Yargıtay, eğitim kurumlarında uzun süredir tartışma konusu olan idareci-öğretmen ilişkilerine dair dikkat çeken bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, öğretmenlere yönelik baskı, dışlama ve itibarsızlaştırma içeren uygulamaların belirli şartlar altında açıkça mobbing sayılacağını ortaya koydu. Kararda, bu tür davranışların sistematik ve kasıtlı olması halinde hukuki sorumluluk doğuracağı vurgulandı. Kararda, öğretmenleri yıldırmaya yönelik uygulamalar ayrıntılı şekilde sıralandı. Branş dışı görevlendirmeler, keyfi ders programları hazırlanması ve öğretmenin pasifize edilerek görevsiz bırakılması gibi uygulamaların psikolojik baskı unsuru olduğu ifade edildi. Bunun yanı sıra sürekli tutanak ve soruşturma tehdidi, mesleki itibarı zedeleyen eleştiriler ile fazla nöbet ve ek ders yükü verilmesi de mobbing kapsamında değerlendirildi.
Yeni dönemin kapısı aralanıyor
Öte yandan, iletişimi kesmeye ve sosyal dışlamaya yönelik davranışların da psikolojik taciz sayılacağı belirtildi. Dilekçelerin işleme alınmaması, resmi duyuruların gizlenmesi, öğretmenlerin WhatsApp gruplarından çıkarılması ve öğretmenler odasında dışlanması gibi uygulamaların da artık hukuki karşılığı olacağı kaydedildi. Yargıtay ayrıca öğretmenlerin öğrenci ve veliler önünde azarlanmasının, mesai saatleri dışında sürekli rahatsız edilmesinin ve özel hayata müdahale edilmesinin de mobbing kapsamında olduğunu vurguladı. Bu tür davranışların öğretmenin hem mesleki itibarına hem de psikolojik bütünlüğüne zarar verdiği ifade edildi. Emsal niteliği taşıyan bu kararla birlikte, eğitim kurumlarında görev yapan idarecilerin yetkilerini kullanırken daha dikkatli olması bekleniyor. Uzmanlara göre karar, öğretmenlerin maruz kaldığı baskı ve dışlama vakalarında hukuki başvuruların artmasına yol açacak. Yargıtay’ın ortaya koyduğu çerçeve, eğitimde çalışma barışının korunması açısından yeni bir dönemin kapısını aralıyor.