yapısal Kaynağı

Türkiye ekonomisi son 30 yılda dışa açıklığın artması, ihracat kapasitesinin genişlemesi, finansal piyasaların derinleşmesi gibi birçok önemli kazanım elde etti. Ancak aynı dönemde kronikleşen bazı sorunlar, ekonomiyi sık sık “ısınmaya” ve ardından “soğumaya” zorlayan döngüleri başlattı. Yüksek enflasyon, düşük tasarruf oranı, yetersiz kurumsal öngörü, vergi tabanının dar oluşu ve iş gücü verimliliğindeki gerilik, bugün yaşanan pek çok makro sorunun temelinde yer alıyor.

Ekonomistler, Türkiye’nin sorunlarının çoğunun konjonktürel değil, doğrudan yapısal olduğunun altını çiziyor. Örneğin; enflasyonla mücadele yalnızca para politikasının sıkılaşmasıyla mümkün görünse de fiyat gerçekliğini belirleyen üç büyük parametre—beklentiler, üretim yapısındaki ithal girdi bağımlılığı ve bütçe dengesi—tamamen yapısal bir çerçeve içinde şekilleniyor. Başka bir ifadeyle, enflasyonun kalıcı olarak düşmesi, Türkiye’nin ekonomik bünyesindeki kalıcı yaraların iyileştirilmesini gerektiriyor.

Reformların Merkezinde Neler Var?

Türkiye’de yapısal reform dendiğinde genellikle akla gelen ilk başlıklar; yargı, eğitim, işgücü piyasası, kamu maliyesi ve üretim ekonomisi oluyor. Ancak günümüzün küresel ekonomik gerçekliği, bu listeye veri ekonomisinden yeşil dönüşüme, kurumların şeffaf yönetiminden bölgesel kalkınma eşitsizliklerine kadar çok daha geniş bir alan ekliyor.

Bugün reform ihtiyacı en yoğun şekilde beş ana başlıkta toplanıyor:

1) Hukuki Çerçevenin Güçlendirilmesi ve Öngörülebilirlik

Ekonomide güvenin temel şartı, bireylerin ve şirketlerin gelecek hakkında net bir projeksiyon yapabilmesidir. Hukuk sisteminin yavaşlığı, düzenlemelerin sık değişmesi ve bürokratik belirsizlikler, uzun vadeli yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor.

Derinleştirilmiş reform, yalnızca mevzuat değişikliği değil; mahkemelerin etkinliğini artıracak teknolojik dönüşüm, alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının güçlenmesi ve kurumlar arası koordinasyonun şeffaflaştırılması anlamına geliyor.

2) Eğitim ve İşgücü Piyasası Eşleşmesinin Modernizasyonu

Türkiye’nin genç nüfus avantajı, nitelik eksikliği nedeniyle potansiyelini tam kullanamıyor. Sanayi, hizmet ve teknoloji sektörleri arasındaki beceri uyumsuzluğu, işsizliği yapısal bir sorun haline getiriyor.

Buradaki reform ihtiyacı; müfredatın teknoloji ve analitik becerilerle donatılması, mesleki eğitimin sektörlerle entegre edilmesi, yaşam boyu öğrenme modellerinin geliştirilmesi ve kayıt dışı istihdamla etkin mücadele.

3) Kamu Maliyesinde Disiplinin Derinleştirilmesi

Bütçe açığı ve kamu borçlanma gereği, yalnızca bugünü değil geleceği de şekillendiriyor. Vergi sisteminin dar bir tabana dayanması, dolaylı vergilere aşırı yüklenme ve teşvik mekanizmalarının etkinlikten uzak olması, mali yapıda verimsizlik yaratıyor.

Reformların derinleştirilmesi, harcama programlarının etki analiziyle yeniden düzenlenmesini, dijital vergi tabanının genişletilmesini ve kamu yatırımlarında hesap verebilirliği içeriyor.

4) Üretim Ekonomisinin Rekabet Gücünü Artırmak

Türkiye hâlâ yüksek katma değer üretme kapasitesi sınırlı bir ekonomi görünümünde. İhracat kalitesi, teknoloji içeriği ve marka değeri potansiyelin altında.

Bunun için inovasyon ekosisteminin güçlendirilmesi, sanayide yeşil dönüşüm yatırımlarının teşvik edilmesi, KOBİ’lerin dijital dönüşümünün hızlandırılması ve Ar-GE’nin vergi teşvikleriyle desteklenmesi gerekiyor.

5) Kurumsal Yapının İyileştirilmesi ve Şeffaflık

Ekonomide istikrarın temel koşullarından biri, kurumların bağımsızlığı ve hesap verebilirliğidir. Merkez Bankası’ndan düzenleyici kurullara, kamu ihalelerinden devlet teşkilatının dijitalleşmesine kadar geniş bir çerçevede reform ihtiyacı hissediliyor.

Şeffaf veri paylaşımı, politika sonuçlarının düzenli raporlanması ve kurumlar arasında bilgi akışının standardize edilmesi, piyasaların güvenini artıran adımlar arasında.

Neden “Derinleşmiş” Reform?

Türkiye reform kültürüne yabancı değil; 2001 sonrası bankacılık düzenlemeleri, 2010’lu yıllardaki yatırım ortamı iyileştirme paketleri, ulaşım altyapısına yapılan büyük ölçekli yatırımlar bunun örnekleri. Ancak bugünün ihtiyacı yalnızca yeni düzenlemeler değil; mevcut politikaların uygulanma kapasitesinin güçlendirilmesi ve reformların sonuçlarını etkileyen tüm yan unsurların sistemli şekilde ele alınması.

Ekonomistler bu gerekliliği “inkremental değil, bütüncül reform” olarak tanımlıyor. Örneğin, eğitimde yapılan bir müfredat değişikliği işgücü piyasasıyla uyumlu değilse, o reformun makroekonomik katkısı sınırlı kalıyor. Aynı şekilde, kamu maliyesinde disiplin sağlanırken vergi tabanı genişletilmezse, mali sürdürülebilirlik kırılganlığını koruyor.

Derinleşme tam da bu nedenle önemli: Reformları alan bazlı değil, sistem bütünlüğü içinde kurgulamak; birbirini tamamlayan bir dönüşüm seti oluşturmak anlamına geliyor.

Küresel Rekabet ve Yeni Ekonominin Gereklilikleri

Dünya ekonomisi hızla değişiyor. Dijitalleşme, enerji dönüşümü, yapay zekâ temelli üretim modelleri ve sürdürülebilirlik normları, ülkeleri yüksek uyum kapasitesine sahip politikalara zorluyor.

Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmaması, özellikle üç alanda derinleşmiş reforma bağlı:

Dijital ekonomi: Veri yönetimi, siber güvenlik, yapay zekâ regülasyonları ve dijital kamu altyapısı.

Yeşil ekonomi: Karbon nötr hedeflerine uyum, çevresel standartların güncellenmesi, yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanması.

Bölgesel kalkınma: Göç dinamikleri ve şehirlerin ekonomik fonksiyonları dikkate alınarak üretim kümelenmeleri oluşturulması.

Bugün dünya ekonomisinde rekabet gücü yalnızca ucuz iş gücü ya da doğal kaynak üstünlüğüyle değil, etkin kurumlar, öngörülebilir politika setleri ve yüksek katma değer üreten sektörlerle sağlanıyor.

Toplumsal Boyut: Refahın Kalitesini Artırmak

Yapısal reformlar yalnızca makro göstergeleri iyileştirmeyi hedeflemez; yaşam kalitesi, gelir adaleti ve sosyal refah üzerinde de doğrudan etkiler yaratır. Eğitim kalitesinin yükselmesi, istihdamın güçlenmesi, kadınların işgücüne katılımının artması, yoksulluğun kalıcı olarak azaltılması gibi sonuçlar, reformların toplumsal yüzünü oluşturur.

Türkiye gibi genç nüfus ağırlıklı bir ülkede, reformların derinleştirilmesi uzun vadeli refah için bir eşik niteliği taşıyor.

Sonuç: Reform Gecikirse Maliyet Artıyor

Yapısal reformlar ertelendikçe ekonomik dalgalanmalara karşı kırılganlık artıyor, enflasyonla mücadele zorlaşıyor, maliyetler katlanıyor ve yatırım ortamı daralıyor. Reformlar ise zamanında ve bütüncül şekilde uygulandığında, ekonomide kalıcı bir istikrar zemini oluşturuyor.

Bugün Türkiye’nin önünde iki yol var: Kısa vadeli çözümlerle idare etmek veya cesur adımlarla yapısal reform sürecini derinleştirmek. İkinci seçenek yalnızca ekonomik başarı için değil; demokratik kurumların güçlenmesi, toplumsal refahın artması ve ülkenin geleceğe güvenle bakması için zorunlu bir tercih olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin potansiyeli yüksek; ancak bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi, ekonomik mimarinin modernize edilmesi ve yapısal reformların kararlılıkla hayata geçirilmesine bağlı.